Kalp Krizi Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Göğsünüzde aniden ortaya çıkan ağrı ve sıkışma hissiyle başlayan kalp krizinde erken müdahale çok önemli. Erken müdahale hem hayati riskin azaltılmasını hem de kalp kasının zarar görmeden kurtulabilmesini sağlayabiliyor.

Diyabet, aşırı kilo, kötü beslenme ve hareketsizlik gibi kalp hastalıklarına yol açabilecek faktörlerde yapılacak olumlu değişiklikler, hastalığın ortaya çıkmasını geciktirebiliyor.

Kalp krizi nedir? nasıl oluşur?

Kalp damarındaki plakların aniden yırtılması ve üzerine pıhtı oturması ile kalp damarı aniden tıkanabilir, sonuçta kalp kası oksijensiz kalır. Oksijensiz kalan kalp kası hücreleri bir süre sonra ölmeye başlar. Bu sürece kalp krizi = miyokart infarktüsü adı verilir.

Kalp krizinin tedavisi olay başladıktan sonraki ilk saatler içinde en etkilidir. Bu nedenle kalp krizinden şüphelendiğimiz anda en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Hızlı tanı ve tedavi ile krizi hasarsız atlatmanız mümkündür. Bu açıdan kalp krizi belirtilerini tanımak önemlidir.

Çoğu kişi kalp krizi belirtilerinden emin olamaz, erkek ve kadın için ek çok görülen kalp krizi belirtileri şunlardır:

Kalp krizi belirtileri nelerdir?

Göğüs ağrısı: Çoğu kalp krizi göğüs kafesinin ortasında hissedilen bir ağrıya neden olur. Şikayet genelde birkaç dakika sürmektedir, gelip geçici karakterde olabilir. Baskı, sıkışma, ağırlık, ağrı olarak hissedilebilir. Hazımsızlık, göğüste yanma gibi mide rahatsızlığı şikayetleri ile de karışacak şekilde oluşabilir.

Gövdenin üst kısmında ağrı: Bir veya her iki kolda, sırtta, omuzlarda, boyunda, çenede ve midenin üst kısmında ağrı ile de kalp krizi ortaya çıkabilir.

Nefes darlığı: Nefes darlığı kalp krizinin tek belirtisi olabilir veya ağrıdan önce yada sonra gelişebilir. Dinlenmede ya da minimal hareketleri ile gelişebilir.

Kalp krizinin diğer belirtileri:

  • Ani soğuk ter basması,
  • Sebepsiz ani yorgunluk atakları (özellikle kadınlarda),
  • Bulantı ve kusma,
  • Ani baş dönmesi,
  • Var olan şikayetlerin artması ya da süresinin uzaması.

Kalp krizleri yaygın bilinenin aksine her zaman ani ve şiddetli göğüs ağrısı şeklinde oluşmaz. Bazı insanlar belirgin bir şikayet hissetmeden de sessiz olarak kalp krizi geçirebilirler (özellikler şeker hastaları).

Kalp krizinin belirtilerini bilmek, böyle bir durumla karşılaşan bireyin zaman kaybetmeden tıbbi bakıma ulaşabilmesini sağlıyor. Çünkü kalp krizinde erken müdahale çok önemli. Erken müdahale hem hayati riskin azaltılmasını hem de kalp kasının zarar görmeden kurtulabilmesini sağlayabiliyor.

Devamını oku

Tanı Yöntemleri Neler?

Kalp krizi tanısı hekim tarafından konulabiliyor. Bu tanı için en önemli iki bilgi, hastanın yakınmaları ve EKG’sinin değerlendirilmesiyle sağlanıyor. EKG (elektrokardiyografi) bulguları tipik olarak kalp kriziyle uyumluysa ve hastanın yakınmaları da kalp krizine uyuyorsa, tanı konuluyor ve derhal tedaviye başlanıyor.

Bazı durumlarda EKG bulguları belirgin olmayabiliyor. Bu durumda kalp kasının zarar görmesi sonucu kanda yükselen bazı enzimler ölçülüyor. Bu kan testleri tanı koymada yardımcı olsa da, ancak belirli bir süre geçtikten sonra yükselmesi gibi bir dezavantajı bulunuyor. Bu nedenle uzmanlar ekokardiyografi ya da anjiyografi tetkiklerini isteyebiliyor.

Kalp Krizi Tedavisi

Kalp krizinin erken tanı ve tedavisi kalbin aldığı hasarı azaltıyor. Kesin kalp krizi tanısı konmadan önce sadece şüphe halinde bile çeşitli tedaviler uygulanıyor. Bu uygulamalar sırası ile:

  1. Kan pıhtılaşmasını engellemek için aspirin
  2. Göğüs ağrısını azaltmak ve kan akımını iyileştirmek için Nitrogliserin
  3. Oksijen tedavisi

Kalp krizi tanısı kesinleştirildikten sonra hekimler kalp damarlarındaki tıkanıklığı açmak için hızlıca tedaviye başlayacaktır. Bu amaçla uygulanabilecek iki tedavi yöntemi vardır;

Biri pıhtı eritici ilaçlar (trombolitik tedavi), ikincisi de perkütan koroner girişimdir (koroner anjiyografi ve anjiyoplasti).

Trombolitik tedavi: Damar içinde oluşmuş olan pıhtıyı eritmeye yönelik damar yolu ile pıhtı eritici ilaçları uygulanması yöntemidir. Bu ilaç tedavisi kalp krizinden sonraki ilk 6 saat içinde etkilidir, tanı konar konmaz uygulanmalıdır.

İlaçların ciddi kanama yapıcı yan etkileri olduğundan koroner anjiyografi imkanları olmayan bölgelerde yaşayan sınırlı hasta grubunda tercih edilmektedir.

Perkütan koroner girişimler: Tıkanmış veya daralmış olan damarları açmaya yarayan cerrahi olmayan bir yöntemdir.

Kol veya kasık damarının içinden ince, plastik, ucunda balon bulunan, bir tüpün (kateter) damar içinde ilerletilmesi ve darlık seviyesine gelindiğinde balonun şişirilerek damardaki plak ve pıhtının damar duvarına yapıştırılması suretiyle tıkalı olan damarların açıldığı bir yöntemdir. Bu müdahale sonunda kan damarındaki kanın akımı sağlanmaktadır.

İşlem sırasında darlık yerinin yıllar boyunca açık şekilde kalmasını sağlayan “stent” adı verilen kafes benzeri yapılar yerleştirilmektedir.

Kalp krizinin diğer tedavileri ilaçlar ve sağlıklı yaşam tarzının yerleştirilmesidir.

İlaçlar: Kalp krizi sonrası doktorunuz aşağıdaki ilaçlardan bir veya birkaçını sürekli olarak kullanmanızı isteyebilir.

ADE inhibitörleri: ADE inhibitörleri kan basıncını düşüren ve kalp kası üzerindeki baskıyı azaltan ilaçlardır. Kalp kasının kriz sonrası zayıflamasını önlemek gibi ek faydaları da vardır.

Kan sulandırıcı ilaçlar: Pıhtılaşma hücrelerinin birleşerek istenmeyen pıhtı oluşumunu engelleyen ilaçlardır. Ek olarak stent içinin pıhtı ile tıkanmasını da engellemeleri nedeniyle stent sonrası ez az 1 yıl süre ile kullanılmaları gerekmektedir.

Beta blokerler: Beta bloker ilaçlar kalbinizin iş yükünü azaltır. Ek olarak göğüs ağrısını engellemek ve yeni bir kalp krizini önlemek amacı ile de kullanılır. Ritim bozukluğunun tedavisinde de kullanılmaktadır.

Kolesterol düşürücü ilaçları (statinler): Statinler kan kolesterolünüzü düşürür veya kontrol eder. Kan kolesterol düzeyinizi düşürerek yeni bir kalp krizi veya inme atağını engelleyebilirsiniz.

Kalp ritmini kontrol eden ek ritim düzenleyici ilaçlar, kaygı düzeyinizi azaltmak için antidepresanlar veya idrar sökücü ilaçlar da verilebilir. İlaçlarınızı doktorunuzun önerdiği şekilde kullanmalı ve doktorunuz söylemedikçe tedaviyi bırakmamalısınız.

Diğer tedaviler: Kalp krizini tedavi etmek için koroner arter bypass grefti operasyonu da yapılabilmektedir. Koroner bypass sırasında tıkalı olan damarınızı açmak için doktorunuz aracılığı ile tıkalı olan bölgeye kan götürmesi amaçlanır.

Yaşam tarzı değişikliği: En az ilaçlar ve uygulanan stent işlemleri kadar önemli bir konu da kalp krizi geçiren insanların sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemeleridir. Bu amaçla sigaranın bırakılması, düzenli egzersiz yapılması, sağlıklı beslenme, ideal kilonun korunması, stres yönetimi öneriliyor. Bu yaşam tarzı değişiklikleri kalp krizinin tekrarlamasını önlemede hayati önem taşıyor.

Devamını oku

Acil Tedavinin Hayati Önemi Var

Kalp krizi tanısı konulduktan sonra acil tedaviye başlanması gerekiyor. Bu tedavinin iki amacı var: Kalp krizi nedeniyle yaşam kaybını engellemek ve kalp kasının zarar görmesini önlemek.

Kalp krizi nedeniyle olan ölümlerin en büyük nedeni, ölümcül kalp ritim bozuklukları. Bunlar kalp krizinin ilk saatlerinde daha çok görülüyor. Bu nedenle kalp krizi tanısı alan hastanın koroner yoğun bakım ünitesine yatışı yapılıyor. Burada kalp işlevleri makinelerle sürekli izleniyor ve olası bir düzensizliğe hemen müdahale edilebiliyor.

Kalp krizi tedavisinde diğer önemli amaç, tıkanan damarın açılarak kalp kasının zarar görmesini engellemek. Eğer kalp krizinin ilk 1 saati içerisinde damar açıcı tedavi uygulanabilirse, kalp kasının zarar görmesi büyük ölçüde engelleniyor. Bu nedenle tedavide ilk 60 dakika “altın saat” olarak adlandırılıyor.

Damar daha uzun süre tıkalı kalırsa, kalp kası geri dönüşsüz şekilde hasar görüyor ve hasta kalp krizini atlatsa bile uzun dönemde kalp yetmezliği gelişebiliyor. Bu ise uzun dönemli sağ kalım ve hayat kalitesi için çok olumsuz bir faktör.

Devamını oku

Hastane Sonrası Bakım Çok Önemli

Kalp krizi sonrası bakım ve tedavi çok önemli. İkinci bir kriz her zaman çok daha büyük risk taşıyor. Bu nedenle hasta taburcu olmadan önce detaylı bir risk değerlendirmesi yapılıyor. Kalp krizine yol açan faktörlerin tümü gözden geçiriliyor ve bunları ortadan kaldırmaya yönelik girişim planlanıyor.

Bu bakımda, yaşam tarzı değişiklikleri, rehabilitasyon, diyet danışmanlığı ve ilaç tedavilerinin yer alması gerekiyor. Bu aşamada hastanın hekimiyle yakın irtibatını kesmemesi, eğitim sürecini aksatmaması ve tedavisinin bir parçası olması gerekiyor.

Kalp krizine yol açan etkenlerle yeterince mücadele edilmezse, kalp krizinin tekrarlama olasılığı yüksek. Sigaranın bırakılması, düzenli ve kontrollü biçimde egzersizlerin yapılması, uygun diyet ile ideal kiloya ulaşılması, yüksek tansiyon, diyabet hastalığı, kan yağları yüksekliğinin tedavi edilmesi büyük önem taşıyor.

Ayrıca verilen ilaç tedavilerine uyum sağlanması ve aksatılmaması da uzun dönem sağ kalımı ve yaşam kalitesini olumlu etkiliyor.

Devamını oku

Risk Faktörleri Neler?

Kalp krizi riskini artıran 2 önemli risk faktörü var: Bunlardan birincisi “değiştirilemeyen riskler” olarak isimlendiriliyor. Genetik faktörler, yaş, erkek olmak, bu ilk gruba giriyor. Ailesinde erken yaşta kalp krizi öyküsü olanlar ve erkekler, kalp krizi için daha büyük bir risk altında. Riskleri yaşla birlikte artıyor.

İkinci risk faktörlerine ise "değiştirilemeyen riskler" adı veriliyor. Bu risk faktörlerini azaltmak kişinin çabalarına bağlı.

Değiştirilebilen riskler şunlar:

  • Sigara kullanımı,
  • Yüksek kan basıncı (hipertansiyon),
  • Diyabet hastalığı,
  • Kan yağlarının yüksek olması
  • Yüksek vücut ağırlığı yani obezite.

Ancak bu risk faktörlerinin tamamına sahip biri, en üst düzeyde kalp krizi riskini de beraberinde taşıyor. Bu nedenlerle kalp krizi geçirme riskini önceden öğrenmek oldukça önemli.

Kalp krizi riski toplumdaki bazı bireylerde daha yüksek oranda görülüyor. Bu nedenle, tüm bireylerin risk analizine tabi tutularak yüksek riskli olanların belirlenmesi ve risk azaltıcı önlemlerin uygulanması hayat kurtarıcı olabiliyor.

Devamını oku