Yazı İçeriği
Başarı oranı yüksek Düşük risk oranı, cerrahinin etkinliğini arttırıyor

Ameliyat sonrası iz kalmıyor...

Beynin alt yüzeyine yerleşen tümörler; uzun, zor cerrahi süreci ve komplikasyonları nedeniyle, geçmiş yıllarda tedavisi güç hastalık grubunda yer alıyordu. Endoskop, beyin cerrahisinde yaygın olarak kullanılmadığından kafa tabanı ameliyatlarında büyük kemik açılımları yapılıyordu. Uzun saatler süren ameliyatlar hem hasta hem de hekim için zor bir süreci beraberinde getiriyordu. Endoskopun bu alanda kullanılmaya başlaması, pek çok üstünlük sağladı. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kenan Koç, endoskopik kafa tabanı cerrahisinin 2005 sonrası yaygınlaştığını ve yeni bir çalışma alanı olduğunu belirterek, “Geçmişte kafa tabanı ameliyatlarında büyük kemik açılımları yapılıyordu. Ancak endoskopla bu durum ortadan kalktı. Bu yöntemde hastanın kaşının üzerinden ya da burun içinden girilerek endoskopla çalışılıyor. Kaş üzerinden küçük bir kesi olsa da burun içinden çalıştığımızda, dışarıdan görülen bir kesi olmaksızın ameliyat yapılıyor. Ameliyatta dar alanlarda yüksek ışık ve büyütme ile beraber, özelikle ön ve yan kafa tabanındaki tümörler ile kistler için bu yol kullanılıyor. Kafatası kemiği mini açılımlarla geçilerek beyine ulaşılabildiği gibi bazı olgularda beyin dokusu görülmeksizin, direkt tümör dokusuna ulaşılıyor. Bu da hem hasta hem de cerrah açısından birçok avantajı beraberinde getiriyor. Ağırlıklı olarak ‘transnazal yol’ denilen, burun içinden girdiğimiz yol ile ön kafa tabanından arka çukura kadar çok geniş bir alan daha kolay ameliyat edilebiliyor. Ön kafa tabanındaki patolojiler ve ‘klivus’ denilen bölgelerdeki patolojiler için endoskop çok ciddi avantaj sağlıyor” diyor.


Başarı oranı yüksek

Endoskopik kafa tabanı cerrahisine karar verilirken, hastanın şikayetleri, muayenesi ve radyolojik görüntüler önem taşıyor. Klivus kordomaları, menenjiyom, kranyofarinjiom gibi özellikle ön ve arka kafa tabanındaki lezyonlarda endoskopik kafa tabanı pek çok hasta için uygun oluyor. Ayrıca hidrosefali tedavisi ve araknoid kist gibi patolojilerde de endoskopik cerrahi  uygulanabiliyor. Ancak orta hatta olup, çevreye çok dağılmış tümörlerde klasik cerrahi yöntemler tercih ediliyor. Endoskopik yöntemin başarı oranına ilişkin olarak Prof. Dr. Koç, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bazı olgular endoskopik cerrahi için tamamıyla uygun çünkü cerrahi riskler daha düşük ve ameliyatın etkinliği daha fazla. Kimi olgular ise uygun değil! İki yöntemi de hasta ile tartışıyoruz. Hangi yaklaşım efektif olarak tümörü çıkarmayı sağlayacaksa, hangisinin komplikasyonları daha düşükse o uygulanıyor. Endoskopik kafa tabanı cerrahisinde önemli olan uygun hasta için bu cerrahinin uygulanması. Tümörün biyolojisine bağlı olarak, tekrarlayıcı bir yapısı varsa, bu yöntem yeniden uygulanabiliyor.”

Düşük risk oranı, cerrahinin etkinliğini arttırıyor

Yöntemin birçok üstünlüğü olduğunu belirten Prof. Dr. Kenan Koç, endoskopik kafa tabanı cerrahisinin avantajlarını söyle sıralıyor:

- Endoskop, çok daha geniş bir alanı gösteriyor.

- Özel aparatları ve açılı endoskoplar sayesinde trasenin her yanı görülebiliyor.

- Patolojinin bulunduğu yere ulaşma süresi daha kısa oluyor.

- Geçmişe oranla daha az komplikasyonla karşılaşılıyor.

- Doğal anatomiye daha az zarar veriliyor.

- Riskleri düşük olduğu için ameliyatın etkinliği artıyor.

- Ameliyat sonrası iyileşme süreci daha kısa, hasta konforu daha yüksek oluyor.