Acıbadem Maslak Omurga Sağlığı Merkezi
OMURGA HASTALIKLARI SKOLYOZ

Skolyoz (Omurga Eğriliği) Nedir?

Omurgamız başımız ile bacaklar arasında uzanan ve vücut ağırlığımızın üçte ikisini taşıyan bir köprü gibidir. Omurgamız, omur denilen 23 tanesi hareketli toplam 33 kemikten oluşur.

Bu kemikler birbirlerine bağ dokusu, eklemler ve disk dediğimiz yastıkçıklarla bağlanır.

Aynı zamanda hareketleri sağlayan ve omurların her birine bağlanan güçlü omurga çevresi kaslarımız vardır.

Merkezi sinir sisteminin en önemli bölümlerinden biri olan omurilik de omurganın içinde yer alır. Omurga, omuriliği içinde barındırır ve korur.

Omurilik beyin ile kol, gövde ve bacaklar arasında irtibatı sağlayan ve beyinden bu bölgelere emir getiren ve götüren sinir dokusundan oluşur. Tıpkı bir elektrik kablosu gibi görev yaparak; el ve kollarımızın, ayak ve bacaklarımızın, duyu fonksiyonumuzun çalışmasını sağlar.

Omurga ayrıca nefes almamıza yardımcı olur, idrar ve dışkı fonksiyonlarını kontrol eder.

Omurgamız bedenimizi döndürmemiz, başımızı çevirmemizi sağlar. İç organları korur.

Sağlıklı bir omurga için dik durmak, ağır yük kaldırmamak ve doğru oturmak önemlidir.

Skolyozun sıklığı:

Skolyoz, toplumda yaklaşık %2 ila 4 oranında görülür.

Bunlardan çok büyük bir kısmı düşük dereceli eğriliklerdir. Kız çocuklarda erkek çocuklara göre yaklaşık 8-10 kat daha sık görülebilir.

Omurgasında eğriliği olan kişilerin ancak yüzde 10’unda skolyoz, tedavi gerektirecek dereceye ilerler.

Düzenli egzersiz yapma, sırt kaslarını güçlü tutma, kondisyonu artırma ve daha formda olma skolyoz takibinin ve tedavisinin hemen her basamağında yer alan vazgeçilmez öğelerdendir.

Skolyozun türleri:

İdiopatik skolyoz (Nedeni bilinmeyen skolyoz)

En sık görülen skolyoz türü; sebebi tam olarak aydınlatılamayan ‘idiopatik’ skolyozdur. Omurgada yana doğru eğilme ‘S’ veya ‘C’ şekilli olabilir. Yana doğru eğilme dışında omurların kendi etraflarında dönmesi de en hafif formlar dahil olmak üzere tüm idiopatik skolyozlarda görülür. Omurlardaki bu dönme sırtta veya belde asimetrik çıkıntılar oluşmasına sebep olur.

Nöromusküler skolyoz

İkinci en sık görülen skolyoz tipi nöromuskuler skolyozdur. Nöromusküler skolyozun temel nedenleri arasında kas veya sinir hastalıkları yer alabilmektedir. Sinir hastalıkları beyin ve omurilikten kaynaklanabilir; kas hastalıkları ise çocukluk ve daha ileriki dönemlerde görülebilir. Nöromusküler skolyozda, idiyopatik skolyozun aksine solunum sıkıntısı ve duyu kusurlarına daha çok rastlanabilmektedir. Solunum problemleri, iletişim bozuklukları, duyu kusurları ve epileptik nöbetler gibi nedenlerden ötürü tedavi sürecinde skolyoz korsesi kullanılmayabilir. Skolyozun bu türünde cerrahi müdahale için daha küçük yaşlar tercih edilebilir. Füzyon tedavisi uygulanabilir.

Konjenital skolyoz

Üçüncü sıklıkla ise konjenital skolyoz görülür. Anne karnındaki çocuğun gelişimi sırasında ortaya çıkan omurga anomalilerine bağlı bir skolyoz türüdür. Konjenital skolyoz ilk yıllarda hızlı bir ilerleme gösterir. Bu sebeple erken dönemlerde ortaya çıkan konjenital skolyozun tedavi süreci küçük yaşlarda cerrahi müdahaleyi gerektirebilir.

Bunların dışında, nörofibromatozis, çeşitli romatizmal hastalıklar, osteogenezis imperfecta, marfan sendromu, Ehler Dsanlos gibi çeşitli bağ dokusu hastalıkları, omurga kırıkları, omurga enfeksiyonları, Morquio, Gaucher hastalığı gibi çeşitli metabolik hastalıklar ve bazı genetik sendromik hastalıklar skolyoza neden olabilir.

Skolyozun tedavisi:

Skolyozun tedavi süreci skolyoza neden olan hastalığa ve kişide oluşan skolyoza göre değişkenlik gösterir. Yani bazı hastalar için tedavi süreci doğal akışında devam ederken; kimi hastalarda ise kişinin tedaviye verdiği cevap skolyozun türüne göre değişebilmektedir. Skolyoz çocukluk ve ergenlik döneminde büyüme ile ilerleme göstermektedir. Yani, omurganın eğriliği daha da artmaktadır.

Tüm bu sebeplerden dolayı skolyoz için tüm durumlara uygulanabilecek doğru ve tek bir tedavi seçeneği yoktur.

Skolyozun tanı aldığı yaş, eğriliğin yeri ve derecesi, skolyozu oluşturan sebepler, muayene bulguları ve radyolojik tetkiklerden alınan veriler incelenerek, yani skolyoz için yapılacak tedavi ‘kişiselleştirilerek’ hastadan hastaya değişecek şekilde uygulanır.

Her bir tedavi seçeneği kendi içerisinde, hastaya göre değişiklik gösterse de skolyoz tanısı aldıktan sonra genel olarak üç alternatif yol mevcuttur. İlk seçenek izlemdir ve 20-25 dereceden küçük eğrilikler için uygundur ve belli aralıklar ile takip yapmaktan, sportif faaliyetleri ve genel vücut kondisyonunu artırmaktan ibarettir.

Skolyoza özel fizik tedavi egzersizleri faydalı olabilir. Ancak bu egzersizler için zamanlama önemlidir. Çok erken yaşta başlanan egzersizler, çocukta erken bıkkınlığa neden olabilir. Bunun sonucunda egzersizin asıl gerekli olabileceği ve hızlı büyümenin olduğu ileri yaşlarda çocuk egzersiz yapmak istemeyebilir.

İkinci seçenek korse tedavisidir. Eğriliği 20-40 derece arasında olan ve büyüme potansiyeli olan kişilerde etkili olan bir yöntemdir. ABD ve Kanada’da çok merkezli olarak yürütülen ve erken dönem sonuçları 2013’te yayınlanan bir çalışma, korse kullanan hastaların ameliyat olma oranlarının, kullanmayanlara göre daha düşük olduğunu açıkça göstermiştir. Yani korse kullananların ameliyat olma ihtimali düşmektedir. Bu erken sonuçla çalışma durdurulmuş ve bütün hastalara korse verilmesi kararlaştırılmıştır. Korsenin günde 20-23 saat takılı kalması etki gösterme açısından önemli bulunmuştur.

Diğer bir seçenek ise cerrahi tedavidir. Cerrahi genel olarak 40-45 derece üzerindeki eğriliklerde gündeme gelir. Akciğer gelişiminin tamamlandığı ergenler ve erişkinlerde düzeltme ve dondurma (sabitleme) ameliyatları uygulanır. Cerrahiye dahil edilen omurlarda hareket sınırlaması yapılacağı için mümkün olan en az seviye ameliyat edilerek en fazla düzelme sağlanabilmesi için ameliyat öncesi hazırlık ve planlama önemlidir.

Skolyoz tedavisinde yenilikler:

Skolyozun görüldüğü 10 yaş altındaki çocuklarda büyümeyi ve akciğer gelişimini engelleyeceği için dondurma ameliyatlarından uzak durulması gerekmektedir. Çocuklarda klasik cerrahi yöntem, omurgaya yerleştirilen çubukların dondurma işlemi yapmadan 6 ayda bir uzatılmasıdır. Bu klasik yöntemde rodlar vücuda yerleştirilir ve 6 aylık aralarla tekrarlayan ameliyatlar ile uzama sağlanırdı. Bu ameliyatların hasta ve yakınları üzerinde yarattığı stres, komplikasyonlar ve ekonomik külfet doktorları başka çözümler aramaya yöneltmiştir. Bu çalışmaların sonunda icat edilen manyetik rodlar kullanılarak, uzamalar 2-3 ayda bir poliklinik şartlarında uzaktan kumanda ile yapılabilmektedir.

Skolyozun cerrahi tedavisindeki önemli bir kaygı da ameliyat sırasında hastaların felç olması riskidir. Daha önce ameliyat sırasında yapılan müdahalelerin omurilik üzerindeki etkileri görülemiyor, ancak ameliyatın sonuna doğru hastalar uyandırıldığında felç olup olmadıkları anlaşılabiliyordu. Bu işlem hasta için sıkıntılı olmakla beraber, ameliyatın sonunda anlaşılabildiği için müdahalede de geç kalınıyordu.

Ameliyat sırasında sinirlerin işlevlerini devamlı olarak gösteren nöromonitorizasyon işlemi ülkemize 4-5 yıl önce gelmiş ve bugün artık yaygın olarak kullanılmaktadır. Böylelikle ameliyat sırasında sinir yaralanmasına neden olabilecek herhangi bir işlemin yarattığı etki anında anlaşılmakta ve gerekli müdahale yapılmaktadır. Nöromonitorizasyon tekniği daha önceleri zaman zaman felç ile sonlanabilecek bu ameliyatların emniyetini ciddi oranda arttırmış ve bir zamanlar felç korkusuyla yapılamayan ameliyatların günümüzde uygulanabilmesine olanak sağlamıştır. Bu teknik sayesinde komplike eğrilikler düzeltilebilmektedir.

Skolyoz ameliyatları ile ilgili en önemli sorunlardan birisi de omurganın sabitlenip belli kısımda omurga hareketliliğinin ortadan kalkmasıdır. Omurga cerrahlarının dondurma işlemi yapmadan, omurganın büyümesine ve hareketli kalmasına izin verecek bir düzeltme tekniği ile ilgili çalışmaları yavaş yavaş meyvelerini vermeye başlamıştır.

Omurgasında skolyoz olup halen büyüme potansiyeli olan hastalarda “gerdirme yöntemi” olarak adlandırılan bir yöntem geliştirilmiştir. Bu yöntemde sırt eğriliklerinin dış bükey tarafına endoskopik girişimle yandan vida konmakta ve bu vidalar kalın bir ip ile bağlanıp gerdirilerek bir miktar düzelme sağlanmakta ve eğriliğin dış bükey tarafının büyümesi engellenmektedir. Böylelikle iç bükey taraf büyümeye devam ederken dış bükey tarafın büyümesi vidalara bağlı ip sayesinde durmakta ve zaman içinde eğrilik kendiliğinden düzelmektedir.

Doğuştan Skolyoz

Konjenital spinal deformite nedir?

Konjenital kelimesi, doğuştan itibaren var olduğu ve problemin anne karnında iken oluştuğunu ifade eder. Deformite ise yapısal şekil bozukluğudur. Yani konjenital spinal deformite terimi, anne rahminde iken oluşan ve yaşla birlikte ilerleyen omurga şekil bozukluklarını ifade eder.

Anne rahmindeki çocuğun omurga gelişimi, organlarının gelişimi ile birlikte ilk üç ayda tamamlanır. Bu süre içinde omurga yapısının anormal oluşması veya birleşik kalması sonucunda omurların büyümesi asimetrik olur ve sonuç olarak eğrilikler gelişir. Görülen şekil bozukluğunun tipi anormal omurun omurga kolonunun neresinde ve hangi yönüne doğru yerleştiğine bağlıdır.

Normal bir omurga arkadan bakınca düz iken yandan bakınca kıvrımlıdır. Bu kıvrımlar sırt bölgesinde hafif bir kamburluk (kifoz) ve bel bölgesinde bir çukurluk (lordoz) şeklindedir. Konjenital vakalarda asimetrik büyüme yana doğru ise skolyoz, öne doğru ise artmış kifoz oluşur.

Anormal omuru olan kişilerde omurga eğriliği nasıl oluşur?

Omurganın eğrilmesine yol açan en önemli faktör anormal oluşmuş omurların asimetrik büyümesidir. Omurlarda anne karnında meydana gelen problemler oluşma kusurları ve ayrışma kusurları şeklinde görülebilir. Her iki kusurun bir arada görüldüğü daha karmaşık durumlar da mevcuttur. Belirtilmesi gereken önemli bir nokta bu anormal omurgaların doğumda var olmasına rağmen ilk başta pek bir eğrilik görülmeyebileceğidir.

Eğrilik daha çok büyüme ile oluşur. Fakat büyümeye rağmen birçoğu bu şekilde etkilenmiş omurga, hiç eğrilmeyebilir ya da çok az eğrilebilir. Hatta birden çok anormal omur içeren omurgalarda bu anormallikler birbirini dengeleyecek şekilde dağılmışsa, sonuç eğriliğin artmasından ziyade gövde büyümesinin azalması olabilir. Ergenlik çağındaki hızlı büyüme aşamasına kadar eğrilik çok yavaş artabilir.

Omurların bir tarafının ayrışamaması ve yapışık kalması nedeniyle oluşan durumlarda, yapışık taraf büyüyemezken; serbest taraf büyümeye devam eder ve skolyoz oluşur. Omurların iki tarafının da yapışık olduğu durumda bu bölgede büyüme az veya yoktur. Bunun sonucunda skolyoz gelişmez ancak bu bölge kısa kalabilir. Omurlar önden yapışık ise arkadan büyüme devam edeceği için kamburluk (kifoz) oluşur. Omurlar arkadan yapışık ise arkadan büyüme devam edeceği için çukurluk (lordoz) oluşur.

Yarım veya yetersiz oluşmuş omurlar ise omurganın bir tarafının diğerine göre daha fazla büyümesine sebep olarak eğrilik oluştururlar.

Konjenital skolyozun belirtileri nelerdir?

Konjenital skolyoz genetik midir?

Doğuştan (Konjenital) skolyozun genelde kalıtsal olduğu düşünülmez. Fakat kalıtsal olabilecek başka durumlarla konjenital skolyoz kalıtsal bir hastalığa eşlik edebilir. Bu nedenle, sadece konjenital skolyoz bulgusuna rastlanan ve başka bir genetik bozukluğu olmayan bir çocuğun, ailesinde benzer bulguya (Konjenital skolyoz) sahip başka bir kardeş olma ihtimalinde artış söz konusu değildir. Konjenital skolyozun neden oluştuğu tam olarak açıklanamamaktadır.

Embriyo ve fetusun gelişim aşamasında oluşan bir takım olaylardan dolayı bazı durumlar konjenital omurga deformiteleriyle birlikte daha sık görülebilirler.

Bunlardan en sık rastlananları şunlardır:

Bu anormallikler fonksiyonel olarak önem taşıyabilir ya da taşımayabilir.

Ayrıca, konjenital omurga deformiteleri çeşitli sendromlarla ilişkili olabilir (Klippel-Feil sendromu, VACTERL, Goldenhaar, Fetal Alkol Sendromu, vs.)

Konjenital skolyoz ve tanı

Konjenital skolyoz tanısı öncelikle muayene ile konur. Özel röntgenler, Manyetik Rezonans (MR) ultrason ve başka testler gerekebilir. Bu araştırmaların sonuçları ilintili problemler hakkında bilgi verir ve deformitenin ileride nasıl davranacağına dair yol gösterici olabilir.

Konjenital skolyoz ve hasta izleme süreci

Skolyozun bu aşamasında "kontrollü gözlem" ismi verilen bir döneme girilir ve deformitenin nasıl davrandığı izlenir. Bu belirli zaman aralıklarıyla düzenli muayeneler ve röntgenlerle yapılır. Eğer eğriliğin artışı düzenli olarak devam ederse veya başka fonksiyonel problemler çıkarsa, uygun cerrahi girişim yapılmalıdır.

Konjenital skolyoz ve korse tedavisi

Konjenital skolyoz ve idiyopatik skolyoz arasındaki en büyük farklardan birisi de korselerin konjenital deformitelerde etkili olmamasıdır. Bazen konjenital anormalliklerin sebep olduğu eğriliklerin altında veya üstünde vücut dengeyi sağlamak için ikinci bir eğrilik oluşturur. Bu eğrilikler belli bir zaman sonra artış gösterebilir ve bazen konjenital eğrilikten daha ciddi boyutlara ulaşabilir. Korse bu hastalarda ikincil eğriliğin kontrolü veya ilerlemesinin geciktirilmesi için kullanılabilir.

Konjenital skolyozda anormal vertebranın asimetrik büyümesinin yavaşlatılması ya da yok edilmesi amaçlanır. Bunun için omurga füzyonu işlemi (omurganın dondurulması, hareketin ortadan kaldırılması) uygulanabilir.

Artmakta olan bir deformiteyi kontrol edebilmek için cerrahi işlemin çocuk küçükken yapılması gerekebilir. Ebeveynler anlaşılır biçimde erken füzyonun (füzyon yapılan bölümün büyümesi durdurulduğu için) gövde büyümesini engelleyebileceğinden korkarlar. Bir yere kadar doğru olsa da, büyüme sona erdikten sonra çok ağır bir deformiteyi düzelterek gövde boyu geri kazanılamayabilir ve hastaların cerrahi tedavisini sırf bu endişeyle geciktirmek hasta için ileriki yaşlarda çok ciddi sorunlar ortaya çıkarabilir.

Konjenital skolyozu olan hastaya erken cerrahi gerektiğinde her yaşta yapılabilir, ancak genellikle hasta 1 yaşına gelinceye kadar ertelenebilmektedir. Bu yaştan sonra skolyoz için cerrahi işlem şart ise bekletilmeden yapılması tavsiye edilir. Erken cerrahi yapılsa da, eğer ilk cerrahi tam olarak eğriliği kontrol edemezse skolyoz için ek işlemlerin yapılması gerekebilir.

Skolyoz eğriliğini kontrol edebilmek için aktif olarak büyüyen çocuklarda hem önden, hem arkadan füzyon gerekebilir. Bu teknikler hem skolyoz hem de kifozda uygulanabilir. Spinal füzyonu sağlayabilmek için ya otogreft (kişinin kendisinin) ya da allogreft (başka birisinin) kemik, kemik benzerleri veya bu kaynaklardan birçoğunun birlikte kullanılması gerekebilir. Bağlantılı diğer organ problemlerin tespit edilmesi durumunda bunların tedavisinin de ayrıca planlanması gerekir. Bu anomalilerden özellikle omurilikte bulunan anormalliklerin tedavisi omurga eğrilikleri ile beraber yapılmalıdır. Omurilik anormalliklerinin bazılarının tedavisi gerekmezken, bazılarının da cerrahi müdahale ile eğrilik tedavisinden önce ya da eş zamanlı olarak tedavisi yapılır.

Konjenital skolyoz ve tedavi seçenekleri

Kontrollü izlem:

Belirli aralıklarla yapılan fizik muayeneler ve çekilen röntgenlerle yapılır ve eğrilikte artış olmadığı sürece özel bir tedavi verilmeden iskelet sistemi olgunluğa erişene kadar devam eder (cerrahi tedaviden sonra da yapılmalıdır).

Cerrahi tedavi:

Günümüzde büyümekte olan bir çocuktaki konjenital spinal deformitenin tedavisi için uygulanan cerrahi tedavilerin çoğunluğunda omurga füzyonu yapmadan veya kısıtlı bir alana füzyon yaparak eğrilik kontrol altına alınmaya çalışılır.

Kısıtlı füzyon operasyonları

Hemivertebrektomi:

Bazı durumlarda anormal omurun çıkartılması (hemivertebrektomi) ile eğrilik ortadan kaldırılabilir. Ameliyat sonrası 3 ila 6 ay arası gövde alçısı uygulanır.

Büyüyen çubuklar ile eğrilik kontrolü:

Çok küçük çocuklarda eğrilik uygun ise füzyon yapmadan eğriliğin üst ve altına konan vidalarla birleştirilen çubuklar aracılığı ile düzeltme sağlanabilir. Daha sonra 6 ayda bir yapılan periyodik uzatmalarla eğriliğin kontrolü erişkin yaşa kadar sağlanmaya çalışılır ve erişkin yaşta füzyon işlemi uygulanır. Küçük çocuklarda böyle yapılmasının sebebi büyümenin korunarak gövdenin kısa kalmasının önlenmesi ve akciğer ile göğüs kafesinin normal boyutlarda büyümesinin sağlanmasıdır. Yakın zamanda uygulanmaya başlanan manyetik çubuklar sayesinde tekrarlanan ameliyatlara gerek kalmadan poliklinik şartlarında çubuklar uzatılabilir.

Göğüs kafesini genişletme operasyonu (VEPTR):

Bazı konjenital skolyozlu hastalara eşlik eden kaburga anormallikleri ve yetersiz göğüs gelişimi gözlenmektedir. Bu çocuklarda göğüs kafesine yerleştirilen çubuklarla hem göğüs kafesi anormalliği düzeltilebilir hem de füzyon yapmadan eğriliğin kontrolü sağlanabilir. Bu hastalarda da 6 ayda bir periyodik uzatmalar yapılması gerekebilir.

Enstrümantasyon ve füzyon, osteotomiler:

Tedavisi en güç olan konjenital skolyozlar ihmal edilmiş 70-80 derece üzerindeki eğriliklerdir.

Bu eğriliklerde deforme omurganın çıkartılarak veya çıkartılmadan düzeltilmesi ve omurların titanyum çubuk ve vidalarla tespiti gerçekleştirilmektedir.

Küçük yaşta başlayan ve özellikle 10 yaş altında görülen skolyoz, büyük çocuk skolyozundan farklı özelliklere sahiptir. Küçük yaşta başlayan skolyoz genellikle ilerlemeye devam eder. Skolyozun ilerlemesini belirleyen en önemli faktör çocuğun fiziksel gelişim hızıdır.

Skolyozun cerrahi tedavisi, omurga büyümesinin durdurulması yani "füzyon" işlemidir. Büyüyen çocuklarda ise omurganın kısa kalmasını engellemek için omurganın sabitlenmesi, hareketin yok edilmesi ve büyümenin durdurulması diye tanımlanan "füzyon" işleminin yapılması önerilmez.

Bu cerrahi müdahale 5 yaşın altındaki çocuklara yapılırsa omurilik kanalının dar kalmasına, 8 yaşın altında yapılırsa akciğer gelişiminin bozulmasına, 10 yaşın altında yapılırsa göğüs kafesi gelişiminde bozulmalara neden olabilir. Göğüs kafesi yeterince büyüyemezse akciğer ve solunumla ilgili sorunlar ortaya çıkabilir. Özellikle 10 yaş altında uygulanacak füzyon işlemi gövdenin kısa kalmasına neden olabilir.

Ergenlik çağında; omurilik kanalı, akciğer, göğüs kafesi ve boy uzaması gibi gelişimlerin büyük ölçüde tamamlanmasından dolayı, füzyon işlemi çocuklarda yaşanabilecek sorunlara neden olmaz.


Küçük yaş skolyozu tedavi edilmezse gelecekte hangi sağlık sorunlarına neden olabilir?

Küçük yaşta ortaya çıkan skolyozun sebepleri nelerdir?

Küçük yaşta ortaya çıkan skolyoz sebebi bilinmeyen (idiyopatik) skolyozun tipleri olan infantil (0-3 yaş) ve juvenil (3-10 yaş) skolyoz olabilir. Konjenital (Doğumsal) skolyoz erken yaşlarda belirtilerini gösterirken, hızla ilerler. Bazı sendromik hastalarda erken başlangıçlı skolyoz ortaya çıkabilir. Diğer nedenler ise kas ve sinir hastalıklarına (nöromusküler) ve metabolik hastalıklara (mukopolisakkaridoz vb), bağ dokusu hastalıklarına (osteogenesis imperfekta vb.) bağlı skolyozlardır.

Küçük yaşta ortaya çıkan skolyozun belirtileri nelerdir?

Küçük yaşta başlayan skolyoz neden çok önemli?

Küçük yaşta başlayan skolyozda iki önemli sorun ile karşılaşılabilir. Skolyozun ilerlemesini belirleyen en önemli faktör çocuğun fiziksel gelişimidir. Çocuğun büyüme hızı ile skolyozun ilerlemesi doğru orantılıdır. Bu tür omurga eğriliklerin bir diğer tedavi yöntemi olan korse tedavisi ile kontrolü zor olabilir. Bu gibi nedenlerle küçük yaştaki hastalar için, skolyoz ameliyatının gerekliliği ergenlere göre daha yüksektir. İkinci farklılık ise; küçük yaş skolyozunun cerrahi tedavisinde omurganın büyümesi ve hareketinin durdurulması anlamına gelen füzyon cerrahisinin uygulanmasının yaratacağı olumsuzluklardır.

Küçük yaşta ortaya çıkan skolyoz un tedavi süreci nasıldır?

Küçük yaşta ortaya çıkan skolyozun tedavi seçenekleri çocuğun yaşına ve eğriliğin türüne ve yerine göre değişmekle birlikte genel olarak 3 başlık altında toplanabilir. Bunlar:

Skolyoz ve gözlem tedavisi

Omurga eğiriliğinin (skolyoz) derecesi 20 derecenin altında ise hasta doktor kontrolü altında gözlemlenir.

Skolyoz ve korse tedavisi

Skolyoz 20 derecenin üzerinde ise büyük çocuklarda olduğu gibi küçük yaş çocuklarında da korse tedavisine başvurulabilir. Ancak çok küçük çocuklarda (0-5 yaş) korse uygulamak zor olduğu için genel anestezi altında yapılan düzeltme, gövde alçıları tercih edilebilmektedir.

Omurga eğriliği 40 derece ve üzerindeki büyük çocuklarda korse tedavisi uygulanmayabilir. Küçük yaştaki çocuklar için ise durum biraz daha farklıdır.

Küçük yaş skolyozunda korse tedavisi 60 dereceye kadar çıkabilmektedir. Burada amaç, omurga eğriliğinin ilerlemesini yavaşlatmaktır. 60 derece üzerindeki eğriliklerde ise skolyoz ameliyatı yöntemi tercih edilmektedir.

Skolyoz ameliyatında "uzatılabilen çubuklar sistemi" nedir?

Çocuklarda korse yöntemi ile yapılan tedavi omurga eğriliğini durduramazsa, omurgaya yerleştirilen vida ve çubuk sistemleri ile füzyon işlemi uygulamadan eğrilik düzeltilmeye çalışılır. Bu tedavi yönteminin adına "uzatılabilen çubuklar sistemi" denir.

Ancak omurgadaki büyüme devam edecektir. Bu durumun oluşturduğu olumsuzlukları ortadan kaldırabilmek için düzenli olarak (6 ayda bir) yapılan skolyoz ameliyatlarıyla omurgadaki çubuklar uzatılarak, büyümeyle oluşan eğriliğin düzeltilmesi amaçlanır. Bazı sistemlerde ise çubuklar manyetik uzaktan kumanda cihazı kullanılarak 2-3 ayda bir poliklinik şartlarında uzatılabilmektedir.

"Uzatılabilen çubuklar sistemi" adlı tedavi yönteminin ideal olarak ergenlik sonuna kadar yürütülmesi gerekir. Kişideki büyümenin azaldığı veya durduğu zamana göre füzyon işlemine geçilebilir.

Küçük yaşta ortaya çıkan skolyozun cerrahi tedavisinde füzyon uygulanabilecek durumlar nelerdir?

Büyüyen çocuklarda görülen skolyoz tedavisinde uzatılabilen çubuklar sistemi her zaman uygun veya başarılı olmayabilir.

Bu yöntemin başarılı olmadığı hastalarda eğriliğin ilerlemesine izin vererek füzyonu ertelemek çok kötü sonuçlara neden olabilir.

Bu durumda "kısa ve düzgün bir omurga, uzun ve eğri bir omurgaya" tercih edilir ve erken dönemde kaçınılmaz olarak füzyon işleminin uygulanması zorunlu olabilir.

Bunun dışında bazı durumlarda (Örn: Doğumsal skolyoz ve hemivertebra varlığında) çok kısa bir omurga bölgesine füzyon uygulanması ile tamamen düzelebilecek skolyozlarda, uzun ve zahmetli büyüyen çubuklar yerine kısa füzyon tercih edilebilir.

Bu durumda füzyon ancak kısıtlı bir alana yapılacağı için omurga ve göğüs kafesinin büyümesini ciddi bir şekilde etkileyemeyebilir.

Bazı istisnai durumlarda ise "hibrid" yöntem dediğimiz hem kısa segment füzyon hem de büyüyen çubuklar bir arada uygulanabilir.

Özet olarak küçük çocukluk döneminde ortaya çıkan skolyozda erken teşhis önemlidir ve çoğu zaman erken cerrahi müdahale gerekebilir.

Erken cerrahi müdahale, çoğu zaman büyümenin devamına izin verecek yöntemlerin uygulanmasıdır.

Büyüyen çocuklarda tedavi zor ve zahmetlidir ancak erken teşhis edilen vakalarda çoğu zaman başarılıdır.

Erişkin Skolyozu

Omurga eğriliğinin bir iç bükey tarafı, bir de dış bükey tarafı vardır. İç bükey tarafta sıkıştırıcı kuvvetler omurlar arası hareketleri sağlayan faset eklemleri üzerinde aşırı yüklenmelere neden olurken; bu baskı sinirlerin kanal içinde sıkışmasına neden olabilir. Ayrıca omurga yapısındaki yıpranma nedeniyle eklemlerde gelişen fazla kemik oluşumları ya da yumuşak dokularda kalınlaşmalar da sinir sıkışmasını artırabilir.

Erişkin idiyopatik skolyoz

Kişide çocukluk yaşlarında ağrısız olarak başlayan; ancak belirtilerini (Ağrı, duruş bozukluğu vb.) ilerleyen yaşlarda gösterebilen bir rahatsızlıktır.(şekil-1)

Çocukluk çağında ortaya çıkabilen bu skolyoz türünün nedeni bilinemediği için idiyopatik skolyoz olarak da adlandırılmaktadır.

Erişkin idiyopatik skolyozda faset eklemlerde dejenerasyon nedeniyle şiddetli ağrı olabilir. Göğüs kafesinde oluşabilecek aşırı deformasyon nedeniyle solunum fonksiyonları etkilenebilir ve hastalarda çabuk yorulma ve solunum sıkıntıları ortaya çıkabilir.

Erişkin dejeneratif skolyoz

Erişkin Skolyozu

Erişkin dejeneratif skolyoz ise yaşlanma ile birlikte omurga yapısının eskimesi ve yıpranma sonucu oluşan skolyoz türüne denir. Genellikle 50 yaş üstü kişilerde ortaya çıkar. Yine bu yaşlarda ortaya çıkan osteoporoz, erişkin dejeneratif skolyozun nedenlerinden biri olabileceği gibi eğriliğin artmasına da neden olabilir. Osteoporoz, kemiklerdeki kalsiyumun azalmasıyla ortaya çıkan, halk arasında ise kemik erimesi olarak da bilinen bir hastalıktır. (şekil-2)

Dejeneratif skolyoz en sık hangi bölgelerde görülür?

Yıpranma ile ortaya çıkan dejeneratif skolyoz omurganın boyun, sırt ve bel bölgelerinin herhangi birisinde görülebilir; ancak en çok görüldüğü bölge bel bölgesidir.

İleri derecede erişkin dejeneratif skolyozlu kişilerde omurganın sağlamlığı ve dengesi bozulabilir. Bu bozukluk ön ve arka planda omurgayla, gövdenin yana doğru yatmasına ve bel bölgesi anatomik açısının azalmasıyla gövdenin öne doğru yatmasına neden olabilir. Bu dengesizlikler eğriliğin şiddetinin artmasına neden olabildiği gibi hastanın hareket kabiliyetlerini de etkileyerek, ağrıya neden olabilir.

Erişkin dejeneratif skolyozlu hastalarda sırt ağrısı, bel ağrısı ve sinir sıkışmasına bağlı sinirin dağılım alanı boyunca ağrı (radikülopati) ve sinirin beslediği kaslarda güç kaybı gözlenebilir. Bazı durumlar da omurganın aşırı deformasyonu ve yük altında kalması sonucu omurganın bir tanesi öne, arkaya veya yana doğru kayabilir.

Erişkin dejeneratif skolyoza ek olarak omurga yapısında ortaya çıkabilecek bu deformitelerde omurga kemiğinin öne kaymasına spondiloliztezis, arkaya doğru kaymasına retroliztezis ve yana doğru kaymasına ise lateral liztezis denir. Omurga yapısındaki kemik kaymaları ağrıya neden olabileceği gibi, sinir veya omurilik sıkışmasına bağlı olarak bacak ağrısına ve kas güçsüzlüğüne de neden olabilir.

Erişkin skolyozunun belirtileri nelerdir?

Erişkin skolyozunda genellikle hasta, gövdesindeki deformiteyi ve denge bozukluklarını kendisi fark eder. Aynı zamanda boyda kısalma, giyeceklerin olmaması veya iyi durmaması gibi bulgular ile eğriliğin farkına varabilirler. Ancak bel ağrısı ve yeti kaybı genellikle hastayı doktora götüren iki önemli şikayet olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzun süre oturduktan sonra ayağa kalkmakta zorlanma, yürümenin ilk adımlarında zorluk çekme, sırt, bel kaslarında spazm, yürüme mesafesinde yıllar içinde giderek azalma ve bacaklarda yorgunluk hissi başlıca şikayetler olarak görülebilir.

Ciddi sinir basısı olan hastalarda, bacaklarda kuvvet kaybı ve uyuşukluk hissine de rastlanabilir. Sırt bölgesi skolyozlarında hastalarda nefes almada zorlanma ve çabuk yorulma da görülebilir.

Erişkin skolyozunda tanı koyma süreci nasıldır?

Hastanın şikayetleri ve skolyozun eğrilik derecesi tedavi kararını etkileyen önemli unsurlar arasındadır. Kişi doktora şikayetleri konusunda ayrıntılı bilgi vermelidir. Bu süreçten sonra doktor, hasta şikayetlerini değerlendirerek şu tetkikleri isteyebilir:

Direkt radyografi:

Ön, arka ve yan bel grafileri ile ayakta skolyoz grafileri.

MR:

Eğer bacaklara vuran ağrıda; kuvvet kaybı, idrar ve dışkılama fonksiyonlarında değişiklik varsa, manyetik rezonans görüntüleme gerekli olabilir.

Bilgisayarlı tomografi (BT) - MyeloBT:

Doktor özellikle kemikle ilgili daha ayrıntılı görüntülemeyi gerekli görürse BT isteyebilir. Eğer skolyozun eğrilik derecesi yüksek ise, doktorunuz omurilik ve basıların MR ile iyi görüntülenemeyeceğini düşünüyorsa MyeloBT de isteyebilir.

Elektrotanısal testler:

Özellikle bacak (Radiküler) ağrısı olan hastalarda sinir basısının hangi seviyeden kaynaklandığını anlamak ve diyabet hastalığı olan hastalarda sinir hasarının omurgadan mı yoksa diyabet hastalığına mı bağlı olduğunu ortaya koyabilmek için bu testler istenebilir.

Erişkin skolyozunda nasıl bir tedavi uygulanmaktadır?

Erişkin skolyoz tedavisinde seçilecek yöntem için, ağrı ve eğrilik derecesi, eğriliğin ilerleyici olup olmamasına göre karar verilir. Genellikle hastaya uygulanacak ilk tedavi yöntemleri cerrahi olmayan tedavi yöntemleridir. Bir fizyoterapist eşliğinde fizik kondisyon arttıracak egzersizler, stabilizasyon, kuvvetlendirme ve germe egzersizleri kas spazmını çözüp ağrıyı azaltabilir. Ancak bu egzersizlerin ilerleyecek olan bir skolyozun ilerlemesini önlemede rolü olduğu tam olarak gösterilememiştir.

Erişkin skolyozunda korse tedavisi

Erişkin skolyozu hastalarında egzersiz ile birlikte korse tedavisi de uygulanabilir. Ancak korse tedavisi egzersiz ve fizik tedaviye yardımcı bir yöntem olarak, kısa vadeli bir süre için düşünülmelidir. Erişkin skolyozu görülen hastalarda uzun süreli korse tedavisi faydadan çok zarara neden olabilir.

Fizik tedavi ve egzersiz ile birlikte ağrıları olan hastalar için ağrı kesiciler de verilebilir. Ayrıca özellikle faset eklemlerdeki ya da sinir basısı sonucu olan irritasyon; tahrişi (inflamasyon) gidermek için non-steroidal anti-inflamatuar ilaçlar da tedaviye eklenebilir. Hastalarda ağrı kaynağı yıpranmış faset eklemler veya sinir basısı sonucu oluşan radiküler ağrı için ise bu hastalar için spinal enjeksiyonlar alternatif tedavi yöntemi olabilir.

Erişkin skolyozu olan hastalar için yukarıda saydığımız cerrahi olmayan tedavi yöntemleri tek tek veya birlikte uygulanabilir. Hangi tedavi türünün daha önce uygulanacağı veya daha etkin olduğuna ilişkin literatürde bir fikir birliği söz konusu değildir. Skolyozun türüne ve kişinin fiziksel durumuna göre doktorlar her hasta için farklı ve uygun olan yöntemi seçecektir.

Erişkin skolyozunda ameliyat ne zaman gereklidir?

Erişkin skolyozunda eğriliğin derecesi ve yarattığı şekilsel bozukluk sorunlarından çok ağrı, fonksiyon ve denge kaybı daha ön plandadır. Ancak ağrısız olsa da ilerlediği net olarak tespit edilmiş skolyozların daha fazla ilerlemesini durdurmak için ameliyat gerekli olabilir.

Tüm cerrahi olmayan yöntemlere rağmen tedaviye yanıt vermeyen, bu süre içinde (6 hafta ile 6 ay arası) ağrıları artan ve yeti kaybı oluşan hastalar için skolyoz ameliyatı önemli bir alternatif yol olabilir. Hastalarda eğriliğin yanı sıra ciddi dar kanal veya sinir basısına bağlı idrar, dışkılama kontrol kaybı veya kaslarda güç kaybı var ise yine skolyoz ameliyatı ile tedavi yöntemi seçilebilir.

Erişkin skolyozu ameliyatı, çocuk ve genç yaştaki skolyoz ameliyatlarına göre daha zorludur. Kişiye yapılan cerrahi müdahale süresi ve skolyoz ameliyatı sayısı da daha çok olabilir. Öte yandan kalp, akciğer, diyabet ve osteoporoz hastalıkları da skolyoz ameliyatı için doktora bildirilmesi gereken önemli bilgiler arasındadır.

Erişkin skolyozu ameliyatında nasıl bir tedavi uygulanmaktadır?

Skolyoz ameliyatında amaçlanan, eğriliğin dengeyi sağlayacak kadar düzeltilerek omurların kaynaştırılması (füzyon) ve sinir basılarının ortadan kaldırılmasıdır (Dekompresyon). Bunların ne ölçüde ve genişlikte yapılması gerektiğine doktorunuz karar verecektir. Bazı hastalarda uzun, bazı hastalarda ise daha kısa bir füzyon ve dekompresyon gerekebilir.

Erişkin skolyoz ameliyatından sonra hasta, iyileştirme ve rehabilite süreci için 1 hafta ila 10 gün arası hastanede tutulur. Ameliyat sonrası hasta genellikle bir gece yoğun bakımda kalabilir. Skolyoz ameliyatı sonrası ilk gün hasta yatak kenarında oturtulur ve bacak egzersizleri yaptırılabilir. Aynı gün veya ertesi gün hasta hareket ettirilir (Hastanın ayağa kaldırılması, bir iki adım yürütülmesi gerekmektedir).

Hasta taburcu olduktan sonra kendisine bir egzersiz programı verilir. Hasta bu programı uygulamaya başlar. Doktorun düzenli aralıklarla yaptığı kontrollerle tedavinin sonuçları değerlendirilir. Tüm bu süreçte kişinin bir an önce normal yaşantısına dönmesi amaçlanmaktadır.

Skolyoz Dereceleri

Skolyoz Dereceleri

Skolyoz tanısı omurga eğriliğinin derecesine bakılarak konur. Ayakta çekilen röntgen filminde ön-arka ve yandan görüntü alınır. Omurganın görüntüsüne göre eğrilik, bir açı olarak derece cinsinden ölçülür. Skolyoz derecesini ölçen açıya "cobb açısı" denir.

10 derecenin altındaki eğrilikler skolyoz değil, asimetri olarak tanımlanır. Skolyoz tanısı için eğriliğin 10 derece üzerinde olması gerekir.

Omurgadan birden fazla eğrilik varsa tek bir skolyoz derecesinden değil skolyoz derecelerinden bahsetmek gerekir.

Omurgada sık görülmeyen eğrilik varsa (ör. göğsün sol tarafındaki eğrilik) veya diğer belirtilerin varlığında MR ve diğer ek incelemeler kullanılır.

Skolyometre

Skolyozun ölçümünde skolyometre isimli bir ölçer de kullanılır. Ancak eğrilik değil eğriye eşlik eden rotasyonun (dönmenin) derecesi belirlenir.

Skolyometre sonucu da derece ile ifade edilir ancak skolyoz derecesinden farklıdır. Filmde ölçülen derece eğikliği, skolyometre ile ölçülen derece ise dönüklüğü gösterir.

Skolyoz Derecesi ve Tedavi Yöntemi Seçimi

20 derecenin altındaki eğriliklerde hasta yakından izlenir. Aynı zamanda sırt ve bel egzersizleri ile yüzme önerilir. Herhangi bir girişim (korse tedavisi ya da cerrahi) yapılmaz.

Skolyoz derecesi 20-40 derece arasında ve büyüme potansiyeli olan kişilerde korse tedavisi tercih edilebilir

Skolyozun derecesi 40 dereceden fazlaysa ise skolyoz ameliyatı gündeme gelir.

Skolyozun ilerleme potansiyeli ve büyümenin durmuş olup olmadığı tedavi kararını etkiler. Örneğin 8 yaşında, 30 derece eğriliği olan çocuğun tedavisi ile 18 yaşında, 30 derece eğriliği olan gencin tedavisi farklıdır. Çocuk ne kadar küçük olursa, eğriliğin ilerleme potansiyeli o kadar yüksek seyreder

Büyüme çağındaki bir çocukta sırttaki eğrilik 40 derecenin üzerine çıkmışsa beldeki eğrilik 35 derecenin üzerine çıkmışsa bu çocuklarda mutlaka ameliyat önerilir.

Büyümesini tamamlamış kişilerde sırttaki eğrilik 50 derecenin üzerinde, beldeki eğrilik 40 derecenin üzerindeyse, büyüme durmuş olmasına rağmen zaman içinde bu eğriliklerin ilerlediği bilindiği için ameliyat önerilir.

Site Haritası

İletişim Formu

ACIBADEM, iletişim formlarının kullanımı sırasında talep ettiği bu kişisel bilgileri, site kullanıcılarıyla iletişime geçmek amacıyla kullanabilir. Kullanıcılar bu sözleşme ile kendileri ile kurulacak her türlü iletişime (arama, sms, e-posta vb.) onay vermiş sayılır. Gönderilecek e-postaları almak istemezseniz, dilediğiniz zaman gönderdiğimiz e-postaların alt kısmında bulunan "E-posta listemizden çıkmak için tıklayınız" linkine tıklayarak e-posta üyeliğinden tek tıkla, kolayca çıkabilirsiniz.

Kullanım koşullarını kabul ediyorum.

Tel: +90 212 304 48 38

YUKARI