Yazı İçeriği
Meme kanserinde molekül tedavisi Hedefe yönelik tedavi ile tümör etkisiz hale getiriliyor Hormonal tedavilere karşı artık direnç oluşmuyor

Meme kanserinde kişiselleştirilmiş tedavi dönemi

Hedefe yönelik tedaviler, akıllı ilaçlar ve hormon tedavilerindeki yeni yaklaşımlarla meme kanseri tedavisinde başarı şansı günden güne artıyor. Dünyada onkolojik araştırmaların en fazla yapıldığı tümör gruplarından birini oluşturan meme kanserinin tedavisinde, son yıllarda yaşanan ciddi gelişmelerle birlikte yaşam süresi uzadı ve metastaz riski de düştü. Moleküler olarak alt gruplara ayrılan meme kanserinde kişiselleştirilmiş tedavi uygulanıyor. 


Meme kanserinde molekül tedavisi

Cerb-b2 veya Her2, meme kanseri hücresinin yüzeyinde bulunan ve ayırıcı tanıda kullanılan molekül. Her kişide pozitif olmamakla birlikte tüm meme tümörlerinin yüzde 20’sinde pozitiflik saptanıyor. Meme kanserinin alt gruplarından birini oluşturan Her2 veya Cerb-b2 pozitifliği olan kişilerin tedavisinde yaşanan önemli gelişmeler çok büyük bir grubu etkiliyor. Bilindiği üzere meme kanseri tedavisinde bugüne kadar cerrahi, radyoterapi, kemoterapi ve hormonal tedaviler kullanılıyordu. Bu tedavi portföyüne Her2 pozitif olanlar için akıllı moleküller ve hedefe yönelik tedavilerin eklenmesiyle son derece etkileyici sonuçlara ulaşıldı. Bu tedavilerin ilki aslında yıllardır kullanılan Trastuzumab etken maddesi olan bir molekül. İleri evredeki hastalığın tedavisine bu molekülün eklenmesi başarıyı yüzde 35-40 arasında artırıyor. Bununla birlikte, erken evrede hastalığın tekrarlama riskini de önemli ölçüde azaltıyor. Son yıllarda bu akıllı iki yeni ilaç eklendi. Pertuzumab denilen ilk yeni molekülün tedavi portföyüne katılması, tümör hücresini etkisiz hale getirerek yok olmasını sağlayacak yeni bir stratejinin de gelişmesinde etkili.

Hedefe yönelik tedavi ile tümör etkisiz hale getiriliyor

Her2 pozitif meme kanseri olanlarda kullanılan bir diğer güçlü silah da hücre içi kemoterapi, yani hedefe yönelik tedaviler. Hedefe yönelik tedaviler, onkolojik kavramları değiştiren bir yaklaşım. Tümöre yollandığında akıllı ilaç tümör hücresi yüzeyine bağlanıyor ve sırtında taşıdığı kemoterapi molekülü de tümör hücresini etkisiz hale getiriyor. TDM-1 ve Emtansine denilen moleküller tarafından tümör hücreleri özel olarak vuruluyor ve kemoterapi ilacının etkisi çok daha fazla oluyor. Aynı zamanda sağlıklı hücreler çok daha az etkiye maruz kaldığından yan etkiler de azalıyor.

Hormonal tedavilere karşı artık direnç oluşmuyor

Meme kanserlerinin bir diğer alt grubunu ise hormon reseptörü pozitif olan Luminal A tipi meme kanseri olanlar oluşturuyor. Bu kişilerde çok uzun zamandır, kemoterapiler ile kıyaslandığında yan etkileri çok daha az olan hormonal tedaviler etkin olarak kullanılıyor. Ancak bu tedavilere belli bir noktadan sonra bir direnç oluşuyor ya da bazı kişilerde istenilen cevap alınamıyordu. Bu konuda da devrim niteliğinde aşama kaydedildi. Son yıllarda hormonal tedavilerle akıllı moleküllerin ve hedefli tedavilerin kombine edilmesi kavramı ortaya çıktı. Bu yaklaşım, meme kanserinde hem hormonal tedavilerin etkinliğini belirgin bir şekilde artırdı, hem de zaman içinde bu tedavilere gelişen direnci ortadan kaldırdı.