Siyanoz, deri ve dudak, dil, ağız içi, tırnak yatağı gibi mukozaların normal pembe rengini kaybederek mavi-mor bir görünüme dönüşmesiyle tanımlanan bir belirtidir. Kandaki oksijensiz hemoglobinin artışı ya da hemoglobinin oksijeni bağlayamaması nedeniyle ortaya çıkar. Merkezi siyanoz genellikle akciğer veya kalp kaynaklı ciddi oksijenlenme bozukluklarına işaret ederken periferik siyanoz dolaşım yetersizliği veya soğuk gibi nedenlerle görülür. Astım, KOAH, konjenital kalp hastalıkları, pulmoner emboli ve methemoglobinemi gibi farklı hastalıklar siyanoza yol açabilir.
Siyanoz Nedir?
Siyanoz , kandaki oksijen miktarının azalmasına bağlı olarak ciltte, dudaklarda, tırnaklarda veya dil gibi mukozalarda mavimsi-morumsu bir renk değişiminin ortaya çıkması durumudur. Siyanoz, genellikle hemoglobinin yeterli oksijenle doymaması ya da oksijeni dokulara gerektiği gibi ulaştıramaması sonucu gelişir.
Siyanoz Türleri Nelerdir?
Siyanozun en yaygın sınıflandırılması merkezi (santral), periferik, diferansiyel ve akrosiyanoz şeklindedir. En yaygın siyanoz türü periferik siyanoz’dur; çünkü düşük kalp debisi, dolaşım bozuklukları, soğuğa maruz kalma gibi günlük yaşamda sık karşılaşılan nedenlerle ortaya çıkar.
Siyanoz türleri şu şekilde sıralanabilir:
- Merkezi (santral) siyanoz
- Periferik siyanoz
- Diferansiyel siyanoz
- Akrosiyanoz
Merkezi (Santral) Siyanoz
Merkezi siyanoz, arteriyel kandaki oksijen satürasyonunun belirgin şekilde azalması veya hemoglobinin oksijen taşıma kapasitesinin bozulmasıyla ortaya çıkar. Dudaklar, dil ve ağız mukozası gibi bölgelerde mavimsi-morumsu renk değişikliği belirgindir.
Akciğer hastalıkları, hipoventilasyon, difüzyon bozuklukları, konjenital kalp hastalıklarında sağdan sola şantlar ve methemoglobinemi gibi hemoglobin anormallikleri en sık nedenler arasındadır. Bu tip siyanoz, sistemik bir oksijenlenme yetersizliğinin göstergesi olduğu için genellikle acil değerlendirme gerektirir.
Periferik Siyanoz
Periferik siyanozda arteriyel oksijen satürasyonu genellikle normaldir, ancak periferik dokularda kan akımının yavaşlaması veya oksijen tüketiminin artması nedeniyle venöz kanda deoksijenize hemoglobin birikir.
Periferik siyanoz el ve ayak parmakları, burun ucu, kulak memesi gibi uç bölgelerde görülür, ancak mukozalar çoğunlukla etkilenmez. Düşük kalp debisi, şok, kalp yetmezliği, periferik damar hastalıkları veya soğuğa maruz kalma periferik siyanoza yol açabilir.
Diferansiyel Siyanoz
Diferansiyel siyanoz, vücudun bazı bölgelerinde bulunur, ancak bazılarında da görülmez. En tipik örneği, alt ekstremitelerde siyanoz bulunurken üst ekstremitelerde normal renk görünümünün korunmasıdır.
Diferansiyel siyanoz, özellikle patent duktus arteriyozus gibi bazı konjenital kalp anomalilerinde kan akım yönünün değişmesi sonucu ortaya çıkar. Diferansiyel dağılım, siyanozun nedenine dair önemli ipuçları verir ve kardiyak kaynaklı bozuklukların tanısında yardımcıdır.
Akrosiyanoz
Akrosiyanoz, özellikle soğuk etkisiyle ellerde, ayaklarda veya bazen yüzün uç kısımlarında görülen sürekli mavi-mor renk değişikliğidir. Çoğunlukla genç erişkinlerde ve kadınlarda rastlanır, genellikle ciddi bir patolojiye işaret etmez.
Akrosiyanoz, damarların büzülmesi yani vazokonstriksiyon olarak bilinen mekanizma sonucu ortaya çıkar ve ısınmayla genellikle belirgin şekilde azalır. Kronik, kalıcı bir görünüme sahip olabilir ancak sistemik oksijenlenme bozukluğu ile ilişkili değildir.
Siyanoz Neden Olur?
Siyanozun ortaya çıkmasının en önemli nedeni, kanda oksijenin azalması ya da hemoglobinin oksijen taşıyamamasıdır. Normalde hemoglobin dokulara oksijen taşır ve bu sayede kan, ‘parlak kırmızı’ bir şekilde görünür. Ancak kandaki oksijen miktarı düşerse veya hemoglobin oksijeni bağlayamazsa, daha koyu renkli deoksijenize hemoglobin artar ve ciltte, dudakta, tırnakta ya da dilde morarma meydana gelir.
Merkezi siyanozda sorun, akciğerlerin yeterli oksijen sağlayamaması ya da kalpteki şantlar nedeniyle oksijenlenmemiş kanın dolaşıma karışmasıdır. Periferik siyanozda ise sorun oksijenin dokulara ulaşmaması değil, kan akımının yavaşlaması veya soğuğa bağlı damarlarda daralma nedeniyle dokuların daha fazla oksijen çekmesidir. Ayrıca, methemoglobinemi gibi bazı durumlarda, oksijen yeterli olsa bile hemoglobinin yapısı bozulduğu için kan mavi-mor renkte görünebilir.
Siyanozun başlıca nedenleri şunlardır:
- Akciğer kaynaklı nedenler: Astım, KOAH, zatürre, akciğer ödemi, pulmoner emboli, difüzyon bozuklukları.
- Kalp kaynaklı nedenler: Doğuştan kalp hastalıkları (sağdan sola şantlar), kalp yetmezliği, düşük kalp debisi.
- Dolaşım bozuklukları: Şok, periferik damar hastalıkları, soğuğa bağlı damar büzülmesi (vazokonstriksiyon).
- Hemoglobin bozuklukları: Methemoglobinemi, sulfhemoglobinemi, hemoglobin yapısal anomalileri.
- Hipoventilasyon: Nefes alıp vermenin azalması, solunum kaslarının zayıflığı, ilaçlara bağlı solunum depresyonu.
- Çevresel nedenler: Yüksek rakımda oksijen azlığı, zehirli gaz inhalasyonu (ör. karbon monoksit dışı toksinler).
Siyanozun, yani ‘ani başlayan morarma’nın yine ani bir şekilde kaybolması, hava yolu tıkanıklığı, kalpte sağdan sola şant, akciğerde ani oksijenlenme bozukluğu, methemoglobinemi gibi hemoglobin problemleri, toksin maruziyeti veya hipoksiye yol açan başka nedenlerle ilişkili olabilir.
Akciğer Kaynaklı Nedenler
Akciğer hastalıkları siyanozun en sık nedenleri arasındadır. Astım, KOAH, zatürre, akciğer ödemi veya pulmoner emboli gibi durumlarda akciğerler yeterince oksijen alamaz ya da oksijeni kana aktaramaz. Bu da arteriyel kandaki oksijen miktarının azalmasına, dolayısıyla merkezi siyanoza yol açar. Özellikle nefes darlığı ile birlikte görülen dudak ve dil morarması bu gruba işaret eder.
Kalp Kaynaklı Nedenler
Kalp hastalıkları da siyanoza sebep olabilir. Doğuştan kalp delikleri (sağdan sola şantlar), kalp yetmezliği veya düşük kalp debisi, vücudun oksijenlenmemiş kanla dolaşmasını sağlar. Bu durum hem merkezi hem de diferansiyel siyanoza yol açabilir. Örneğin, bazı doğuştan kalp anomalilerinde alt vücut morarmış görünürken üst kısım normal kalabilir.
Dolaşım Bozuklukları
Dolaşım sisteminde meydana gelen sorunlar daha çok periferik siyanoza neden olur. Şok, ciddi hipotansiyon, damar tıkanıklıkları veya soğuğa bağlı damar büzülmeleri sonucunda dokulara giden kan yavaşlar. Bu yavaş akım, dokuların kandaki oksijeni daha fazla çekmesine yol açar ve parmak uçları, burun ucu veya kulak memesinde morarma görülür.
Hemoglobin Bozuklukları
Siyanoz sadece oksijen düşüklüğünden değil, hemoglobinin yapısal bozukluklarından da kaynaklanabilir. Methemoglobinemi veya sulfhemoglobinemi gibi durumlarda, kandaki oksijen düzeyi normal olsa bile hemoglobin oksijeni bağlayamaz ya da serbest bırakamaz. Bu da cildin ve mukozaların mavimsi görünmesine neden olur.
Hipoventilasyon
Hipoventilasyon, yani solunumun yetersiz olması, siyanoza yol açan önemli bir mekanizmadır. Solunum kaslarının zayıflığı, göğüs kafesi hastalıkları veya bazı ilaçların solunum merkezini baskılaması nedeniyle akciğerlere yeterince hava ulaşmaz. Sonuç olarak alveollerde oksijen basıncı düşer ve kana geçen oksijen azalır.
Çevresel Nedenler
Çevresel faktörler de siyanozun ortaya çıkmasına sebep olabilir. Yüksek rakımlarda havadaki oksijen basıncının azalması merkezi siyanoza yol açabilir. Ayrıca zehirli gazların solunması, özellikle oksijen taşıma kapasitesini bozan gazlar, hemoglobinin işlevini engeller ve kandaki oksijenlenme bozulur. Bu durum ani gelişen dudak ve cilt morarmalarıyla kendini gösterebilir.
Siyanoz Nasıl Teşhis Edilir?
Siyanozun klinik olarak teşhisi yalnızca mavimsi renk değişikliğini fark etmekle sınırlı değildir; asıl amaç altta yatan nedeni ortaya koymaktır. Bu nedenlle öncelikle ayrıntılı öykü (anamnez) alınır; morarmanın ne zaman başladığı, sürekli mi yoksa aralıklı mı olduğu, eforla, soğukla veya pozisyon değişikliğiyle tetiklenip tetiklenmediği, nefes darlığı, göğüs ağrısı, çarpıntı gibi eşlik eden bulgular sorgulanır.
Ardından fizik muayene ile dudak, dil ve mukozalarda mı (merkezi siyanoz) yoksa daha çok el ve ayaklarda mı (periferik siyanoz) morarma olduğu değerlendirilir; ayrıca kalp sesleri, solunum sesleri, nabız, cilt ısısı ve kapiller dolum süresi gözden geçirilir.
İlk basamakta ‘pulse oksimetre’ ile oksijen satürasyonu ölçülür, arter kan gazı analizi ile oksijen basıncı ve gaz değişimi değerlendirilir, hemoglobin düzeyleri ve varsa methemoglobin gibi anormal hemoglobinler için testler yapılır. Gerekli durumlarda göğüs röntgeni, EKG, ekokardiyografi, akciğer fonksiyon testleri veya BT anjiyografi gibi ileri görüntülemeler uygulanır.
Özellikle bebeklerde hiperoksi testi kullanılarak akciğer kaynaklı nedenlerle kalpteki şantlar ayırt edilebilir. Klinik olarak ayırt edici özellik, merkezi siyanozun dil ve dudaklarda belirgin olması ve sistemik oksijen düşüklüğünü göstermesi, periferik siyanozun ise uç bölgelerde, genellikle soğuklukla birlikte ortaya çıkmasıdır. Bu şekilde hekim, siyanozu gözle değerlendirmenin yanında uygun tetkiklerle kesin tanıya ulaşır.
Siyanoz Tehlikeli Mi?
Siyanoz her zaman hafif ve geçici bir durum olmayabilir; bazı durumlarda ciddi, hatta yaşamı tehdit eden hastalıkların habercisi olabilir. Örneğin şiddetli solunum yetmezliği veya ARDS’te akciğerler kanı yeterince oksijenleyemez ve merkezi siyanoz gelişir, bu yoğun bakım tedavisi gerektirebilir.
Pulmoner emboli gibi akciğer damarlarını tıkayan pıhtılar ani nefes darlığı, göğüs ağrısı ve siyanozla ortaya çıkabilir.
Doğuştan kalp hastalıkları veya sağdan sola şant oluşturan kalp anomalileri, oksijensiz kanın doğrudan dolaşıma karışmasına neden olur ve bu tür siyanozlar çoğu zaman cerrahi müdahale gerektirir.
Bunlarla birlikte, methemoglobinemi gibi hemoglobin bozukluklarında, kan oksijeni yeterli görünse bile dokulara oksijen taşınamaz; bu da ağır tablolar ve hatta ölümcül sonuçlar doğurabilir. İleri kalp yetmezliği, kardiyojenik şok, ani hava yolu tıkanması (örneğin boğulma veya anafilaksi) da siyanozun eşlik ettiği acil durumlardandır.
Siyanoz Tedavisi ve Yönetimi
Siyanozun tedavi ve yönetimi, başlı başına bir hastalığı değil, altta yatan sorunu gösteren bir belirti olması nedeniyle nedenin düzeltilmesine odaklanır.
İlk adımda hasta hava yolu, solunum ve dolaşım (ABC) yönünden stabilize edilir; gerekirse hava yolu açılır, oksijen desteği veya mekanik ventilasyon sağlanır, dolaşım desteği verilir. Ardından oksijen tedavisi uygulanır; yüksek akımlı veya %100 oksijen verilerek kanda oksijen satürasyonu yükseltilmeye çalışılır. Ancak bazı durumlarda (örneğin sağdan sola şantlar ya da methemoglobinemi) tek başına oksijen tedavisi yeterli olmayabilir.
Siyanozda asıl tedavi, nedenin ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Akciğer hastalıklarında ilaç tedavileri, solunum desteği veya emboli tedavileri uygulanır; kalp kaynaklı nedenlerde cerrahi veya girişimsel onarımlar, kalp yetmezliği tedavileri gündeme gelir; hemoglobin bozukluklarında ise özel ilaçlar ve destek tedavileri gerekebilir. Ayrıca sürekli takip, arter kan gazı ölçümleri, oksijen satürasyonu izleme, sıvı dengesi ve anemi gibi eşlik eden durumların düzeltilmesi önemlidir.
Özel durumlarda, örneğin Fallot tetralojisinde görülen hipersiyanoz (tet) ataklarında hastanın sakinleştirilmesi, diz-göğüs pozisyonuna alınması, oksijen verilmesi, sıvı desteği ve kalp yükünü azaltıcı ilaçlarla hızlı müdahale yapılır. Uzun dönemde ise düzenli takip, komplikasyonların önlenmesi, kalp-akciğer fonksiyonlarının izlenmesi ve gerektiğinde tekrar girişimler planlanır.
Siyanoz Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Siyanoz Ne Demek?
Siyanoz, kandaki oksijenin azalması veya hemoglobinin oksijen taşıyamaması nedeniyle ciltte, dudaklarda, dilde, tırnaklarda ve kulak memesinde mavimsi-morumsu renk değişikliği görülmesi durumudur.
Siyanoz Ne Zaman Acil Müdahale Gerektirir?
Eğer siyanoz aniden başlıyorsa, nefes darlığı, göğüs ağrısı, bilinç bulanıklığı gibi bulgular eşlik ediyorsa bu acil bir durumdur ve hemen tıbbi yardım gerekir.
Siyanoz Nasıl Olur?
Siyanoz olan kişilerde cilt, dudak, dil, tırnak yatağı ve kulak memesi gibi bölgelerde mavimsi-morumsu renk değişiklikleri görülür. Kişilerde solgunluk, yorgunluk, nefes darlığı veya çabuk yorulma gibi şikâyetler de eşlik edebilir:
Siyanoz Çocuklarda Görülür Mü?
Evet, özellikle doğuştan kalp anomalileri olan çocuklarda görülebilir. “Mavi bebek sendromu” olarak bilinen tabloda dudak ve dilde belirgin morarma vardır.
Siyanozun Görünmesi İçin Ne Kadar Oksijen Düşmeli?
Genellikle kandaki doymamış hemoglobinin 5 g/dL’nin üzerine çıkması ya da oksijen satürasyonunun %80–85’in altına düşmesiyle ciltte morarma fark edilir hale gelir.
Siyanoz Her Zaman Oksijen Düşüklüğü Anlamına Mı Gelir?
Hayır. Bazı hemoglobin bozukluklarında (örneğin methemoglobinemi) oksijen yeterli olsa bile hemoglobin onu taşıyamadığı için siyanoz gelişebilir.
Siyanoz Koyu Tenli Kişilerde Nasıl Anlaşılır?
Koyu tenli kişilerde ciltte morarma daha az fark edilebilir. Bu nedenle en iyi dudak, dil ve ağız mukozasında gözlenir.
Siyanoza Hangi Bölüm Bakar?
Siyanozun nedenine göre farklı bölümler ilgilenir. Solunum sistemi kaynaklıysa göğüs hastalıkları, kalp ile ilgiliyse kardiyoloji, damar sorunlarında kalp-damar cerrahisi veya dahiliye bölümleri değerlendirir. Çocuklarda doğuştan kalp hastalıkları şüphesi varsa çocuk kardiyolojisi ilgilenir.
Siyanoz Hangi Hastalığın Belirtisidir?
Siyanoz tek başına bir hastalık değil, altta yatan sorunun belirtisidir. En sık akciğer hastalıkları (astım, KOAH, zatürre), kalp hastalıkları (doğuştan kalp anomalileri, kalp yetmezliği), dolaşım bozuklukları, hemoglobin bozuklukları ve çevresel oksijen azlığıyla ilişkilidir.