Akşamları vücudunuzda ağrı ve ağırlık hissi yaşıyorsanız, bacaklarınızda kılcal damar oluşumları varsa, ayak bileklerinizde şişlik ve mor lekeler oluyorsa, cildinizde kızarıklık, kaşıntı ve kuruluk varsa, cilt altında iyileşmesi uzun süreler kanamalar oluyorsa, mutlaka bir kalp damar uzmanına başvurmayı ihmal etmeyin!

Nedir?

Varis, bacak toplardamarlarının genişlemesi, uzaması ve büklümlü hale gelmesi olarak tanımlanıyor. Batı toplumunda insanların %10-20’sinde görülüyor. Yaşla birlikte bu olasılık da artıyor. 50 yaşın üzerindeki her iki kişiden birinde varis görülüyor.

Kaç tip varis var?

Varisin 4 tipi bulunuyor:

1. Örümcek ağı

Telanjiektazi de denilen bu damarlar ciltte yüzeysel yerleşim gösteriyor. 1 mm. Veya daha az çapta oluyorlar. Elle hissedilmiyorlar. Genellikle kırmızı renkliler. Bölgesel olarak yıldız şekilli veya örümcek ağına benzer yaygın çizgisel oluşumlar olup tüm bacağı sarabiliyorlar.

2. Retiküler varisler

Ciltten hafif kabarık, çapları 4 mm.’den küçük olan mavi renkli, elle zor hissedilebilen varisler.

3. Büyük toplardamar varisleri (Safen ven varisleri)

Büyük ve küçük safen venlerinin seyirleri boyunca görülen büyük geniş kıvrımlar oluşturan, elle ve gözle kolayca fark edilebilen varisler. Bunlar 3 mm.’den büyük çaplılar. Cilt altında seyrettikleri için genellikle derinin rengini değiştirmiyorlar. Damarın kendine ait yeşilimsi renginin yansıması görülüyor. Deriden kabarık olup ayakta durmayla belirginleşiyorlar. Yatıp bacaklar yukarı kaldırıldığında kayboluyorlar.

4. Derindeki büyük damarların varisleri

Bu toplardamarlar bacakta derin tabakada bulunuyorlar. Varisler dışarıdan görünmüyor ancak bacakta ödem ve dolaşım bozukluğuna yol açabiliyorlar.

Devamını oku

Varisler Kimlerde Görülüyor?

Kadınlarda erkeklerden daha sık görülüyor. Kalıtımsal, yani ailesinde varis olanlarda daha sık görülüyor. Bunun dışında şişmanlık, yaşlanma, hamilelik, menopoz, uzun süre ayakta kalmanın yanı sıra derin toplardamarların tıkanıklığı ve bu damarlardaki kapak yetersizlikleri sonucunda da gözleniyor.

Nedenleri neler?

Aslında varisin oluşma nedeni tam olarak bilinmiyor. Temel sorun, toplardamar duvarında oluşan yapısal bozukluk nedeniyle damarın genişlemesi ve damar içindeki kapakçıkların bozulmasıyla kanın geri kaçmasıdır. Bu kaçak sonucu, kan kalbe doğru dönmekte zorlanıyor ve toplardamarların içindeki basınç gittikçe artıyor. Basıncın artması sonucunda da damarlar giderek genişliyor ve böylelikle bir kısırdöngü oluşuyor.
Varislerin daha nadir görülen nedenleri de bulunuyor. Derin toplardamarları tıkalı olan bireylerde normalde bacak kanının yüzde 10’unu taşıyan yüzeyel toplardamarlar, bacağın tüm kirli kan dönüşünü üstleniyor. Bu nedenle çapları artıyor ve varis görünümü alıyorlar.

Hastaların yakınmaları

  • Bacaklarda özellikle akşamları ve efor sonrasında ağrı, yorgunluk ve ağırlık hissi
  • Bacakta kılcal damarlar oluşması
  • Ayak bileğinde şişlik
  • Ayak bileklerinde mor lekeler oluşması
  • Staz dermatiti veya venöz egzama da denen ciltte kızarıklık, kaşıntı ve kuruluk
  • Kendiliğinden veya çok küçük çarpmalarda bile cilt altında iyileşmesi uzun süren kanamalar
  • Bazı kişilerde cilt altı yağ tabakasının sertleşmesi sonucu ayak bileği üzerindeki ciltte çökme
  • Kimi zaman tabloya eşlik eden huzursuz bacak sendromu

Hastalığın evreleri
C0 -Görünen veya ele gelen bir hastalık yok
C1 -Örümcek veya retiküler kılcal damarlar
C2 -Büyük toplardamar varisleri
C3 -Ayaklarda ve bileklerde ödem
C4a -Ayaklarda renk değişiklikleri ve egzama
C4b -Cilt değişiklikleri, ciltte çökmeler
C5 -C4’e ilave olarak iyileşmiş yaralar
C6 -Cilt değişiklikleriyle birlikte aktif ülserler

Devamını oku

Tedavi Olunmazsa Ne Olur?

  • Varisli damarların büyük bir bölümü genellikle iyi huylu. Ancak çok ciddi varislerde (C2 ve üstü) ilgili bacakta dolaşım bozukluğuna bağlı olarak ciddi problemler oluşabiliyor.
  • Ağrı, dolgunluk hissi, uzun süre ayakta kalamama veya yürüyememe sonucu iş gücünde azalma ve yaşam kalitesinde bozulma.
  • Özellikle ileri yaşlarda küçük çarpmalarla olabilecek ciddi kanamalar.
  • Tromboflebit diye adlandırdığımız damar içinde pıhtı oluşması. Bu durum genellikle yüzeyel damarlarda oluyor, ancak derin damarlar da etkilenirse akciğer embolisi gibi ciddi sonuçlar doğurabiliyor.
  • Oluşabilecek ülserlerin yol açacağı enfeksiyon ve yaşam kalitesinde bozulma.
  • Çok ender de olsa ülserlerin kansere dönüşme olasılığı.

Varis Tanı Yöntemleri

Tanı genellikle muayene ile konuyor. Ancak tedavi yöntemini belirlemek amacıyla Doppler inceleme yapılıyor. Doppler bir çeşit ultrason ve herkese rahatça uygulanabilen, yan etkisiz, ağrısız, ilaçsız bir inceleme yöntemi. Bu incelemeyle damarların çapları, içinden geçen kanın hareketleri, damar içindeki kapakçıkların fonksiyonları ve derin damar hakkında çok değerli bilgilere ulaşılıyor.

Varisten korunmak mümkün mü?

Herhangi bir ilaç kullanarak varisten korunmak mümkün değil. Ancak varisten korunmak için;

  • Uzun süre ayakta kalmaktan kaçınma,
  • Hamilelikte düzenli koruyucu varis çorabı giyilmesi,
  • Düzenli yürüyüş yapma,
  • Akşamları yarım saat bacakları yukarı kaldırma,
  • Sıcaktan kaçınma,
  • Bacakları soğuk suyla yıkama,
  • Hormon ilaçlarından kaçınma,
  • Kilo almama gibi önlemler varisten korunmada yarar sağlıyor.

Ayrıca piyasada çokça var olan krem, bitkisel ilaçlar ve alternatif yöntemlerin yararlılıkları bilimsel olarak saptanmış değil.

Varis Tedavi Yöntemleri

Girişimsel yöntemler

Örümcek ağı ve retiküler varisler içinskleroterapi ve/veya transdermal lazer tedavisi yapılıyor. Bu tedavinin ana amacı, estetik görünüm. Bu oluşumlar kişide ciddi anlamda bir sağlık problemi yaratmıyor.

Transdermal lazer tedavisi genellikle kırmızı renkli, 1 mm. ve daha ince kılcal damarların tedavisi için kullanılıyor.

Skleroterapi ise 1 mm.’den kalın lezyonların tedavisi amacıyla uygulanıyor. İki tedavi yöntemi birbirlerinin alternatifleri olmayıp daha çok birbirlerini tamamlayıcı tedaviler. Her iki tedavi de seanslar halinde yapılıyor. Hastanın hastanede yatması gerekmiyor.

Skleroterapi ne, nasıl yapılıyor?

Bu tedavi 80 yılı aşkın zamandır uygulanıyor. Skleroterapide çok ince iğneler aracılığıyla damar içine sklerozan madde enjeksiyonu (genellikle sodyum klorür) yapılıyor. Bu madde damar iç yüzeyinde hasar yaratarak damar duvarlarının yapışmasını sağlıyor. Yapışan damar artık içinde kan geçmediği için görünmez hale geliyor ve zaman içinde de vücut tarafından emilip yok ediliyor.

Merak edilen bir konu da, bu damarları yok etmenin vücut için sakıncalı olup olmadığı. Bunlar normal insanlarda bulunmaması gereken ve bir fonksiyonu olmayan damarlar olduğundan, bunların yok edilmesi zararlı değil.

Skleroterapinin her seansı genellikle 10-15 dakika sürüyor. Her seansta yok edilen damar miktarı damarların çaplarına, kullanılan ilaç miktarına ve hastanın genel durumuna göre değişiyor. Tedaviden sonra hastaya hafif basınçlı bir çorap giydiriliyor ve hastanın 15-20 dakika yürümesi isteniyor. Bu çorabın 3 gün boyunca banyo dışında sürekli giyilmesi gerekiyor.

Tedavinin hemen sonrasında enjeksiyon yerindeki damarlarda kabarıklık görülüyor. Daha sonra bu bölgede morluklar ve nadiren de kabuklanmalar oluşuyor. Seanslar genellikle 1 hafta ara ile yapılıyor.

Skleroterapi ile damar oluşumlarının % 60-80’i yok ediliyor. Kılcal damarlar 3-6 haftada, daha büyük damarlar ise 3-4 ayda yok oluyor. Hastaların yüzde 10’unda tedaviye yanıt alınamıyor. Bu hastalarda işlemin tekrarlanması gerekebiliyor.

Skleroterapinin yan etkileri neler?

  • Büyük damarlarda yapılan tedavide, bu damarlar uzunca bir süre sert bir oluşum olarak cilt altında hissediliyor. Bunların yok olması 5-6 ay sürebiliyor.
  • Kahverengi lekelenmelerden oluşan hiper pigmentasyon. Bunların geçmesi genellikle 3-12 ay sürse de bazılarının yok olması iki yılı bulabiliyor.
  • Enjeksiyon bölgesinde daha önce olmayan çok ince kırmızı renkli yeniden damarlanma. Bunlar genellikle 3-12 ayda kayboluyor. Eğer kaybolmazlarsa lazer tedavisiyle yok ediliyorlar.
  • Çok nadiren bacakta ani şişlikle görülen derin damar pıhtılaşması.
  • Çok nadiren enjeksiyon yerinde küçük ülser (yara) oluşumu.
Devamını oku

Cerrahi tedaviler

Stripping

Bu klasik cerrahi tedavi yönteminde, kasık ve ayak bileğindeki kesilerden yararlanarak yüzeyel toplardamar boylu boyunca sıyrılarak çıkarılıyor. Genellikle ek olarak diz altı bölgede bulunan genişlemiş yan dallar (pakeler) 2-3 mm.’lik ayrı ayrı kesilerle temizleniyor.

Bu işlem genel anesteziyle yapılıyor ve genellikle hasta bir gece hastanede yatıyor. Aynı gün ayağa kalkıp yürüyebiliyor.

Hastaların bir hafta boyunca işe gitmemeleri öneriliyor. Bu tekniğin komplikasyonları arasında enfeksiyon, hematom (cilt altında kanama), derin damar pıhtılaşması ve yüzeyel sinir hasarına bağlı hissizlik, keçeleşme gibi yüzeyel his kusurları olabiliyor.

Damar içi termal ablasyon (Lazer veya radyofrekans)

Bu teknikte yüzeyel toplardamar içine bir iğne yardımıyla sokulan ve yüksek ısı veren bir kateter aracılığıyla, damar içeriden yakılarak kapatılıyor.

Bu teknikte de ek olarak, varsa diz altı bölgede bulunan genişlemiş yan dallar (pakeler) 2-3 mm.’lik ayrı ayrı kesilerle temizleniyor.

Bu işlem lokal veya genel anesteziyle yapılıyor ve hasta aynı gün taburcu edilebiliyor. Hasta aynı gün ayağa kalkıp yürüyor ve birkaç gün sonra da işe başlayabiliyor.

Bu teknikte de derin damar pıhtılaşması, hafif yüzeyel yanıklar ve his bozuklukları görülebiliyor. Ancak klasik cerrahi girişime oranla bu komplikasyonlar daha az gözleniyor.

Damar içi köpük skleroterapisi

Bu tedavi yöntemi de kılcal damarlarda kullanılan skleroterapiye benziyor. Ancak yüzeyel toplardamar içine enjeksiyon yapılacağından daha konsantre ilaç kullanılıyor. Bu tedavi yönteminde, genellikle kasıkta bir kesi yapılarak yüzeyel toplardamar derin damarla birleştiği yerde bağlanıyor.

Sonuçları çok fazla irdelenmiş bir yöntem değil. Risk ve komplikasyonları diğer girişimlerle benzerlik gösteriyor.

Devamını oku