ALO ACIBADEM 444 55 44

Meme Kanserine Bağlı Ölüm Oranları Azalıyor

  1. Ana Sayfa
  2. Acıbadem'de Meme Sağlığı
  3. Haberler

Prof. Dr. Uras, "Meme kanserine bağlı ölüm oranları 20 yıl öncesine göre çok düşmüştür ve her sene giderek daha da azalmaktadır. Ölüm oranlarını azaltan en önemli nedenlerden bir tanesi meme kanseri ile ilgilenen birçok branşın bir arada ahenk içerisinde takım çalışması yapmasıdır" dedi

2. Uluslararası İstanbul Meme Kanseri Konferansı Düzenleme Komitesi Başkanı ve Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cihan Uras, meme kanserine bağlı ölüm oranlarının 20 yıl öncesine göre çok düştüğünü belirtti.

Uras, yaptığı açıklamada, Türkiye'de kanser tanısı konan her 4 kadından birisinin kanserinin memeden kaynaklandığına işaret ederek, Türkiye'de meme kanseri görülme sıklığının, Avrupa ve Amerika'dakine göre bariz olarak daha düşük olduğunu ancak Türkiye'nin batısında yaşayanlarda doğusunda yaşayanlara göre daha sık meme kanseri geliştiğini ifade etti. Türkiye'de ortalama meme kanseri görülme yaşının 50 yaş civarı iken bu kanser türünün yaklaşık yarısının 50 yaş altında ortaya çıktığını aktaran Uras, şu bilgileri paylaştı:

"Meme kanserine bağlı ölüm oranları 20 yıl öncesine göre çok düşmüştür ve her sene giderek daha da azalmaktadır. Meme kanserine bağlı ölüm oranlarını azaltan en önemli nedenlerden bir tanesi meme kanseri ile ilgilenen birçok branşın bir arada ahenk içerisinde takım çalışması yapmasıdır.

Cerrahi, radyoloji, patoloji, medikal ve radyasyon onkolojisi uzmanlarının bir arada meme hastalıkları tanı ve tedavisinde grup şeklinde çalışmaları sadece hastalığın etkin bir şekilde tedavi edilmesine değil hem hasta hem de doktor memnuniyetini de artırmaktadır."

Uras, meme kanseri cerrahisinin giderek küçüldüğünü, rekonstrüktif cerrahilerinin güvenliğinin ortaya konması ile hastaların organ kaybına daha az uğradığını belirterek, bugün çoğu hastanın memesini kaybetmediğini, organ alınsa dahi yerine aynı anda meme yapılabildiğini, çoğu hastanın artık koltuk altı ameliyatı geçirmediğini, bunun da ileride oluşabilecek kol omuz hareketleri kısıtlılığını ve kol şişmelerinin önüne geçtiğini anlattı.

Gerek hastalığın biyolojik özelliklerinin daha iyi tanınması gerekse tıbbi tedavilerin son yıllarda oldukça önemli aşama kaydetmesiyle hastalığın tedavisinde yüksek oranlarda yüz güldürücü sonuçlar elde edildiğini vurgulayan Uras, hastaların yaşam kalitesi asgari düzeyde korunarak günlük yaşantılarını ailelerinden, sosyal çevrelerinden ve iş hayatlarından kopmadan eskisi gibi sürdürebilmelerinin sağlanabildiğini belirtti. Uras açıklamasında, "Hedefe yönelik kişiselleştirilmiş tedaviler her hastaya farklı ama etkin tedavi verilmesini sağlıyor. Hangi hastaya nasıl bir tedavi verileceğine ise kişilerin ve kanserin genetik özelliklerine göre karar veriliyor. Bu şekilde etkisiz, işe yaramayan, gereksiz tedavilerin önüne geçiliyor." ifadelerine de yer verdi.

Günboyu, 15.10.2016

Meme Kanserine Bağlı Ölüm Oranları Azalıyor