ACIBADEM HAYAT www.acibadem.com.tr https://www.acibadem.com.tr/hayat
  • Meme kanseri tedavisinden sonra lenfödeme dikkat

    En sık meme kanserinin cerrahi tedavisinden sonra karşılaşılan lenfödem, pek çok kadının hayatını kabusa çevirebiliyor. Meme kanserinden kurtulan kadınlar, cerrahi tedavi ve/veya radyoterapi (ışın tedavisi) etkilerinden biri olarak lenfödem ile karşılaşabiliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitrasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
    Prof. Dr. Zeynep Güven,
    lenfödem hastalığını anlattı.


    Lenfödem nedir?


    Lenfatik sistem, merkezi sinir sistemi, göz, iç kulak ve kemik hariç tüm vücutta yer alan bir dolaşım sistemidir. Bu sistem proteinler gibi kana doğrudan emilimi mümkün olmayan maddeleri doku aralıklarından uzaklaştırır. Lenfödem, lenfatik sistemde bir yetersizlik veya tıkanıklık nedeniyle dokular arası boşlukta ve cilt altında proteinden zengin sıvı birikimi sonucu, ilgili bölgede şişme ve fonksiyon bozukluğuna yol açabilen kronik ve ilerleyici olabilen bir sorundur.


    Lenfödem hangi durumlarda görülür?

    Primer lenfödem lenf yollarında yapısal bozukluk ile birlikte, genellikle ender görülen bazı kalıtsal veya kalıtsal olmayan hastalıklara bağlı olarak her yaş grubunda görülebilir. Sekonder lenfödem ise cerrahi olarak lenf düğümlerinin alınması, radyoterapi uygulaması sonrası, filaryazis adlı paraziter bir enfeksiyon hastalığı nedeniyle, lenf yollarının tümörler tarafından basıya uğraması, lenf yollarının enfeksiyonları ve travma nedeniyle ortaya çıkabilir.


    55 yaş üstünde görülme oranı artıyor

    Bu nedenler içinde en sık meme kanserinin cerrahi tedavisi sırasında lenf düğümlerinin çıkarılması ve/veya radyoterapi sonrası görülür. Meme cerrahisi sonrası radyoterapi, aksiller (koltuk altı) cerrahinin yoğunluğu, obezite, meme kanserinin tekrarlaması gibi faktörlere bağlı olarak lenfödem görülme oranı da değişkenlik gösterir. Lenf düğümlerinin alındığı ve radyoterapinin birlikte uygulandığı kişilerde görülme oranı yüzde 38’e ulaşabilir. 55 yaş ve üstü kişilerde ise görülme oranı yüzde 50’nin üzerine çıkabilir. Hastalık, cerrahinin hemen sonrasında, radyoterapinin uygulandığı dönemde ya da tedavi sonrası birkaç ay, hatta birkaç yıl içinde gelişebilir.


    Kolları ve bacakları hedef alıyor

    Lenfödem daha çok kol ve bacaklarda ortaya çıkar. Ayrıca gövde, boyun, baş, genital organlarda da görülebilir. Kol ve elde yüzde 66, bacak ve ayakta yüzde 31, genital bölgede yüzde 1,5 baş bölgesinde yüzde 1, meme dokusunda yüzde 0,5 oranında görüldüğü saptanmıştır.

     

    Lenfödem tedavi edilmezse…
    Bölgelerde biriken lenfödem sıvısı, öncelikle o bölgede enflamasyona (yangıya) yol açar, ardından bölgesel yağ ve daha sonra bağ doku artışı ile son aşamada nedbe (yara izi) dokusunun gelişimine neden olur. Tedavi edilmeyen durumlarda sadece o bölgede şişme değil, cilt ve cilt altı dokusunun da zamanla kalınlaşması, ‘lenfanjit’ olarak adlandırılan lenf dolaşımı enfeksiyonları ve önemli fonksiyon kayıpları meydana gelebilir.

     

    Lenfödem geriletilebiliyor
    Lenfödem yaşam boyu süren kronik bir hastalıktır. Ancak risk grubundaki kişilerde gelişmeden önlenebilir veya erken dönemde tanı konulan kişilerde büyük oranda hastalık geriletilebilir ve kontrol altına alınabilir.

     

    Lenfödem tedavisinde amaç: Ödemi yok etmek

     

    Lenfödem tedavisinde cerrahi ve cerrahi dışı yöntemler yer alır. Tedavide ödem düzeyini mümkün olabildiğince azaltmak veya gidermek, enfeksiyon riskini azaltmak, lenfödemli bölgelerin fonksiyonel kapasitesini en üst düzeye çıkarmak ve kozmetik görünümü olabildiğince düzeltmek amaçlanır.

     

    Lenfödem tedavisi iki aşamalı

    Halen uluslararası düzeyde etkinliği kabul edilmiş olan standart tedavi; ‘kompleks dekonjestif tedavi’ (KDT) olarak adlandırılan 2 aşamalı bir yöntemdir. Tedavinin birinci aşamasını manuel; yani el ile uygulanan ‘lenfatik drenaj masajı’ (MLD), çok katlı dekonjestif bandajlama, egzersizler, cilt bakımı ve bazı kısıtlı durumlarda bir cihaz yardımı ile yapılan pnömatik kompresyon tedavisi oluşturur. İlk aşamada elde edilen gelişmelerin sürdürülmesini amaçlayan ikinci aşama ise basınç giysisi kullanımı, egzersizler ve cilt bakımını kapsar.


    Lenfödem masajı nasıl uygulanır?
    Birinci aşamada uygulanan MLD, lenfin lenf damarı hasarının olduğu bölgelerden boşaltma bölgelerine hareket ettirildiği yavaş, yüzeysel, ritmik, hafif manevralardan oluşan, fizyolojik drenajı sağlayarak sıvı akışını ve geri emilimini arttırmaya yönelik bir masaj tekniğidir. Bu masaj ile doku kanallarının genişlemesi, yeni lenfatik ara bağlantıların oluşmasının tetiklenmesi ve lenf damarlarının uyarılması hedeflenir. MLD’yi yardımcı egzersizler ve kompresyon bandajlarının uygulanması izler. Kompresyon bandajları her gün 21-24 saat uygulanır. Birinci aşama 2-6 hafta kadar devam eder.

     

    Lenfödem düşük düzeye indikten sonra…

    Lenfödem en düşük düzeye indirildikten sonra uzun dönem bakımı içeren ikinci aşamaya geçilir. Bu aşamada gün boyunca kompresyon (basınç) giysilerinin kullanımı önerilir. Kişiler yardımcı egzersizlere ve kendi kendine MLD uygulamalarına devam eder. Özellikle erken dönemdeki bazı kişilerde bir cihaz ile aralıklı basınç uygulaması (intermittan pnömatik kompresyon) da yapılabilir. Cilt bakımına her dönemde dikkat edilmelidir. KDT sırasında kinezyolojik bantlamalar lenfödemin azaltılmasında yararlı olabilen tamamlayıcı bir diğer tedavi uygulamasıdır. Bazı kişilerde rekonstrüktif mikrocerrahi ile şant uygulamaları, liposuction ve lenfödemli alanların cerrahi olarak alınması gerekebilir. Tedavide yaşam boyu bakım ve psikososyal destek büyük önem taşır.

     

    Lenfödem tedavisinde egzersizlerin etkisi…

    Lenfödemi olan kişilerde egzersizler, etkilenen kol veya bacağın fonksiyonunu artırmak, lenfatik sıvının drenajını hızlandırmak ve ödemin azaltılmasına yardımcı olmak için önerilir. Egzersizler, artmış lenfödem sıvısının başlangıç lenfatiklerinden alınmasını kolaylaştırır, toplayıcı damarların kasılma hızını artırır, hareketsizlik ve lenf tıkanıklığının azaltılmasına yardımcı olur, eklem hareket açıklığının (EHA) ve kas gücünün artırılmasını sağlar. Ayrıca aerobik egzersizler göğüs kafesi içindeki basıncı artırarak kalp hızı ve solunum sayısını yükseltir, böylece lenfatiklerin pompalamasına yardım eder. Sonuç olarak egzersiz ile lenfödemin azalması ve fonksiyonel kapasitenin artması sağlanarak, günlük yaşam aktivitelerinin yerine getirilmesini kolaylaşır.

     

    Lenfödemi olanlar ne tür egzersizler yapmalı, hangilerinden kaçınmalı?

    Meme ameliyatı sonrası erken dönemde omuzun tam eklem açıklığını kazanmaya yönelik egzersizlere başlanmalıdır. Ameliyat ve radyoterapi sonrası erken dönemde ödemi artırabilecekleri için dirençli egzersizlerden kaçınılmalıdır. Daha sonraki dönemde KDT’nin bir parçası olarak, çok katlı bandajlama veya basınç giysisi kullanılarak eklem hareket açıklığı egzersizleri, germe egzersizleri, kademeli olarak direncin artırıldığı güçlendirme egzersizleri ve kardiyo egzersizleri olarak da bilinen kondisyon artırmaya yönelik aerobik egzersizler ile devam edilmelidir. Hem lenf hem de toplardamar (venöz) dolaşımdaki akımı bozarak lenfödemi arttırmaları nedeniyle, eklem hareketi yapılmadan kas kasılmaları ile güçlendirmenin sağlandığı izometrik egzersizlerden kaçınılmalıdır.


    Lenfödemi olanlar nasıl bir diyet yapmalı?

    Yeterli sıvı alımalı, alkol, kafein ve tuz azaltılmalı, proteinden zengin sağlıklı yeme alışkanlığı kazanılmalıdır. Obezite ve lenfödem miktarı ile doğrudan bir ilişki olduğu için fazla kilo sorunu olan kişilerde kilo verdiren, düşük kalorili, düşük yağ, düşük rafine karbonhidrat içeren diyet uygulanmalıdır. Ayrıca at kestanesi ve selenyum içeren gıda destekleri, taze ananas da önerilebilir.

     

    İlginizi çekebilir

    Meme kanseri cerrahisinde dikkat edilmesi gerekenler

    Meme kanserinde doğru bilinen 10 yanlış

    Meme kanseri nasıl belirti verir?


    Paylaş
En Çok Görüntülenen Bilgiler