ALO ACIBADEM 444 55 44

Artık kendim için yaşıyorum

  1. Ana Sayfa
  2. Acıbadem'de Meme Sağlığı
  3. Hasta Öyküleri

Bana meme kanseri teşhisi konulduğunda müthiş korktuğumu ve paniklediğimi hatırlıyorum. Öyle genelde anlatıldığı gibi hiç de metanetli davranmamıştım. Halbuki sağlığına benim kadar dikkat eden insan azdır. 45 yaşından beri rutin kontrollerimi yapıyor, 48 yaşından beri de her yıl düzenli mamografi çektiriyordum. Ancak daha önce tiroit ameliyatı geçirmiştim. Tiroit sorunu olan kadınların büyük çoğunluğunda meme kanseri riski varmış.

Doktorun gözlerine baktım ve anladım

Tetkiklerde 2 mm. civarında odak görüldü. Radyolog, biyopsi alınırsa kesin teşhis konulabileceğini, telaşlanmak için erken olduğunu söyledi ama ben sözlerine değil gözlerine bakıyordum, o gözler hiç de umut vermiyordu. Hemen bir jinekolog arkadaşıma gittim. Vakit kaybetmeden bir genel cerraha başvurmamı önerdi. Kontrol sonucunda biyopsi ve lumbektomi (odağın olduğu bölümün temizlenmesi) yaptırmak arasında karar vermem söylendi. Epey ağladığımı, sinirlerimin bozulduğunu hatırlıyorum. Gerçekle o an yüzleşmiştim. Tam bir travmaydı. Patoloji sonucu kanser çıktı ve doktorlarım radyoterapi tedavisi görmeme karar verdiler. Tedavi süresince kan değerlerim düştü, eklemlerimde şişme, mememde yanma hissettim. Bunlar radyoterapinin yan etkileriydi. Çok iyi beslenmeme rağmen bağışıklık sistemim zayıfladı. Her şeye rağmen o dönem tam bir enerji patlaması yaşadım. Her yere yetişmek, hayatın bir anını dahi kaçırmamak istiyordum. Epey de alıngan olmuştum. İnsanlar hastalığımı, nasıl olduğumu sormayınca kızıyordum, sorduklarında daha da sinirleniyordum. Kendimi işime vermeye, odaklamaya çalıştım. İç mimarım ve sık sık şehir dışı seyahatlere çıkıyorum. İş gezilerimi tedaviye göre ayarladım, iş benim hayata tutunma sebebim oldu.

Tedavim tamamlandı ve başarılı oldu, bana söylenenleri harfi harfine yapıyorum, kontrollerime dikkat ediyorum. Öte yandansa hala korkuyorum; ‘ya tümör tekrarlarsa?’ Bu korku beni daha bencil biri yaptı. Eskiden sevdiklerimi mutlu etmek için fazlasıyla fedakarlık yapıyordum. Şimdi ise ‘önce ben’ diyorum, canım nasıl isterse öyle yaşıyorum…’’