Herediter Anjioödem (HAE) Nedir?
Herediter anjioödem (HAE) , C1 inhibitör proteininin eksikliği veya işlev bozukluğu nedeniyle yüz, el, ayak, solunum yolları ve sindirim sisteminde aniden ortaya çıkan şişlikler, ağrı ve rahatsızlık ile karakterize genetik bir bağışıklık sistemi bozukluğudur.
C1 inhibitör, bağışıklık sisteminin bir parçası olan kompleman sistemini düzenleyen, damar geçirgenliğini kontrol eden ve inflamasyonu önleyen bir proteindir. Bu proteinin eksikliği veya işlev bozukluğu, damar geçirgenliğinin artmasına neden olarak dokularda sıvı birikimine ve şişlik ataklarına yol açar. Özellikle cilt, sindirim sistemi ve solunum yollarında görülen bu ataklar, ciddi rahatsızlıklara ve solunum yolu tutulumu durumunda hayati risklere yol açabilir.
Herediter anjioödem (HAE), dünya genelinde yaklaşık 50 bin ila 150 bin kişide bir görülen nadir bir genetik bozukluk olup hem erkek hem de kadınları eşit oranda etkiler. Ancak kadınlar, hormon düzeylerindeki değişimlere (örneğin ergenlik, gebelik, doğum kontrol ilaçları) bağlı olarak daha sık ve şiddetli ataklar yaşayabilir.
Semptomlar genellikle çocukluk veya ergenlik döneminde başlar ve çoğu hasta ilk atağını 10 yaşından önce yaşar. Ergenlik sonrası dönemde şiddeti artabilen bu ataklar, yetişkin erkek ve kadınlarda yaşam boyu sürebilmekle birlikte, ileri yaşlarda genellikle daha seyrek görülür.
Herediter Anjioödem (HAE) Türleri Nelerdir?
Üç ana türü bulunan HAE’nin Tip I formunda C1-INH eksikliği, Tip II formunda C1-INH işlev bozukluğu, Tip III formunda ise normal C1-INH düzeyleri görülür.
Herediter anjioödem türleri şu şekildedir:
- Tip I HAE . Vakaların yaklaşık %85’ini oluşturur ve SERPING1 genindeki mutasyonlar nedeniyle işlevsel C1-INH seviyelerinin azalmasıyla ilişkilendirilir. Bu azalma, tamamlayıcı sistemin kontrolsüz etkinleşmesine ve tekrarlayan anjioödem ataklarına yol açar.
- Tip II HAE. Yaklaşık %15 oranında görülür ve yine SERPING1 genindeki mutasyonlar nedeniyle normal veya artmış miktarda, ancak işlevi bozulmuş C1-INH üretilmesiyle ortaya çıkar. Her iki tipte de klinik belirtiler benzerdir.
- Tip III HAE . Daha nadir görülen bir form olup, C1-INH seviyesi ve fonksiyonu normaldir ancak genellikle F12 genindeki mutasyonlar söz konusudur. Bu tip, ağırlıklı olarak kadınları etkiler ve östrojen seviyeleriyle ilişkili olabilir. HAE’nin doğru tipini belirlemek, hem kesin tanı hem de etkili tedavi yönetimi açısından büyük önem taşır.
Herediter Anjioödem (HAE) Belirtileri Nelerdir?
Herediter anjioödem belirtileri arasında yüz, el ve ayaklarda tekrarlayan şişlik atakları, karın ağrısı ile bulantı ve kusmaya yol açabilen sindirim sistemi şişlikleri, boğazda şişme sonucu nefes almada zorlanma veya boğulma hissi, şişliklerde genellikle kaşıntı veya kızarıklık olmaması, atakların stres, travma veya hormonal değişimlerle tetiklenebilmesi yer alır.
Herediter anjioödem belirtileri şu şekildedir:
- Yüz, el ve ayaklarda tekrarlayan şişlik atakları.
- Karın ağrısı, bulantı ve kusmaya neden olabilen sindirim sistemi şişlikleri.
- Boğazda şişme sonucu nefes almada zorluk veya boğulma hissi.
- Şişliklerde genellikle kaşıntı veya kızarıklık olmaması.
- Atakların stres, travma veya hormonal değişimlerle tetiklenebilmesi.
Herediter Anjioödem (HAE) Neden Olur?
Herediter anjioödem (HAE), otozomal dominant kalıtım özelliğiyle bir ebeveyni etkilenmiş çocuklarda yaklaşık yüzde 50 oranında görülebilen nadir bir genetik bozukluktur. Çoğunlukla SERPING1 geninde ortaya çıkan mutasyonlar sonucu C1 inhibitörü proteini eksik veya işlevsiz üretilir, bu da tamamlayıcı sistemin kontrolsüz şekilde aktifleşmesine ve damar dışına sıvı sızmasına sebep olur.
Bazı vakalarda F12 genindeki (koagülasyon faktör XII) mutasyonlar, bradikinin adlı maddenin aşırı üretimine yol açarak benzer şişlik ataklarına neden olur. Bu mekanizmalar sonucunda eller, ayaklar, yüz, sindirim sistemi ve hava yolları gibi bölgelerde ciddi şişlik atakları görülebilir.
Herediter anjioödem nedenleri arasında şunlar yer alır:
- SERPING1 genindeki mutasyonlar nedeniyle yetersiz veya etkisiz C1 inhibitörü üretimi.
- Kontrolsüz tamamlayıcı sistem aktivasyonu sonucu damar dışına sıvı sızıntısı.
- Bazı durumlarda F12 genindeki mutasyonların neden olduğu artan bradikinin üretimi.
Alerjik Anjiyoödem Nedir?
Alerjik anjioödem yaygın olarak görülen bir anjioödem türüdür. Alerjik anjioödemde kişi hassasiyetinin olduğu alerjilere maruz kaldığında vücut tepki olarak histamin salgılar. Bunun sonucunda damarlardan dokulara sıvı geçişi artar ve dokularda şişme meydana gelir.
Alerjik anjioödem görüntüsü nedeniyle kurdeşene benzer. Ancak kurdeşenden farklı olarak alerjik anjioödemde şişlikler deri altında belirir.
Alerjik anjioödeme neden olan bazı etkenler şunlardır:
- Hayvan tüyü,
- Güneş ışığına, suya, soğuğa veya sıcağa maruz kalma,
- Kabuklu deniz ürünleri,
- Böcek ısırığı,
- Antibiyotikler (penisilin ve sülfa ilaçları), steroid olmayan antiinflamatuar ilaçlar (NSAID'ler), tansiyon ilaçları (ACE inhibitörleri) gibi ilaçlar,
- Polenler,
- Lupus gibi otoimmün hastalıklar.
Herediter Anjioödem (HAE) Tanısı ve Uygulanan Testler
Herediter anjioödem (HAE) tanısı, hastalığın özgün belirtileri ve biyokimyasal testler aracılığıyla konulur. HAE şüphesi olan bireylerde, özellikle tekrarlayan şişlik atakları, karın ağrısı ve solunum zorluğu gibi belirtiler incelenir. Kesin tanı için kan testleri yapılır; bu testlerde C4 seviyeleri düşüklüğü ve C1 inhibitör (C1-INH) proteininin miktarı ve işlevi değerlendirilir.
Tip 1 ve Tip 2 HAE ayrımı, C1-INH proteininin seviyelerine ve işlevselliğine göre yapılır. Aile öyküsü de tanıda önemlidir, çünkü HAE genetik geçişli bir hastalıktır. Erken tanı, tedavi ve önleyici önlemler açısından kritik öneme sahiptir.
Aile öyküsünde herediter anjioödem (HAE) bulunan bireylerde genetik yatkınlığın saptanması genetik testler de tanı sürecine dahil edilebilir. Genetik testler, hastalığın altında yatan spesifik gen mutasyonlarını tespit ederek tanıyı destekler ve hastalığın kalıtımsal özelliklerinin anlaşılmasına katkıda bulunur.
Aile bireylerinin genetik yapısının incelenmesi, risk altında olan kişilerin erken teşhis edilmesini ve önleyici tedavi stratejilerinin belirlenmesini sağlar. Bu sayede, HAE’nin erken evrede tespit edilmesiyle atakların önlenmesi veya azaltılması da mümkün hale gelir.
Herediter Anjioödem (HAE) şüphesi taşıyan bir kişide tanıyı doğrulamak için yapılan testler şunlardır:
- C4 Düzeyi Testi : HAE hastalarında C4 adı verilen kompleman proteini düşük seviyelerde bulunur. C4 düzeylerinin düşük olması HAE şüphesi uyandırabilir ve tanı sürecinin ilk basamağıdır,
- C1 İnhibitör (C1-INH) Düzeyi Testi : HAE hastalarında genellikle C1 inhibitör proteini ya eksiktir ya da işlevsizdir. Kan testinde C1 inhibitör proteininin miktarı ölçülerek eksiklik olup olmadığı belirlenir,
- C1 İnhibitör (C1-INH) Fonksiyon Testi : Bazı HAE türlerinde C1 inhibitör proteini normal miktarda olsa da işlevini tam olarak yerine getiremez. Bu test, proteinin fonksiyonunu ölçer ve işlevsel bozukluk olup olmadığını gösterir,
- Genetik Testler : Ailede HAE öyküsü varsa, genetik testlerle HAE'ye neden olan spesifik genetik mutasyonlar incelenir. Bu test, HAE'nin kalıtsal olup olmadığını belirlemek ve taşıyıcıları tespit etmek için kullanılır,
- Kompleman Düzeyleri (C2 ve C1q Testleri) : Diğer kompleman proteinleri de değerlendirilebilir. C1q düzeyi özellikle HAE'nin diğer anjioödem türlerinden ayırt edilmesine yardımcı olabilir.
Herediter Anjioödem Nasıl Tedavi Edilir?
Herediter anjioödem tedavisiyle ataklar kontrol altına alınabilir ve semptomların hafif geçirilmesi sağlanabilir. Hastalığın tedavisi hastanın sağlık durumu, atakların sıklığı ve semptomları değerlendirilerek yapılır. Bu tedavi protokolü alerji ve immünoloji bölümündeki doktorlar tarafından düzenlenip takip edilebilir.
Herediter anjioödem için uygulanan tedavi yöntemlerinden bazıları şunlardır:
- C1 Esteraz İnhibitör Tedavisi (Replasmanı) : Eksik olan C1 inhibitör proteini bu tedaviyle yerine konabilir.
- Androjen Tedavisi : Danazol ve stanazolol gibi androjen ilaçlar HAE ataklarının sıklığını azaltabilir. Ancak bu ilaçların bazı yan etkileri olabilir.
- Bradikinin Reseptörü (B2R) Antagonisti : Özellikle hayati risk oluşturan durumlarda başvurulan bu yöntem şişmeyi tetikleyen molekülleri hedef alır. HAE ataklarını tetikleyen bradykinin maddesini etkisiz hâle getirmek için bradykinin reseptör blokerleri kullanılır.
Herediter Anjioödem Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Herediter Anjioödem (HAE) Başka Hangi İsimlerle Bilinir?
Herediter anjioödem, tıbbi literatürde farklı isimlerle de anılmaktadır. Bu hastalık için alternatif olarak kullanılan isimler arasında C1-INH, C1NH, tamamlayıcı bileşen 1 inhibitör eksikliği, tamamlayıcı bileşen C1 düzenleyici bileşen eksikliği ve esteraz inhibitörü eksikliği gibi terimler bulunmaktadır. Ayrıca, hastalığın kısaltmaları olarak HAE (herediter anjioödem) ve HANE gibi ifadeler de yaygın olarak kullanılır. Bu farklı isimlendirmeler, hastalığın temelinde yatan biyokimyasal mekanizmalara ve eksikliklere işaret eder.
Herediter Anjioödem (HAE) Nasıl Bir Hastalık?
Herediter anjioödem C1 esteraz inhibitör (C1-INH) eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan; cilt, bağırsak ve üst solunum yollarını etkileyen; kaşıntı ve ürtiker olmadan tekrarlayan anjioödem ataklarıyla seyreden otozomal dominant geçiş gösteren bir hastalıktır.
Herediter Anjioödem (HAE) Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Herediter anjioödem tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu hastalıkta bazen çok şiddetli ataklar da görülebilir. Solunum yollarını etkileyebilen bu durum hava pasajlarındaki daralmayla boğazın kapanması ve nefes almada güçlük çekme gibi problemlere yol açarak yaşamsal tehdit oluşturabilir. Ayrıca tekrarlayan atakların oluşturduğu deformasyona bağlı olarak organ fonksiyonlarının etkilenmesine de neden olabilir.
Herediter Anjioödem (HAE) Tehlikeli Mi?
Herditer anjioödem tehlikeli bir anjioödem türüdür. HAE atakları ciddi olabilir, organlarda ve solunum yollarında şişlik gelişebildiği için bu durum ölümcül risk oluşturur.
Herediter Anjioödem (HAE) Hastaları Ne Yememeli?
Anjioödem hastalarının bazı tetikleyici besinlerden kaçınması gerekir. Anjiodemin bir türü olan alerjik anjioödemi tetikleyen gıdalar arasında balık, karides, ıstakoz, yer fıstığı, yumurta ve süt gibi gıdalar yer alıyor.