Hayata Umutla Devam Ediyorum

Arzu Atik

"Hayata Umutla Devam Ediyorum"

Meme kanseriyle mücadelem 25 Nisan 2007'de başladı. Aylık değişimden kaynaklandığını düşündüğüm ve göğsüme dokunduğumda elime gelen kitlenin bir hafta sonra hâlâ aynı yerde durduğunu fark ettiğimde, acilen eski jinekoloğumu aradım. Ki kendisi, bundan yalnızca dört ay önce kontrollerimi kendi elleriyle yapmış ve beni ultrasona yönlendirmeye gerek görmemişti!

Çekilen ultrason ve mamografi sonucunda, her iki memedeki fibrokistik kitlenin ameliyatla alınması gerektiği söylendi. Hemen bu konuda uzman bir cerrah arayışına girdim ve ameliyatımın Acıbadem Hastanesi'nde yapılmasına karar verdim. İlk cerrahi müdahale 1 Mayıs Salı günü gerçekleşti. Bu operasyonla her iki taraftaki kitleler çıkarılıp patalojiye gönderildi. 4 Mayıs Cuma sabahı sonucu bildirmek için doktorumun benimle görüşmek istediği haberi geldiğinde eşime “Sonuç iyi çıkmadı, hissediyorum” dedim. O ısrarla itiraz etse de, içgüdülerim beni yanıltmadı ve doktorum meme kanseri olduğumu lafı dolandırmadan, sade bir dille anlattı bana. Kendisi hafta başında bir seminere katılmak için Amerika'ya uçacaktı ve o kadar süre bekleyip kafamda kurmak istemiyordum. Dolayısıyla ertesi gün yani 5 Mayıs Cumartesi günü ikinci ameliyatımı oldum. Bu ameliyatta, çevre dokuyla beraber yaklaşık 2.9 cm. olan kitle ile nöbetçi lenfleri aldılar. Lenf bezlerime ulaşıp ulaşmadığını test ettiler.

İki gece kaldım hastanede. O sırada “Neden ben?” sorularıma bıkmadan usanmadan cevap veren eşim, doktorlarım ve gece boyunca elimi bırakmadığı için özellikle Sibel hemşireye bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.

Kendimi daha iyi hissetmeye başladığımda ameliyatımda bulunan doktorlarımdan Sn. Kemal Raşa, tedavi sürecimin nasıl olacağı hakkında beni kısaca bilgilendirdi. Yaşımın 33 olduğu ve önümde daha uzun bir yaşam süresi olduğu düşünülerek, yapılan fish testinde hastalığımın östrojen (kadınlık hormonu) pozitif çıkması nedeniyle 21 günde bir 6 kür kemoterapi ve sonrasında 30 gün radyoterapi almam kararlaştırıldı. Bu zorlu süreçte kendimi Acıbadem Kozyatağı Hastanesi'nde onkoloji doktorum Sn. Kerim Kaban ve ekibinin ellerine güvenle bıraktım.

Dinledim, Okudum Ve Öğrendim

Meme kanseri ailemizde (anne, kız kardeş, teyze) görülmeyen bir hastalık olduğundan sebepleri, oluşma şartları, tedavinin nasıl yapıldığı, kemoterapinin beni fiziksel ve ruhsal olarak nasıl etkileyeceği gibi konuları Kerim Bey, ilk görüşmemizde detaylı bir şekilde anlattı. Her şey aynen anlattığı gibi gelişti. Ayrıca hastaneden aldığım ‘Meme kanserini nasıl yendim?' adlı kitap da bana çok yardımcı oldu. Saçımın ne zaman döküleceği, vücudumda ne gibi değişiklikler olacağı, nelere dikkat etmem gerektiği, hijyenin ne kadar önemli olduğu, bu dönemde bağışıklık sistemimin yok denecek kadar azalacağı ve aklıma gelebilecek tüm sorular hakkında önce doktorumdan, sonra da bu kitaptan çok şey öğrendim. Tabii bunlar fiziksel olarak geçireceğim evrelerdi. Ruhsal olarak yardım aldığım kişi olan psikoloğumla da ilk kemoterapimi aldığım gün tanıştım.

Kasım ayında aktif tedavimin bitiminde (kemoterapi ve radyoterapi), 5 yıl boyunca her gün alacağım ilaçlarıma başladım. Burada amaç, östrojen hormonlarının baskılanması ve hastalığın tekrar nüksetme olasılığının minimuma indirilmesiydi. Bunlara ek olarak, ayda bir göbekten yapılan Zoladex ve kemik erimesini önlemesi için de 6 ayda bir damardan aldığım Zometa adlı ilaç etkili oldu. Ayrıca ilk üç yıl 3 ayda bir, sonrasında 6 ayda bir olmak üzere sürekli kontrol altındayım.

Yalnız Olmadığımı Öğrendim

Bunların dışında Psikolog Nazan Hanım'ın öncülük ettiği, her 15 günde bir Salı günleri benim gibi meme kanserinden muzdarip diğer arkadaşlarımızın da olduğu harika bir ekibimiz var. Hepimiz hastalığı kabullenmeyi, onunla baş etmeyi, yalnız olmadığımızı öğrendik; karşımızdakinin bize acımadığından emin bir şekilde, bu hastalıkla ilgili herşeyi konuşabiliyoruz ve yeni tedaviye başlayacak-başlamış olan herkese elimizden geldiğince tecrübelerimizle yardımcı olmaya çalışıyoruz. Kah güldüğümüz kah ağladığımız, zaman zaman sosyal aktiviteler gerçekleştirdiğimiz böyle güzel bir grubun içinde olmaktan dolayı çok mutluyum. Bu hastalığı yenmenin en önemli adımları sahip olduğunuz moral, motivasyon ve yaşama sevinci. Öncelikle bu hastalığı kabul etmek ve onunla savaşmak için yüksek morale ve yaşama sevincine sahip olmak gerekiyor. Kendimizden emin bir şekilde, bu hastalığın geçici bir rahatsızlık olduğuna ve bunu yenebileceğimize inancımız tam olmalı. Unutmamalıyız ki kanser, erken teşhis, doğru tedavi ve pozitif bir yaşam anlayışıyla yenilebilecek bir hastalık. Ben bunu başaracağıma inandım ve hayata umutla devam ediyorum. Hayata gülen gözlerle bakmamı sağlayan başta Acıbadem Hastanesi'nin tüm doktor ve hemşirelerine, aileme, eşime, dostlarıma, hastalığım süresince bana her türlü desteği veren çalışma arkadaşlarıma ve tüm emeği geçenlere sonsuz teşekkürlerimle…