Ücretsiz Danışma Hattı Her Perşembe 10.00-11.00

Davranışsal Bağımlılıklar

  1. Ana Sayfa
  2. Bağımlılık Yapıcı Maddeler
  3. Davranışsal Bağımlılıklar
Davranışsal Bağımlılıklar

Bağımlılık dendiğinde çoğunlukla kimyasal madde bağımlılığı anlaşılmasına rağmen psikiyatri otoriteleri ilk defa 2013’te davranışsal bağımlılık kavramını kabul etti ve ilk örnek olarak da “kumar bozukluğunu” tanımladılar. Oysaki toplumda ve medyada birçok davranış biçimi çoktan bağımlılık olarak tarif edilmeye başlanmıştı.

Aynı şekilde birçok bilim insanı, bazı davranış kalıplarını “bağımlılık” teorisi ile açıklamak için çalışmalarını sürdürmektedir. Henüz resmi tanılamada yeni yeni kendine yer bulan davranışsal bağımlılıklara yenilerinin eklenmesi beklenmektedir.

Bağımlılık yapıcı davranışlara birkaç örnek aşağıda sıralanmıştır.

  • Kumar
  • İnternet ile ilişkili bağımlılıklar
  • Alışveriş
  • Yeme
  • İş
  • Oyun
  • Seks
  • Egzersiz
  • Aşk
  • Heyecan ve tehlike bağımlılığı
  • Estetik ameliyat bağımlılığı

Görüldüğü gibi hayatımızın içinde yer alan ve hatta faydalı gibi görünen davranışların “aşırılığını” tanımlamak kolay değildir. Kişinin aşırı çalışması veya sürekli egzersiz yapması gibi durumlar “fazla hevesli olmakla” karıştırılabilir ve bunları birbirinden ayırmak son derece zor olabilir. Kişi; çoğunlukla çevresinin kendisini anlamadığını ve haksız yere bağımlılıkla damgalandığını iddia edebilir.

Peki, bir davranış ne zaman bağımlılık haline gelir?

Davranışın ne kadar aşırı olduğu ve zarar verdiğine göre bağımlılıktan bahsedilir. Şayet bir davranış sizin hayatınızı aşağıdaki gibi etkiliyorsa bunun bağımlılık seviyesine ulaşmış olabileceğini düşünmek gerekir:

  • Bağımlılık yapan davranış, kişinin hayatındaki en önemli etkinlik olur. Tüm duygu, düşünce ve davranışlarını etkiler ve yönlendirir. Kişi planlarını ve yorumlamalarını bu davranışa göre yapar.
  • Kişi kimi zaman haz kaynağı olarak kimi zaman ise kaygılardan kaçınmak için bu davranışı tekrar eder ve sonuçta bağımlılık yapan davranış zorlayıcı durumlarla baş etmek için kullanılan bir yöntem haline gelir.
  • Bir süre sonra bu davranışın duygular üzerindeki etkilerine karşı toleransı gelişir, beklenen etkinin sağlanması için harcanan zaman ve tekrarlar artar.
  • Kişi, bu davranışı gerçekleştiremediği durumlarda gerginlik, sinirlilik gibi rahatsız edici duygular yaşamaya başlar. Titremeler, başta ağırlık veya sersemlik hissi gibi fiziksel zorluklar yaşayabilir.
  • Bağımlılık yapıcı davranışların gerçekleştirilmesiyle birlikte sürekli bir çatışma hali yaşanır. Davranış, kişinin de çevresinin de istek ve beklentilerine karşıttır. Bu davranışlar kişinin hobileriyle ya da yaptığı diğer aktiviteler ile bağdaşmaz.
  • Davranışı kontrol altına alma dönemlerini kısa süre sonra tekrar ve yoğun tekrarlama atakları takip edebilir.

Davranışla ilgili yukarıda verilen 6 temel noktayı iyi değerlendirmek, bağımlılığı “FARK” etmek için önemlidir. Böyle bir şüphe duyulduğunda mutlaka bir uzman ile görüşmek önemlidir.

Kumar Bağımlılığı

Tüm bağımlılıklarda olduğu gibi kumar bağımlılığında da kişi, ruhsal bir sıkıntıdan kaçınabilmek için, geçici haz veren bir davranışı tekrarlar. Burada kontrolsüz bir şekilde kumar oynamak ve derinleşen maddi kayıplar söz konusudur.

Kumar bağımlılığı, kazanmak ve kaybetmek ile ilgili bir meseledir. Kişi kazanma umudunu hep korurken kendini sürekli kaybetmeye mahkum etmektedir.

Kişiyi kumar oynamaya iten psikolojik yapı ile ilgili birçok mekanizma öne sürülmüştür. Bunun bir dürtü kontrol bozukluğu olduğu bakış açısı ile yoğun haz arayan ve saldırgan dürtülerin, benlik tarafından tutulamadığı ve kumar ile alınan risk ile dürtü doyumu sağlandığı tarifi destek görmüştür.

Kumar sonunda kaybedeceğini bile bile oynamak veya kazandığında duramamak ve eninde sonunda kaybetmek kişinin kendi kendine “kaybı yaşatması” diğer bir deyişle cezalandırması olarak da düşünülebilmektedir. Kumar oynama bir otoritenin yerine kendini cezalandıran bir döngüyü sürdürmek anlamına gelebilmektedir.

Kişi her ne kadar kazanç hayali ile oynasa da yaşanan giderek artan bir kayıptır. Kayıp hayatın içindeki başka kayıpların da yerini alır ve kişinin kayba toleransının azlığı ile ilişkilidir.

Kumarın sorun olduğunu ne zaman anlarsınız :

  • Kumarla ilgili yalan söyler, oynadığını saklamaya başlar.
  • Kendini kumarla ilgili kontrol edemediğini hisseder.
  • Yeterli parası olmadığında da kumar oynar.
  • Çevredekiler kumarla ilgili kaygılarını dile getirmeye başlar.
  • Bırakmayı düşündüğünde yoğun kaygı duyar.

Duygusal sonuçları :

Kişinin destek alamadığı bir kayıpla kalmasına yol açan süreç, kaygı depresyon gibi duygu durum bozukluklarına yol açar. Bir yerden sonra başlayan gizli gizli oynamalar ve yakalanmalar, ilişkileri de kaybetmekle sonuçlanır.

Her şeyi kaybetmeye doğru giden yolda kişi ölüm düşüncelerine kapılabilir. Uykusuzluk, durgunluk, içe kapanma, sürekli yalnız kalma ihtiyacı bunların sonucunda ortaya çıkabilir.

Tüm diğer bağımlılıklar gibi kumar bağımlılığı da başka maddelerin kullanımına zemin hazırlar. Alkol, tütün, ve diğer uyuşturucular sayılabilir.

Alışveriş bağımlılığı

Bir psikiyatrik bozukluk olarak kompulsif alışveriş, 20. yüzyılın başlarında bilimsel yayınlarda yerini almıştı. Günümüzde yeniden dikkat çeken bir olgu olarak alışveriş bağımlılığı henüz tanı üzerinde uzlaşılmış olmasa da birçok kişinin yaşadığı bir zorluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Alışveriş bağımlılığı olan kişi, alışveriş ve para harcamakla çok meşguldür ve önemli bir zamanını bu işlerle geçirir. Birbirinden farklı para harcama biçimleri tarif edilmiştir:

  • Duygusal zorluklar karşısında zorlantılı alışveriş yapanlar.
  • Mükemmel parçayı satın almaya çalışanlar.
  • Çok para harcayan imajını isteyen, dikkat çeken parçaların sevenler.
  • İndirim ve pazarlık peşinde olanlar, ihtiyaçları olduğu için değil, indirim olduğu için alırlar.
  • Bir defada aşırı (blumik) alışveriş yapanlar, satın alıp iade etme döngüsüne girerler.
  • Biriktiriciler, beğendiklerinin her rengini veya tüm takımı tamamlamak zorunda hissedenler.

Problemli alışveriş çoğunlukla kişinin zorlu duygularla baş etmek için alışverişi kullanmasıyla ortaya çıkar. Alışverişin kendisine iyi geleceği fikri ile ani alışveriş isteği duyar. Tüm bağımlılıklarda olduğu gibi bu ister karşı konulamaz şiddetli bir istektir. Kişi bu isteğe karşı koyamaz ve alışveriş üzerindeki kontrolünü kaybeder. Bu istek ataklarının sıklığının artmasıyla, sahip olduğu paradan çok daha fazlasını harcar. Bu durum ilişkilerini de etkiler. Ve kişinin alışveriş sonrası hissettiği suçluluk veya pişmanlık gibi duyguları azaltmak için yine alışveriş yaparak kısır döngüye girebilir.

Satın alınmadan önce, kişinin tüm eksiklik ve boşluk hissini dolduracağı düşünülen nesne, satın alındıktan kısa süre sonra bu anlamını yitirir. Kişi alışverişin sonucundan çok süreçle ilgilenmektedir. Mutsuzluk, üzgünlük, yalnızlık hisleri kişiyi alışverişe yönlendirirken, alışveriş, keyif, mutluluk hissine yol açar. Para verildikten kısa süre sonra duygusal çökme takip edebilir.

Alışveriş sizin için sorun mu?

  • Çok zaman harcıyor musunuz?
  • Satın almadan önce heyecan, gerginlik hissediyor musunuz?
  • Satın aldığınızda mutluluk, huzur, keyif hissediyor musunuz?
  • Daha sonra suçluluk ve utanç hissediyor musnuz?

Bu sorulardan en az birine evet cevabı veriyorsanız, alışveriş sizin için sorun olabilir.

Yeme-Yemek Bağımlılığı

Yeme, ilk kez 1956’da bir tür bağımlılık olarak tarif edilmiştir. 2009’dan bu yana ise bu konu giderek dikkat çekmiş ve yeme ile ilgili sorunların bağımlılık davranışı olarak ele alınması tartışılmaktadır.

Günümüzde, “daha lezzetli” hale getirmek için yağ, şeker, tuz miktarı arttırılmış yani “işlenmiş” besinlerle karşılaşıyoruz. Bir bağımlılık yapıcı madde gibi davranan bu besinler, daha fazla haz verdiği için tüketilme miktarları artmaktadır. Yapılan deneylerde şeker veya yağ oranı arttırılmış besin verilen farelerin, çok miktarda besin tükettiği, ve elektrik şokuna rağmen aynı besine ulaşmak için tekrarlayan girişimlerde bulunduğu görülmüştür. Belirli besin maddelerinin bağımlılık yapıcı madde gibi davranabileceği görüşü ile şeker, tuz, yağ, çikolata gibi bağımlılık başlıkları tarif edilmiştir. Bu bakış daha çok “yemek bağımlılığı” gibi düşünülmektedir.

Oysaki yeme bağımlılığının bir de davranışsal yanı vardır. Yeme bağımlılığı olarak tarif edebileceğimiz bu yön, başlı başına yeme eylemi üzerindeki kontrol kaybı ile ilgilidir. Benzer bir yeme bozukluğu olan “tıkınırcasına yeme bozukluğu” üzerinde uzlaşılmış bir klinik tanıdır. Kısa sürede bir kişinin yiyebileceğinden fazla miktarda yeme atakları ile giden bu rahatsızlıkta kişi normalden çok hızlı yer.

Bu davranış ona utanç verdiği için yalnız yemeyi tercih eder. Kişi aç olmadığı halde çok fazla yiyecek tüketir, rahatsızlık hissedene kadar midesini doldurur. Bundan sonra suçluluk hisseder. En sık yeme bozukluğu olan bu hastalık ile yeme bağımlılığı, kontrol kaybı, sonuçlanmayan engel olma girişimleri açısından ortaklaşırlar. Yeme bağımlılığının için sadece tıkınma atakları değil, gün boyu ve sürekli fazla yeme ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Dürtüsel davranış özellikleri, depresif duygudurum, özsaygının düşük olması bu iki hastalık grubunda ortaktır.

Tanı kriterleri üzerinde uzlaşma henüz sağlanamamış olsa da yeme davranışı bağımlılık bakışıyla anlaşılmaya devam etmektedir. Yüksek kalorili besinlerin kontrolsüz tüketimi aşırı kiloya sebep olabilse de birçok yeme bağımlısının normal kiloda olduğu bilinmektedir. Aşağıdaki sorulara cevap vererek belirli bir besine bağımlılığınızı değerlendirebilirsiniz.

  • Belirli yiyecekleri yemeye başladığımda, planladığımdan çok daha fazla tüketiyorum.
  • Bazı yiyecekleri, doyduğum hale yemeye devam ediyorum.
  • Rahatsız olana kadar yiyorum.
  • Kimi yiyecekleri yiyemeyecek olmak veya daha az yeme fikri beni huzursuz ediyor.
  • Aşırı yemelerim için çok zaman harcıyorum veya yoruluyorum.
  • Kimi yiyecekleri tüm gün boyunca yiyorum.
  • Kimi yiyecekleri bulamadığımda, onları almak için fazladan çaba harcarım. Örneğin evimde başka alternatifler varken, o belirli yiyeceği alabilmek için uzak bir markete gidebilirim.
  • Bazen belirli yiyecekleri o kadar fazla miktarda tüketiyorum ki, çalışmak; ailem veya arkadaşlarımla zaman geçirmek veya başka aktiviteler yapmak yerine zamanımı yiyerek geçiriyorum.
  • Belirli yiyecekleri o kadar fazla ve sık tüketiyorum ki çalışmak, ailem veya arkadaşlarımla zaman geçirmek veya başka aktiviteler yapmak yerine, aşırı yemenin verdiği olumsuz duygularla uğraştığım oldu.
  • Belirli bir yiyeceği aşırı yemekten korktuğum için sosyal veya mesleki ortamlarda bulunmaktan kaçındığım oldu.
  • Belirli yiyecekleri yiyemeyeceğim sosyal veya mesleki ortamlarda bulunmaktan kaçındığım oldu.
  • Belirli yiyecekleri tüketmeyi bıraktığımda, kaygı, sinirlilik ve diğer fiziksel belirtileri yaşadığım oldu (kahve, kolalı içecekler, enerji içeceklerini bunun dışında tutunuz)
  • Kimi yiyecekleri, kaygı, sinirlilik ve fiziksel belirtileri ortadan kaldırmak için tükettiğim oldu (kahve, kolalı içecekler, enerji içeceklerini dışarda tutunuz)
  • Yemeyi bıraktığımda, bu yiyeceklere karşı aşermeye benzer yoğun istek duyuyorum.
  • Yemeye dair davranışım bana büyük bir sıkıntı veriyor.
  • Yemek ve yeme yüzünden günlük hayatım çok etkileniyor.
  • Yemek yeme biçimin bende çökkünlük, kaygı, suçluluk oluşturuyor.
  • Yeme biçimim sağlığımı olumsuz etkiliyor, hastalıklarımı kötüleştiriyor.
  • Duygusal veya fiziksel sorunlara yol açsa bile belirli yiyecekleri yemeye devam ediyorum.
  • Olumsuz duygulardan kaçmak ve keyif almak için giderek daha fazla yemem gerekiyor.
  • Eskiden yediğim miktarlar şimdi eski etkiyi göstermiyor.
  • Belirli yiyecekleri yemeyi bırakmak istiyorum.
  • Belirli yiyecekleri yemeyi bırakmayı denedim.
  • Belirli yiyecekleri bırakamadım.
  • Ne kadar çok evet cevabı verirseniz, bağımlılık riskiniz o kadar artmaktadır.

İş Bağımlılığı: İşkoliklik

Üretkenlik ve çalışmak, insana kendini tanımlamak, başarı kazanmak, rekabete girmek, kendini ifade etmek için önemli bir alan sağlamaktadır.

Ancak işte başarılı olmak çabası kişinin tüm hayatını işgal ettiğinde artık ciddi bir sorun vardır. Kişi çok uzun saatler çalışmasının yanında hemen hemen tüm zamanında işi düşünür. Özel hayatındaki kişilere yer kalmaz, kişi hızlı konuşur, hızlı yemek yer, çalışmak dışındaki aktivitelere dahi yer yoktur. Kişi işini önemsediğini veya çalışkan olduğunu iddia etse de, hayatında işinden başka hiçbir şey kalmamıştır.

Başarının ve rekabeti kazanmanın hazzı, burada bağımlılık yapan etkendir. Ancak başarısızlık veya başarısızlık kaygısı da bir o kadar yıpratıcıdır. Kaygı bozukluklarına zemin hazırlayan bir süreçtir. Diğer bağımlılıklarda olduğu gibi kişi işinde ilerlemenin hazzı, onaylanma için giderek artan miktarlarda çalışır. Tatil yapmaz, ara vermez, kendine zaman ayırmaz ve fiziksel ve psikolojik sonuçlarına rağmen aynı şekilde çalışmaya devam eder. Kişi azaltmaya karar verse de kontrol edemediği biçimde fazla çalışır. Sağladığı mutluluk geçicidir. Sonuçta hayat doyumunu ilişkilerini ve sağlığını olumsuz etkileyen bir sistem içinde kalır.

Kendinizi değerlendirin:

  • İş için daha fazla zamanı nasıl ayırabileceğinizi düşünüp duruyorsanız.
  • Planladığınızdan hep daha uzun saatler çalışıyorsanız.
  • Çalışmayı suçluluk, kaygı, çaresizlik veya çökkünlük gibi duyguları azaltmak için kullanıyorsanız.
  • Başkaları daha az çalışmanızı söyledi ve siz bunu yapmadıysanız.
  • Çalışmanız engellendiğinde geriliyorsanız.
  • Hobiler, kendinize zaman ayırmak, egzersiz yapmak hep işinizden sonra geliyorsa.
  • Sağlığınızı olumsuz etkileyecek kadar çok çalışıyorsanız.
  • Bu listeden 4’ü sizde varsa, çalışma bicimizi gözden geçirmelisiniz.

Bilgisayar Oyunu Bağımlılığı

Bilgisayar oyunları özellikle ergenlikteki bireyler arasında yaygındır ve ailelerle ciddi çatışma sebeplerindendir. Bilgisayar oyunları, tek oyunculu belirli bir görevi tamamlamak ve yüksek puan almak üzerine kurulu olabileceği gibi, günümüzde daha yaygın olarak çok oyunculu ve internet üzerinden oynanmaktadır. Çevrimiçi oyunların bir sonu yoktur ve bu da bağımlılık potansiyelini arttırır.