ÜYE GİRİŞİ HIZLI RANDEVU & BİLGİ TALEBİ

Alzheimer Tedavisi

  1. Ana Sayfa
  2. Alzheimer Tedavisi
Alzheimer Nasıl Tedavi Edilir?

Alzheimer hastalığı geri dönüşü olmayan bir hastalıktır ve kesin tedavisi yoktur. Alzheimer’ın ilaç tedavisi rahatsızlığın semptomlarının hafifletilmesini ve eşlik eden hastalıkların tedavisini kapsıyor. Beraberinde hastanın zihinsel kapasitesinin düzeltilmesi ve günlük yaşamının kolaylaştırılması amaçlanıyor.

Hastalığı ortaya çıkaran bazı teorilere bağlı olarak çeşitli ilaçlar geliştirilmiştir. Alzheimer nedeniyle oluşan beyin dokusu kayıplarında öğrenmeden sorumlu asetilkolin maddesi azalırken, ciddi bir iltihap ve dejenerasyon nedeni olarak da glutamat denilen bir maddenin yüksekliği gözlenir. Var olan ilaçlar asetilkolini arttırmaya çalışırken, glutamatı düşürmeyi hedeflemektedir. Bu nedenle kullanılan, donazepil, rivastigmin, galantamin ve memantin bu ilaçların genel ismidir.

İlaç kullanımı başladıktan sonra yan etkiler takip edilir. Düzelme varsa ilaca aynı şeklide devam edilir, yoksa doz arttırılır ya da ilaç değiştirilir.

Diğer ek tedaviler

Medikal tedavinin yanı sıra davranış terapisi, fizyoterapi, ergoterapi, bellek çalışmaları, realiteye yönelim çalışmaları (kişi, yer ve zaman yönelimine), biyografi ve hatırlama, müzik, duyu, aromaterapi ve evcil hayvan terapisi de ek tedaviler olarak hekimler tarafından uygulanabiliyor.

Hastaların sağlığına kavuşması için uygulanan yeni tedavilere ilişkin çalışmalarda özellikle beyin sinir hücrelerinin işlevini bozan beta-amiloid ve tau proteinlerinin oluşumuna, hücrelere çökmesini engelleyici ve oluştuklarında da yıkılıp atılmasını hızlandıracak ilaçların bulunmasına yönelik araştırmalar yapılıyor.

İleri aşamada ise Alzheimer hastalığına karşı aşı geliştirilmesi hedefleniyor.

Sonuç olarak, Alzheimer tedavisi

  • İlaç tedavisi
  • Psikolojik destek
  • Egzersiz
  • Beslenme şeklinde planlanmalıdır.

Alzheimerlı Hastalar Nasıl Beslenmedir?

Alzheimer hastalarında Akdeniz beslenme modelinin uygulanmasının hastalığın seyrine olumlu katkısı vardır. Çünkü Akdeniz modeli beslenme tarzında, yüksek düzeyde posalı ve bitkisel besinler (sebze, meyve, kuru baklagiller, tam tahıllar) ile balık ve zeytinyağı, düşük düzeyde ise; kırmızı et, tavuk, az yağlı süt ve süt ürünleri yer almaktadır. Rafine ve şekerli besinlerin tüketilmesi hastalığın ilerlemesini kolaylaştırmaktadır.

1. Süt ve süt ürünleri

Süt ve sütten yapılan peynir, çökelek, lor ve yoğurt gibi besinler günlük beslenmede mutlaka yer almalıdır. Bu besin grubu içerdikleri protein, kalsiyum, fosfor ve B grubu vitaminleri içeriğinden günde 2-3 porsiyon tüketilmesi fayda sağlamaktadır.

2. Et, kuru baklagil, yumurta, yağlı tohumlar

Kırmızı et, tavuk, hindi, balık, yumurta, nohut, kuru fasülye, yeşil mercimek, ceviz, badem, fındık gibi yağlı tohumlar bu grupta olup hepsi birbirinin yerine geçebilir. Protein ile birlikte demir, çinko, magnezyum gibi mineraller, A ve E vitamini bu grupta yer almaktadır.

3. Yağlar

Yaşın ilerlemesi ile birlikte yağ tüketimi sınırlandırılmalıdır. Hayvansal yağ ve hayvansal yağ içeren gıdalardan uzak durulmalıdır. Et ve et ürünlerinin doymuş yağ oranı yüksek olduğundan bu tür besinler tüketilirken yağsız olanı tercih edilmelidir. Ayçiçek yağı yerine sızma zeytinyağı, avakado yağı veya kanola yağı tüketilmelidir. Ayrıca pişirilme yöntemi olarak kızartma tercih edilmemelidir çünkü fazla miktarda yağ tüketimine neden olur. Kızartma yerine buharda veya fırında pişirme yöntemi kullanılmalıdır.

4. Omega-3

Omega-3 yağ asidi bakımından zengin besinler; balık (sardalya, somon ve uskumru gibi yağlı balıklar), ceviz ve keten tohumudur. Yeterli düzeyde omega-3 alımı Alzheimer Hastalığı riskini azaltmaktadır. Yeterli omega-3 alımını sağlamak için hafta da 2-3 kez balık tüketimini öneriyoruz.

5. Sebze ve meyve

Taze sebze ve meyvelerde bulunan C ve E vitamini Alzheimer hastalık riskini azaltmaktadır. E vitamini yağda çözünen, antioksidan bir vitamindir. E vitamini içeriği yüksek olan; çiğ badem, ay çekirdeği, zeytin, sızma zeytinyağı, avokado ve ıspanak gibi besinlere günlük beslenmemizde yer vermeliyiz.

C vitamini ise suda çözünen bir vitamindir, bu yüzden vücutta depolanmaz, her gün yeniden alınması gerekir. Çilek, brokoli, dolmalık biber, kivi, kavun, karnabahar, bakla, yaban mersini, kuşburnu, ahududu, böğürtlen gibi besinlere de C vitamininden zengin olduklarından beslenmemizde yer vermek faydalı olacaktır.

6. Tahıllar ve tahıl ürünleri

Tahıllı ekmek, makarna, bulgur, erişte, şehriye ve yarma bu grupta yer almaktadır. Bu grup en temel enerji kaynağımızdır. Tam taneli tahıllar ve bulgur B grubu vitaminlerinden zengindir. Sindirim ve sinir sisteminin çalışmasında önemli rol oynar. Özellikle çorba her öğünde tüketilebilir.

ÖRNEK MENÜ

Kahvaltıdan önce: 1 bardak su

Kahvaltı:

* 1 su bardağı süt

* 1 ince dilim beyaz peynir

* 1 adet haşlanmış yumurta (Haftada 2-3 gün)

* 5 adet zeytin veya yarım avokado

* Domates - salatalık - yeşil biber

* 1-2 dilim tam tahıllı ekmek

Ara öğün:

* 1 porsiyon taze meyve

Öğle:

* 1 kase çorba

* 200 gr ızgara balık

* Mevsim salata (2 tatlı kaşığı zeytinyağlı)

* 1 dilim tam tahıllı ekmek

Ara öğün:

* 1 poriyon taze meyve + 3 tüm ceviz

Akşam:

* 1 kase çorba

* 1 porsiyon zeytinyağlı sebze yemeği

* 1 kase yoğurt

* 2 yemek kaşığı bulgur pilavı

* 1 dilim tam tahıllı ekmek

Alzheimerlı Hasta Yakınları İçin Psikolojik Destek

Çok sevdikleri bir yakınlarının ya da aile üyelerinden herhangi birinin Alzheimer tanısı almış olması, hasta yakını için kabullenilmesi zor bir süreçtir.

Hastalığın getirmiş olduğu davranış ve kişilik değişimleri hasta yakınlarının kaygılarını arttırır. Hastalıkla ilgili hasta yakınlarının endişeleri gelecek kaygısı yaşamalarına neden olabilir.

Alzheimer tanısıyla birlikte; hasta yakını için üzücü, endişe verici ve yıpratıcı bir tedavi süreci başlamaktadır.

Yoğun kaygılar, yaşanan içsel çatışmalar ve bunların bastırılmaya çalışılması hasta yakınlarının psikolojisini olumsuz yönde etkileyebilir. Hasta yakınlarında depresyon, anksiyete bozuklukları ya da strese bağlı rahatsızlıklar görülebilir. Bu nedenle Alzheimer hastası yakınlarının kendilerini ihmal etmemeleri ve psikolojik desteğe başlaması önerilmektedir.

Alzheimerlı Hasta Yakınlarına Öneriler

Alzheimer hastalığı, bilişsel fonksiyonların kaybına sebep olan ve zamanla ilerleyen bir beyin rahatsızlığıdır.

Kişinin günlük yaşam kalitesi hastalığın başlangıcıyla bozulmaya başlar.Alzheimer hastası çevresiyle iletişim kurmakta ve aktivitelerini yerine getirmekte zorlanır. Çevresi tarafından kişiliğinde ve belleğinde ciddi değişiklikler gözlemlenir. Kişi hastalığın başlamasıyla birlikte anormal davranışlar sergilemeye başlar.

Alzheimer hastalarının uyku ve beslenme döngüleri de ciddi anlamda bozulmaya başlar. Alışveriş yapabilmekte ve para hesabı tutabilmekte zorlanırlar. Ruh halleri çok sık değişmekle birlikte hastada alınganlıklar, depresif davranışlar ve ağlama istekleri gözlemlenir.

Alzheimer hasta yakınları, hastalarıyla iletişim kurarken nelere dikkat etmelidir?

Hastayla iletişim kurarken, hasta yakınları sakin ve nazik bir şekilde konuşmaya dikkat etmelidir. Emir verici bir iletişim tarzından kaçınılmalıdır. Kısa, anlaşılır cümleler kurmaya özen gösterilmelidir.Hastanızla konuşurken "lütfen" kelimesini sıkça kullanmaya özen gösterin.

Hastayla iletişim kurarken herhangi bir konu hakkında iki seçenek sunmak aranızdaki iletişimin daha kolay sağlanmasına yardımcı olacaktır.

Hastaların yaşadığı bellek kayıpları, olayları gerçekdışı anlatmasına, isimleri yanlış hatırlamasın sebep olabilir. Hasta yakınları bu gibi durumlarda hastanın düşüncelerini değiştirmeye çalışmamalıdır. Yanlış düşüncelerin düzeltilemeye çalışılması hastada stres yaratabilir. Bunun yerine hastanın algısına ortak olmak, onu mutlu edebilir.

Alzheimer hasta yakınları saldırganlık, öfke patlamaları, anksiyete nöbetleri gibi zor durumlarla nasıl başa çıkmalıdır?

Zor durumlarla başa çıkarken sakin bir ses tonuyla konuşmaya ve olumlu, güven verici cümleler seçmeye çalışın. Hasta yakınlarının kriz durumlarında öfkeli ya da korkulu davranması krize müdahale sürecini zorlaştıracaktır.

Özellikle saldırganlık ve öfke nöbetleri sırasında hasta yakınları, korku ve kaygı duyduğunu hastaya hissettirmemeye çalışmalıdır. Hasta bunu fark ederse saldırgan davranışları artabilir.

Aynı şekilde hasta yakınlarının öfkelenmesi de hastanın saldırgan davranışlarını tetikler. Bu nedenle sakin, güven verici kelimeler seçerek, olası fiziksel saldırılara karşı arada belli mesafe bırakarak tedbirli yaklaşmak gerekir. Hastaya fiziksel olarak müdahale etmek doğru bir yaklaşım değildir.

Size karşı fiziksel bir saldırganlığı olduğu durumlarda "lütfen, canım acıyor" gibi cümleler kullanabilirsiniz.

Hastanın saldırganca davranmasına neden olan durumları tespit etmeye çalışın. Hastanız sakinleşene kadar odadan çıkmayı deneyebilirsiniz. Dikkatini başka bir yöne çekmeye çalışabilirsiniz .Örneğin; "birlikte kahve içelim mi?" gibi bir seçenek sunabilirsiniz. Kontrolden çıkan durumlarda mutlaka doktorunuzdan yardım isteyin.

Hastanın anksiyete (kaygı-endişe) durumlarında size anlatmaya çalıştığı gerçekdışı düşüncelerini olduğu gibi kabul edin. Sakin bir ses tonuyla, empati yaparak konuşmaya çalışın.

Dikkatini çekebilecek hoşuna giden bir aktiviteye fazla ısrarcı olmadan yönlendirmeye çalışın. Hastanın o anki algılayış şekline ortak olmaya çalıştığınız halde kaygıları çok fazla artıyorsa durumu doktorunuzla paylaşın.