Daha iyi bir deneyim için konum izni vermelisiniz.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Lökosit Nedir?

Beyaz kan hücreleri , akyuvarlar ya da bir diğer adıyla lökositler (WBC-White Blood Cell), tam kan sayım tahlillerinde incelenen bir parametredir. Vücuttaki görevleri, savunmada yer alıp enfeksiyonlarla savaşmaktır. İstilacıları aramak amacıyla kanda hareket ederler.

Vücudu mikrop, bakteri ve toksinlerden korumakla yükümlüdürler. WBC normalde kan damarlarında bulunur ancak tehlike durumunda dolaşım sisteminden çıkar ve ilgili bölgedeki antijeni yok eder. Yani hızlı bir savunma hattı oluşturarak, hastalığın belirtileri henüz oluşmadan çoğalıp harekete geçer. Akyuvar değeri, referans değerlerle kıyaslanarak ölçümlenir.

Toplam kan hacminin %1’ini oluştururlar ve nötrofil, lenfosit, monosit, eozinofil ve bazofil olmak üzere 5 tipi vardır. Nötrofiller, vücuda giren antijenlere ilk müdahaleyi yapan WBC türüdür. Lenfositler, vücuda yabancı hücre girdiğinde, bağışıklık sistemi hücrelerini uyarmak amacıyla lenfokin kimyasalı salgılar ve hücrelerin yabancı organizmalara saldırmasını sağlar. Monositler, bakterilere saldırarak onları yok eder ve dokularda bulunan ölü hücrelerin temizlenmesinden sorumludur. Eozinofiller, vücudu alerjik reaksiyonların yol açtığı iltihaplanmaya karşı korur. Bazofiller, parazitlerin sebep olduğu enfeksiyon türüyle mücadelede etkin bir yol oynadığı gibi erken aşamada kanser hücrelerinin saptanması ve yok edilmesinde de görev alır.

Yetişkin bir kişinin sahip olduğu lökosit sayısı (WBC) değişkendir ancak normal aralık mikrolitre başına 4.000 ila 11.000 arasındadır. Genel olarak, yetişkinlerde bir mikrolitre kanda 11.000’den fazla beyaz kan hücresi (lökosit) sayısının yüksek bir beyaz kan hücresi sayısı olduğu kabul edilir. Mikrolitre başına 4.000’den az bir lökosit sayısı mevcutsa, vücudun enfeksiyonla olması gerektiği gibi savaşamayacağı anlamına gelebilmektedir. Düşük sayıya bazen lökopeni denir ve bazı hastalıklara işaret eder.

WBC Değerinin Yaşa Göre Dağılımı Nasıldır?

Lökositler yaşa göre değişiklik gösterirler.

1 mikrolitre kanda bulunması gereken yaşa göre WBC değerleri:

0 ila 1 ay: 9.000 – 30.000

2 ila 12 ay: 5.000 – 19.500

1 ila 3 yaş: 6.000 – 17.500

4 ila 5 yaş: 5.500 – 15.000

6 ila 15 yaş: 4.500 – 13.000

15 yaş ve üzeri: 4.000 – 10.000

Yaş gruplarında bu referans değerlerinin dışına çıkması halinde, yüksek ya da düşük olmasına bağlı sağlık sorunları görülebilir.

Lökosit Türleri Nelerdir?

Tüm lökositler, onları diğer kan hücrelerinden yani çekirdeksiz alyuvarlardan ve trombositlerden ayıran çekirdeklere sahiptir. Farklı akyuvar hücresi türleri birbirlerinden belirli standartlara göre sınıflara ayrılır. Bu sınıflar arasında en geniş kapsamı olanlar granülositler ya da agranülositler olarak yapılarına veya myeloid hücreler ya da lenfoid hücreler olarak hücre soyuna göre yapılan ayrımlardır.

Bu geniş sınıflandırma kategorileri ayrıca fiziksel ve işlevsel özellikleriyle birbirinden ayırt edilen ve nötrofiller, eozinofiller yani asidofiller, bazofiller, lenfositler ya da monositler adı verilen beş ana türe ayrılabilir. Bu türler arasında monositler ve nötrofiller fagositik olarak sınıflandırılabilir. Diğer türlerin altında, örneğin lenfositler arasında kemik iliği hücrelerinden isimlerini alan B hücreleri, timus hücrelerinden isimlerini alan T hücreleri, ile yabancı işgalcileri ortadan kaldıran doğal öldürücü hücreler veya katil hücreler gibi daha alt türler de mevcuttur.

Nötrofiller

Nötrofiller dolaşım sistemindeki lökositlerin% 60-70'ini oluşturur ve en yaygın olarak görülen beyaz kan hücreleridir. Nötrofil katiller ve nötrofil tutucular adı verilen, farklı işlevlere sahip iki alt gruba ayrılırlar. Nötrofiller genellikle vücudu bakteriyel veya mantar enfeksiyonuna karşı savunurlar ve mikrobiyal enfeksiyona karşı bağışıklık sisteminin ilk yanıtını sunarlar. Vücutta bir bölgede gerçekleşen geniş çaplı faaliyetler ve ölümleri irin oluşumuna neden olur. İnce iplikler ile birbirine bağlanmış gibi görünen çok loblu bir çekirdeğe sahiptirler.

Nötrofiller , akut inflamasyonun erken evrelerinde ve yara iltihaplanmalarında en yaygın görülen hücre tipidir. Bu hücreler mikropları yuttuktan sonra sindirmede kullandıkları lizozomları yenileyemezler. Bu sebeple her biri birkaç patojeni fagositozlaştırdıktan, yani yutarak içlerinde parçaladıktan sonra ölürler. İnsan vücudundaki nötrofillerinin, lizozom tükenmesi nedeniyle ölmemesi haricinde dolaşımdaki ortalama yaşam süresinin 5 ile 135 saat arasında olduğu gözlemlenmiştir.

Eozinofiller

Eozinofiller kanda bulunan lökosit toplamının yaklaşık % 2 - 4'ünü oluşturur. Bu sayı gün boyunca, mevsimsel olarak ve kadınlarda adet sürecinde dalgalanma gösterir. Eozinofil değeri alerjilere, paraziter enfeksiyonlara, kollajen hastalıklarına, dalak veya merkezi sinir sistemi hastalıklarına tepki göstererek yükselir. Kanda nadir sayıda görülse bile solunum, sindirim ve alt üriner sistemlerin mukoza zarlarında çok sayıda bulunurlar.

Eozinofiller öncelikle vücutta gerçekleşen paraziter enfeksiyonlara tepki gösterirler. Eozinofiller ayrıca vücut alerjik reaksiyonlar verdiğinde en baskın olarak faaliyete geçen inflamatuar hücrelerdir. Eozinofili adı verilen durumun en önemli nedenleri arasında astım , saman nezlesi ve kurdeşen gibi alerjiler ile ayrıca paraziter enfeksiyonlar bulunur. Normal bir alyuvar hücresinin yutarak ayıramayacağı kadar büyük olan kancalı kurtlar ya da tenyalar gibi bu büyük parazitleri yok eden kimyasallar salgılarlar. Genel olarak, çekirdekleri ince bir tel ile birbirine bağlanan çift lobdan meydana gelir.

Bazofiller

Bazofiller, kan damarlarının genişlemesine neden olan kimyasal histaminin serbest bırakıldığı alerjik ve antijen tepkisini gerçekleştirirler. Lökosit türleri arasında toplam sayının % 0, 5'inden daha azını oluştururlar, bu sebeple en nadir görülen lökosit türüdürler. Nadir bulunmaları ve diğer lökosit türleri ile çeşitli fiziksel ve kimyasal özellikleri ortak olarak paylaştıkları için tanımlanmaları zordur. Çekirdekleri iki veya üç loblu olabilir, ancak gizleyen daha büyük granüllerin sayısının çok olması, görülmesini zorlaştırır.

Bazofiller, histamin ile heparin adı verilen ve vücudun savunmasına yardımcı olan iki farklı kimyasalı salgılarlar. Histamin , kan damarlarını genişletmekten ve yaralı dokuya kan akışını arttırmaktan sorumludur. Ayrıca kan damarlarını daha geçirgen hale getirir, böylece nötrofiller ve pıhtılaşma proteinleri dolaşım sisteminden bağ dokusuna daha kolay geçebilirler. Heparin, ise kanın pıhtılaşmasını engelleyen ve bu sayede diğer lökositlerin tehdit altındaki bir bölgeye hareketini destekleyen bir antikoagülan, yani pıhtı engelleyicidir. Bazofiller bunlara ek olarak bir enfeksiyon bölgesine eozinofilleri ve nötrofilleri çeken kimyasal sinyaller gönderebilir.

Lenfositler

Lenfositler , lenfatik sistem içinde dolaşım sistemine kıyasla daha yaygın bulunurlar. Birçok alt tipe ayrılan lenfositler hücre içinde çok farklı konuma sahip olan bir çekirdeğe ve nispeten az miktarda sitoplazmaya sahip olmasıyla ayırt edilir. Lenfosit alt tipleri arasında öncelikle B hücreleri ve T hücreleri bulunur.

B hücreleri, patojenlere bağlanabilen, patojen istilasını engelleyebilen, vücuttan patojenlerin temizlenmesine yardımcı olan kompleman sistemini aktive edebilen ve patojen yıkımını artırabilen antikorlar üretirler.

T hücreleri ise daha alt gruplara ayrılır. Ortak reseptör olarak CD4 sergileyen T hücreleri CD4+ T hücreleri olarak bilinirler. Antijenik peptitleri bağlayabilirler, sitokinleri oluştururlar ve bağışıklık tepkisini koordine etmeye yardımcı olan diğer işlevleri yerine getirirler. HIV enfeksiyonunda bu hücreler bireyin bağışıklık sistemi bütünlüğünün değerlendirilmesini sağlayan ana öğelerden birisidir.

CD8 sergileyen T hücreleri ise CD8+ T hücreleri olarak bilinir. Bu hücreler, virüs bulaşmış hücreleri veya tümör hücrelerini tanımlayıp öldürürler.

T hücreleri ise alternatif bir T hücre reseptörüne sahiptir. T hücreleri dokularda kandan daha yaygın olarak bulunur ve diğer sitotoksik T hücrelerini ile doğal öldürücü yani katil hücrelerin özelliklerini paylaşırlar.

Doğal öldürücü hücreler ise, vücudun MHC sınıf I molekülleri göstermeyen hücrelerini öldürebilirler. Hücrelerin MHC sınıf I molekülü ile kendilerini tanımlamalarının azalması azalması hücreler bir virüs tarafından enfekte olduğunda veya kanserli hale geldiğinde gerçekleşebilir.

Monositler

En büyük alyuvar türü olan monositler , nötrofillerin fagositoz, yani yutarak içeride parçalama işlevini paylaşırlar. Ancak monositler ekstra bir role daha sahip oldukları için çok daha uzun ömürlüdürler. Monositler T hücrelerine patojen parçaları sunarlar, böylece patojenler bağışıklık sistemi tarafından tekrar tanınabilir ve daha hızlı bir şekilde öldürülebilirler. Bu vücudun bir antikor tepkisinin oluşturmasına neden olur.

Monositler son olarak kan dolaşımını terk ederek, ölü hücre kalıntılarını temizleyen ve mikroorganizmalara saldıran doku makrofajları haline gelirler Ölü hücrelerin kalıntı ve döküntüleri ya da saldırgan mikroorganizmalar nötrofiller tarafından etkili bir şekilde temizlenemez. Monositlerin, nötrofillerin aksine lizozomal içerikleri yenileyebilmelerinden dolayı çok daha uzun bir aktif ömre sahip oldukları düşünülmektedir. Normal şartlar altında böbrek gibi görünen bir çekirdeğe ve bol miktarda sitoplazmaya sahiptirler.

Sabit lökositler

Bazı lökosit türleri dolaşım sisteminde gezinmek yerine vücudun diğer dokularına kalıcı olarak yerleşebilirler. Bu hücrelere vücutta hangi organ dokusuna yerleştiklerine göre farklı isimler verilir. 

Lökosit Bozuklukları Nelerdir?

Akyuvar, yani beyaz kan hücrelerinde görülen bozukluklar yaygın olarak sayısal değerlerine göre sınıflandırılır. Lökositlerin aşırı sayıda bulunması proliferatif bozukluklar ya da lökositoz olarak ve yetersiz sayıda bulunması ise lökopeni olarak tanımlanır. Bununla birlikte Akyuvar hücre sayılarının normal olduğu, ancak hücrelerin görevlerini normal bir şekilde yerine getirmediği bozukluklar da vardır.

Dolaşım sisteminde ve lenf sisteminde görülen akyuvar kanserleri genel olarak olarak lösemiler ve lenfomalar olarak sınıflandırılsalar dahi, bu kategoriler birbirleri ile çakışabilir ve yaygın olarak ikili gruplar halinde tanımlanırlar.

Lökopeni

Bir takım rahatsızlıklar akyuvar hücrelerinin sayısında azalmaya neden olabilir. Bu azalma genellikle nötrofil hücrelerde görülür ve bu durum nötropeni veya granülositopeni olarak adlandırılabilir. Daha nadir vakalarda lenfositlerde azalma görülebilir ve bu durum ise lenfositopeni veya lenfopeni olarak adlandırılabilir.

Nötropeni

Nötropeni sonradan ortaya çıkabilir veya doğuştan var olan bir durum olabilir. Kazanılmış veya içsel olabilir. Bu durum nötrofil hücrelerinin üretiminin azalması ya da kandan daha yüksek oranda atılmalarından kaynaklanabilir.

Çeşitli kemoterapi ilaçları, antibiyotikler, radyasyon zehirlenmesi, alkol veya benzen zehirlenmesi, Fanconni bozukluğu, siklik nötropeni, Kostmann hastalığı, kolajen bozukluğu, AIDS veya romatoid artrit gibi bağışıklık sistemi bozuklukları, megaloblastik anemi, miyelodisplazi, kemik iliği yetmezliği, akut lösemi gibi kan hücresi disfonksiyonları, herhangi bir geniş çaplı enfeksiyon veya açlık ya da hipersplenizm gibi farklı sebepler nötropeniye yol açabilir.

Nötropeni sürecinde görülen semptomlar, nötrofillerdeki azalmanın altında yatan neden ile doğrudan ilişkilidir. Bu sebeple tedavi nötropeninin altında yatan nedene yönelik gerçekleştirilir.

Lenfositopeni

Toplam lenfosit sayısı değerinin çok düşük olması durumuna lenfositopeni adı verilir. Bu durumdan en çok etkilenen CD4+ T hücreleridir.

Lenfositopeni doğuştan gelebilir veya sonradan ortaya çıkabilir. Lenfositopeninin bir çok nedeni olabilir. Bunlar arasında en yaygın görülenleri şiddetli kombine immün yetmezlik, yaygın değişken immün yetmezlik, ataksi-telenjiektazi, Wiskott – Aldrich sendromu, timoma ile immün yetmezlik, purin nükleozid fosforilaz eksikliği, veya genetik polimorfizm gibi kalıtsal immun sistemi yetersizlikleri, aplastik anemi, AIDS, SARS, Batı Nil ensefaliti, hepatit, herpes, veya kızamık gibi virüslerden kaynaklanan veya tüberküloz, tifo, zatürree, riketsiyoz, gibi bakterilerden kaynaklanan veya sıtmanın akut fazı gibi parazitlerden kaynaklanan bulaşıcı hastalıklar, kemoterapi ilaçları, ya da radyasyon etkisi sayılabilir.

Bunların yanı sıra geniş çaplı cerrahi operasyonlar, böbrek nakli veya kemik iliği nakli, hemodiyaliz, böbrek yetmezliği, şiddetli yanık, çölyak hastalığı, şiddetli akut pankreatit, sarkoidoz, protein kaybeden enteropati, yorucu egzersiz, karsinom, artrit, sistemik lupus eritematozus, dermatomiyozit, polianjit, granülomatöz, ile sistemik vaskülit lenfositopeniye neden olabilir. Bireyin günlük diyetinde çinko eksikliği ya da aşırı alkol kullanımı da bu duruma yol açabilir.

Lenfositopeninin semptomları ve tedavisi, durumun altında yatan nedene göre değişiklik gösterir.

Lökositoz

Dolaşım sistemindeki beyaz kan hücrelerinin sayısındaki artışa lökositoz denir. Bu artışa en çok iltihaplanma neden olur. Lökositoz için dört ana neden vardır. Bunlar kemik iliğinde akyuvar hücresi üretimi artışı, üretilen hücrelerin kemik iliğinde depolamadan artan salınımı, damarlara ve arterlere bağlanmada azalma ile dokular tarafından alımın azalması olarak tanımlanır.

Nötrofili

Nötrofili , dolaşım sisteminde görülen mutlak nötrofil sayısındaki artış olarak tanımlanır. Nötrofili, kan hücreleriyle ilgili doğrudan bir sorundan veya altta yatan bir hastalığın bir sonucu olarak da ortaya çıkabilir. Çoğu nötrofili vakası inflamasyon sürecinde ikincil olarak görülür.

Doğrudan görülen nötrofili, kalıtsal nötrofili, kronik idiopatik nötrofili, Pelger-Huet anomalisi, Down sendromu, lökosit yapışma eksikliği, lösemi yani kronik miyeloid ya da diğer miyeloproliferatif bozukluklar ile dalağın cerrahi nedenlerden dolayı çıkarılmasından kaynaklanabilir.

İkincil netröfili ise enfeksiyon, kronik inflamasyon, sigara içilmesi, stres, kortikosteroid türü ilaçların etkisi olarak, ya da kanserden kaynaklanabilir.

Yüksek Beyaz Kan Hücresi (WBC) Nedenleri Nelerdir?

Yetişkinlerde bir mikrolitre kanda 11.000’den fazla beyaz kan hücresi (akyuvar) sayısının yüksek bir beyaz kan hücresi sayısı olduğu kabul edilir ve buna lökositoz adı verilir.

Lökositoza aşağıdaki faktörler neden olabilir:

  • Hemoliz
  • Kemik iliği kanseri (lösemi, lenfoma)
  • Alerjik reaksiyonlar
  • Hormon bozuklukları
  • Kalp krizi
  • Doku hasarı
  • Dalağın alınmış olması
  • Enfeksiyonlar (bakteriyel veya viral kaynaklı)
  • Kronik böbrek yetmezliği
  • Aşırı egzersiz
  • Romatoid artrit
  • Sigara kullanmak
  • Şiddetli duygusal ve fiziksel stres
  • Tüberküloz
  • Boğmaca
  • Şeker komasına girme

Ayrıca gebelikte, beyaz kan hücreleri yaklaşık olarak 13.000 ila 15.000 arasında seyreder. Bu değerler takip edilmeli ve altta yatan bir durumdan kaynaklanıp, kaynaklanmadığı kontrol altında tutulmalıdır. Altta yatan bir sebep yoksa, doğumdan 2 hafta sonra normal seyrine dönmelidir.

Beyaz Kan Hücresi Eksikliği (Lökopeni) Nedenleri Nelerdir?

Lökopeni, farklı hastalıklara bağlı olarak gün yüzüne çıkabilir. Bazı hastalık ve ilaçların yan etkisi olabileceği gibi ciddi hastalıkların da göstergesi olabileceği için önemsemek gereklidir. Bu yüzden tam kan sayımı neticesinde WBC değeri düşük çıkan kişilerin doktora görünmesi çok önemlidir.

Lökopeninin başlıca nedenleri; bazı ilaçlar, enfeksiyonlar, viral hastalıklar, otoimmün bozukluklar, kemik iliği yetmezliği, kemik iliği kanseri, vitamin eksikliği, beslenme bozuklukları, aşırı alkol tüketimi, dalakta meydana gelen büyüme, HIV virüsü, kanser tedavi yöntemleri, romatoid artrit, karaciğer hastalıkları, sıtma, veremdir.

Lökopeni Nedenleri:

Kemik iliği sorunları: Kan hücrelerini üretiminden kemik iliği sorumludur. Düşük lökosit sayısının da altında yatan sebep çoğunlukla kemik iliği problemleri ile alakalıdır. Kemoterapi, radyasyon gibi kanser tedavi yöntemleri de kemik iliğin WBC üretilmesini sekteye uğratabilir.

Otoimmün bozukluklar: Kelebek hasttalığı (lupus) ve romatoid artrit gibi bazı otoimmün hastalıklar, vücudun kendi WBC’lerine saldırmasına ve yok etmesine neden olabilirler.

Enfeksiyon: Virüsler kemik iliğinizi etkileyebilir ve düşük lökosit oranına sebep olabilir. Kan enfeksiyonları, vücudun lökositleri normalden daha hızlı kullanmasına sebep olabilir. HIV, bir tür beyaz kan hücresini öldürür.

İlaçlar: Bazı ilaçlar ve antibiyotikler lökositleri yok edebilir.

Beslenme: İyi bir şekilde beslenmemek veya folik asit, b12 gibi vitaminlerin düşük seviyelerde seyretmesi vücudun lökosit üretme şeklini etkileyebilir. Aşırı doz alkol tüketimi, vücudunuzdaki lökosit sayısını azaltabilir.

Dalak Sorunları: Dalak, WBC üretiminden de sorumludur. Enfeksiyonlar, kan pıhtıları ve diğer problemlerden ötürü dalak şişebilir ve normalden farklı çalışabilir bu da lökosit sayısının düşmesine neden olabilir.

Beyaz Kan Hücresi Eksikliği (Lökopeni) Tedavisi Nasıl Yapılır?

Tedavi için öncelikle eksikliğe neden olan etken bulunmalıdır ve ardından tedavi planı oluşturulmalıdır.

Viral hastalık kaynaklı olduğu takdirde, hastalık tedavisi tamamlandığında WBC sayıları da normale döner. Bağışıklık sistemindeki bir problemden kaynaklıysa, bağışıklık sistemi güçlendirici ilaçlar kullanılarak bir tedavi yolu çizilebilir. Bir ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkmışsa, ilaca ara verilmeli ve kan değerleri izlenmelidir. Kemoterapi, radyoterapiye bağlı bir sebepse, bir süre ara verilmeli ve değerlerin normale dönmesi sağlanmalıdır.

Bu tedavi yöntemlerinin yanı sıra hastanın sağlıklı bir beslenme planına uyması, kendini fazla yormaması da büyük önem taşımaktadır.

Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır. Güncellenme Tarihi: 27 Eylül 2023 Çarşamba Yayımlanma Tarihi: 19 Ocak 2021 Salı

Tıbbi Birimler

Bize Ulaşın

Bilgi talepleriniz için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.

Acıbadem Sağlık Grubu olarak size daha iyi ve kaliteli bir hizmet sunabilmemiz için istek, öneri, teşekkür ve şikayetlerinizi aşağıdaki formu doldurarak ya da 444 55 44 numaralı telefondan tarafımıza ulaşarak bildirebilirsiniz.

Devamı
Devamı
Güvenlik Kodu

KİŞİSEL VERİLERİN ELDE EDİLMESİ VE İŞLENMESİ İLE İLGİLİ BİLGİLENDİRME FORMU

Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. (“Acıbadem”) ve Acıbadem’in hakim ve bağlı şirketleri (hepsi birlikte “Acıbadem Grubu” olarak anılacaktır.) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) ve ilgili mevzuat kapsamında Veri Sorumlusu sıfatıyla, kişisel verileriniz, aşağıda açıklanan çerçevede ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve sair mevzuata uygun olarak işlenebilecektir.

1. Kişisel Verilerin elde Edilmesi, İşlenmesi ve İşleme Amaçları

Kişisel verileriniz Acıbadem Grubu tarafından sağlanmakta olan kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amaçlarıyla ve Acıbadem Grubu şirketlerinin faaliyet konularına uygun düşecek şekilde; sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, çağrı merkezi, internet sitesi, sözlü, yazılı ve benzeri kanallar aracılığıyla elde edilmektedir. Sağlık verileriniz başta olmak üzere özel nitelikli kişisel verileriniz ve genel nitelikli kişisel verileriniz, Grup tarafından aşağıda yer alanlar dâhil ve bunlarla sınırlı olmaksızın bu maddede belirtilen amaçlar ile bağlantılı, sınırlı ve ölçülü şekilde işlenebilmektedir:

Acıbadem Grubu tarafından elde edilen her türlü kişisel veriniz (Özel nitelikli kişisel veriler de dahil fakat bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

İlgili mevzuat uyarınca elde edilen ve işlenen Kişisel Verileriniz, Acıbadem veya Acıbadem Grubu’na ait fiziki arşivler ve/veya bilişim sistemlerine nakledilerek, hem dijital ortamda hem de fiziki ortamda muhafaza altında tutulabilecektir.

2. Kişisel Verilerin Aktarılması

Kişisel verileriniz, Kanun ve sair mevzuat kapsamında ve yukarıda yer verilen amaçlarla Acıbadem ve Acıbadem Grubu tarafından Acıbadem Grubu’na dahil olan şirketler ile, Özel sigorta şirketleri, Sağlık bakanlığı ve bağlı alt birimleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, Emniyet Genel Müdürlüğü ve sair kolluk kuvvetleri, Nüfus Genel Müdürlüğü, Türkiye Eczacılar Birliği, Mahkemeler ve her türlü yargı makamı, merkezi ve sair üçüncü kişiler, yetki vermiş olduğunuz temsilcileriniz, avukatlar, vergi ve finans danışmanları ve denetçiler de dâhil olmak üzere danışmanlık aldığımız üçüncü kişiler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, resmi merciler dâhil sağlık hizmetlerini yukarıda belirtilen amaçlarla geliştirmek veya yürütmek üzere işbirliği yaptığımız iş ortaklarımız ve diğer üçüncü kişiler ile paylaşılabilecektir.

3. Kişisel Veri Elde Etmenin Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda yer verilen amaçlar ve Acıbadem’in faaliyet konusuna dahil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda Acıbadem’in akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir. İşbu kişiler verilerinizin toplanmasının hukuki sebebi;

Ayrıca, Kanun’un 6. maddesi 3. fıkrasında da belirtildiği üzere sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.

4. Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Haklarınız

Kanun ve ilgili mevzuatlar uyarınca;

Mezkûr haklarınızdan birini ya da birkaçını kullanmanız halinde ilgili bilgi tarafınıza, açık ve anlaşılabilir bir şekilde yazılı olarak ya da elektronik ortamda, tarafınızca sağlanan iletişim bilgileri yoluyla, bildirilir.

5. Veri Güvenliği

Acıbadem, kişisel verilerinizi bilgi güvenliği standartları ve prosedürleri gereğince alınması gereken tüm teknik ve idari güvenlik kontrollerine tam uygunlukla korumaktadır. Söz konusu güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak muhtemel riske uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

6. Şikayet ve İletişim

Kişisel verileriniz teknik ve idari imkânlar dâhilinde titizlikle korunmakta ve gerekli güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak olası risklere uygun bir düzeyde sağlanmaktadır. Kanun kapsamındaki taleplerinizi, “https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/hastaverilerinkorunmasi.html” web adresindeki “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uyarınca Başvuru Formu” nu doldurarak;

Kanun kapsamındaki taleplerinizi, https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/hastaverilerinkorunmasi.html web adresindeki “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uyarınca Başvuru Formu” nu doldurarak ve formda belirtilen usullerle tarafımıza iletmenizi rica ederiz.

YUKARI
İçindekiler
Size ulaşmamızı ister misiniz?