Kimi zaman doğuştan gelen anomaliler, kimi zaman ise yaşam tarzı veya hatalı beslenme alışkanlıklarından kaynaklanan nedenlerle, kalp hastalıklarında ameliyat zorunlu hale geliyor.

Değişen yaşam koşulları ve beslenme alışkanlıklarının yanı sıra, diyabet ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalıkların toplumda daha sık görülür hale gelmesi, kalp hastalıklarında ameliyat riskini de artırıyor.

Türkiye’nin, Avrupa’da kalp hastalıklarının en fazla görüldüğü ülke olduğunu da unutmamak gerekiyor.

İlk aşama korunma

Uzmanlar ilk aşamada hastaların mümkün olduğunca kalp ameliyatı olmalarını istemiyor. Daha çok birinci basamakta koruyarak, hastalığın oluşmasını önlemeye çalışıyorlar.

Eğer hastalık oluşmuşsa, bu kez ilaçlar ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hastalığın ilerlemesi önlenmeye çalışılıyor. Bu da olmazsa ilaç tedavisiyle, sonraki yol olarak da girişimsel kardiyoloji yöntemleriyle sorun çözülmeye çalışılıyor.

Ancak tüm aşamalara rağmen bazı kalp hastalıklarında tedavi ancak kalp ve damar ameliyatlarıyla sağlanıyor.

Gündelik hayatta yapılacak kimi değişikliklere gereken önem verilmeyince kalp ameliyatı zorunlu hale gelebiliyor.

İşte ameliyatı zorunlu kılan nedenler...

1. Koroner Damar Tıkanıklıklarında

Kalp krizine neden olan koroner damarlardaki daralmalar belli bir seviyenin üzerine çıktığında kanın akışında engel oluşturuyor. Bu da kalbin görevini yapamaması anlamına geliyor. Bu sorunu ortadan kaldırmak amacıyla uygulanan cerrahi işleme koroner bypass ameliyatı deniliyor. Kalp ameliyatlarının çok büyük bir yüzdesini de koroner damar tıkanıklıklarına bypass cerrahisiyle yapılan müdahaleler oluşturuyor.

2. Kalp Kapağı Sorunlarında

Kalbi bir pompa olarak düşünürsek, bu pompanın valf (açılıp kapanan çıkış öğesi) vazifesi gören yapıları var. Bunlara da kapak deniliyor. Aort kapakları pompalanan kanın geri dönmesini engelliyor. Mitral kapak da kanın, kalp odacıkları arasında sağlıklı dolaşmasını sağlıyor.

Biz kalbi tek bir organ olarak görüyoruz. Ama aslında kalp, sol ve sağ kalp olarak iki organdan oluşuyor.

Sol kalp büyük dolaşımı, yani vücuttaki kan dolaşımını; sağ kalp ise küçük dolaşımı, yani akciğerde kan dolaşımını sağlıyor.

Sağ kalbin kapakçıkları da pulmoner ve triküspit kapak olarak adlandırılıyor. Bu kapakçıklarda hastalıklar daha nadir görülüyor ve daha az ameliyat gerektiriyor.

Daha çok sol kalbin kapakları olan aort ve mitral kapaklarda hastalık görülüyor.

Eskiden ülkemizde romatizmal kalp hastalığı sık görülüyordu ve bu durum en çok mitral kapağı etkiliyordu. Ancak bu hastalığın genel sağlık koşullarındaki iyileşmeyle azalması sonucu, tıpkı Batı ülkelerinde olduğu gibi yaşlanmaya bağlı kapak hastalıkları ön plana çıkmaya başladı. Yaşlanmaya bağlı kalp hastalıklarında aort kapak ilk sırayı alıyor.

3. Diyabette

Kalp damar hastalığına yakalanmamak için yapılabilecek çok şey var. Öncelikle, kalp damar hastalıklarına yol açan faktörlerin gözden geçirilmesi gerekiyor. En büyük nedenlerden biri ise diyabet.
Diyabet hastalığı kontrol altına alınmaz, kişi kendine dikkat etmez ve diyetine özen göstermezse, kalp krizi geçirme ve bu nedenle ölme riski normal insana göre 10 kat fazla oluyor. Hasta, diyetine ve egzersizine dikkat ederse, operasyon geçirmesine gerek kalmayabiliyor.


4. Yüksek Tansiyonda

Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da, yüksek tansiyon. Çünkü hipertansiyon, bütün organların, beyin ve kalbin de yüksek basınç altında çalışması demek. Bu nedenle tansiyon hastalarının yaşam tarzı değişikliği ile başlayıp tuzdan uzak durmaları ve egzersiz yapmaları, kalp damar hastalığına yakalanmalarını önleyebiliyor.

Sigara kullanımı ve kolesterol yüksekliği de kalp hastalıklarına yakalanma ve dikkat edilmediği takdirde hastanın ameliyat olma zorunluluğunu ortaya çıkaran faktörler.

5. Obezitede

Aşırı kilo, ciddi bir sağlık sorunu. Tek başına tansiyon ve diyabete neden olabiliyor.

Tansiyon ve diyabetin getirdiği problemler birbirini etkileyerek kalp damar hastalıklarına yol açabiliyor. Bu da ameliyata götüren başlıca faktörlerden biri olarak kabul ediliyor.

6. Doğumsal Kalp Rahatsızlıklarında

Doğumsal kalp rahatsızlıklarının en sık ortaya çıkan türü, kalp delikleri. Bunların bir kısmı ameliyat gerektirmeyen boyutlarda oluyor.

Bunun dışında kalp kapakçıklarında doğuştan gelen anomaliler, kalpten çıkan damarların, kalbe giren damarların ve kalbin çevre organlara giden damarların yanlış bölgelere ve yanlış şekilde bağlı olmaları da ameliyat gerektiren hastalıklar arasında yer alıyor.

7. Kalp Yetmezliğinde

Kalp yetmezliğinin son evresinde gelen hastalarda ve ileri dereceye varmış kalp yetmezliklerinde, kalp nakli cerrahi bir seçenek. Ancak kalp nakilleri donör sıkıntısı nedeniyle ülkemizde çok fazla uygulanamıyor.

8. Kalp Krizine Geç Müdahale Edildiğinde

Kalp krizinde, geç gelmiş hastalarda kalp kasındaki yırtılmalardan dolayı kalp odacıklarında sorun olabiliyor. Kapaklarda ciddi hasar meydana gelebiliyor, hatta kapak kopabiliyor. Bu da hastanın acil ameliyat olmasına neden oluyor.

Bu ameliyatların başarı şansı yüzde 50. Ancak hasta ameliyat olmazsa, kurtulma şansı yüzde 10’da kalıyor.

9. Kanserde

Kalbin kansere karşı çok dirençli bir organ olmasına ve kalp kanserinin çok nadir görülmesine rağmen, bazen kalpte iyi huylu tümörler olabiliyor. Ancak bunlar da ameliyatla çıkarılıyor ve hasta sağlığına kavuşuyor.

10. Aort Damarının Yırtılmasında

Aort damarının yırtılması veya yırtılma riski de ameliyat için bir neden. Bu durum, daha çok yüksek tansiyon hastalarında görülüyor. Kapaklarda doğuştan gelen anomali varsa, görülme riski 10 kat fazla oluyor. Aort damarının yırtılmaması için bu damarın çapı 5.5 cm. olunca ameliyat öneriliyor.