Grup Şirketleri | Kurumsal | English | For International Patients



Türkiye’de her yıl yaklaşık olarak 300 bin kişi kalp ve damar hastalıkları nedeniyle kaybediliyor.

  

Sağlık Konuları > Genel Sağlık

Sporcular ve doktorlar anlatıyor: Korkutan sakatlıklar

Adrenalin, efor, mücadele, kazanma hırsı, madalya vs... Spor denince aklımıza en çok bu kelimeler geliyor. Ancak hayranlıkla izlediğimiz ve başarılarıyla gururlandığımız sporcular hem bu başarı için çok emek sarf ediyorlar, hem yaşamlarını disiplinli bir şekilde sürdürüyorlar, hem de çeşitli sakatlık riskleri taşıyorlar. Üstelik özel hayatları da sürekli izleniyor. Hatta sakatlık konusunda, kimi zaman profesyonel olmamakla dahi suçlanıyorlar. İzleyiciler olarak konuya, bilginin gücüyle vakıf olmak ve yorumlarımızı buna göre yapmak için, “Sporcular nasıl sakatlanır, bunlar önlenebilir mi, hangi sporda ne tür sakatlıklar yaşanır, profesyonel bir sporcu nasıl olmalı, sakatlıkla uğraşan ekiplerin donanımı yeterli mi?” gibi sorulara yanıtlar aramalıyız. Bunun için de sorularımızı, “Sporcu sağlığı konusunda tek merkezden hizmet” anlayışıyla oluşturulan Acıbadem Fulya Hastanesi Sporcu Sağlığı Merkezi Ortopedi Sorumlusu Prof. Dr. Ömer Faruk Taşer’e yönelttik.

Hangi spor branşında, ne tür sakatlık riskleri bulunuyor?
Sporcu popülasyonunda, normal popülasyona oranla sakatlıklar biraz daha sık görülüyor. Çünkü vücudun her bölgesi, özellikle yapılan spora özgü olarak daha fazla kullanılıyor. Sporcularda ilk sırada, darbelere bağlı sakatlıkların ortaya çıkması söz konusu oluyor. Beklenmeyen bir basma pozisyonu ya da bir hareket, ters yönden gelen bir darbe sakatlığa yol açabiliyor. Sporcu sakatlıklarını, normal popülasyondaki sakatlıklardan ayıran en önemli farklardan biri de, aşırı kullanım sakatlığı oluyor. Aynı hareketi defalarca yaptıkları için adalede ve tendonda bazı yıpranmalar söz konusu olabiliyor. Dolayısıyla sporcu sakatlıklarını darbelere ve aşırı kullanıma bağlı sakatlıklar olarak iki ayrı grupta topluyoruz. Özellikle aşırı kullanım sakatlıkları, yapılan spora göre değişiklik gösteriyor. Örneğin futbolda daha çok alt uzuvlara ait sakatlıklar ön plana çıkarken; voleybol, basketbol gibi sporlarda üst ekstremiteyle ilgili (kol, omuz, bilek, parmak vs.) sakatlıklar ortaya çıkıyor. Halter ve güreş gibi vücudumuzun farklı bölgelerinin kullanımını içeren sporlarda ise gövdeye (kalça ve kasıklara) ait sakatlıklar görülüyor. Dolayısıyla bu denli profesyonelleşen günümüz spor branşlarında birçok sakatlık, direkt olarak bazı spor tiplerine özgü bir hal almaya başladı.
Örneğin voleybolda omuz ve omzun belli bölgelerindeki sakatlıklar daha da ön plana çıkıyor. Aynı şekilde futbolda da benzer durumlar yaşanıyor. Eskiden futbolcu sakatlığı denilince akla sadece menisküs yırtığı ve bağ yırtığı geliyordu. Bugün stres kırığından kasık fıtığına, değişik küçük eklemlerin çıkıklarından kemikle ilgili problemlere kadar çok değişik bir yelpaze karşımıza çıkıyor.

SEZON ÖNCESİ KONTROL ŞART
Sakatlıkları önlemek mümkün mü?
Sakatlıkların arttığı profesyonel sporlarda, sakatlıklardan daha çok bunların önlenmesi konuşuluyor. Bu nedenle, her sporcunun vücudunu çok iyi tanıması, bilmesi gerekiyor. Bu noktada tıp, tüm dallarıyla devreye giriyor. Sporcu sakatlıkları, genel olarak toplumda görülen “şu bölgenin sakatlığı, rahatsızlığı” gibi tek bir uzmanlık alanını ilgilendiren değil, çok değişik uzmanların beraber ilgilendiği bir alan haline geldi. Çünkü biliyoruz ki herhangi bir sporcuda sakatlık olması demek, o sporcunun birkaç haftadan başlayıp birkaç aya varabilen sürelerle takımından uzak kalması anlamına geliyor. İşin maliyetini düşündüğünüzde, bu kulüpler açısından da çok ciddi ekonomik kayıp anlamına geliyor. Günümüzde sporcu sakatlıklarının önlenmesi için; ortopedistler, fizik tedavi uzmanları, spor hekimleri ve diğer ilgili bütün uzmanlık alanlarının yanında, masörler, fizyoterapistler, osteopatlar bir arada, el birliği ile çalışıyorlar. Yani bir sporcunun yürüyüşündeki bir bozukluğun, onda 3 ay sonra bir stres kırığına ya da bir adale yetmezliğine yol açabileceğini bugün biliyoruz. Özellikle sezon başı kontrollerinde, doğru basmadan ekstremitenin doğru kullanımına dek birçok faktörden emin olmamız gerekiyor. Tüm bunların kontrolünü mutlaka sezon başında ve içinde belli aralarla takip etmemiz gerekiyor.

Spor kulüplerine ve sporcuya düşen görevler neler?
Günümüzde birçok branşta her kulüp artık yavaş yavaş bir sağlık kurulu oluşturmaya başladı. Bu sağlık kurulunda, bir doktorun yanı sıra fizyoterapist, masör gibi yardımcı branşlar da yer alıyor. Sporcu sağlığındaki en önemli faktörlerden biri, düzenli kontroller. Yani sakatlık olmasa da o sporcunun performansının ve vücut pozisyonlarının belli periyotlarla mutlaka kontrolden geçirilmesi gerekiyor. Sporcunun mümkün olduğu kadar hep aynı kişiler tarafından kontrol edilmesi her sporcunun dosyası olması anlamına geliyor. Bir sporcunun sağlık dosyası olduğu zaman, sağlık ekibi değişse bile, o sporcuya ait eski bilgilerden hareketle sporcunun yeni durumu hakkında doğru bir yaklaşımda bulunma şansı olabiliyor. Sporcuya düşen en büyük görev ise; kendi vücudunu tanıması ve vücudunun limitleri doğrultusunda hareket etmeyi öğrenmesi. Yani vücudunun onun hayatını kazanmadaki sermayesi olduğu bilinciyle, sporcunun vücuduna saygı göstermeyi öğrenmesi gerekiyor. Saygı göstermek sadece müsabaka sahasına çıkıp elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmak değil; vücudunu, gerek mental olarak gerek fiziksel olarak hazırlamak olarak algılanması anlamına geliyor. Beslenmesinden uykusuna, sosyal yaşamından spor yaşamına kadar her şeyi kontrol altında tutması, gerekli yerlerden bunun için tıbbi destek alması gerekiyor.

KADIN SPORCULAR DAHA DİKKATLİ
Bu açıdan kadın ve erkek sporcular arasında bir fark var mı?
Günümüzde, özellikle profesyonel sporcular birçok şeyi öğrenmiş durumdalar. Ama tabii ki, hala bayanlarla erkekler arasında birtakım farklılıklar söz konusu olabiliyor. Bu sübjektif bir gözlem ama gerçekten kadın sporcular, birçok konuda erkek meslektaşlarına göre daha dikkatliler. Yaptıkları sporu en iyi ve en verimli şekilde yapabilmek için vücutlarına daha saygılı davranıyorlar.

Sakatlanan sporcunun psikolojisi nasıl oluyor?
Sakatlanan sporcunun psikolojisindeki en önemli faktörlerden birini, “Ben ne zaman tekrar sahaya dönebilirim?” sorusunun doğru cevaplandırılması oluşturuyor. Burada beklentileri ne çok yüksek tutmak ne de gereğinden önemsiz hale getirmek gerekiyor. Öncelikle yapılacak ilk şey; doğru tanı konması ve doğru tedaviyle sporcunun ne zaman sahalara döneceği yönünde doğru bilginin verilmesi. Daha sonra o bilgi akışı çerçevesinde, sporcuya bazen psikolojik destek de verilebiliyor. Sporcunun düşündüğünden çok daha uzun sürebilecek bir sakatlık söz konusu olduğunda, gerek sporcuyu gerek çevresini bu duruma hazırlamak gerekiyor. Profesyonel bir sporcu sakatlandığında sadece sporcunun psikolojisi değil, yakın çevresinin psikolojisi de çok önem taşıyor. Sporcuya aile çevresinden, takımdan, medyadan ve seyirciden gelen baskıları da göz önünde tutmak gerekiyor. Hem sporcuya destek verilmeli hem de çevreyi, medya yoluyla bilgilendirmek ve sporcuyu yanlış yönlendirmemelerini sağlamak çok önemli. Bu da sağlık ekiplerinde psikolojik destek verecek bir uzman olmasının ne kadar önemli olduğunun açık bir göstergesi oluyor.

“Eskiden 1-2 yıl süren sakatlıklar, 3-4 aya kadar indi”
Acıbadem Fulya Hastanesi Ortopedi ekibinden Dr. Sarper Çetinkaya diyor ki: “Spor branşları içinde en sık hizmet verdiğimiz sporcu grubunu futbolcular oluşturuyor. Basketbol ve voleybolculara da hizmet veriyoruz ancak futbol bu branşların başında yer alıyor. Futbolda dizde çapraz bağ yaralanmaları ve menisküs yaralanmaları sıkça görülüyor. Onu takiben kıkırdak hasarları ve yaralanmalarıyla da sık karşılaşıyoruz. Yine ayak bileği sakatlıkları, kas, baldır ve uyluk adalelerinde yırtılmalar, ayrıca kasık fıtığı ya da zorlayıcı çekmeler sonucu yaşanan tahribat ve ödem tedavileri de
yapıyoruz. Sevindirici gelişme şu ki; spor yaralanmalarında eskiden 1-2 yıl süren ya da futbol hayatını bitiren sakatlıklar, günümüz teknolojisiyle 3-4 ayda tedavi edilebilir hale geldi.”

SPORCULAR ANLATIYOR

Sercan Yıldırım / Bursaspor ve Milli Takım Futbolcusu
“Fiziksel sağlığımız kadar psikolojik durumumuzda çok önemli”
Başarılı futbolcu Sercan Yıldırım, yaşadığı sakatlıklar sonucu tekrar sahalara dönebilmesinde genç yaşının ve kuvvetli yapısının etkili olduğunu söylüyor: “Yaşadığım en ciddi sakatlık sol dizimdeki çapraz bağ kopmasıydı. Bir pozisyonda, kale sahasında kaleciye çarpmamak için üstünden atladım ve ters bir hareketle yere düştüm. Ama o an bir sorun olduğunu anladım. Sakatlığım döneminde büyük acılar çektim. İyileşme sürecim ise 6-6.5 ay sürdü. Yaklaşık bir sene sonra aynı
dizde, bu kez menisküsüm yırtıldı. O sakatlığımda da ters bir hareket yaptım ve topuğum sabit kalırken, dizim döndü. Menisküs ameliyatımı, Acıbadem Bakırköy Hastanesi’nde Prof. Dr. Ömer Faruk Taşer yaptı. Bu sakatlığı geçirdiğimde 16 yaşındaydım. Yaşımın küçük olması benim için büyük bir avantaj sağladı. Kuvvetli yapım ve yaşım sayesinde kısa sürede iyileştim. Bunun dışında üst ve arka adalelerimden de sakatlandım. Ama şu ana dek menisküs dışında hiçbir müdahale geçirmedim. Bu sakatlıkların ardından daha dikkatli olmaya çalıştım. Örneğin, çapraz bağ sakatlığımda üst adalemin güçsüz olduğunu anladım. Bunu gidermek için adalemi daha çok çalıştırmam gerekiyordu. Ancak yalnız üst değil, tüm adalelerimi çalıştırdım, güçlendirdim. Ayrıca düşmeler konusunda da daha dikkatliyim. Bu sayede kendimi sakatlıklara karşı korumaya çalışıyorum.Biz sporcular, sağlığımızı korumak için çok çalışmalıyız. Yediğimize, içtiğimize ve elbette uykumuza dikkat etmemiz şart! Vaktinde alınan uyku vücudu dinlendiriyor. Vücudun kuvvetlenmesi için düzenli olarak fitness yapmak da gerekiyor. Ancak bazı futbolcular düzenli çalıştığını sansa da, birtakım yanlışlar yapıyorlar. Bu nedenle fitness konusunda profesyonel bir eğitmenden destek almak gerekiyor. Beden sağlığı kadar psikolojik rahatlık da oldukça önemli. Örneğin maçtan önce yaşadığınız bir tartışma psikolojinizin bozulmasına neden olabiliyor ve bu maçtaki performansınıza etki edebiliyor.”

Natasa Osmokrovic / Fenerbahçe Acıbadem Voleybol Takımı Smaçörü
“Profesyonel sporcuysanız sakatlıklara hazırlıklı olmanız gerekiyor”
Dünyanın farklı ülkelerinde forma giyen, birçok başarıya imza atan bir voleybolcu Natasa Osmokrovic. 24 yıllık spor hayatında birçok ciddi sakatlık geçiren Osmokrovic’in yaşadıkları herkese örnek olacak türden hikayeler: “Her ne kadar voleybola 10 yaşında başlamış olsam da, 11 yaşına kadar sporun diğer dallarıyla da yakından ilgilendim. En çok voleybolu sevmiş olacağım ki, 24 yıl geride kaldı... İlk bakışta sporcu olmak güzel, ancak türlü zorlukları da içinde barındırıyor. Eğer profesyonel bir sporcuysanız sakatlıklara hazırlıklı olmanız gerekiyor. Ne de olsa, bu da işinizin bir parçası. Voleybolda ilk ciddi sakatlığımı 14 yaşında, ayak bileklerimde yaşadım. Zaman içinde, özel çalışmalarla bunun üstesinden geldim. A takımına yükseldiğim ilk yıllarda ise sırtımda bir problem oluştu. Dr. Stanislav Peharec’in yoğun çabalarıyla bu sakatlığı atlattım.
Kuşkusuz 19 yaşımda, sağ ve sol tibia kemiklerimde meydana gelen stres kırıkları beni en çok üzen ve zorlayan sakatlığımdı. İki yıl boyunca voleyboldan uzak kalmama neden olan bu sakatlığın beni spordan koparacağını düşünerek çok korktum. Ama ailemin de desteğiyle voleybola eskisinden daha güçlü döndüm. Profesyonel kariyerim boyunca bir kez, sol dizimdeki menisküs nedeniyle ameliyat oldum. 2005’te geçirdiğim bu ameliyattan iki ay sonra yeniden oynamaya başladım. Zaman zaman omzumdan kaynaklanan bazı sıkıntılar yaşasam da, bu durumu ameliyatsız atlatmayı öğrendiğimi söyleyebilirim. Profesyonel sporcu için antrenman ve beslenmenin yanı sıra en önemli şeylerin başında; işini bilen, güvenilir bir doktorunuz olması geliyor. Bunun Fenerbahçe Spor Kulübü çatısı altında Fenerbahçe Acıbadem için zor olmadığını tahmin edebilirsiniz.”

Ali Tandoğan / Bursaspor Futbolcusu
“Futbolcular kendilerine bakmalı!”
Bursaspor’un başarılı ortasaha oyuncusu Ali Tandoğan, bir futbolcunun sakatlıkla mücadelede en önemli silahının, vücudunu tanımak olduğunu söylüyor: “Futbolcuların kendine bakması gerekiyor. Bu anlamda en önemli konu da, günlük yaşantının düzenli olması. İlk olarak beslenmede öğünlerin atlanmaması; sabah kahvaltısı ve öğle yemeğinin düzenli yenmesi gerekiyor. Antrenman sonrası ve maç öncesi de ara öğünler ihmal edilmemeli. Düzenli ve sağlıklı beslenmek bizim sağlığımız ve kondisyonumuz için şart. İyi beslenmeyen futbolcunun sakatlanma riski yüksek oluyor. Ayrıca yeterince su içmesi de gerekiyor. Çünkü bu sayede vücudun kendini toparlaması çabuklaşıyor. Dinlenmek de son derece önemli. Maç sonrası bir günlük iznimizin ardından, sonraki hafta oynayacağımız maça zihnen ve bedenen hazırlanmaya başlamamız gerekiyor. Özellikle de antrenman dışında kalan zamanları evde dinlenerek geçirmeliyiz. Ama bunu evden dışarı çıkmamak anlamında söylemiyorum. Elbette ara sıra dışarı da çıkıp, arkadaşlarımızla buluşmalıyız. Sonuçta, psikolojik olarak da rahatlamak gerekiyor.Kendi adıma, vücudumu çok iyi tanıdığımı söyleyebilirim. Eğer antrenmanda kendimi kötü hissedersem, çalışmayı bırakıyorum. Çünkü bir ağrım olur ve üzerine gidersem daha ciddi sorunlara, hatta sakatlıklara neden olacağını biliyorum. Sporcuların kuvvetli olması da gerekiyor. Bu nedenle kuvvet antrenmanlarının aksatılmaması, fizik gücününün artırılması gerekiyor. Kendini bu anlamda geliştiren bir futbolcunun sakatlanma riskinin az olacağını düşünüyorum.Şimdiye dek bir kez, elimde oluşan kırık nedeniyle Acıbadem Kadıköy Hastanesi’nde ameliyat oldum. Bir antrenman sırasında ben şut atarken takım arkadaşımın müdahalesiyle sağ el işaret parmağım üzerine düştüm ve elimi kırdım. Darbeye bağlı bu sakatlık dışında da, herhangi bir ameliyat geçirmedim.”

Simao Sabrosa / Beşiktaş ve Portekiz Milli Takım Futbolcusu
“Kuvvetli olursanız ayakta kalır, sakatlanmazsınız”
Beşiktaş’ın devre arasında Atletico Madrid’den transfer ettiği yeni futbolcusu Simao Sabrosa, kendinde gördüğü eksiklikleri tamamlayarak sakatlıklardan korunmaya çalıştığını söylüyor: “2001 yılında geçirdiğim sakatlık sonucu, iç yan bağlarım koptu. Her futbolcunun yaşadığı gibi, çok sıkıntılı bir süreç geçirdim. Ancak yaşadığım sakatlığa rağmen çok profesyonel bir ekiple çalıştığım için oldukça şanslıydım. Fizyoterapistim çok iyiydi. Dört ay kadar kısa bir süre sonra tamamen iyileştim ve futbola geri döndüm. Bugüne bakarsak, sakatlanmaktan korkmuyorum ve futbol oynarken bunu hiç düşünmüyorum. Sakatlık yaşamamak için çok çalışıyorum. Sahada yaptığımız antrenman sonrası hemen salona gidip eksiklerimi tamamlıyorum. Çünkü sakatlanmamak için kuvvetli olmalıyım. Vücudumun tüm bölgelerinin kuvvetli olması için de daha fazla çalışmak zorunda olduğumu biliyorum. Bunun için eksiklerimi tamamlamam gerekiyor. Kuvvetli olursanız ayakta kalır,
sakatlanmasınız.”

İpek Şenoğlu / Milli Tenisçi
“Sağlık sporcu için birinci öncelik”
Grand Slam oynayan ve dünya sıralamasında ilk 100’e giren ilk Türk tenisçi İpek Şenoğlu da sağlığın sporcu için birinci öncelik olduğunu düşünüyor: “Birçok profesyonel sporcu gibi, ben de spor hayatımda önemli sakatlıklar yaşadım. Bunlardan iki tanesi ciddiydi. Omzumdan ve dizimden iki ameliyat geçirdim. Her ikisinden sonra da eski formuma dönebildim. Teniste en çok sakatlık; ayak bileği, diz, omuz ve dirsekte ortaya çıkıyor. Profesyoneller bir yana, ben sakatlıkların daha çok veteran tenisçilerde ortaya çıktığını görüyorum. Bu sakatlıkların çoğu da, korta ısınmadan girmekten kaynaklanıyor. Tüm gün bilgisayar karşısında oturup akşam, kısacık bir ısınmayla tenis oynamak büyük yanlış. Özellikle bu sporu hobi olarak yapanların, bu noktalara dikkat etmesi gerekiyor. Biz profesyonel sporcular ise sakatlanmamak adına; beslenmemize, uykumuza, antrenman programımıza ve dinlenmemize dikkat etmek zorundayız. Ancak ne yaparsak yapalım, bazen sakatlıklar ortaya çıkabiliyor. Profesyonel tenis oynamak zor bir iş. Sonuçta senenin 40 haftası yurt dışında, farklı iklimlerde, farklı coğrafi şartlarda yaşamak vücudu yoruyor. Tecrübelerim, sakatlanmamak adına alınacak en önemli tedbirin iyi bir fizyoterapi olduğunu gösteriyor. Fizyoterapide amaç, sakatlandıktan sonra tedavi olmak değil sporun vücutta yarattığı dengesiz kas gelişimlerini dengelemek ve bir sonraki güne, sıfırdan başlamak. Fizyoterapi iyileşmek için değil, sakatlanmamak için yapılır. Ben buna çok önem veriyorum. Sağlık, sporcu için birinci öncelik. İşini, hayallerini devam ettirebilmesi, sağlığının yerinde olmasına bağlı. Acıbadem gibi bir sponsorumun olması bana her türlü sağlık sorunumun çözülebileceği hissiyatını ve güvenini veriyor. Bu, profesyonel bir sporcu için çok önemli bir ayrıcalık.”

Uğur Boral / Fenerbahçe ve Milli Takım Futbolcusu
“Tekrar sakatlanma riski korkutuyor”
Uğur Boral’ın konuyla ilgili düşüncelerinde, geçirdiği uzun sakatlık döneminin de payı bulunuyor: “Futbolda en çok rastlanan sakatlık adale sakatlığı; en sık da arka adale sakatlığı. Kasların boyunun kısalması sakatlığa davetiye çıkarıyor. Bu yüzden kasları gerekli uzunluğa getirmek için açma germe hareketleri ve masaj önemli. Benim geçirdiğim en önemli sakatlık, bundan 10 ay önce çapraz bağımın kopmasıyla gerçekleşti. Bana göre bu, bir futbolcunun yaşayacağı en ciddi sakatlık. Çünkü, eklemde dizi tutan bağ kopuyor. Futbolda en önemli şey stabilizasyon, yani denge. Örneğin ayak kırığı, kemiğin kaynamasıyla geçiyor ama bu sakatlıktan sonra stabilizasyonunuzu iyi sağlayamazsanız, sakatlıktan sonra tekrar sakatlanma riskiniz çok fazla oluyor. Çünkü futbolda bütün yük dize biniyor. Sakatlıkların önüne geçilmesi için, tek merkezden takibin çok daha faydalı olabileceğini düşünüyorum çünkü vücudunuzu bilmek önemli. Kişinin en iyi doktoru, kendisi. Ayrıca aynı merkezdeki terapistler de, kişinin vücudunu tanıdıkları için en doğru müdahalede bulunabiliyorlar.”



gri{creative}agency
Bize Ulaşın / Hastaneler ve Tıp Merkezleri Kalite Politikası Alo ACIBADEM