Acıbadem Kemik İliği Merkezleri

Hayatınız 180 DERECE dönerse...

Basından

Hayatınız 180 DERECE dönerse...

Lenfoma tedavisinin ardından yeniden sağlıklı ve mutlu günlerine dönen Tuğba Mutlu Semerci, her şeyin tam "Bitti artık, yolun sonuna geldim " dediğiniz anda yeniden başladığının ve hayatın kötü sürprizleri olduğu kadar mucizelere de açık olduğunun en canlı kanıtı.

Elele Dergisi, 1 Temmuz 2014

RÖPORTAJ: GÜLRUİNCU FOTOĞRAF: TUNÇSEL ÜLKÜ

BİR SABAH UYANIP KENDİNİZDE BİRTAKIM DEĞİŞİKLİKLER OLDUĞUNU FARK ETSENİZ VE YAPILAN TAHLİLLER SONUNDA LENFOMA TEŞHİSİ KONULSA NE YAPARSINIZ? Çağımızın en korkunç hastalıklarından kanser, adını hiç anmak istemesek de ne yazık ki arkamızı dönemeyeceğimiz bir gerçek, gözlerimizi sımsıkı kapayıp var olmadığını söylesek de yerli yerinde duruyor. Ama erken tanı ve doğru tedaviyle zorlu bir süreç yaşatsa da su gibi akıp gidebildiği de bir gerçek; tıpkı gencecik yaşında lenfomaya yakalanan Tuğba Mutlu Semerci'de olduğu gibi...

27 yaşında lenfomaya yakalanan Semerci'nin hastalığı 2007 yılında başlamış. Boynunda bezeler çıkınca doktoru önce bunların üşütmeden kaynaklandığını düşünmüş ve antibiyotik vermiş. Bezeler yine de geçmeyince hematologa görünmesini istemiş. Sonrası malum süreç. Önce biyopsi ve sonra lenfoma teşhisi.

İlk başta uygulanan tedavi ne yazık ki sonuç vermemiş. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kemik İliği Nakli Merkezi'nde Prof. Dr. Siret Ratip'in gözetimindeki kemoterapi döneminden sonra kemik iliği nakli yapılmış. "Bu süreçte kendimden iyi hücre toplanarak bana nakledildi ve kemik iliğinde çoğalması beklendi. Sonunda sağlığıma kavuştum ve hastaneden çıktım" diyen Semerci, sonrasında yaşanan sürecin de bir o kadar zor olduğunu belirtmeden geçemiyor.

SIFIR NOKTASI

Karşımda otururken gözlerinin içi gülen, sempatik ve hayat dolu, kanlı canlı bu gencecik kadının kısa süre önce böylesine çetin bir sınavdan geçtiğine inanasım gelmiyor. Bu yaşananlar, güneşli bir günde, rengarenk sardunyalar ve kış cıvıltıları arasında karşılıklı oturup kahve içip sohbet ederken yaşadığımız o anın o kadar dışında ki akıl bunu algılamayı reddediyor.

"Nakil öncesinde sekiz ay süren ağır bir kemoterapi görüyorsunuz, bütün hücreleri sıfırlıyorlar. Nakil aşamasında ise hücreler üç günde toplanıyor. Toplandıktan sonra hücrelerin yükselmesini bekliyorlar ve sağlıklı hücreleri yeniden yüklüyorlar.

Hücreleriniz yükseldikten sonra da hastaneden çıkıyorsunuz" diyor Semerci ve nakil sonrasında en az altı ay çok dikkatli bir süreç geçirilmesi gerektiğini önemle vurguluyor. Başkalarıyla aynı ortama girmemek, yakın temasta bulunmamak ve şu an burada sayılamayacak kadar çok kurala uyulması şart, hatta uysanız bile her şey sil baştan yaşanabiliyor ve bir bakıyorsunuz bebek adımlarıyla geldiğiniz yolun en başına dönmüşsünüz, sıfır noktasındasınız... Aynı tahliller, aynı tedaviler ve aynı ilik nakli dönemi.

"EN BÜYÜK ŞANSIM DOKTORUM"

"Nakilden 3-4 ay sonra yeniden bezeler çıktı, hastalığım nüksetti" diyor Semerci ama verilen yeni bir ilaçla bu süreçten de alnının akıyla çıkmayı başarıyor.

Ve mutlu haber... ikinci naklin yapılmasının üzerinden iki sene geçmiş.

Tuğba Mutlu Semerci eski sağlıklı günlerine geri dönmüş. "En büyük şansım doktorum, o olmasaydı her şey bambaşka olurdu" diyor Semerci ve ekliyor: "Kendisine de söyledim bunu; hayatımda üç erkek var; babam, eşim ve doktorum Siret Bey.

"HAYATA ÇOK BAĞLI BİR İNSANIM" Semerci, iki buçuk sene aralıklarla hastanede yatmış hatta bu arada zatürre bile geçirmiş. "Bu benim hatamdı" diyor suçlu suçlu gülerek ve yaramaz bir hasta olduğunu itiraf ediyor; "Uymam gereken kurallara uymadım ve sonunda hastalandım. Bağışıklık sıfırlandığı için en ufak mikroba bile açıksınız. Kapalı ve özel bir odada kalmam gerekiyordu ama ben kaçıp kaçıp gidiyordum" diye sürdürüyor sözlerini. Ancak bu acı bir ders olmuş tabii, ikinci yatışında bütün kurallara harfiyen uymuş Semerci.

O gerçekten hayata çok bağlı bir insan, "Moralimi her zaman yüksek tuttum ve hayatla bağımı hiç koparmadım" diyor.

Bu dönemde eşinin de bir dakika bile kendisini yalnız bırakmadığını ve bu yüzden de çok şanslı bir kadın olduğunu vurgulamadan geçmiyor; "Hastane evimiz olmuştu. Sürekli hastanedeydik, yemeğimizi bile hastanede yiyorduk ve bu süreçte beni bir dakika bile yalnız bırakmadı. Saçlarım dökülmüştü, keldim ama makyajımı yaptım ve hayata dört elle sarıldım."

"BİR EVLAT EDİNMEYİ ÇOK İSTİYORUM"

Şu an ilaç kullandığı ve nakilden dolayı riskli olabileceği için çok istemesine rağmen bebek sahibi olmayı ertelemiş Semerci hatta ilk tedaviden sonra ilacı bıraktığı ve hamile kalmaya karar verdiği için yeniden nüksetmiş hastalığı.

Artık doktorunun sözlerini dinliyor ve zamanı onun belirleyeceğini söylüyor.

Ama bu süreç çok özel, çok güzel bir fikrin yeşillenmesine de vesile olmuş aynı zamanda. "Evlat edinmeyi çok istiyorum, ileride çocuğum olursa ona kardeş olur. Anneliğin sadece doğurmak olduğuna inanmıyorum. Birinin hayatını kurtarmak ve onu sahiplenmek çok kutsal bir şey" diyerek sürdürüyor sözlerini, biraz da duygusal bir anda...

"HAYATIMI SIFIRLADIM"

Aklıma Robin Williams'ın bir edebiyat profesörünü canlandırdığı 'Ölü Ozanlar Demeği' geliyor konuşurken ve onun özüne yayılan 'Carpe Diem' felsefesi yani en yalın anlamıyla 'günü anlamlı yaşa ve yaşadığın ana hesap ver' şeklinde özetlenebilecek felsefe öğretisi...

"Hastalıkla girdiğiniz bu amansız savaştan galip çıkmak hayata dair neler düşündürtüyor size?" diye soruyorum Semerci'ye... Artık hayatta neden keyif alıyorsa onu yaptığını söylüyor bir çırpıda: "İnsanları anlamaya, empati kurmaya çalışıyorum çünkü biliyorum ki ölümlü bu dünya. Hastaneden çıkalı iki sene oldu ama sanki o yaşadıklarımı hiç yaşamamışım gibi geliyor, çok garip.

Hayata tamamen tutununca yaşadıklarınız hayal oluyor, artık şu anı yaşamak lazım..." Tuğba Mutlu Semerci şimdilerde 34 yaşını karşılamaya hazırlanıyor. Eskiden yaşadığı karamsarlıkları, acıları tek tek atmış üzerinden, yenilenmiş, hayatını sıfırlamış, her şeye yeniden başlamış ve kendisine verilen bu ikinci şansa dört elle sarılmış bir kadın artık. Cam ne isterse onu yapıyor, gününü gün ediyor, çünkü çok iyi biliyor ki hayat çok değerli, çok eşsiz ve nefes almak her şeye değer, acısıyla tatlısıyla bize sunulan bu hayat muhteşem bir hediye...

“Hastaneden çıkalı iki sene oldu ama o yaşadıklarımı hiç yaşamamışım gibi geliyor, çok garip.

Hayata tamamen tutununca yaşadıklarınız hayal oluyor, artık şu anı yaşamak lazım...”

Kemik İliği Nakli SözlüğüKemik İliği Nakli Sözlüğü

Sıkça Sorulan SorularSıkça Sorulan Sorular

Kemik İliği Nakli MerkezlerimizKemik İliği Nakli Merkezlerimiz


Acıbadem Sağlık Grubu

Acıbadem Sağlık Grubu
Websitemizde yer alan bilgiler Acıbadem Hayat Yayın Kurulu tarafından oluşturulmuştur. Bu bilgiler tedavi edici amaç taşımamaktadır. Güncelleme Tarihi 04.11.2016