ACIBADEM HAYAT www.acibadem.com.tr https://www.acibadem.com.tr/hayat
  • 0-3 yaş dönemi

    Doğumdan 3 yaşa kadar olan dönem çocuk gelişiminde en etkili dönemi. Süt dişleri doğumdan sonra 6 aydan itibaren sürmeye başlar ve 2,5-3 yaşında toplam 20 adet olacak şekilde tamamlanır. İlk süt dişinin sürmesiyle birlikte periyodik diş hekimi kontrollerine başlanmalı ve bebeğin ağız hijyeni sağlanmalı. Bu dönemde görülebilecek problemlerin başında “erken çocukluk çağı çürükleri” gelmekte. Özellikle uyku esnasında emzirme ve biberonla beslenme sonrası karyojenik (çürük yapıcı) etkisi bulunan süt ve mama artıkları diş üzerinde birikerek erken yaşta pek çok süt dişinde hızlı çürük oluşumuna neden olur. Erken çocukluk çağı çürüklerinden korunmak için ilk dişin sürmesini takiben ebeveyn tarafından fırçalama işlemine başlanmalı. Piyasada farklı markalara ait her yaş grubuna özel diş fırçaları bulunmakta. Ayrıca uyku esnasında beslenme sonrası dişler mutlaka steril bir gazlı bez yardımıyla temizlenmeli ya da bebeğe su içirilmeli.

     

    Çocuğun ileri dönemlerdeki çürük oluşum riskini minimuma indirmek için 0-3 yaş döneminde koruyucu dental uygulamalara başlanmalı. Diş çürüklerini önlemede en etkili ve basit yöntem dişlerin çürüğe karşı direncini artırmaktır. Bunun için yakın zamana kadar çocuklara fluorid tabletleri verilmekteyken günümüzde fluoridin diş yüzeyine direkt uygulanmasının çürükten korunmada daha etkili olduğu ispatlanmıştır. Rutin diş hekimi kontrolleri sırasında çocuklara rahatsızlık vermeden kolaylıkla uygulanabilecek olan bu işlemle onların yetişkin yaşlarda büyük ölçüde çürüksüz ve sağlıklı dişlere sahip olmalarını sağlamak mümkün.


  • 3-6 yaş dönemi

    3-6 yaş arasındaki dönem okul çağı öncesi olarak da adlandırılır. Çocukların bilişsel ve duygusal gelişimlerinin başladığı dönemdir. Bu dönemdeki beslenme ve ağız hijyeni alışkanlıkları çürük oluşumunda önemli rol oynar çünkü bu yaşlarda çürüğe neden olabilecek gıda tüketimi fazladır ve ağız bakımı yeterli sağlanamadığından süt dişleri hızla ve kolayca çürüyebilir. Çocuklar çürüğün erken döneminde görülen soğuk-sıcak hassasiyeti, hafif ağrı gibi sinyalleri objektif olarak yorumlayamazlar ve tedavi için geç kalınmasına neden olabilirler. Süt dişlerinde oluşan diş çürükleri ihmal edilmemelidir; çünkü süt dişleri çiğneme ve konuşma fonksiyonlarına etkilerinin yanı sıra sürekli dişlerin sürmesine rehberlik ederler. Sürekli dişlerin doğru yerlerinde konumlanabilmesi için zamanından önce kaybedilen süt dişlerinin yerine mutlaka yer tutucu adı verilen apareyler yapılmalı ve çekim boşlukları korunmalı.

     

    Bu yaşlarda, diş hekimleri çocuklarla iletişim kurmakta ve tedavi uygulamakta zorlanabilir. Çocuk uyum göstermediği takdirde koltukta gerçekleştirilemeyen dental tedavilerin sedasyon veya genel anestezi altında uygulanması gerekebilir. Tüm bu zorluklar göz önünde bulundurularak ebeveynler çocuklarının ağız ve diş bakımına büyük özen göstermeli. Dişler sabah ve yatmadan önce olacak şekilde günde 2 kere ebeveyn tarafından fırçalanmalı. Her 6 ayda bir düzenli yapılacak diş hekimi kontrolleri sırasında koruyucu amaçlı olarak uygulanacak fluorid tedavileri de dişlerin çürümeye karşı direncini artıracaktır.

     

    Zararlı ağız alışkanlıkları
    Klinik muayene sırasında zararlı ağız alışkanlıklarına en sık rastlanılan dönem 3-6 yaş dönemidir. Bu dönemde genellikle stres artışına veya fonksiyonel problemlere bağlı olarak görülen parmak emme, dudak emme, tırnak yeme, emzik alışkanlığı, dil itimi ve ağız solunumu alışkanlıkları ve bruksizm (diş gıcırdatma) gibi etkenler çocukların dişsel gelişimini etkilemektedir. Eğer bu tür alışkanlıklar daimi keser dişler sürmeden tespit edilip ortadan kaldırılırsa, daimi diş gelişiminde kalıcı bir hasar oluşumu engellenmiş olur. Tedaviyi kolaylaştırmak adına bazı alışkanlık kırıcı apareylerin kullanımına ihtiyaç duyulabilir.


  • 6-12 yaş arası karma dişlenme dönemi

    Daimi dişlenme dönemine geçiş, 6 yaş civarında alt keser dişlerin değişmesi ve 1. büyük azı dişlerinin sürmesiyle başlar. Bu dönem karma dişlenme dönemi olarak adlandırılır ve yeni süren daimi dişlerin çürüğe en yatkın olduğu dönemdir. Mineralizasyon ve olgunlaşma dönemi tamamlanıncaya kadar dişler, beslenme sonrası oluşan asit ataklarına karşı savunmasızdır. Özellikle azı dişleri fonksiyonel kapanışa geçinceye kadar etkin şekilde fırçalanamaz, buna bağlı olarak da gıda artıklarının diş üzerinde birikmesi sonucu çok kısa sürede çürük meydana gelir. Bu tür problemleri ortadan kaldırmak ve ağız hijyeninin devamını sağlamak için yeni sürmüş azı dişlerine mutlaka fissür örtücü adı verilen koruyucu tedaviler uygulanmalıdır. Azı dişlerinin çiğneme yüzeylerindeki pit ve fissürlerin akıcı kıvamlı bir materyalle kaplanma prensibine dayalı bu tedavi yöntemiyle hem dişler üzerinde gıda birikimi engellenir hem de çocuklara daha rahat fırçalama yüzeyleri sağlanmış olur. Ayrıca 6 aylık periyotlarla yapılacak olan topikal fluorid uygulamaları, yeni sürmüş daimi dişlerin mineralizasyon ve olgunlaşma sürecinde oldukça etkili bir koruyucu tedavi yöntemidir.

     

    Ayrıca 7 yaşına gelen her çocuğun bir ortodontist tarafından da muayene edilmesini önerilmektedir. Bu dönemde iskeletsel veya fonksiyonel kapanış bozuklukları çok daha kolay tespit edilebilmekte ve şiddetli bozukluk gelişmesi önlenebilir.

     

    Ortodontik tedaviye erken yaşta başlanması tedavi sürecinde büyüme ve gelişimden faydalanıp sorunların daha efektif ve hızlı çözülmesini sağlayacaktır.


  • 7 yaşına gelen her çocuk ortodontik kontrolden geçmeli

    AAO (American Association of Orthodontists) 7 yaşına gelen her çocuğun bir ortodontist tarafından muayene edilmesini önermektedir. Bunun sebebi;

     

    • Birinci azı dişler sürdüğünde arka dişlerin kapanışı oluşur. Bu dönemde fonksiyonel çapraz kapanışlar, ön arka yöndeki kapanış bozuklukları tespit edilebilir.
    • Kesici dişler sürmeye başlamıştır ve çapraşıklık, derin örtülü kapanışlar, alışkanlıklara bağlı diş bozuklukları teşhis edilebilir.
    • Erken yapılan kontrollerde bazı çocuklardaki diş bozuklukları tespit edilerek tedaviye başlanabilir ve ileride şiddetli bir bozukluk gelişmesi önlenir.