ACIBADEM HAYAT www.acibadem.com.tr http://www.acibadem.com.tr/hayat
  • Kornea (saydam tabaka) ve göz kuruluğu

    Kornea gözün en ön tabakasıdır. Aslında dış ortamla ilk temas kuran göz tabakası korneayı kaplayan “gözyaşı”dır. Gözyaşı tabakası özellikle 40-50 yaşlarından itibaren eski özelliğini kaybetmeye başlar. Bunu daha çok menopoz dönemindeki kadınlar hisseder. Çünkü gözyaşının bazı tabakalarını üreten salgı bezleri hormonların etkisi altındadır. Hormonal değişimler bu bezleri etkiler ve göz kuruluğu daha sık görülür. Hipertansiyon, depresyon ve alerji ilaçları gibi bazı ilaçlar da farklı mekanizmalar yoluyla göz kuruluğunu artırabilir. Bilgisayarın sık kullanımı ise göz kırpma sayısını azaltarak göz kuruluğuna neden olabilir.

     

    Göz kuruluğunun en sık bulguları gözlerde batma, yanma, kaşınma ve yabancı cisim hissidir. Tedavisi genellikle gözyaşı damlalarıdır. Yetersiz kaldığı durumlarda anti-enflamatuar damlalar, gözyaşı jelleri veya gözyaşı kanal tıkaçları gibi çözümler mevcuttur. Korneada sık görülen diğer yaşlılık bulguları da korneanın dış çevresinde beyazlaşmaya neden olan “yaşlılık halkası (arcus senilis)” ve gözün beyaz kısmından korneaya doğru uzanan “kuş kanadı (pterjiyum)”dır. Bu iki durum da uzun süreli olarak güneşin zararlı UV ışınlarına maruz kalınması sonucu oluşur.

     

    Göz kuruluğunu önlemenin ve geciktirmenin en kolay yolu UV blokajı güvenilir güneş gözlükleri kullanmaktır. Yaşlılık halkası için genellikle tedavi gerekmez ancak kuş kanadı kornea tabakasına ilerlediğinde cerrahi müdahale gerekebilir.


  • Lens (göz merceği) ve katarakt

    Lens genç yaşlarda daha esnek olduğundan kolaylıkla uzak ve yakın cisimleri net görebilir. Ancak 40'lı yaşlarda belirgin olarak uyum esnekliği azaldığından yakını görmekte zorlanmaya başlanır ve yakın gözlüklerine ihtiyaç duyulur. Buna “presbiyopi” adı verilir.

     

    Günümüzde presbiyopi tedavisinde yakın gözlüklerinin yerine uzak ve yakın görüşü birlikte sağlayabilen kontakt lensler uygulanır. Cerrahi tedavisi ise henüz başlangıç dönemindedir ve farklı tedaviler geliştirilmeye devam eder. Lensin esnekliği ve saydamlığı azaldığında görme de azalmaya başlar. Buna katarakt adı verilir. Tedavisi ise ameliyattır. Katarakt cerrahisi en yaygın ve başarılı olarak “fakoemulsifikasyon” yöntemleriyle gerçekleştirilir. Ameliyatın sonunda göze yapay bir mercek konur. Küçük deliklerden yapılabilmesi sayesinde iyileşme önemli ölçüde hızlanır. Katarakt cerrahisinde son yıllarda gerçekleşen en önemli gelişme, uzak ve yakını bir arada görmeyi sağlayan yapay mercekler olmuştur. Bu merceklerle ameliyat sonrasında büyük oranda gözlüğe ihtiyaç duymadan günlük hayata devam edilebilir. Ameliyat öncesinde gözün bu tür merceklere uygun olup olmadığının detaylı değerlendirilmesi ile uygun adayların saptanması gerekir.


  • Görme siniri (optik sinir) ve glokom

    Glokom görme siniri hastalığıdır. Tedavisi esas olarak göz içi basıncını azaltmaya dayalıdır. En önemli risk faktörlerinden birisinin yüksek göz içi sıvı basıncı olması nedeniyle “göz tansiyonu” hastalığı olarak da anılır. En sık görülen türleri maalesef en sessiz seyreden ve en geç bulgu verenlerdir. Görülme sıklığı 40 yaşından sonra giderek artar. Bu yüzden yılda bir düzenli göz muayenesi olmak gerekir.

     

    Gözde kızarıklık, ağrı ve bulanık görme bulgular arasında yer alır. Genellikle muayene sırasında tesadüfen farkedilir ve bu durumda ilerlemiş olabilir. Tedavi hastalığın seyrini durdurmayı ve sinir kaybını engellemeyi amaçlar. Kaybedilmiş olan sinir hücrelerinin telafisi mümkün değildir. Göz içi basıncını düşüren göz damlaları tedavi yöntemlerinden birisidir. Damlalarla tedavisi mümkün olmayan glokom türlerinde cerrahi seçenekler de uygulanır. İleri yaşlarda görülen diğer bir hastalıkta “görme felci”dir. Bu hastalık ani ve ciddi görme kaybı ile ortaya çıkar. Risk faktörleri, vücutta damar sağlığını bozan hipertansiyon, şeker hastalığı, sigara kullanımı ve yüksek kolesterl seviyeleridir. Bazı kişilerde görme siniri anatomik olarak yatkınlık sağlar. Bu hastalığın görülmesi aslında vücutta damar sağlığının genel olarak uygunsuz olduğunu ve mevcut risk faktörlerinin akılcı olarak kontrol altına alınmasını öğütler. Bu hastalığa benzer gözü ve kasları kontrol ettiren sinirlerin felci aynı risk faktörleriyle beraber ileri yaşlarda daha sık görülür. Böyle bir durumla karşılaşan kişi de başlayan çift görme hikayesi mevcuttur. Tedavi ve yaklaşım genellikle benzer olup, hastanın damar sağlığını iyileştirmeye dönük önlemler yer alır.


  • Retina ve sarı nokta hastalığı

    Ağ tabakanın önünde bulunan jel kıvamındaki göz içi “vitreus” sıvısı 50'li yaşlardan itibaren daha akışkan hale gelir ve retinadan ayrılmaya başlar. Bu aşamada gözde aniden ortaya çıkan ışık çakmaları, uçuşmalar gibi şikayetler olur. Bu duruma tıpta “arka vitreus dekolmanı (göz içi sıvının yapıştığı ağ tabakadan ayrılması)” adı verilir. Fizyolojik bir durum olan arka vitre dekolmanı sıklığı yaşla birlikte artar. 70 yaş üzeri hastaların  yüzde 63'ünde mevcuttur. Bu durum tek başına tedavi gerektiren bir durum değildir. Ancak arka vitre dekolmanı gelişirken yüzde 10-15 oranında ağ tabakada yırtık oluşabilir. Ağ tabaka yırtıkları zamanında yakalanırsa lazerle kolaylıkla tedavi edilebilir. Bazı yırtıklar ağ tabakanın ayrılması (retina dekolmanı) açısından risk yaratabilir. Bu nedenle gözde uçuşmalar, ışık çakmaları olan kişilerin doktora başvurması gerekir. Benzer bir durum göze darbe gelmesiyle de ortaya çıkabilir.

     

    Halk arasında 'sarı nokta hastalığı' olarak bilinen 'yaşlılığa bağlı maküla dejenerasyonu' da yaşla artan bir rahatsızlıktır. Sarı nokta hastalığı ilerleyen yaşla birlike daha sık görülür. Gelişmiş toplumlarda 50 yaş üzeri görme kaybının en sık nedenidir.

     

    Sarı nokta hastalığı 'kuru (istenmeyen yeni damarların gelişmediği) tip' ve 'yaş (istenmeyen damarların geliştiği) tip' olarak iki ana gruba ayrılır. Kuru tip sarı nokta tedavisinde E ve C vitaminleri, çinko, bakır gibi anti-oksidan mineralleri içeren özel vitamin-mineral hapları da kullanılır. Bu tedaviyle hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir. Yaş tip sarı nokta hastalığında ise istenmeyen damarları gerileten göz içi ilaç enjeksiyonları etkili bir tedavi yöntemi olabilir. Her iki tür sarı nokta hastalığını önlemek için dengeli ve sağlıklı beslenme, sigaradan uzak yaşam, UV'den korunmak için güneş gözlüğü takılması önerilir.