ACIBADEM HAYAT www.acibadem.com.tr http://www.acibadem.com.tr/hayat
  • Libya’nın Bangazi şehrinde ailesiyle yaşayan 37 yaşındaki Nadia Abdalla Salem’in hikayesi, 10 yaşındayken bacağında ortaya çıkan bir kistle başladı. Yapılan tetkikler sonucunda kalıtımsal bir hastalık olan ve çok ender görülen “Nörofibromatozis” teşhisi konuldu. Bu hastalığın önemli özelliklerinden biri, vücudun çeşitli yerlerinde, nörofibrom denilen sinirden kaynaklanan tümörler oluşturması. Bu nedenle bacağındaki kist operasyonla alınsa da, sürekli tekrarladığı için birkaç yıl içinde 10 kez ameliyat olmak zorunda kaldı.
     


    Hastalığın bir başka özelliği de kemik, sinir dokuları ile diğer tüm yumuşak dokuları tutması. Bunun sonucunda omurgada eğrilme ile kamburluğa yol açmasının yanı sıra aynı zamanda omurilik zarını incelterek balonlaşmaya ve omur kemiklerine yaptığı baskı ile kemiğin erimesine de neden oluyor. Yıllar operasyonlar ve tedavi süreciyle geçerken, 13-14 yaşlarında omurgasında eğrilik ve kamburluk oluştuğunu fark etti. Yapılan tetkiklerde ‘kifoz’ (kamburluk) ve skolyoz (omurga eğriliği) tespit edildi ve korse tedavisi uygulanmaya başlandı. Ancak genç kadının omurgasındaki eğrilik ve kamburluğun şiddeti her geçen yıl daha da arttı. Öyle ki artık vücutta oluşan deformasyon yüzünden neredeyse iki büklüm duruyor, çektiği ağrılar nedeniyle iki adım yürümekte bile güçlük çekiyordu.
     

    Felç ve ölüm riski nedeniyle ameliyattan kaçınıldı


    Nadia’nın sağlığına yeniden kavuşabilmesi için tek çözüm; ameliyattı. Libya, Mısır ve Tunus’ta doktorlar felç ve ölüm riskinin yüksek olması ve omurilik zarının ameliyat sırasında tamir edilemeyecek şekilde yırtılması riskleri nedeniyle ameliyatı gerçekleştiremeyeceklerini ve kolay kolay hiçbir hekimin de bu riski göze almayacağını söyleyince, genç kadının dünyası adeta bir kez daha karardı. Ancak bir gün, tesadüfen tanıştığı bir hekim aracılığıyla Türkiye’de ameliyat olabileceğini öğrenince, ailesiyle birlikte soluğu Acıbadem Maslak Hastanesi’nde aldı. Genç kadın, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay tarafından uygulanan iki ameliyatın ardından sağlığına yeniden kavuştu.

     

    "Söz konusu bir hayattı, riski göze aldık"


    Operasyonu gerçekleştirerek Nadia nın hayata tekrar tutunmasını sağlayan Acıbadem Maslak Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay, söz konusu bir hayat olduğu için riski göze aldıklarını belirterek operasyon sürecini şöyle anlattı: “Omurilik ameliyatında amaç omurgayı düzeltip, kemiklerin kaynamasını sağlamak. Ancak bu hastalıkta kemikler çok inceldiği ya da yok olduğu için omurlar arasına vida gibi enstrüman yerleştirmede ciddi sorunlar yaşanıyor ve kemikler çok zor kaynıyor. Bu hastalığın neden olduğu bir başka önemli problem de omurilik zarında zayıflık oluşturması. Zarın çok incelmesi nedeniyle operasyon sırasında en küçük bir dokunmayla bile delinebiliyor. Bunun sonucunda zardan omurilik sıvısı akıntısı oluşabiliyor ve incelmiş zarın tamiri neredeyse imkansız hale gelebiliyor. Akıntı durmadığı takdirde hastada menenjite kadar gidebilen çok ciddi tablolar oluşabiliyor. Bu sorunlar nedeniyle de bu tür ameliyatlar çok komplike ve riskli oluyor.”


    Nadia’nın tedavisi çok ihmal edilmiş bir hasta olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay sözlerine şöyle devam etti “Hastayı bize getiren en önemli sorunlardan biri, hem ağır kifoz,(kamburluk) hem de skolyoz (omurga eğriliği) nedeniyle yaşantısını adeta çekilmez hale getiren ağrılarıydı. Bel bölgesinde incelen omurilik zarındaki genişlemeler nedeniyle kemik tamamen deforme olmuş, hatta omurilik karın içine doğru yer değiştirmişti. Bel bölgesindeki kemiklerin tamamen erozyona uğraması nedeniyle omurga anatomisinin bozulması bu bölgede omurgayı tutacak ve düzeltecek vida, çengel gibi enstrümanların kullanılmasını imkansız hale getirmişti. Ayrıcahastanın kemik yapının son derece ince olması, bu hastalığa özgü kemik kaynamasının son derece zor olması ve hastanınerişkin olması ameliyatın başarı şansını azaltan ve komplikasyon riskini arttıran diğer unsurlardı. Ancak yine de riski göze almak gerekiyordu, çünkü ameliyat olmazsa kifozun derecesi artacağı için hasta artık yürüyemez hale gelecekti. Hem omurga eğriliği hem de kifoz nedeniyle karın kısmı artık iyice daraldığı için kaburgaları leğen kemiğine dayanacaktı. Bu hem ağrı yapacaktı, hem de karın da küçüldüğü için hastada ciddi nefes ve mide problemleri ortaya çıkacaktı.” Tüm bu yan etkiler nedeniyle hastanın hayatı erken yaşta tehlikeye girebilecekti.


    Kadavra kemikleriyle omurları sabitleştirildi


    Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay, operasyonun nasıl gerçekleştirdiğini şöyle anlattı: “Öncelikle nadir görülen ve tedavisi güç olan bir hastalık olduğu için ne yapılması gerektiğini ABD ve diğer ülkelerdeki işbirliğinde olduğumuz önemli omurga merkezlerindeki meslektaşlarımızla tartıştık ve ameliyatı planladık. Sırt ve belden yaptığımız ilk operasyonda hastaya 4 adet çubuğu özel bir teknikle taktık ve eğrilikleri düzelttik. Ardından içinde kemiklerin iyileşmesini ve birbirlerine kaynaşmasını sağlamak için büyüme hormonları da içeren kemik materyaller ile füzyon işlemini uyguladık. Bir hafta sonra gerçekleştirdiğimiz 2. operayonda bu kez karın bölgesinden hastanın omurgasını açtık. Kemiklerin daha fazla çökmesini ve sırt bölgesine yerleştirdiğimiz çubukların kırılmasını önlemek, ayrıca sadece arka bölgeden değil, önden de kaynamayı sağlamak için bel bölgesine kadavra kemikleri koyduk.Ayrıca bel omurlarının arasına parça kemikler yerleştirerek buradan da kaynamayı hızlandırmak için tedbir aldık.
     


    Prof. Dr. Ahmet Alanay, operasyonda kullandıkları kadavra kemiği ile ilgili şu bilgileri verdi:
    • Omurgada füzyon sağlamak için dışarıdan kemik eklemek gerekiyor. Bundan 20 yıl önce kişinin kendi kemiklerini kullanıyorduk. Ancak daha sonra “allograft” denilen ve ölüden hazırlanan kemikler kullanılmaya başlandı.
    • Bu ameliyatta 2 türlü kadavra kemiğinden faydalandık. Bir tanesi kemik büyüme hormonları ile zenginleştirilmiş yumuşak kemikler. Arkadan yaptığımız ameliyatta bunlardan faydalandık. Bu kemikler normal kadavra kemiklerine göre daha hızlı ve yüksek oranda kaynıyor.
    • İkincisi önden destek için kullandığımız, yine kadavradan sağlanan ve bizim “payanda” dediğimiz destek görevini sağlayacak sert ve uzun kemikler. Bu kemiklerde kadavranın fibula (baldır kemiği) denen kemikten alındı.
    • Yapay madde olarak kadavra kemiğinin yerine geçen kalsiyum fosfat granül dediğimiz sentetik kemikten yararlanmadık. Çünkü kadavra kemiği daha biyolojik ve kaynama oranı daha yüksek.
    • Kemiği koyacağımız hastaya kullanacağımız kemiği söylüyoruz. Ancak hasta hiç bir şekilde hangi kadavranın kemiğinin kullanıldığını bilmiyor. Aynı şekilde bizde bilmiyoruz.
    • Eğer istersek firma bize kadavra ile ilgili bilgileri verebiliyor. Hatta bir firmanın hazırladığı graftlerin kutusundan bağışı yapan kişiye saygı-dua için bilgileri ve hikayesini anlatan bir kağıt çıkmaya başladı. Bu greftlerin hepsi yabancı firmalardan ve çoğunluğu ABD den geliyor.
    Artık ben de yuva kurabilirim
    Operasyon sonrasında adeta yeniden doğduğunu söyleyen 37 yaşındaki Nadia, mutluluğunu şöyle dile getirdi: “Omurga eğriliği ve kamburluğum nedeniyle hayattan kopmuştum. Giydiğim hiçbir şey yakışmıyordu, vücudumdaki deformasyon nedeniyle aynalara küsmüştüm. Daha da kötüsü, en ufak bir şey yapmaya kalksam yorulduğum için kendimi yatağa atıyordum. Şiddetli ağrılarım nedeniyle değil günlük işlerimi yapmak, bir iki adım bile atamaz hala gelmiştim. Doktorlar, “ameliyat olsan da iyileşemeyeceksin, omurgan daha çok zarar görecek. Üstelik felç ve ölüm riski de çok yüksek” diyerek beni ameliyat etmediler. Tam hayattan ümidi kesmişken geçirdiğim operasyonla sağlığıma yeniden kavuştum. Şimdi çok mutluyum. Artık ben de evlenebilir ve yıllardır özlemini kurduğum bir yuvaya sahip olabilirim.”
     


    Paylaş
En Çok Görüntülenen Bilgiler