Daha iyi bir deneyim için konum izni vermelisiniz.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Zeka geriliği belirtileri arasında dil gelişiminde gecikme, öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı, sosyal uyum problemleri ve motor beceri geriliği yer alır. Bu durum genellikle çocukluk döneminde fark edilir. Genetik hastalıklar, gebelikteki riskler, doğum sırasındaki sorunlar ve çevresel faktörler zeka geriliğine neden olabilir.

Tanı sürecinde IQ testleri, gelişimsel değerlendirmeler ve klinik gözlemler kullanılır. Tedavi ile tam iyileşme mümkün olmasa da özel eğitim, terapi ve aile desteğiyle bireyin yaşam kalitesi artırılabilir. Zeka geriliği ve otizm farklı gelişimsel bozukluklardır ve ayrım yapılması önemlidir.

İçindekiler

Zeka Geriliği Nedir?

Zeka geriliği , bireyin zihinsel işlevlerinde ve günlük yaşam becerilerinde belirgin düzeyde yetersizlik yaşadığı gelişimsel bir bozukluktur. Genellikle çocukluk döneminde fark edilen bu durum, bireyin öğrenme kapasitesini, iletişim yetilerini, sosyal uyumunu ve bağımsız yaşama becerilerini olumsuz etkiler.

Zeka geriliği tanısı konulabilmesi için, bireyin entelektüel işlevlerinin (IQ) normalin belirgin altında olması ve bu duruma eşlik eden uyumsal davranışlardaki geriliklerin 18 yaşından önce başlaması gerekir.

Zeka geriliği, hafiften çok ağıra kadar değişebilen farklı şiddet düzeylerinde görülebilir. Bu bireyler genellikle eğitim, terapi ve özel destek programları ile potansiyellerine uygun bir yaşam sürdürebilir. Tanı, genellikle psikolojik değerlendirmeler, zeka testleri ve klinik gözlemler yoluyla konulur. Erken tanı, bireyin sosyal hayata daha iyi uyum sağlaması açısından büyük önem taşır.

Zeka Geriliği Belirtileri Nelerdir?

Zeka geriliği, genellikle erken çocukluk döneminde ortaya çıkan gelişimsel gecikmelerle kendini belli eder. Bireyin yaşıtlarına göre öğrenme, konuşma, hareket etme ve sosyal etkileşim gibi alanlarda geride kalması, en yaygın belirtiler arasındadır.

Zeka geriliğinin belirtileri her bireyde aynı şekilde görülmeyebilir; belirtilerin şiddeti ve kapsamı, zeka geriliğinin derecesine bağlı olarak değişiklik gösterir. Aileler ve eğitimciler, çocuğun gelişimsel basamakları zamanında tamamlayıp tamamlamadığını gözlemleyerek bu durumu erken fark edebilir.

Zeka geriliği belirtileri şunlardır:

  • Dil gelişiminde gecikme
  • Yavaş öğrenme ve kavrama güçlüğü
  • Zayıf hafıza ve dikkat süresinde kısalık
  • Soyut düşünme becerisinde yetersizlik
  • Günlük yaşam becerilerinde (giyinme, yemek yeme, tuvalet eğitimi) zorluk
  • Sosyal etkileşimde isteksizlik veya uyum problemleri
  • Akademik başarıda düşüklük
  • Motor becerilerde gerilik (yürüme, koşma, koordinasyon sorunları)
  • Yönlendirmelere uymada zorlanma ve kuralları anlamada güçlük

Belirtiler zamanla daha belirgin hale gelebilir ve bireyin yaşam kalitesini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle, erken tanı ve müdahale süreci son derece kritiktir.

Zeka Geriliği Neden Olur?

Zeka geriliği, bireyin zihinsel işlevlerini ve günlük yaşam becerilerini etkileyen çok çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Bu nedenler, genetik hastalıklardan anne karnındaki gelişim sürecine, doğum sırasında yaşanan olumsuzluklardan çevresel koşullara kadar geniş bir yelpazeye yayılır.

Her bireyde farklı bir neden ön planda olabilir ve çoğu zaman birden fazla etken birlikte rol oynar. Erken dönemde bu etkenlerin tespiti, hem tanı süreci hem de uygulanacak destek programları açısından büyük önem taşır.

Zeka geriliğinin yaygın nedenleri şunlardır:

  • Genetik Faktörler
  • Doğum Öncesi Etkenler
  • Doğum Sırasında Yaşanan Sorunlar
  • Doğum Sonrası Etkenler
  • Çevresel Faktörler

Genetik Faktörler

Zeka geriliğinin en sık görülen nedenlerinden biri genetik geçişli hastalıklardır. Down sendromu , Frajil X sendromu ve fenilketonüri gibi durumlar, doğrudan bireyin zihinsel gelişimini etkiler. Bu tür hastalıklar, kromozom yapısındaki bozukluklardan ya da gen mutasyonlarından kaynaklanır.

Genetik hastalıklar, anne veya babadan çocuğa geçebilir ya da genetik yapının rastlantısal olarak değişmesiyle ortaya çıkabilir. Genetik testler, bu tür nedenlerin tespitinde önemli rol oynar.

Bu genetik hastalıklar, beynin gelişim sürecini olumsuz etkileyerek zeka düzeyinin düşük olmasına yol açar. Örneğin, Down sendromu olan bireylerde beynin bazı bölgelerinde küçülme ve gelişim geriliği gözlenebilir.

Genetik nedenli zeka geriliklerinde erken tanı ve uygun eğitim desteği ile bireyin potansiyeline ulaşması sağlanabilir.

Doğum Öncesi Etkenler

Bebeğin anne karnındaki gelişimi sırasında yaşanan olumsuzluklar da zeka geriliğine yol açabilir. Annenin gebelik sürecinde yetersiz beslenmesi, alkol, sigara veya uyuşturucu madde kullanması; toksik maddelere maruz kalması ya da kızamıkçık gibi enfeksiyonlar geçirmesi beyin gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu tür durumlar, bebeğin zihinsel gelişimini henüz doğmadan sınırlandırabilir.

Ayrıca annenin kronik hastalıkları, bazı ilaç kullanımları ya da gebelik sırasında oluşan stres gibi durumlar da fetüsün nörolojik gelişimini etkileyebilir. Gebelik sürecinin dikkatle takip edilmesi ve düzenli sağlık kontrolleri bu açıdan son derece önemlidir.

Doğum Sırasında Yaşanan Sorunlar

Zeka geriliğinin nedenlerinden biri de doğum sırasında yaşanan sorunlardır. Bebeğin doğum esnasında yeterince oksijen alamaması, doğumun uzun sürmesi, ters doğum gibi fiziksel zorlanmalar ya da düşük doğum ağırlığı gibi durumlar beyinde hasara neden olabilir. Bu tür hasarlar, özellikle beynin oksijensiz kalması sonucu oluşan hücre kayıplarıyla ilişkilidir.

Doğum sırasındaki bu olumsuzluklar, bazen kalıcı nörolojik etkiler bırakabilir. Oksijen eksikliğine bağlı olarak gelişen beyin hasarı, çocuğun hem fiziksel hem de zihinsel gelişimini yavaşlatabilir. Bu nedenle doğum sürecinin uzman sağlık ekipleri tarafından yakından izlenmesi önemlidir.

Doğum Sonrası Etkenler

Bebeklik ve erken çocukluk döneminde geçirilen ağır hastalıklar, kafa travmaları ya da yüksek ateşe bağlı nörolojik problemler zeka gelişimini olumsuz etkileyebilir. Menenjit, ensefalit gibi beyin enfeksiyonları, ciddi sinir sistemi hasarına yol açabilir. Aynı şekilde, kurşun gibi zehirli maddelere maruz kalmak da zihinsel geriliğe neden olabilir.

Bunlara ek olarak, çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, duygusal ve bilişsel uyarıların yeterli olmaması da zihinsel gelişimi sekteye uğratabilir. Bu dönemdeki ihmal ve yetersiz bakım, zeka geriliğini tetikleyici bir faktör olabilir.

Çevresel Faktörler

Çocuğun büyüdüğü çevre de zeka gelişiminde belirleyici olabilir. Sosyoekonomik düzeyi düşük ailelerde, beslenme yetersizlikleri, sağlık hizmetlerine ulaşımın kısıtlı olması ve yetersiz eğitim olanakları gibi nedenlerle zihinsel gelişim geri kalabilir. Ayrıca erken yaşta maruz kalınan istismar, duygusal ihmal ya da travmalar da çocuğun öğrenme kapasitesini olumsuz etkileyebilir.

Çevredeki toksik maddeler, özellikle kurşun gibi ağır metallerin bulunduğu ortamlarda büyüyen çocuklarda zeka geriliği riski daha yüksektir. Bu nedenle çocuğun güvenli, sağlıklı ve uyarıcı bir çevrede büyümesi oldukça önemlidir.

Zeka Geriliği Türleri

Zeka geriliği, bireyin entelektüel işlev düzeyine ve günlük yaşam becerilerine göre farklı şiddet derecelerine ayrılır. Bu sınıflandırma, hem tanı sürecini kolaylaştırır hem de bireye özel eğitim ve destek planlarının oluşturulmasına yardımcı olur.

Zeka testlerinden elde edilen sonuçlar ( IQ puanı ) ve bireyin sosyal uyum becerileri göz önünde bulundurularak dört ana düzeyde değerlendirme yapılır.

Zeka geriliği türleri şunlardır:

  • Hafif Zeka Geriliği
  • Orta Düzey Zeka Geriliği
  • Ağır Zeka Geriliği
  • Çok Ağır Zeka Geriliği

Hafif Zeka Geriliği

Hafif düzeyde zeka geriliği, en sık görülen türdür. Bu bireylerin IQ puanı genellikle 50–69 arasındadır. Günlük yaşam becerilerinde destekle bağımsız hareket edebilirler. Temel eğitim becerilerini kazanabilir, basit akademik görevleri yerine getirebilirler.

Sosyal ilişkiler kurabilir, ancak soyut düşünme, problem çözme ve ileri düzey planlama gerektiren durumlarda desteğe ihtiyaç duyarlar. Erken tanı ve uygun eğitimle önemli ilerlemeler kaydedilebilir.

Orta Düzey Zeka Geriliği

Orta düzeyde zeka geriliği olan bireylerin IQ puanı genellikle 35–49 arasındadır. Basit günlük işleri öğrenebilir, ancak daha karmaşık görevlerde sürekli desteğe ihtiyaç duyarlar. Konuşma ve dil gelişimleri sınırlı olabilir.

Genellikle korumalı işlerde görev alabilir ve yapısal destekle bazı sosyal becerileri geliştirebilirler. Eğitim ve rehabilitasyon programları, yaşam kalitelerini artırmada büyük rol oynar.

Ağır Zeka Geriliği

Ağır zeka geriliği, bireylerin ciddi zihinsel ve uyum güçlükleri yaşadığı bir düzeydir. IQ puanları 20–34 arasındadır. Bu bireyler genellikle temel iletişim becerilerine sahip olabilir, ancak birçok günlük ihtiyacını karşılamak için yoğun desteğe ihtiyaç duyar.

Motor becerilerde ve dil gelişiminde önemli düzeyde gecikmeler gözlenebilir. Yaşam boyu bakıma ve sürekli rehberliğe ihtiyaç duyarlar.

Çok Ağır Zeka Geriliği

Çok ağır düzeyde zeka geriliği, en düşük entelektüel işlev seviyesini ifade eder. IQ puanı 20’nin altındadır. Bu bireyler genellikle konuşamaz, temel iletişim kuramaz ve kendi ihtiyaçlarını karşılayamazlar.

Fiziksel engeller ve nörolojik sorunlar eşlik edebilir. Yoğun bakım, sürekli gözetim ve özel sağlık hizmetleri gereklidir. Yaşam boyu süren özel ilgi ve destek, bu bireylerin güvenliği ve sağlığı açısından kritiktir.

Zeka Geriliği Nasıl Teşhis Edilir?

Zeka geriliği tanısı, yalnızca bireyin düşük zeka puanına sahip olmasıyla değil, aynı zamanda günlük yaşamda karşılaştığı zorluklarla birlikte değerlendirilerek konur. Bu nedenle tanı süreci; psikolojik testler, gelişimsel değerlendirmeler, gözlemler ve tıbbi incelemeleri içeren çok yönlü bir yaklaşımı gerektirir.

Teşhis ne kadar erken ve doğru konulursa, birey için hazırlanacak destek programları da o kadar etkili olur.

WISC-R Testi

WISC-R , 6-16 yaş arası çocuklarda zeka düzeyini ölçmek için kullanılan en yaygın testlerden biridir. Sözel ve performans olmak üzere iki temel bölümden oluşur. Sözel bölüm; genel bilgi, benzerlikler ve kelime dağarcığı gibi alanları değerlendirirken, performans bölümü; şekil tamamlama, blok dizme gibi görsel-motor becerileri ölçer. Bu test, çocuğun güçlü ve zayıf yönlerini ayrıntılı olarak belirlemeye yardımcı olur.

Zeka Testleri (IQ Testleri)

Zeka geriliği tanısında en temel ölçüm aracı, bireyin IQ düzeyini belirleyen zeka testleridir. Genellikle 70 puanın altındaki sonuçlar zeka geriliğine işaret eder. Stanford-Binet ve WISC-R testi gibi testler, çocuğun zihinsel kapasitesini ve öğrenme potansiyelini belirlemek için kullanılır. Ancak tanı yalnızca bu teste dayandırılmaz; testin sonuçları, diğer klinik bulgularla birlikte değerlendirilir.

Uyumsal Davranış Değerlendirmeleri

Zeka düzeyinin yanı sıra, bireyin günlük yaşamda ne derece bağımsız hareket edebildiği de değerlendirme sürecinin önemli bir parçasıdır. Bu testlerde, iletişim becerileri, sosyal ilişkiler, kişisel bakım, problem çözme ve sorumluluk alma gibi alanlar incelenir. Vineland Uyumsal Davranış Ölçeği gibi araçlar bu süreçte sıklıkla kullanılır.

Gelişimsel Taramalar

Özellikle erken çocukluk döneminde, çocuğun gelişim basamaklarını zamanında tamamlayıp tamamlamadığı çeşitli gelişim testleri ile ölçülür. Motor beceriler, dil gelişimi, sosyal etkileşim ve oyun becerileri gibi alanlar değerlendirilerek olası gecikmeler tespit edilir. Denver Gelişimsel Tarama Testi, bu amaçla en sık kullanılan yöntemlerdendir.

Tıbbi Değerlendirme ve Laboratuvar Testleri

Zeka geriliğinin altında yatan fiziksel ya da genetik nedenleri ortaya koymak için bazı tıbbi testler yapılabilir. Kan testleri, metabolik taramalar, EEG, MR ve gerekirse genetik analizler uygulanabilir. Bu incelemeler, özellikle doğuştan gelen ya da sonradan gelişen nörolojik sorunları saptamak açısından önemlidir.

Aile Öyküsü ve Klinik Gözlem

Uzmanlar, çocuğun gelişim süreciyle ilgili aileden ayrıntılı bilgi alır. Doğumdan itibaren yaşanan sağlık sorunları, dil gelişimi, sosyal uyum ve öğrenme süreci göz önünde bulundurularak çocuğun günlük yaşamdaki işlevselliği değerlendirilir. Ayrıca çocuğun birebir gözlemlenmesi, davranış örüntülerinin analiz edilmesi tanıyı destekleyici bilgiler sunar.

IQ’ya Bağlı Zeka Geriliği Tablosu

Zeka geriliği tanısında en önemli ölçütlerden biri bireyin IQ (zeka bölümü) puanıdır. Standart testlerle ölçülen bu puan, bireyin zihinsel işlev düzeyini belirlemeye yardımcı olur. IQ puanı , yalnızca akademik başarıyı değil; problem çözme, iletişim ve günlük yaşam becerileri gibi pek çok alanı da yansıtır. Aşağıdaki tablo, IQ puanlarına göre zeka düzeylerinin sınıflandırılmasını gösterir.

IQ Aralığı Zeka Düzeyi
25 ve altı Çok Ağır Zeka Geriliği
25 – 34 Ağır Zeka Geriliği
35 – 50/55 Orta Düzeyde Zeka Geriliği
50/55 – 69 Hafif Zeka Geriliği
70 – 79 Sınır Zeka
80 – 89 Donuk, Düşük Normal Zeka
90 ve üzeri Normal, Parlak, Üstün, Dahi

Zeka Geriliği Tedavisi Nasıl Yapılır?

Zeka geriliği kalıcı bir durumdur, ancak erken tanı ve doğru müdahale yöntemleriyle bireyin yaşam kalitesi önemli ölçüde artırılabilir. Tedavi süreci, bireyin zihinsel düzeyine, yaşına, ihtiyaçlarına ve çevresel koşullarına göre kişiselleştirilir.

Bu süreçte amaç; bireyin potansiyelini en üst düzeye çıkarmak, günlük yaşam becerilerini geliştirmek ve sosyal uyumunu artırmaktır. Tedavi, tıbbi yaklaşımlardan çok eğitimsel, psikolojik ve sosyal destek temellidir. Multidisipliner bir ekip çalışması ile bireyin bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimi desteklenir.

Zeka geriliği tedavi sürecinde uygulanan temel yöntemler şunlardır:

  • Özel eğitim programları: Bireyin zihinsel kapasitesine uygun eğitim hedefleri belirlenerek birebir ya da küçük gruplar hâlinde eğitim verilir.
  • Dil ve konuşma terapisi: İletişim becerileri zayıf olan bireylerde konuşma, anlama ve ifade etme becerilerinin gelişmesi için terapi uygulanır.
  • Ergoterapi (iş-uğraş terapisi): Günlük yaşam becerilerinin (yemek yeme, giyinme, temizlik) kazanılması ve motor koordinasyonun geliştirilmesi hedeflenir.
  • Davranışsal terapi: Uygun olmayan davranışların azaltılması ve sosyal becerilerin kazandırılması amacıyla bireysel terapi yöntemleri kullanılır.
  • Aile danışmanlığı ve eğitimi: Ailelerin sürece aktif katılımı sağlanarak çocuklarıyla daha etkili iletişim kurmaları, sabırlı ve bilinçli destek sağlamaları hedeflenir.
  • Tıbbi destek (gerektiğinde): Zeka geriliğine eşlik eden epilepsi, hiperaktivite veya anksiyete gibi durumlarda ilaç tedavisi uygulanabilir.
  • Sosyal beceri eğitimi: Bireyin toplum içinde daha bağımsız hareket edebilmesi için uygun iletişim kurma, sıra bekleme, kurallara uyma gibi beceriler kazandırılır.
  • Fizyoterapi: Motor gerilik ya da bedensel engellerin eşlik ettiği durumlarda fiziksel becerilerin geliştirilmesi için kullanılır.

Zeka Geriliği Olan Çocuklar Nasıl Eğitilir?

Zeka geriliği olan çocukların eğitimi , bireysel farklılıklar dikkate alınarak planlanmalı ve uzun vadeli bir süreç olarak ele alınmalıdır. Bu çocuklar, standart öğretim yöntemleriyle değil, kendilerine özel hazırlanmış eğitim programlarıyla daha etkili öğrenebilir. Eğitim sürecinde en önemli hedef; çocuğun kendi potansiyelini en iyi şekilde kullanmasını sağlamak, günlük yaşam becerilerini geliştirmek ve sosyal uyumunu artırmaktır.

Öğrenme süreci genellikle yavaş ilerlediğinden, tekrarlar ve somut örneklerle öğrenme desteklenmelidir. Görsel materyaller, oyun temelli etkinlikler ve günlük yaşamdan alınan örnekler, öğrenmeyi kolaylaştırır. Eğitim ortamı, çocuğun dikkat süresine, motor becerilerine ve duygusal ihtiyaçlarına uygun biçimde düzenlenmelidir. Öğretmenler, çocuğun güçlü yönlerine odaklanarak motivasyonunu artırmalı ve başarı hissi kazandırmalıdır.

Aile iş birliği bu süreçte büyük önem taşır. Eğitim kurumlarında verilen bilgiler, evde de desteklenerek pekiştirilmelidir. Ailelerin sabırlı, tutarlı ve anlayışlı olması, çocuğun gelişimini olumlu yönde etkiler. Ayrıca, özel eğitim öğretmenleri, psikologlar ve terapistlerle kurulan multidisipliner iş birliği, çocuğun bireysel gelişimini destekleyen en etkili yoldur.

Zeka Geriliği ile Yaşam: Aileler İçin Öneriler

Zeka geriliği tanısı alan bir çocuğa sahip olmak, aileler için hem duygusal hem de günlük yaşam açısından farklı bir yolculuğun başlangıcıdır. Bu süreç, başlangıçta karmaşık ve zorlayıcı gibi görünse de doğru bilgi, sabır ve sevgiyle çocuğun yaşam kalitesi artırılabilir. Ailelerin sürece bilinçli bir şekilde dâhil olması, hem çocuğun gelişimini hem de aile içindeki dengeyi olumlu yönde etkiler.

Zeka geriliği ile yaşayan çocuklara destek olmak isteyen aileler için öneriler şunlardır:

  • Tanıyı kabullenin ve bilgi edinin: Çocuğun durumunu doğru anlamak, süreci sağlıklı yönetmenin ilk adımıdır. Bilimsel ve güvenilir kaynaklardan bilgi almak, yanlış inanışların önüne geçer.
  • Profesyonel destek alın: Özel eğitim uzmanları, psikologlar ve terapistlerle iş birliği yaparak çocuğun bireysel ihtiyaçlarına yönelik programlar oluşturun.
  • Tutarlı bir yaşam düzeni kurun: Günlük rutinlerin net olması, çocuk için güvenli bir ortam yaratır ve davranışlarını olumlu yönde etkiler.
  • Olumlu iletişim kurun: Yargılayıcı ya da baskıcı tutumdan uzak durarak, destekleyici ve sabırlı bir yaklaşım benimseyin.
  • Başarıyı takdir edin: Küçük ilerlemeleri fark edip övgüyle karşılamak, çocuğun motivasyonunu ve özgüvenini artırır.
  • Sosyal gelişimi destekleyin: Çocuğun yaşıtlarıyla etkileşim kurması için fırsatlar yaratın. Sosyal ortamlara katılım, uyum becerilerinin gelişmesine katkı sağlar.
  • Kendinize zaman ayırın: Aile bireyleri, özellikle ebeveynler, bu süreçte kendi ruhsal sağlıklarını da korumalıdır. Destek gruplarına katılmak faydalı olabilir.

Zeka Geriliği Önlenebilir mi?

Zeka geriliği her zaman tamamen önlenebilir bir durum değildir; ancak bazı risk faktörleri kontrol altına alınarak gelişme olasılığı önemli ölçüde azaltılabilir. Özellikle genetik olmayan nedenlere bağlı durumlarda, gebelik öncesi, sırası ve sonrası alınacak önlemlerle çocuğun zihinsel gelişimini desteklemek mümkündür. Bilinçli ebeveynlik, düzenli sağlık kontrolleri ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları bu sürecin temelini oluşturur.

Gebelik sürecinde annenin sağlığına dikkat etmesi, alkol, sigara ve zararlı maddelerden uzak durması; gerekli vitamin ve mineral desteğini alması bebeğin beyin gelişimi açısından kritik öneme sahiptir. Ayrıca gebelik boyunca düzenli doktor kontrolleriyle olası sağlık sorunları erken dönemde tespit edilebilir. Doğumun güvenli ortamlarda gerçekleştirilmesi ve doğum sonrası dönemde çocuğun gelişimsel takibinin aksatılmaması da önleyici etki yaratabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Zeka Geriliği Kaç Yaşında Belli Olur?

Zeka geriliği genellikle 2-3 yaşından itibaren belirgin hale gelir. Gelişimsel gecikmeler, konuşma güçlüğü ve öğrenme problemleri bu dönemde fark edilebilir.

Zeka Geriliği Kalıtsal mı?

Zeka geriliği bazı durumlarda genetik geçişle ortaya çıkabilir. Özellikle Down sendromu ve Frajil X sendromu gibi kalıtsal hastalıklar bu duruma yol açabilir.

Zeka Testi ile Zeka Geriliği Anlaşılır mı?

Evet, zeka testleri bireyin bilişsel düzeyini ölçerek zeka geriliği tanısında önemli bir rol oynar. Ancak tanı koymak için tek başına yeterli değildir; uyumsal davranışlar da değerlendirilmelidir.

Zeka Geriliği Tamamen İyileşir mi?

Zeka geriliği tamamen iyileşmez, ancak uygun eğitim ve destekle bireyin becerileri geliştirilebilir. Erken müdahale, bağımsız yaşam ve sosyal uyum açısından büyük fark yaratır.

Zeka Geriliği ile Otizm Arasındaki Fark Nedir?

Zeka geriliğinde genel öğrenme kapasitesi düşükken, otizmde belirli alanlarda (örneğin iletişim, sosyal etkileşim) bozulmalar ön plandadır. Otizmli bireylerin zeka düzeyleri değişkenlik gösterebilirken, zeka geriliğinde entelektüel işlevlerde genel bir düşüklük söz konusudur.

Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır. Güncellenme Tarihi: 20 Ekim 2025 Pazartesi Yayımlanma Tarihi: 25 Mart 2025 Salı
Bu içeriği ortalama 10 dakikada okuyabilirsiniz.

Bize Ulaşın

Bilgi talepleriniz için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.

Acıbadem Sağlık Grubu olarak size daha iyi ve kaliteli bir hizmet sunabilmemiz için istek, öneri, teşekkür ve şikayetlerinizi aşağıdaki formu doldurarak ya da 444 55 44 numaralı telefondan tarafımıza ulaşarak bildirebilirsiniz.

Devamı
Devamı
Güvenlik Kodu

KİŞİSEL VERİLERİN ELDE EDİLMESİ VE İŞLENMESİ HAKKINDA AYDINLATMA METNİ

Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. ile EK-1’de listelenen hâkim ve bağlı şirketleri (her biri ayrı ayrı “Şirket”, hepsi birlikte “Şirketler” olarak anılacaktır.) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) ve ilgili mevzuat kapsamında Veri Sorumlusu sıfatıyla, elde edilen genel nitelikli ve/veya özel nitelikli kişisel verileriniz (sağlık verileri dâhil ancak bununla sınırlı olmamak üzere) (“Kişisel Veri”), aşağıda açıklanan çerçevede ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik, Özel Hastaneler Yönetmeliği, Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve sair mevzuata uygun olarak işlenebilecektir.

I. Kişisel Veri’lerin Elde Edilmesi, İşlenmesi ve İşleme Amaçları

Kişisel Veri’leriniz sağlanmakta olan kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amaçlarıyla ve Şirket’in faaliyet konularına uygun düşecek şekilde sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik (internet sitesi, mobil uygulamalarımız, çağrı merkezi gibi) kanallar aracılığıyla elde edilmektedir. Kişisel Veri’leriniz, Şirket tarafından aşağıda yer alanlar dâhil ve bunlarla sınırlı olmaksızın, faaliyet konusuna uygun olduğu ölçüde, bu maddede belirtilen amaçlar ile bağlantılı ve ölçülü şekilde işlenebilmektedir:

Elde edilen her türlü Kişisel Veri, Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde belirtilen Kişisel Veri işleme şartları uyarınca; aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

Uzaktan sağlık hizmeti almanız halinde bu kapsamda elektronik ortam (internet sitemiz ve/veya mobil uygulamamız) aracılığıyla elde edilen Kişisel Veri’leriniz, yukarıda belirtilen Kişisel Veri işleme amaçlarına ek olarak aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

İlgili mevzuat uyarınca elde edilen ve işlenen Kişisel Veri’leriniz, tarafımıza ait fiziki arşivler ve/veya bilişim sistemlerine nakledilerek, hem dijital ortamda hem de fiziki ortamda muhafaza altında tutulabilecektir.

II. Kişisel Verilerin Aktarılması

Kişisel Veri’ileriniz, Kanun ve sair mevzuat kapsamında ve yukarıda yer verilen amaçlarla ilgili Şirket tarafından,  (i) özel sigorta şirketleri, (ii) T.C. Sağlık Bakanlığı ve bağlı alt birimleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ve sair kolluk kuvvetleri, T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Eczacılar Birliği, Mahkemeler ve her türlü yargı makamı, (iii) yetki vermiş olduğunuz temsilcileriniz ve avukatlar, (iv) vergi ve finans danışmanları ve denetçiler de dâhil olmak üzere danışmanlık aldığımız üçüncü kişiler, (v) düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve resmi merciler, (vi) sağlık hizmetlerimizi geliştirmek veya yürütmek üzere işbirliği yaptığımız iş ortaklarımız ve EK-1’de yer alan Şirketlerle paylaşılabilecektir ve (vii) sosyal medya hesaplarımız veya ilgili mesaj uygulamaları üzerinden mesaj paylaşımı yapmanız veya internet sitelerimiz üzerinden canlı destek almanız halinde paylaşacağınız bilgileriniz ve beyan ettiklerinizle sınırlı olarak Kişisel Veri’leriniz ilgili sosyal medya hesabının veya mesaj uygulamasının sahibi yurtiçinde ya da yurtdışında mukim diğer veri sorumlusu gerçek ve/veya tüzel kişiler tarafından işlenebilecektir.

III. Kişisel Veri Elde Etmenin Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel Veri’leriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda yer verilen amaçlar ve Şirket’in faaliyet konusuna dâhil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda Şirket’in akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir. İşbu kişisel verilerinizin toplanmasının hukuki sebebi;

Kanun’un 6. maddesi 3. fıkrasında da belirtildiği üzere sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.

IV. Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Haklarınız

Kişisel Veri’lerinizin korunmasına yönelik haklarınız Kanun’un 11. maddesi ve ilgili mevzuatlar uyarınca aşağıda belirtilen haklara sahipsiniz:

Mezkûr haklarınızdan birini ya da birkaçını kullanmanız halinde ilgili bilgi tarafınıza, açık ve anlaşılabilir bir şekilde yazılı olarak ya da elektronik ortamda, tarafınızca sağlanan iletişim bilgileri yoluyla, bildirilir.

V. Veri Güvenliği

Şirketler, Kişisel Veri’lerinizi bilgi güvenliği standartları ve prosedürleri gereğince alınması gereken tüm teknik ve idari güvenlik kontrollerine tam uygunlukla korumaktadır. Söz konusu güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak muhtemel riske uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

VI. Şikâyet ve İletişim

Kişisel Veri’leriniz teknik ve idari imkânlar dâhilinde titizlikle korunmakta ve gerekli güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak olası risklere uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

Kanun kapsamındaki taleplerinizi, https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/images/Ac%C4%B1badem_Veri_Sahibi_Basvuru_Formu.pdf internet adresindeki “Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Tic. A.Ş. Veri Sahibi Başvuru Formu” nu doldurarak;

i. Atatürk Mahallesi, Feza Sokak, No:3 İç Kapı No:8 K:12 Ataşehir, İstanbuladresine kargo ile ıslak imzanızı taşıyan bir dilekçe ile “Kurumsal Sekretarya” departmanı dikkatine Zarfına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Bilgi Talebi” yazarak,

ii. Noter kanalıyla,

iii. acibademsaglik@hs02.kep.tr adresine güvenli elektronik ya da mobil imzalı olarak, kayıtlı elektronik posta adresi veya sistemimizde kayıtlı elektronik e-posta adresiniz aracılığıyla,

iv. Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.’ne hitaben yazdığınız dosyayı güvenli e-imza ile imzalayarak kisiselveri@acibadem.com adresine e-posta’nın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Bilgi Talebi” yazarak veya

v. Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun belirleyeceği diğer yöntemlerle iletebilirsiniz.

EK-1: Şirket’lerin listesi;

 

YUKARI
İçindekiler x""