Daha iyi bir deneyim için konum izni vermelisiniz.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Diyabetik nefropati, diyabete bağlı olarak gelişen bir böbrek hastalığıdır. Bu durum, böbreklerin işlevlerini yerine getirememesiyle sonuçlanır ve zamanla kronik hale gelerek ilerleme gösterebilir.

Diyabetik nefropati, uzun süren yüksek kan şekeri seviyelerine maruz kalan bireylerde ortaya çıkar. Böbreklerin filtreleme işlevi bozulur ve bu durum çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir.

İçindekiler

Diyabetik Nefropati Nedir?

Diyabetik nefropati, yüksek kan şekeri düzeyinin uzun süre devam etmesi ve böbreklerdeki küçük kan damarlarına zarar vermesi sonucu gelişen bir hastalıktır. Tip 1 ve tip 2 diyabet hastalarında görülür. Zamanla böbrek fonksiyonlarının azalmasına yol açabilir.

Böbreklerin vücuttaki atık maddeleri süzme yeteneğini olumsuz etkileyerek hastalığın kronikleşmesine ve ileri evrelerde diyaliz ihtiyacına neden olabilir. Diyabete bağlı böbrek hastalığı olarak bilinir.

Diyabetik Nefropatinin Belirtileri Nelerdir?

Diyabetik nefropati genellikle sinsi ilerleyen bir hastalık olup erken evrelerde belirti vermeyebilir. Diyabet komplikasyonları, hastalığın kontrolsüz seyretmesi durumunda yaşam kalitesinde olumsuz etki yaratır.

Hastalık ilerledikçe aşağıdaki belirtiler görülebilir:

  • İdrarda köpüklenme (idrarda protein kaçağının belirtisi)
  • Ellerde, ayaklarda ve göz kapaklarında şişlik (ödem)
  • Yüksek tansiyon (hipertansiyon)
  • Yorgunluk ve halsizlik
  • Gece sık idrara çıkma
  • İştahsızlık, mide bulantısı veya kusma
  • Ciltte kaşıntı
  • Konsantrasyon güçlüğü

İdrarda Protein Kaçağı (Proteinüri)

Diyabetik nefropatinin en erken belirtilerinden biri proteinüri (idrarda protein) bulunmasıdır. Hasar görmüş böbrekler bu işlevi tam yerine getiremez ve protein idrara karışır. Bu durum genellikle idrarda köpüklenme şeklinde fark edilir.

Bacaklarda ve Ayaklarda Şişlik (Ödem)

Böbreklerin sıvı dengesini sağlamadaki yeteneği azaldıkça vücutta sıvı birikimi meydana gelir. Bu durum en sık ayak bilekleri, bacaklar ve bazen de ellerde şişlik şeklinde kendini gösterir. Ödem ve şişlik oluşmasına sebebiyet verir.

Kan Basıncı Yüksekliği (Hipertansiyon)

Böbrek fonksiyonlarındaki bozulma tansiyonun yükselmesine yol açabilir. Aynı zamanda yüksek tansiyon, böbrek hasarını artırarak diyabetik nefropatinin ilerlemesini hızlandırabilir. Bu nedenle kan basıncı kontrolü önemli rol oynar.

Sık İdrara Çıkma veya İdrar Miktarında Değişiklik

Böbrekler düzgün çalışmadığında idrara çıkma alışkanlıklarında değişiklikler görülebilir. Gece sık idrara kalkma, idrarın miktarında artma ya da azalma gibi durumlar bu değişiklikler arasındadır.

Halsizlik ve Yorgunluk Hissi

Böbrekler vücuttaki toksinleri yeterince filtreleyemediğinde bu maddeler kanda birikir. Kişinin kendini yorgun, halsiz ve enerjisiz hissetmesine neden olabilir. Bu durum zamanla yaşam kalitesinde ciddi etkiler yaratır.

Bulantı, Kusma ve İştah Kaybı

İleri evrelerde vücutta biriken zararlı maddeler sindirim sistemini de etkileyebilir. Bu durum mide bulantısı, kusma ve iştah kaybı gibi belirtilerin ortaya çıkmasına yol açabilir. Ani kilo kaybı da bu süreçte görülebilir.

Diyabetik Nefropatinin Nedenleri Nelerdir?

Diyabetik nefropati, diyabetin uzun vadede böbrekler üzerindeki olumsuz etkilerinin bir sonucudur. Yüksek kan şekeri seviyeleri, zamanla böbreklerdeki küçük kan damarlarına zarar vererek hayati organların filtreleme yeteneğini bozar.

Hastalığın gelişiminde etkili olan faktörler ise şunlardır:

  • Uzun süreli yüksek kan şekeri (hiperglisemi): Kan şekeri kontrolünün yetersiz olması, böbreklerdeki damarları tahrip ederek nefropati riskini artırır.
  • Kontrolsüz yüksek tansiyon (hipertansiyon): Yüksek kan basıncı, böbrek damarlarına fazladan yük bindirerek zarar verir.
  • Genetik yatkınlık: Aile geçmişinde böbrek hastalığı öyküsü bulunan kişilerde diyabetik nefropati gelişme riski daha yüksektir.
  • Sigara kullanımı: Sigara, böbreklerdeki kan akışını olumsuz etkileyerek hastalığın ilerlemesine neden olabilir.
  • Yüksek kolesterol ve trigliserid düzeyleri: Bu durumlar damar sağlığını bozarak böbrek hasarına zemin hazırlar.
  • Uzun süredir diyabet hastası olmak: Diyabet süresi uzadıkça nefropati gelişme olasılığı da artar.

Uzun Süreli Yüksek Kan Şekeri Seviyesi

Diyabet hastalarında kan şekeri seviyesinin uzun süre boyunca yüksek seyretmesi böbreklerdeki ince kan damarlarına zarar verir. Bu durum zamanla böbrek fonksiyonlarının bozulmasına ve diyabetik nefropati gelişimine neden olur. Kan şekeri kontrolü , hastalığın önlenmesi ve ilerlemesinin yavaşlatılması açısından kritik öneme sahiptir.

Kontrol Edilemeyen Hipertansiyon

Yüksek tansiyon, böbreklerdeki damar yapısına doğrudan zarar verir ve diyabetle birleştiğinde bu zarar katlanarak artar. Hipertansiyonun kontrol altına alınmaması diyabetik nefropatinin ortaya çıkmasına ve hızla ilerlemesine neden olabilir. Bu nedenle düzenli tansiyon takibi büyük önem taşır.

Genetik Yatkınlık ve Aile Öyküsü

Ailede diyabetik nefropati ya da kronik böbrek hastalığı bulunan bireylerde bu hastalığa yakalanma riski daha yüksektir. Genetik faktörler, böbreklerin diyabete karşı duyarlılığını etkileyebilir. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin daha yakından izlenmesi gerekir.

Sağlıksız Beslenme ve Yaşam Tarzı Faktörleri

Aşırı tuzlu ve işlenmiş gıdaların tüketilmesi, hareketsiz yaşam tarzı, obezite ve sigara kullanımı gibi alışkanlıklar diyabetik nefropatinin ilerlemesini hızlandırır. Sağlıklı beslenme ile egzersiz böbrek sağlığını korumak için önemlidir.

Diyabetik Nefropati Nasıl Teşhis Edilir?

Diyabetik nefropati, diyabet hastalarında böbreklerin zarar görmesine ve işlevlerinin azalmasına neden olan bir durumdur. Bu hastalığın erken teşhisi tedavi sürecinde büyük önem taşır. Diyabetik nefropatinin teşhisi birkaç farklı yöntemle gerçekleştirilir.

  • İdrarda Albümin Testi (Mikroalbüminüri): Erken dönem böbrek hasarını gösterebilen en hassas testtir. İdrarda normalden fazla miktarda albümin tespit edilirse diyabetik nefropati şüphesi doğar.
  • Serum Kreatinin Testi: Kandaki kreatinin düzeyi ölçülerek böbrek fonksiyonu değerlendirilir. Yüksek kreatinin değeri, böbreklerin yeterince iyi çalışmadığını gösterir.
  • Glomerüler Filtrasyon Hızı (GFR): Böbreklerin süzme kapasitesini ölçen bu test, hastalığın evresini belirlemede önemli bir rol oynar.
  • İdrar Tahlili: İdrarda protein, kan gibi anormal bulgular olup olmadığı incelenir. Bu bulgular, böbreklerdeki hasarın düzeyi hakkında bilgi verir.
  • Kan Basıncı Ölçümü: Yüksek tansiyon hem diyabetik nefropatiye neden olabilir hem de var olan durumu kötüleştirebilir. Bu yüzden tansiyon kontrolü de tanıda dikkate alınır.
  • Göz Dibi Muayenesi: Diyabetik retinopati ile nefropati sıklıkla birlikte görülebildiğinden göz dibi muayenesi de tanıya destek sağlar.

Diyabetik nefropati hastalarında düzenli olarak kreatinin düzeyi takip edilmelidir.

Kan ve İdrar Testleri

Diyabetik nefropatinin teşhisinde ilk adım idrar tahlili ve kan testidir. Bu testler, böbreklerin nasıl çalıştığını ve vücutta ne kadar protein bulunduğunu gösterir.

Albüminüri testi, idrarda bulunan protein miktarını ölçerek böbrek hasarını belirlemede önemli bir rol oynar. İdrarda yüksek protein seviyeleri, böbreklerin hasar gördüğüne işaret edebilir.

Mikroalbüminüri Testi ve Protein Kaçağının Ölçümü

Mikroalbüminüri testi , diyabetik nefropatinin erken dönemlerinde böbreklerde meydana gelen hasarı tespit etmede kritik bir yöntemdir. Bu test, idrardaki albümin seviyesini ölçer.

Normalde idrarda çok az protein bulunur. Diyabetik nefropati durumunda bu seviye artar. Eğer mikroalbüminüri tespit edilirse hastanın durumu dikkatle izlenmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.

Böbrek Fonksiyon Testleri (GFR, Kreatinin Ölçümü)

Böbrek fonksiyon testleri, böbreklerin işleyişini belirlemek açısından önemlidir. Glomerüler filtrasyon hızı (GFR) , böbreklerin kanı süzme etkisini belirler.

Kanda bulunan kreatinin düzeyi de böbrek fonksiyonları hakkında bilgi verir. Yüksek kreatinin seviyeleri, böbreklerin işlevinin bozulduğunu gösterir.

Görüntüleme Yöntemleri ve Böbrek Ultrasonu

Görüntüleme yöntemleri, böbreklerde yapısal anormalliklerin belirlenmesi için kullanılır. Böbrek ultrasonu, böbreklerin boyutunu, şekil ve yapısını değerlendirir. Bu yöntemle birlikte böbreklerdeki kistler veya diğer yapısal problemler tespit edilebilir.

Diyabetik Nefropatinin Tedavi Seçenekleri Nelerdir?

Diyabetik nefropatinin tedavisi, hastalığın ilerlemesini durdurmak ve böbrek fonksiyonlarını korumak amacıyla gerçekleştirilir. Erken dönemde başlanan tedavi, ciddi komplikasyonların önüne geçilmesine yardımcı olabilir. Uygulanan tedavi seçenekleri ise şunlardır:

  • Kan basıncının düzenlenmesi: Hipertansiyon, diyabetik nefropatiyi hızlandıran önemli bir etkendir. Bu nedenle tansiyonun kontrol altına alınması için gerekirse ilaç tedavisi uygulanır.
  • Protein alımının sınırlandırılması: Yüksek proteinli diyet, böbreklerdeki yükü artırabilir. Diyetisyen eşliğinde kişiye özel beslenme planı oluşturulmalıdır.
  • Kolesterol ve yağ dengesinin sağlanması: Yüksek kolesterol böbrek damarlarına zarar verebilir. Sağlıklı yağ tüketimi ve gerekirse kolesterol düşürücü ilaçlarla destek sağlanabilir.
  • Yaşam tarzı değişiklikleri: Düzenli egzersiz yapılması ve ideal kilonun korunması tedavi sürecini olumlu etkiler.
  • Düzenli takip: Kan ve idrar testleriyle böbrek fonksiyonları düzenli olarak izlenmeli, hastalık sürecine göre tedavi planı güncellenmelidir.

Kan Şekeri Kontrolü ve Diyabet Tedavisi

Diyabetin kontrol altına alınması, diyabetik nefropatinin tedavisinde en önemli adımdır. İnsülin tedavisi ve diğer antidiyabetik ilaçlar, kan şekerini düzenlemeye yardımcı olur. Kan şekerinin hedef aralıkta tutulması böbreklerin zarar görmesini azaltır ve genel sağlık durumunda olumlu etki bırakır.

Hipertansiyonun Kontrol Altına Alınması

Diyabetik nefropati hastalarında sıkça görülen bir diğer durum ise hipertansiyondur. Yüksek tansiyon, böbrek hasarını hızlandırabilir. Bu nedenle hipertansiyonun kontrol altına alınması için antihipertansif ilaçlar kullanmak gereklidir.

ACE inhibitörleri ve ARB'ler gibi ilaçlar, böbrek koruyucu etkileri ile bilinir. Hipertansiyonun yüksek olması kronik böbrek hastalığı sorununu ortaya çıkarabilir.

Böbrek Koruyucu İlaçlar (ACE inhibitörleri ve ARB'ler)

ACE inhibitörleri ve ARB'ler, böbreklerin korunmasına yardımcı olan önemli ilaçlardır. Bu ilaçlar, böbreklerdeki kan akışını artırarak ve kan basıncını düşürerek böbrek fonksiyonlarını korumaya yardımcı olur. Düzenli kullanımları, diyabetik nefropati riskini azaltabilir.

Diyaliz ve Böbrek Nakli

Diyabetik nefropati ilerlediğinde böbrek yetmezliği gelişebilir. Bu durumda diyaliz tedavisi veya böbrek nakli gibi ileri seviye tedavi yöntemleri gerekir.

Diyaliz, böbreklerin işlevini yerine getiremeyen hastalar için hayati bir destek sağlar. Böbrek nakli ise uygun donör bulunduğunda hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilir.

Diyabetik Nefropati Hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler

Diyabetik nefropati, diyabetin böbreklerde yol açtığı ciddi bir komplikasyondur. Bu hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve yaşam kalitesini korumak için hastaların bazı önemli konulara dikkat etmesi gerekir:

  • Kan şekeri kontrolü sağlanmalı: Kan şekerinin dengede tutulması, böbrek hasarının ilerlemesini yavaşlatır. Düzenli ölçümler yapılmalı, ilaçlar ve insülin düzenli kullanılmalıdır.
  • Tansiyon değerleri takip edilmeli: Yüksek tansiyon, böbrekleri olumsuz etkiler. Tuz tüketimi azaltılmalı ve gerekirse doktor önerisiyle tansiyon ilaçları kullanılmalıdır.
  • Protein alımı sınırlanmalı: Aşırı protein, böbreklere ekstra yük bindirir. Diyetisyen desteğiyle uygun bir beslenme planı oluşturulmalıdır.
  • İlaç kullanımı bilinçli yapılmalı: Özellikle ağrı kesiciler gibi bazı ilaçlar böbreklere zarar verebilir. Doktora danışılmadan ilaç kullanılmamalıdır.
  • Sigara ve alkolden uzak durulmalı: Bu maddeler damarları ve böbrekleri olumsuz etkiler. Tamamen bırakılması hastalığın seyri açısından önemlidir.
  • Düzenli kontroller ihmal edilmemeli: Böbrek fonksiyonlarının izlenmesi için kan ve idrar testleri düzenli yapılmalıdır. Böbrek nakli sonrası hastaların bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçları düzenli kullanması çok önemlidir.

Düzenli Diyabet ve Böbrek Kontrolleri

Diyabetik nefropati hastalarının, düzenli olarak diyabet kontrolü yapması gerekir. Bu kontroller, hastalığın ilerlemesini takip etmek açısından etkin rol üstlenir. Yılda en az bir defa böbrek fonksiyon testlerinin yapılması önem taşır.

Sağlıklı Beslenme ve Tuz Kısıtlaması

Beslenme alışkanlıkları, diyabetik nefropati yönetiminde önemli bir rol oynar. Sağlıklı ve dengeli bir diyet, kan şekerinin kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. Tuz kısıtlaması, hipertansiyonun kontrolünde de etkilidir.

İşlenmiş gıdalardan kaçınmak ve doğal besinler tercih etmek faydalıdır. Bu sayede böbrek yetmezliği sorununu engelleyebilirsiniz.

Fiziksel Aktivite ve Egzersiz Önerileri

Düzenli fiziksel aktivite, diyabetin kontrolü ve böbrek sağlığı açısından faydalıdır. Haftada 150 dakika orta yoğunluklu egzersiz önerilir.

Egzersiz, kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olur ve genel sağlık durumunu iyileştirir. Fiziksel aktivite sonrasında vücudun nasıl tepki verdiğini değerlendirmek adına böbrek fonksiyon testleri yapılması gerekir.

İlaç Tedavisine Uyum ve Takip

Diyabetik nefropati hastalarının belirlenen ilaç tedavisine uyum göstermeleri çok önemlidir. İlaçların düzenli alınması hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebilir.

Endokrinoloji takibi bu aşamada önem taşır. Düzenli takip ve kontroller hastalığın ilerlemesini önlemeyi sağlayabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Diyabetik Nefropati Nedir?

Diyabetik nefropati, diyabet hastalarında böbreklerin hasar görmesiyle ortaya çıkan rahatsızlıktır. Yüksek kan şekeri seviyeleri, böbreklerdeki kan damarlarını etkileyerek böbrek fonksiyonlarını bozabilir.

Diyabetik Nefropati Belirtileri Nelerdir?

Çeşitli belirtilerle kendini gösterebilir. Bu belirtiler arasında yüksek tansiyon, idrar miktarında değişiklikler, şişkinlik (özellikle ayaklarda ve gözlerde), yorgunluk, bulantı ve kusma yer alır.

Diyabetik Nefropati Kaç Yılda Gelişir?

Diyabetik nefropati genellikle yıllar içinde gelişir. Tip 1 diyabet hastalarında 10-15 yıl sonra, tip 2 diyabet hastalarında ise daha erken dönemlerde ortaya çıkabilir.

Diyabetik Nefropati Nasıl Teşhis Edilir?

Diyabetik nefropati, kan ve idrar testleri ile teşhis edilir. Özellikle idrarda protein varlığı ve böbrek fonksiyon testleri önemlidir.

Diyabetik Nefropatinin Tedavisi Mümkün müdür?

Diyabetik nefropatinin tedavisi, hastalığın ilerlemesini durdurmayı veya yavaşlatmayı amaçlar. Kan şekeri kontrolü, tansiyon yönetimi ve bazı ilaçlar kullanılır.

Diyabetik Nefropatide Diyaliz Ne Zaman Gerekir?

Diyaliz, böbrek fonksiyonlarının ciddi şekilde azaldığı ve böbrek yetmezliği belirtilerinin ortaya çıktığı durumlarda gereklidir. Bu aşama genellikle son evre böbrek hastalığı olarak adlandırılır.

Diyabetik Nefropati Böbrek Yetmezliğine Yol Açar mı?

Tedavi edilmezse diyabetik nefropati böbrek yetmezliğine yol açabilir. Bu durum, böbreklerin işlevini kaybetmesine neden olur.

Diyabetik Nefropati Olan Kişiler Nasıl Beslenmeli?

Diyabetik nefropati olan bireyler, düşük protein, düşük tuz ve dengeli karbonhidrat alımına dikkat etmelidir. Kan şekeri seviyelerini kontrol altında tutmak önemlidir.

Diyabetik Nefropatide Tansiyon Kontrolü Neden Önemlidir?

Yüksek tansiyon, böbrek hasarını artırabilir. Bu nedenle tansiyon kontrolü, diyabetik nefropati tedavisinin önemli bir parçasıdır.

Diyabetik Nefropati Geri Döndürülebilir mi?

Diyabetik nefropati geri döndürülemez, ancak erken teşhis ve uygun tedavi ile ilerlemesi yavaşlatılabilir ve böbrek fonksiyonları korunabilir.

Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır. Güncellenme Tarihi: 7 Kasım 2025 Cuma Yayımlanma Tarihi: 25 Nisan 2025 Cuma
Bu içeriği ortalama 10 dakikada okuyabilirsiniz.

Bize Ulaşın

Bilgi talepleriniz için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.

Acıbadem Sağlık Grubu olarak size daha iyi ve kaliteli bir hizmet sunabilmemiz için istek, öneri, teşekkür ve şikayetlerinizi aşağıdaki formu doldurarak ya da 444 55 44 numaralı telefondan tarafımıza ulaşarak bildirebilirsiniz.

Devamı
Devamı
Güvenlik Kodu

KİŞİSEL VERİLERİN ELDE EDİLMESİ VE İŞLENMESİ HAKKINDA AYDINLATMA METNİ

Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. ile EK-1’de listelenen hâkim ve bağlı şirketleri (her biri ayrı ayrı “Şirket”, hepsi birlikte “Şirketler” olarak anılacaktır.) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) ve ilgili mevzuat kapsamında Veri Sorumlusu sıfatıyla, elde edilen genel nitelikli ve/veya özel nitelikli kişisel verileriniz (sağlık verileri dâhil ancak bununla sınırlı olmamak üzere) (“Kişisel Veri”), aşağıda açıklanan çerçevede ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik, Özel Hastaneler Yönetmeliği, Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve sair mevzuata uygun olarak işlenebilecektir.

I. Kişisel Veri’lerin Elde Edilmesi, İşlenmesi ve İşleme Amaçları

Kişisel Veri’leriniz sağlanmakta olan kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amaçlarıyla ve Şirket’in faaliyet konularına uygun düşecek şekilde sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik (internet sitesi, mobil uygulamalarımız, çağrı merkezi gibi) kanallar aracılığıyla elde edilmektedir. Kişisel Veri’leriniz, Şirket tarafından aşağıda yer alanlar dâhil ve bunlarla sınırlı olmaksızın, faaliyet konusuna uygun olduğu ölçüde, bu maddede belirtilen amaçlar ile bağlantılı ve ölçülü şekilde işlenebilmektedir:

Elde edilen her türlü Kişisel Veri, Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde belirtilen Kişisel Veri işleme şartları uyarınca; aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

Uzaktan sağlık hizmeti almanız halinde bu kapsamda elektronik ortam (internet sitemiz ve/veya mobil uygulamamız) aracılığıyla elde edilen Kişisel Veri’leriniz, yukarıda belirtilen Kişisel Veri işleme amaçlarına ek olarak aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

İlgili mevzuat uyarınca elde edilen ve işlenen Kişisel Veri’leriniz, tarafımıza ait fiziki arşivler ve/veya bilişim sistemlerine nakledilerek, hem dijital ortamda hem de fiziki ortamda muhafaza altında tutulabilecektir.

II. Kişisel Verilerin Aktarılması

Kişisel Veri’ileriniz, Kanun ve sair mevzuat kapsamında ve yukarıda yer verilen amaçlarla ilgili Şirket tarafından,  (i) özel sigorta şirketleri, (ii) T.C. Sağlık Bakanlığı ve bağlı alt birimleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ve sair kolluk kuvvetleri, T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Eczacılar Birliği, Mahkemeler ve her türlü yargı makamı, (iii) yetki vermiş olduğunuz temsilcileriniz ve avukatlar, (iv) vergi ve finans danışmanları ve denetçiler de dâhil olmak üzere danışmanlık aldığımız üçüncü kişiler, (v) düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve resmi merciler, (vi) sağlık hizmetlerimizi geliştirmek veya yürütmek üzere işbirliği yaptığımız iş ortaklarımız ve EK-1’de yer alan Şirketlerle paylaşılabilecektir ve (vii) sosyal medya hesaplarımız veya ilgili mesaj uygulamaları üzerinden mesaj paylaşımı yapmanız veya internet sitelerimiz üzerinden canlı destek almanız halinde paylaşacağınız bilgileriniz ve beyan ettiklerinizle sınırlı olarak Kişisel Veri’leriniz ilgili sosyal medya hesabının veya mesaj uygulamasının sahibi yurtiçinde ya da yurtdışında mukim diğer veri sorumlusu gerçek ve/veya tüzel kişiler tarafından işlenebilecektir.

III. Kişisel Veri Elde Etmenin Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel Veri’leriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda yer verilen amaçlar ve Şirket’in faaliyet konusuna dâhil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda Şirket’in akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir. İşbu kişisel verilerinizin toplanmasının hukuki sebebi;

Kanun’un 6. maddesi 3. fıkrasında da belirtildiği üzere sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.

IV. Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Haklarınız

Kişisel Veri’lerinizin korunmasına yönelik haklarınız Kanun’un 11. maddesi ve ilgili mevzuatlar uyarınca aşağıda belirtilen haklara sahipsiniz:

Mezkûr haklarınızdan birini ya da birkaçını kullanmanız halinde ilgili bilgi tarafınıza, açık ve anlaşılabilir bir şekilde yazılı olarak ya da elektronik ortamda, tarafınızca sağlanan iletişim bilgileri yoluyla, bildirilir.

V. Veri Güvenliği

Şirketler, Kişisel Veri’lerinizi bilgi güvenliği standartları ve prosedürleri gereğince alınması gereken tüm teknik ve idari güvenlik kontrollerine tam uygunlukla korumaktadır. Söz konusu güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak muhtemel riske uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

VI. Şikâyet ve İletişim

Kişisel Veri’leriniz teknik ve idari imkânlar dâhilinde titizlikle korunmakta ve gerekli güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak olası risklere uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

Kanun kapsamındaki taleplerinizi, https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/images/Ac%C4%B1badem_Veri_Sahibi_Basvuru_Formu.pdf internet adresindeki “Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Tic. A.Ş. Veri Sahibi Başvuru Formu” nu doldurarak;

i. Atatürk Mahallesi, Feza Sokak, No:3 İç Kapı No:8 K:12 Ataşehir, İstanbuladresine kargo ile ıslak imzanızı taşıyan bir dilekçe ile “Kurumsal Sekretarya” departmanı dikkatine Zarfına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Bilgi Talebi” yazarak,

ii. Noter kanalıyla,

iii. acibademsaglik@hs02.kep.tr adresine güvenli elektronik ya da mobil imzalı olarak, kayıtlı elektronik posta adresi veya sistemimizde kayıtlı elektronik e-posta adresiniz aracılığıyla,

iv. Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.’ne hitaben yazdığınız dosyayı güvenli e-imza ile imzalayarak kisiselveri@acibadem.com adresine e-posta’nın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Bilgi Talebi” yazarak veya

v. Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun belirleyeceği diğer yöntemlerle iletebilirsiniz.

EK-1: Şirket’lerin listesi;

 

YUKARI
İçindekiler x""