Daha iyi bir deneyim için konum izni vermelisiniz.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Churg-Strauss Sendromu ya da tıbbi adıyla Eozinofilik Granülomatozis ile Polianjit (EGPA), genellikle astım ve alerjik hastalık öyküsü olan bireylerde görülen nadir ve otoimmün bir damar iltihabıdır. Bu hastalık, küçük ve orta çaplı damarları etkiler, birçok organ sisteminde iltihaplanmaya yol açar.

Kanda eozinofil artışı; dirençli astım, sinüzit, deri döküntüleri, kas-eklem ağrıları, kol ve bacaklarda uyuşma ile karıncalanma gibi belirtilerle seyreder. Kalp ve nadiren böbrek tutulumu da görülebilir. Tedavi sürecinde amaç, bağışıklık sistemini düzenlemek, iltihabı baskılamak ve organ hasarını önlemektir. Hastalık dönem dönem alevlenebileceği için düzenli takip büyük önem taşır.

İçindekiler

Churg Strauss Sendromu Nedir?

Churg-Strauss sendromu , günümüzde daha çok eozinofilik granülomatöz polianjitis (EGPA) olarak adlandırılan, nadir görülen bir otoimmün hastalıktır . Vücutta iltihabi süreçleri tetikleyerek birçok organ sistemini etkileyebilir.

Küçük ve orta boy damarları etkileyen bir vaskülit türü olan sendrom, genellikle astım ve yüksek eozinofil (bir tür beyaz kan hücresi) seviyeleri ile birlikte seyreder. En belirgin özelliği solunum yollarının tutulumu ve alerjik belirtilerle başlamasıdır.

Hastaların çoğunda hastalık öncesinde veya başlangıcında uzun süredir devam eden astım öyküsü bulunur. Sinüzit, burun polipleri ve alerjik rinit de yaygın öncül belirtiler arasındadır. Bu dönem, genellikle hastalığın ilk evresini oluşturur.

İlerleyen evrelerde, kandaki eozinofil hücrelerinin anormal artışı vücudun çeşitli dokularına zarar verebilir. Bu aşamada hastalarda akciğer infiltratları , deri döküntüleri , sinir sistemi tutulumu (özellikle periferik sinirlerde hasar), ve kalp gibi diğer organlarda bozulmalar meydana gelebilir. Bu nedenle, Churg-Strauss sendromu çok sistemli bir hastalıktır.

Hastalığın tam nedeni bilinmemektedir, ancak bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırması sonucu oluştuğu düşünülür. Bazı ilaçlar ve çevresel faktörlerin hastalığı tetikleyebileceği öne sürülmüştür. Aynı zamanda, bazı genetik yatkınlıklar da hastalığın gelişiminde rol oynayabilir.

Tanı koymak için klinik belirtilerle birlikte kan testlerinde yüksek eozinofil düzeyi , otoantikorların varlığı (özellikle p-ANCA) ve biyopsi ile damar duvarında eozinofilik infiltrasyon saptanması önemlidir. Bu testler, benzer semptomlara yol açan diğer hastalıklardan ayırt etmek için kullanılır.

Tedavide genellikle kortikosteroidler ilk sırada yer alır. Hastalığın şiddetine göre bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar (örneğin siklofosfamid, metotreksat veya rituksimab) da eklenebilir. Erken tanı ve uygun tedavi ile prognoz genellikle iyidir; ancak organ tutulumu olan olgularda tedavi gecikirse ciddi komplikasyonlar gelişebilir.

Churg Strauss Sendromunun Belirtileri Nelerdir?

Churg Strauss sendromuna ait belirgin özellikler üç evrede ortaya çıkar ve astım, eozinofili ve vaskülit bulgularıyla seyreder. Belirtiler arasında nefes darlığı, burun tıkanıklığı, döküntü, kas-eklem ağrıları, kilo kaybı, sinir hasarına bağlı uyuşma veya güç kaybı, kalp ve sindirim sistemi problemleri gibi birçok sistemik belirti yer alır. Belirtiler kişiden kişiye farklılık gösterebilir ve zamanla ilerleyebilir.

Churg Strauss sendromu belirtileri şunlardır:

  • Astım veya solunum güçlüğü
  • Kronik sinüzit ile alerjik belirtiler
  • Ciltte döküntü ve kaşıntılar
  • Eklem veya kas ağrıları
  • Sinirlerde hasar
  • Kalp ve böbrek tutulumu belirtileri

Astım ve Solunum Güçlüğü

Astım atakları aniden başlayan ve hava yollarının daralmasıyla ortaya çıkan krizler şeklinde seyreder. Bu durum genellikle göğüste sıkışma hissi, hırıltılı solunum ve öksürükle kendini belli eder. Toz, polen, egzersiz veya soğuk hava gibi tetikleyiciler atakları başlatabilir.

Nefes darlığı yalnızca fiziksel efor sırasında değil, istirahat halinde bile kişiyi zorlayan bir belirti haline gelebilir. Solunum kapasitesinin düşmesi, günlük aktivitelerde kısıtlamalara yol açar. Uzun vadede yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bu tablo, düzenli takip ve uygun tedavi ile hafifletilebilir.

Kronik Sinüzit ve Alerjik Belirtiler

Sinüzit burun çevresindeki boşlukların iltihaplanması sonucu gelişen, uzun süren baş ağrısı veya burun tıkanıklığıyla kendini gösteren bir durumdur. Kronikleştiğinde yüzde baskı hissi ve geniz akıntısı gibi rahatsızlıklar günlük yaşamı etkileyebilir. Özellikle mevsim geçişlerinde tekrarlayan enfeksiyonlar, bu tablonun daha da ağırlaşmasına neden olur.

Alerjik rinit , çevresel etkenlere karşı gelişen aşırı duyarlılıkla birlikte burun akıntısı, kaşıntı ve sık hapşırma gibi şikayetlere yol açar. Polenler, ev tozu ve hayvan tüyleri bu hassasiyeti tetikleyen yaygın faktörlerdendir. Erken müdahale edilmediğinde burun tıkanıklığı kalıcı hale gelip solunumu zorlaştırabilir.

Ciltte Döküntü ve Kaşıntılar

Cilt döküntüleri bağışıklık sistemi tepkileriyle ortaya çıkan renk değişiklikleri ve kabarıklıklar şeklinde kendini gösterebilir. Genellikle aniden başlayan bu belirtiler, deri yüzeyinde yanma ve tahriş hissiyle birlikte seyreder. Kaşıntıyla artan rahatsızlık, gündelik konforu ciddi şekilde bozabilir.

Eklem ve Kas Ağrıları

Eklem ağrıları özellikle hareket sırasında belirginleşen hassasiyetle karakterizedir. Zamanla eklem çevresinde şişlik, ısı artışı ve hareket kısıtlılığı gelişebilir. Bu tür ağrılar, günlük aktiviteleri yerine getirmeyi zorlaştırarak yaşam kalitesini düşürebilir.

Kas ağrıları ise çoğu zaman dinlenme ile geçmeyen yaygın bir gerginlik ve hassasiyet hissiyle kendini belli eder. Özellikle geceleri artan sızılar, uyku düzenini olumsuz etkileyebilir. Kas dokusunda oluşan bu rahatsızlık, yorgunluk ve halsizlik gibi belirtilerle birlikte seyreder.

Sinirlerde Hasar (Periferik Nöropati)

Periferik nöropati sinir iletiminde bozulmaya yol açarak elde ve ayakta karıncalanma, yanma ya da uyuşma şeklinde belirtiler oluşturur. Hareket kabiliyetinde azalma ve refleks zayıflığı gibi motor fonksiyon etkilenmeleri de tabloya eşlik edebilir. İleri düzeyde denge kaybı ya da ince becerilerde zorlanma ortaya çıkabilir.

Kalp ve Böbrek Tutulumu Belirtileri

Kalp etkileniminde ritim bozuklukları, göğüs ağrısı ve çarpıntı ön planda yer alabilir. Böbrek fonksiyon bozuklukları ise idrar miktarında azalma, yüksek tansiyon veya vücutta sıvı birikimiyle kendini gösterir. Organ tutulumunun şiddeti arttıkça sistemik belirtiler de daha karmaşık bir hal alır.

Akciğer tutulumları da Churg Strauss sendromunun sıklıkla etkilediği sistemlerden biridir ve çoğunlukla astımla başlayan solunum şikayetleriyle kendini gösterir. İltihaplanma sonucu oluşan eozinofilik infiltrasyon, akciğer dokusunda hasara neden olarak kalıcı solunum bozukluklarına yol açabilir. Bu tutulum, hastalığın sistemik yayılımını işaret eden kritik belirti olarak kabul edilir.

Churg Strauss Sendromunun Nedenleri Nelerdir?

Churg Strauss sendromu, bağışıklık sisteminin damar çeperlerine zarar vermesiyle ortaya çıkan çok sistemli bir hastalıktır. Vücudun kendi dokularını yabancı gibi algılamasıyla başlayan bu süreç, zamanla organlarda iltihabi değişikliklere yol açar. Bazı tetikleyiciler şunlardır:

  • Otoimmün ve bağışıklık sistemi kaynaklı sebepler
  • Genetik yatkınlık
  • Çevresel faktörler ve tetikleyiciler

Zamanla damarları etkileyen inflamasyon, hayati organlara ulaşarak kalp komplikasyonları gibi ciddi sorunlara neden olabilir. Erken dönemde fark edilen risk faktörleriyle müdahale ilerlemenin önüne geçilmesinde önemli rol oynar.

Otoimmün ve Bağışıklık Sistemi Kaynaklı Sebepler

Otoimmün hastalık bağışıklık sisteminin sağlıklı dokuları hedef almasıyla ortaya çıkar ve Churg Strauss sendromunda damar çeperlerine saldırıyla sonuçlanır. Bu kontrolsüz bağışıklık tepkisi, iltihaplanmayı tetikleyerek çoklu organ etkilenimine zemin hazırlar. Özellikle eozinofil hücrelerinin anormal şekilde artışı, hastalığın seyri üzerinde belirleyici bir rol oynar.

Genetik Yatkınlık

Aile öyküsünde benzer rahatsızlıkların bulunması, bağışıklık sistemi düzensizliklerinin kalıtsal temellerini düşündürür. Bazı bireylerde genetik kodlarda bulunan bağışıklıkla ilişkili varyasyonlar, bu hastalığa yakalanma riskini artırabilir. Ancak genetik etkenlerin çevresel unsurlarla birleşmesi, hastalığın açığa çıkmasında daha etkili olabilir.

Çevresel Faktörler ve Tetikleyiciler

Sigara dumanı, hava kirliliği veya kimyasal maddelerle sürekli temas, bağışıklık sisteminde hassasiyeti tetikleyebilir. Mevsimsel alerjenler ya da viral enfeksiyon da hastalığın ilk belirtilerini başlatan dışsal etkenler arasında yer alır. Bu tür faktörlerin varlığı, mevcut yatkınlığı aktive ederek süreci hızlandırabilir.

Churg Strauss Sendromu Nasıl Teşhis Edilir?

Churg Strauss sendromunun teşhisi, çoklu sistem bulgularının dikkatle değerlendirilmesiyle mümkün olur. Özellikle özgül olmayan semptomların varlığı, tanı sürecinde detaylı bir yaklaşımı zorunlu kılar. Tanıda kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:

  • Fizik muayene ve klinik bulgular
  • Kan testleri ile eozinofil sayımı
  • Görüntüleme yöntemleri
  • Doku biyopsisi

Erken dönemde yapılan doğru analizler, kalıcı hasarın önlenmesinde kritik rol oynar. Bu nedenle multidisipliner değerlendirme süreci, teşhis doğruluğunu önemli ölçüde artırır.

Fizik Muayene ve Klinik Bulgular

Fizik muayene sırasında hastanın solunum sesleri, cilt yapısı ve periferik sinir refleksleri dikkatle değerlendirilir. Klinik bulgular arasında burun tıkanıklığı, ciltte morumsu döküntüler ya da kas gücünde azalma gibi işaretler ön plana çıkabilir. Tüm bu gözlemler sistemik tutulumun derecesini anlamada önemli ipuçları sunar.

Kan Testleri ve Eozinofil Sayımı

Kan testi hastalığın vücutta yarattığı sistemik değişimleri ortaya koymada kritik bir rol oynar. Özellikle iltihabi süreçlerin aktif olduğu dönemlerde kan değerlerinde dikkat çekici sapmalar gözlemlenir.

Lökosit formülasyonu incelendiğinde bağışıklık hücreleri arasındaki dengesizlik belirginleşir. Bu aşamada eozinofil yüksekliği , tanıyı destekleyen en belirgin laboratuvar bulgularından biri olarak öne çıkar.

Artan eozinofil oranı, damar duvarlarına zarar veren sürecin biyolojik kanıtı niteliğindedir. Tüm bu veriler bir araya getirildiğinde hastalığın evresi ve seyri hakkında somut bilgiler elde edilir.

Görüntüleme Yöntemleri

İç organ tutulumlarını değerlendirmek için kullanılan yöntemler, hastalığın hangi sistemleri etkilediğini ortaya koymada etkilidir. Göğüs röntgeni , akciğerlerdeki infiltrasyonları ve damar yapılarındaki anormallikleri saptamada sıkça tercih edilir. Ayrıca ileri düzey görüntüleme teknikleri, tanıyı destekleyen yapısal değişimleri daha ayrıntılı biçimde sunar.

Doku Biyopsisi

Doku biyopsisi , iltihaplı alanlardan alınan örneklerle mikroskobik düzeyde kesin tanı koymak amacıyla uygulanır. Bu işlemle damar çeperlerinde biriken hücresel materyaller ve granülom benzeri yapılar detaylı biçimde analiz edilir. Elde edilen veriler, tedavi planının oluşturulmasında doğrudan belirleyici olur.

Churg Strauss Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?

Churg Strauss sendromunun tedavisi, hastalığın şiddeti ve organ tutulumuna göre kişiselleştirilir. Genelde bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar kullanılır ve tedavi sürecinde hastanın durumu sürekli izlenir. Erken müdahale, komplikasyon risklerini azaltarak hastalığın kontrol edilmesinde etkin rol oynar.

Kortikosteroidler ile Tedavi

Kortikosteroid tedavisi Churg Strauss sendromunun tedavisinde yaygın kullanılan yöntemlerden biridir. Bu ilaçlar, bağışıklık sisteminin baskılar ve inflamasyon risklerini kontrol altına alır. Tedavi süreci, doz ayarlarıyla hastanın durumuna göre optimize edilir ve yan etkiler gözlemlenir.

İmmünsüpresif İlaçlar ve Diğer Tedaviler

İmmünsüpresif ilaçlar kortikosteroidlerin yeterli olmadığı durumlarda devreye girer. Bu ilaçlar, bağışıklık sisteminin aşırı aktivitesini baskılar ve organlarda daha fazla hasar oluşmasını engellemeye çalışır. Tedavi hastanın durumuna göre uzun süreli izlem gerektirir.

Hastalık Kontrolü ve Takip

Hastalığın kontrol altında tutulabilmesi için düzenli takip oldukça önemlidir. Tedavi sürecinde doktorlar laboratuvar testleri ve klinik değerlendirmelerle iyileşme sürecini izler. Bu süreç, tedaviye yanıtın değerlendirilmesi ve olası komplikasyonların önlenmesi yönünden kritik rol oynar.

Churg Strauss Sendromu ile Yaşam ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Churg Strauss sendromu, uzun süreli tedavi gerektiren ve dikkatli bir izleme süreciyle yönetilebilen bir hastalıktır. Hastaların, tedaviye yanıt alabilmesi için günlük yaşamlarında bazı düzenlemeler yapması gerekebilir. Düzenli tıbbi kontrol hastalığın ilerlemesini engellemede önemlidir.

Düzenli Takip ve Kontroller

Churg Strauss sendromu tedavisinde düzenli takip hastalığın seyrini izlemek için hayati öneme sahiptir. Düzenli kan testleri ile organ fonksiyon testleri, komplikasyonların erken tespit edilmesini sağlar. Ayrıca yapılan görüşmeler, tedavi planının etkinliğini gözden geçirmeye olanak tanır.

Enfeksiyon Riskini Azaltmak için Öneriler

Bağışıklık sistemini baskılayan tedaviler nedeniyle enfeksiyon riski artabilir. Hastalar hijyen kurallarına sıkı sıkıya uymalı ve kalabalık ortamlardan kaçınmalıdır. Ayrıca aşılama ve düzenli sağlık kontrolleri, enfeksiyon riskinin minimize edilmesinde etkili olur.

Sağlıklı Beslenme ve Yaşam Tarzı Önerileri

Churg Strauss sendromu ile yaşayan bireyler genel sağlıklarını iyileştirmek için dengeli yaşam tarzı benimsemelidir. Sağlıklı beslenme, tedavi sürecini desteklemenin yanı sıra hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebilir. Önerilerin bazıları ise şunlardır:

  • Dengeli beslenmek bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Antioksidan açısından zengin meyve veya sebzeler tercih edilmelidir.
  • Düşük tuzlu, yağsız ve şekersiz bir beslenme programı uygulanmalıdır.
  • Düzenli egzersiz yapmak, fiziksel sağlığı ve dayanıklılığı artırır.
  • Stres yönetimi için meditasyon veya yoga gibi yöntemler ideal olabilir.

Sağlıklı yaşam tarzı, hastaların tedaviye yanıtını olumlu etkileyebilir ve yaşam kalitesini yükseltebilir. Ayrıca doktorun önerdiği beslenme ve egzersiz programlarına sadık kalmak da faydalıdır.

Churg Strauss Sendromu Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Churg Strauss Sendromu Bulaşıcı mıdır?

Churg Strauss Sendromu, otoimmün bir hastalık olup bulaşıcı değildir. Yani hastalığı bir kişiden diğerine geçirme riski yoktur.

Hastalığın İlk Belirtisi Genellikle Nedir?

Churg Strauss sendromunun başlangıcında çoğunlukla astım atakları görülebilir. Ayrıca solunum güçlüğü ve öksürük gibi semptomlar da erken dönemlerde kendini gösterebilir.

Churg Strauss Sendromu Hangi Organları Etkiler?

Genellikle akciğerler, kalp, böbrekler ve sinir sistemini etkileyebilir. Ayrıca cilt ve eklemlerde tutulum gösterebilir.

Churg Strauss Sendromunun Tedavisi Mümkün müdür?

Churg Strauss Sendromu tedavi edilebilir, ancak tamamen iyileşmesi zor olabilir. Tedavi, hastalığın seyrini kontrol altına almaya aynı zamanda semptomları hafifletmeye yöneliktir.

Churg Strauss Sendromu Tamamen Geçer mi?

Churg Strauss sendromu kronik bir seyir izler ve tam olarak geçmesi nadirdir. Ancak tedavi ile semptomlar yönetilebilir ve hastalığın ilerlemesi engellenebilir.

Churg Strauss Sendromunda Yaşam Süresi Kısalır mı?

Erken tanı ve tedavi ile yaşam süresi üzerinde belirgin bir kısalma yaşanmayabilir. Ancak organ tutulumları ve komplikasyonlar yaşam kalitesini etkileyebilir.

Churg Strauss Sendromu için Hangi Bölüme Gidilir?

Tanı için romatoloji ve kardiyoloji bölümleriyle görüşülmesi gerekir. Ayrıca akciğer hastalıkları uzmanı da tedavi sürecinde etkin rol üstlenir.

Churg Strauss Sendromu Tanısı Nasıl Konur?

Hastalık klinik bulgular, kan testleri ve biyopsi sonuçları doğrultusunda tanı alır. Eozinofil yüksekliği ile vaskülit belirtileri, tanıyı kesinleştirici faktörlerdir.

Churg Strauss Sendromunda Diyetin Önemi Nedir?

Diyet, bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olabilir ve tedavi sürecinde olumlu etkiler yaratır. Sağlıklı beslenme, inflamasyonu azaltmak için önemli adımdır.

Churg Strauss Sendromu Olan Kişiler Nelere Dikkat Etmeli?

Hastalığı taşıyan bireylerin düzenli kontrollerini aksatmaması önemlidir. Ayrıca enfeksiyonlardan korunmak için hijyen kurallarına dikkat edilmelidir.

Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır. Güncellenme Tarihi: 26 Mayıs 2025 Pazartesi Yayımlanma Tarihi: 22 Nisan 2025 Salı
Bu içeriği ortalama 10 dakikada okuyabilirsiniz.

Tıbbi Birimler

Bize Ulaşın

Bilgi talepleriniz için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.

Acıbadem Sağlık Grubu olarak size daha iyi ve kaliteli bir hizmet sunabilmemiz için istek, öneri, teşekkür ve şikayetlerinizi aşağıdaki formu doldurarak ya da 444 55 44 numaralı telefondan tarafımıza ulaşarak bildirebilirsiniz.

Devamı
Devamı
Güvenlik Kodu

KİŞİSEL VERİLERİN ELDE EDİLMESİ VE İŞLENMESİ HAKKINDA AYDINLATMA METNİ

Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. ile EK-1’de listelenen hâkim ve bağlı şirketleri (her biri ayrı ayrı “Şirket”, hepsi birlikte “Şirketler” olarak anılacaktır.) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) ve ilgili mevzuat kapsamında Veri Sorumlusu sıfatıyla, elde edilen genel nitelikli ve/veya özel nitelikli kişisel verileriniz (sağlık verileri dâhil ancak bununla sınırlı olmamak üzere) (“Kişisel Veri”), aşağıda açıklanan çerçevede ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik, Özel Hastaneler Yönetmeliği, Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve sair mevzuata uygun olarak işlenebilecektir.

I. Kişisel Veri’lerin Elde Edilmesi, İşlenmesi ve İşleme Amaçları

Kişisel Veri’leriniz sağlanmakta olan kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amaçlarıyla ve Şirket’in faaliyet konularına uygun düşecek şekilde sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik (internet sitesi, mobil uygulamalarımız, çağrı merkezi gibi) kanallar aracılığıyla elde edilmektedir. Kişisel Veri’leriniz, Şirket tarafından aşağıda yer alanlar dâhil ve bunlarla sınırlı olmaksızın, faaliyet konusuna uygun olduğu ölçüde, bu maddede belirtilen amaçlar ile bağlantılı ve ölçülü şekilde işlenebilmektedir:

Elde edilen her türlü Kişisel Veri, Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde belirtilen Kişisel Veri işleme şartları uyarınca; aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

Uzaktan sağlık hizmeti almanız halinde bu kapsamda elektronik ortam (internet sitemiz ve/veya mobil uygulamamız) aracılığıyla elde edilen Kişisel Veri’leriniz, yukarıda belirtilen Kişisel Veri işleme amaçlarına ek olarak aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

İlgili mevzuat uyarınca elde edilen ve işlenen Kişisel Veri’leriniz, tarafımıza ait fiziki arşivler ve/veya bilişim sistemlerine nakledilerek, hem dijital ortamda hem de fiziki ortamda muhafaza altında tutulabilecektir.

II. Kişisel Verilerin Aktarılması

Kişisel Veri’ileriniz, Kanun ve sair mevzuat kapsamında ve yukarıda yer verilen amaçlarla ilgili Şirket tarafından,  (i) özel sigorta şirketleri, (ii) T.C. Sağlık Bakanlığı ve bağlı alt birimleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ve sair kolluk kuvvetleri, T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Eczacılar Birliği, Mahkemeler ve her türlü yargı makamı, (iii) yetki vermiş olduğunuz temsilcileriniz ve avukatlar, (iv) vergi ve finans danışmanları ve denetçiler de dâhil olmak üzere danışmanlık aldığımız üçüncü kişiler, (v) düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve resmi merciler, (vi) sağlık hizmetlerimizi geliştirmek veya yürütmek üzere işbirliği yaptığımız iş ortaklarımız ve EK-1’de yer alan Şirketlerle paylaşılabilecektir ve (vii) sosyal medya hesaplarımız veya ilgili mesaj uygulamaları üzerinden mesaj paylaşımı yapmanız veya internet sitelerimiz üzerinden canlı destek almanız halinde paylaşacağınız bilgileriniz ve beyan ettiklerinizle sınırlı olarak Kişisel Veri’leriniz ilgili sosyal medya hesabının veya mesaj uygulamasının sahibi yurtiçinde ya da yurtdışında mukim diğer veri sorumlusu gerçek ve/veya tüzel kişiler tarafından işlenebilecektir.

III. Kişisel Veri Elde Etmenin Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel Veri’leriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda yer verilen amaçlar ve Şirket’in faaliyet konusuna dâhil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda Şirket’in akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir. İşbu kişisel verilerinizin toplanmasının hukuki sebebi;

Kanun’un 6. maddesi 3. fıkrasında da belirtildiği üzere sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.

IV. Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Haklarınız

Kişisel Veri’lerinizin korunmasına yönelik haklarınız Kanun’un 11. maddesi ve ilgili mevzuatlar uyarınca aşağıda belirtilen haklara sahipsiniz:

Mezkûr haklarınızdan birini ya da birkaçını kullanmanız halinde ilgili bilgi tarafınıza, açık ve anlaşılabilir bir şekilde yazılı olarak ya da elektronik ortamda, tarafınızca sağlanan iletişim bilgileri yoluyla, bildirilir.

V. Veri Güvenliği

Şirketler, Kişisel Veri’lerinizi bilgi güvenliği standartları ve prosedürleri gereğince alınması gereken tüm teknik ve idari güvenlik kontrollerine tam uygunlukla korumaktadır. Söz konusu güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak muhtemel riske uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

VI. Şikâyet ve İletişim

Kişisel Veri’leriniz teknik ve idari imkânlar dâhilinde titizlikle korunmakta ve gerekli güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak olası risklere uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

Kanun kapsamındaki taleplerinizi, https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/images/Ac%C4%B1badem_Veri_Sahibi_Basvuru_Formu.pdf internet adresindeki “Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Tic. A.Ş. Veri Sahibi Başvuru Formu” nu doldurarak;

i. Atatürk Mahallesi, Feza Sokak, No:3 İç Kapı No:8 K:12 Ataşehir, İstanbuladresine kargo ile ıslak imzanızı taşıyan bir dilekçe ile “Kurumsal Sekretarya” departmanı dikkatine Zarfına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Bilgi Talebi” yazarak,

ii. Noter kanalıyla,

iii. acibademsaglik@hs02.kep.tr adresine güvenli elektronik ya da mobil imzalı olarak, kayıtlı elektronik posta adresi veya sistemimizde kayıtlı elektronik e-posta adresiniz aracılığıyla,

iv. Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.’ne hitaben yazdığınız dosyayı güvenli e-imza ile imzalayarak kisiselveri@acibadem.com adresine e-posta’nın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Bilgi Talebi” yazarak veya

v. Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun belirleyeceği diğer yöntemlerle iletebilirsiniz.

EK-1: Şirket’lerin listesi;

 

YUKARI
İçindekiler x""