Daha iyi bir deneyim için konum izni vermelisiniz.
MENU

Genel Tanıtım

Bazen kalbi besleyen damarlarda ya da kapaklarında, bazen de kalbin hiç beklenmedik bir yerinde oluşan küçük bir sorun hayatınızı etkiler, hatta kimi zaman belirler.

Yarattığı ciddi sonuçlar itibariyle, erken teşhisi çok önemli olan kalp hastalıkları arasında en sık görülenler ve tedavi yöntemlerine buradan ulaşabilirsiniz:

Kalbimiz Nasıl Çalışır?

Hayatın ve Canlılığın Kaynağı

Kalp, vücudumuz oluşurken anne karnında harekete geçen ilk organımızdır. Bebeğin kalbi anne karnında, altıncı haftadan itibaren atmaya başlar. Diğer organlar, kalp ve damar sistemi etrafında şekillenmeye devam eder.

Koşma veya tırmanma gibi daha fazla fiziksel efor gerektiren durumlarda, kalbimizin daha kuvvetli ve daha hızlı attığını hissederiz. Böyle fiziksel ve ruhsal durum değişikliklerinde çalışmasında belirgin farklılıkları hissettiğimiz bir organ olarak kalp, hayatın ve canlılığın kaynağı olarak görülmüş, muhtemelen bu nedenle de ruhun kalbe yerleştiğine inanılmıştır.

Kalbimiz ortalama olarak dakikada 70, günde 104.000 ve yılda 38 milyon kez kasılarak, içindeki kanı vücudumuza pompalıyor. Üstelik 280-300 gram ağırlığıyla sadece yumruğumuz büyüklüğünde!”

Kalbimizin Vücudumuzdaki İşlevi

Kalp, vücudumuza gerekli besin maddelerini ve oksijeni sağlayan kanı, dolaşım sistemimiz içinde hareket ettiren, çok dayanıklı kas grubundan oluşan bir pompa.

Kalp, göğsümüzün ortasında göğüs kemiğinin hemen altında yer alıyor. Kalbin dış yüzünü perikard denilen çepeçevre bir zar kaplıyor. Bu zar ile kalp arasında, kalbin çalışırken rahat hareket edebilmesi için çok az miktarda kayganlaştırıcı sıvı bulunuyor.

Bir pompa sistemi gibi, kanı damar sistemi ile vücuttan topluyor, oksijenlenmesi için akciğere yolluyor ve oksijenden zenginleşmiş kanı tekrar vücuda pompalıyor.

Kalbin Çalışma Sistemi

Kalbimiz 4 odacıktan oluşuyor. Kalbin kapakları tek yöne açılan kapılar gibi, kanın 4 odacıkta akışını sürekli kontrol ediyorlar.

  • Dolaşım vücuttan gelen kanın vena kava superior” ve vena kava inferior”dan sağ kulakçık’a (sağ atrium) girmesiyle başlıyor ve trisküspid” kapağıyla sağ alt bölüme (sağ vetrikül) geçmesi ile devam ediyor.
  • Buradan pulmoner kapaktan geçerek pulmoner arter” ile akciğerlere gidiyor.
  • Kan akciğerde oksijenlendikten sonra kalbe sol ve sağ pulmoner venler”den sol kulakçık’a (sol atrium) giriyor.
  • Mitral kapağı geçerek sol karıncığa (sol ventrikül) geçiyor.
  • Sol altbölümün (sol ventrikülün) güçlü kasları kasıldığında oksijenden zengin kan aort kapağı”ndan geçerek, aort” adı verilen ana atar damar ve dalları ile dağılarak vücudumuzun ihtiyaçlarını karşılıyor.

Kalbimiz vücudumuza 1 dakikada yaklaşık 5.5 litre kan pompalıyor. Bu da; 1 günde 8 ton, 1 yılda 3.000 ton, 80 yılda ise 240.000 ton anlamına geliyor. İnsan ömrünün ortalama 80 yıl olduğu kabul edildiğinde pompalanan kan, yaklaşık 10 ton kapasiteli 24.000 tankeri dolduracak kadar çok.”

Adım Adım Kanın Dolaşım Serüveni

Kalbin oldukça sistemli bir mekanizması bulunuyor. Bu mekanizmada meydana gelen tek bir aksaklık insanın hayatını sona erdirebiliyor. Bu mekanizmalardan en önemlisi sağ ve sol tarafta bulunan pompalar:

Kalbin her iki tarafında da kulakçık ve karıncıklar bulunuyor. Kulakçıklar küçük pompa, karıncıklar ise büyük pompa işlevi görüyorlar. 

Kalbin sol tarafı temiz kan ile ilgileniyor; gelen temiz kanı organ ve dokulara ulaştırma görevi, kalbin sol tarafında bulunan sol kulakçık ve sol karıncığa ait. Kalbin sağ tarafı ise kirli kan ile ilgileniyor; sağ karıncık ve sağ kulakçık kirli kanı temizlenmek üzere akciğerlere ulaştırmak için görev yapıyor.

Temiz kan kalbe ulaştığında önce üst taraftaki küçük pompaya, yani sol kulakçığa doluyor. Buradan alt tarafta bulunan büyük pompaya, yani sol karıncığa iletiliyor.

Kalpteki her kulakçık birbirinden farklı görünse de aslında yaptıkları iş aynı; her biri kanı belirli bir hedefe iletmekle görevli. Mekanizmanın sistemli çalışması, bahsettiğimiz bu sıralı işlem nedeniyle çok önemli. Her şeyin sıra ile yapılması gerekiyor. Eğer bu düzen bozulursa, kalp vücuda ya hiç kan pompalayamıyor ya da kalbe aşırı kan yüklenmesi oluyor.

Bu sıralamanın doğru işlemesi için kulakçık ve karıncıklar arasında kapaklar bulunuyor. Bu kapaklar akış yönüne doğru tek taraflı açılıyor. Kulakçıklar kasıldığında bu kapaklar açılıyor, kan büyük pompaya yani karıncıkların içine doluyor.

Bu işlem gerçekleştikten sonra kanın geldiği yere geri dönmemesi için kapaklar tekrar kapanıyor. Ana toplardamar, oksijensiz kanı bedenin sağ kısmına getiriyor ve akciğer damarları bu kanı akciğerlere iletiyor.

Akciğer toplardamarı oksijenli kanı akciğerlerden kalbin sol tarafına getiriyor ve aort bu kanı vücuda gönderiyor. Kanın bu hareketi sırasında kalp kapakçıkları kasılarak kanın odacıklar arasında geçişini sağlıyor. Bu kapaklar kalbin karıncıklarında da var. Karıncıklar kasıldığında bu kapaklar açılıyor ve kanın vücuda doğru akması sağlanıyor.

Pompalama işlemi durduğunda ise kapaklar kapanıyor ve pompalanan kanın kalbe geri dönmesi engelleniyor. Bizim kalp atışı” olarak algıladığımız ses ise sanıldığı gibi kalbin kasılıp gevşemesi sonucunda çıkan ses değil. Kalp atışını dinlerken, aslında bu dört kapakçığın şiddetle açılıp kapanma seslerini duyuyoruz.

Kalp atımı dakikada 60’ın altında veya 100’ün üzerindeyse bu tehlike sinyali olabiliyor. Kalp damar hastalıkları tüm dünyada en önemli ölüm nedenlerinden biri. Dünyada her yıl 17 milyon, ülkemizde de 160 bin kişi kalp damar hastalıkları nedeniyle hayatını kaybediyor.

Kalp Damar Hastalıklarında Ortaya Çıkan Önemli Durumlar

Kalp damar hastalığı 4 farklı şekilde kendini belli ediyor

Kalp Krizi

Kalp krizi, kalp damarının aniden tıkanması sonucu oluşuyor. Toplumda yıllık görülme yüzdesi 0.6’dır. Kalp krizi belirtileri arasında;

  • hastanın göğsünde yanma, baskı ve sıkışma hissi bulunuyor. Bu şikayetlerin çeneye ve kollara doğru yayılması da söz konusu olabiliyor.
  • Bulantı ve kusmaya soğuk terlemenin eşlik etmesi tanının güçlenmesini sağlıyor. Şikayetler aniden başlıyor. Hastanın bulunduğu yerden, zamandan ve aktivitesinden bağımsız gelişiyor.
  • Şikayetler 30 dakikadan fazla sürüyor. Bu durumdaki kişilerin, derhal bir ambulansla en yakın kalp merkezi veya hastanenin acil servisine götürülmesi gerekiyor.
  • Hayati tehlike söz konusu olduğu için bu durumda en etkili müdahale, hastanelerde yapılabiliyor. Ancak riski büyük olsa da, her kalp krizi ölümle sonuçlanmıyor.
Kalp Krizi Öncesi Durum

Pıhtı tarafından tıkanmaya meyilli, tıkanan, kendiliğinden açılan kalp damarı bulunuyor. Bu durumun yarattığı şikayetler kalp krizi ile aynı. Ancak şikayetlerin şiddeti daha az olabileceği gibi, şikayetlerin süresi de gün boyu devam edebiliyor. Bu durum acil müdahale gerektirdiği için hastaların en yakın acil servise götürülmesi öneriliyor.

Egzersizle gelen göğüs ağrısı: Herhangi bir iş yaparken gelen baskı şeklindeki göğüs ağrısı da, kalp damar hastalığının belirtilerinden biri.

Yürürken, merdiven ve yokuş çıkarken, yemek sonrası veya soğuk havalarda yürürken göğsünüzde baskı, yanma, ağırlık hissi oluşabiliyor. Bu ağrının özelliği yürümeyi bıraktığınız an azalması ve kendiliğinden (5 dakikadan kısa bir süre içerisinde) kaybolmasıdır.

Bazı durumlarda ise bazen sol omuz, sol kolun iç kısmı, boyun ya da alt çene ve sırttaki kürek kemiklerinin arasına da yayılabilmesi veya öncelikle bu bölgede hissedilebilmesidir. Nedeni ise, kalp damarınızda yavaş yavaş oluşan daralmadır. En kısa sürede hekime başvurarak uygun tedavinin başlanması çok önemlidir.

Ani Ölüm

Beklenmedik bir şekilde şikayetlerin başlamasından sonraki 1 saat içinde gerçekleşen ölüm olarak tanımlanıyor. Tüm ölümlerin yüzde 12’si ani ölüm şeklinde gerçekleşiyor. Ani ölümlerin yarısı da kalp ve damar hastalıklarına bağlı nedenlerle ortaya çıkıyor. Özellikle de kalp krizinin payı oldukça yüksek.

Kalp kriziyle sonuçlanan hastalığın belirtilerinin başında birden başlayan göğüste baskı, yanma, ağırlık ve sıkıntı hissi geliyor. Sonrasında bunlara soğuk terleme, bulantı ve kusma eşlik edebiliyor. Maalesef ki, bu hastaların yarısı hastaneye ulaşamadan hayatını kaybediyor.

Ani ölüm dışında, koroner kalp hastalıkları tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de ölüm nedenleri içinde ilk sırayı alıyor.

Kalp Hastalıkları Risk Faktörleri

Kalp damar hastalıkları rastlantısal bir şekilde oluşmuyor. Bazı risk faktörlerinin sonucunda ortaya çıkıyor. İşte bu risk faktörleri kontrol altına alınmadığı sürece herhangi bir inceleme normal çıksa bile (buna anjiyografi dahil) kalp krizi riski ortadan kalkmıyor.

Tansiyon Nedir?

Tansiyon (Kan basıncı) kanın atardamar duvarına yaptığı basınç olarak tanımlanabilir.

Tansiyon hastalığının yüzde 95’i genetiktir. Ancak hasta, genetik olarak eğilimli doğduğu bu hastalığın başlangıç sürecini belirleyebiliyor. Yaşam tarzına bağlı olarak bu süreci erteleyebiliyor ya da tam tersi öne alabiliyor.

Tansiyon, damarlardaki kanın ‘hızlı ve şiddetli’ akması anlamına geliyor. Bu hızlı akan kan; beyin, böbrek ve kalp gibi organları beslerken hasara uğratıyor. Zaman içerisinde de birden ortaya çıkan felç, kalp krizi ve böbrek yetersizliği şeklinde çeşitli organ hasarlarına neden olabiliyor.

Kan Basıncı İki Değer ile İfade Edilir

  • Büyük veya sistolik tansiyon kanın aort damarına ilk atıldığı andaki basınçtır. 
  • Küçük veya diastolik tansiyon ise kan vücuda dağıldıktan sonra damar duvarında yarattığı basıncı ifade eder.

Normal Tansiyon Kaç Olmalıdır?

Büyük tansiyonun 120 mmHg ve altı, küçük tansiyonun ise 80 mmHg ve altındaki değerleri normal kan basıncı olarak tanımlanır. Ancak yaşla birlikte atardamardaki sertlik artıyor ve kanın akışı hızlanıyor. Sonuçta, tansiyon yükselmiş oluyor ve hipertansiyon oluşuyor.

Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Nedir?

Kan basıncının 140 /90 mmHg ve üzerinde olması ise Hipertansiyon anlamına gelmektedir.

Hipertansiyonun Belirtileri Nedir?

  • Hipertansiyon ne yazık ki sıklıkla belirtisiz seyretmektedir, bu nedenle “sessiz katil“ olarak da tanımlanmaktadır.
  • Bazı insanlarda ise özellikler ensede daha belirgin hissedilen baş ağrısı, burun kanaması, nefes darlığı veya çarpıntı gibi belirtilere yol açabilir.
  • Uzun yıllar belirtisiz seyreden tansiyon yüksekliği inme, kalp krizi, kalp yetersizliği gibi ciddi rahatsızlıkların nedeni olabilir.
  • Yaşla birlikte herkesin kan basıncı yükselecektir, bu nedenle en doğru yaklaşım şikayet olmasa bile herkesin özellikle 40 yaş üzerinde yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesidir.

Düşük Tansiyon (Hipotansiyon) nedir?

Hipotansiyon veya düşük tansiyon ise kan basıncı değerlerinin büyük için 90 mmHg, küçük tansiyon için 60 mmHg altında olmasıdır. Hipotansiyon sebepleri basit susuzluktan ciddi dahili veya cerrahi rahatsızlıklar gibi geniş bir yelpaze oluşturur.

Genç yaş grubunda, özellikle de menopoz öncesi kadınlarda herhangi bir hastalığa bağlı olmaksızın da düşük tansiyon bulunabilir.

Düşük Tansiyon Belirtileri Nelerdir?

Genel olarak şikayete yol açmayan bir durum olarak kabul edilmekle birlikte bazı insanlarda göz karaması, halsizlik, baygınlık gibi belirtilere yol açabilir. Düşük tansiyonun tedavisi eksik olan sıvının yerine konmasıdır, ek olarak altta yatan nedenin saptanması ve tedavi edilmesi de gereklidir.

Yüksek Tansiyon Kalbe Nasıl Zarar Veriyor?

Yüksek basınca maruz kalan damar duvarı hasara uğruyor ve kandaki yağ partiküllerinin damar yüzeyine sıvanmasına ve birikmesine sebep oluyor. Zaman içerisinde bu birikim kalp damarlarında darlığa veya aniden tıkanmaya yol açabiliyor.

Vücudun motorunun kalp olduğu düşünülürse, yüksek tansiyonun bu motoru sürekli yüksek devirde çalıştırması anlamına geliyor ki, bu da uzun vadede kalbin zarar görmesine neden oluyor.

Hipertansiyon Ayrıca;
  • Damar iç yüzeyindeki genişlemeyi azaltıyor,
  • Hücrelerde yağ birikimini kolaylaştırıyor,
  • Kandaki akışkanlığı bozuyor,
  • Kireçlenmeyi artırıyor,
  • İstenmeyen hücre ve pıhtı birikimini kolaylaştırıyor

Yüksek tansiyon vücutta bu gibi değişikliklere neden olsa da, tansiyon hastalarının yüzde 50’si böyle bir hastalığı olduğunu bilmiyor. Çünkü yüksek tansiyon bu hastalarda şikayete neden olmuyor.

Tansiyon Nasıl Düşürülür?

Yüksek tansiyonun oluşturabileceği kalp hastalığı gibi risk faktörlerini ortadan kaldırmak için tansiyonun istenen düzeylere çekilmesi gerekiyor. Tansiyonu istenen düzeylere çekmek hasta ve hekimin işbirliği ile gerçekleştirilebiliyor.

Büyük tansiyonu 120-150, küçük tansiyonu 80-90 arasında seyreden bireylere öncelikle yaşam tarzı değişikliği öneriliyor.  Tansiyonu 2-3 kez 160 mmHg üzerine çıkan hastalara doğrudan tansiyon ilacı başlanıyor. Ancak bu hastaların yaşam tarzı değişikliğini mutlaka benimsemeleri gerekiyor.

Kilo verme, yaşam tarzı değişikliğinde çok önemli bir etken. Verilecek her 10 kilo başına büyük tansiyonda 20 mmHg’lık bir düşüş sağlama olanağı bulunuyor. Meyve sebze ağırlıklı beslenme ile 8 mmHg, tuz kısıtlaması ve fiziki aktivitenin artırılması ile 8’er mmHg’lık düşüş sağlanabiliyor.

Yine alkol alımının kısıtlanması ile 5 mmHg’lık bir düşüş sağlanabiliyor. Tansiyon ilacı başlandıysa hastanın bu ilacı ömür boyu kullanması gerekiyor. Yapılan çalışmalara göre; tedaviyle büyük ve küçük kan basınçları 13 ve 6 mm Hg düşürüldüğünde inme riskini yüzde 38, koroner olayları ise yüzde 16 oranında azaltmak mümkün oluyor.

Tansiyon ilacı başlandıysa hastanın bu ilacı ömür boyu kullanması gerekiyor.

Sigara Kalbe Zarar Veriyor

Sadece akciğerlerimize değil kalbimize de büyük zarar veriyor: Sigara kandaki pıhtılaşma faktörlerini harekete geçiriyor. Kalp hızını ve tansiyonu artırıyor. Kalp damarlarındaki yağdan zengin madde baloncuklarının patlama sürecini başlatıyor.

Vücudu bu kadar olumsuz etkileyen sigaranın içim miktarı, kalp krizi geçirme riskiyle de doğrudan ilişkili. Kalp hastalığı geçirme açısından sigara içenler, içmeyenlere göre 3 kat daha riskli.

Pasif içici olmak da aynı sonuca yol açıyor; kalp krizi geçirme ve kalp krizinden ölme riski bir buçuk kat artıyor.

Sigarayı bırakmak ise oldukça avantajlı. Sigaranın bırakılmasından bir yıl sonra kalp damar hastalığından ölüm riski yüzde elli oranında azalıyor. 5 yıl sonra ise bu risk sigara açısından sıfırlanıyor. Sigarayı bırakmak için hekiminizden yardım alabilirsiniz.

Kan Yağlarındaki Yükseklik (Kolestrol)

Kan yağlarının yüksek olması en önemli risk faktörü kabul ediliyor. Kalp damarlarında darlık oluşumuna yol açan kan yağlarındaki yükseklik düşürüldüğünde, kalp krizi geçirme ve kalp krizinden hayatını kaybetme riski azalmış oluyor.

Kanımızda iki çeşit yağ bulunuyor, kolesterol ve trigliserit. Kolesterol sağlıklı hücre yapısı için de gerekli olan ancak fazlalığı kalp damarlarında birikerek tıkanıklığa yol açan mumsu yapıda bir yağ çeşididir. Kolesterol yüksekliği genetik olarak da bulunmakla birlikte çoğunlukla sağlıksız beslenme sonucu gelişir. Dolayısı ile önlenebilir ve tedavi edilebilir bir durumdur.

Kolesterol yüksekliği herhangi bir belirtiye yol açmaz. Kolesterol yüksekliğini anlamanın tek yolu kan tetkiki yaptırmaktır. Kolesterol kanda proteinlere bağlı bir şekilde taşınır, bu yapılara lipoprotein denir. İki çeşit lipoprotein vardır:

  • LDL lipoprotein: LDL veya “kötü” kolesterol kandaki kolesterolü vücutta taşıyan ve damar duvarında birikimine yol açan kolesteroldür.
  • HDL lipoprotein: HDL veya “ iyi ” kolesterol ise vücuttaki fazla kolesterolü  karaciğere taşıyan kolesteroldür.
  • Hareketsizlik, sağlıksız beslenme, sigara gibi faktörler LDL kolesterolü arttırıp HDL kolesterolü düşürür. 

Kolestrol Kalp Krizinde Önemli Bir Risk Faktörü

LDL kolesterol yani "en önemli kolesterol, çünkü tedavi, daha çok kötü kolesterole göre düzenleniyor. LDL kolesterolün olması gereken düzey, kişiden kişiye veya hastadan hastaya göre değişiyor. Şöyle ki, eğer kolesterolü yüksek bir hastaysanız, mutlaka doktorunuza riskinizi hesap ettirmelisiniz.

Böylece doktorunuzdan 10 yıl içinde kalp krizi geçirme ve kalp krizinden hayatınızı kaybetme riskinizi öğrenebilirsiniz. Çünkü kan yağlarının ne kadar düşürüleceği, hangi değerlerin normal kabul edileceği risk hesabına göre yapılıyor.

Örneğin şeker hastalığı veya kalp damar hastalığı olan bir kişide LDL kolesterol 100 mg/dl üzerinde ilaç başlarken, risk faktörü olmayan bir hastada LDL kolesterol 190 mg/ dl üzerine çıkarsa ancak ilaç başlanıyor. İyi kolesterol (HDL) değerlerinin yüksek olması kalp damar hastalığı riskini azaltıyor.

Trigliserid değerleri ile iyi kolesterol değerleri ters orantılı. İyi kolesterolün kadınlarda 60 mg/dl, erkeklerde 50 mg/dl üzerinde olması kalp damar hastalığı riskini azaltıyor. 20 yaşından sonra her sağlıklı bireyin 5 yılda bir; eğer tansiyon, yüksek kolesterol, şeker hastalığı, kalp hastalığı varsa en az yılda bir kan yağlarını ölçtürmesi öneriliyor.

Diğer Risk Faktörleri

Diyabet

Tip 2 diyabeti olanlarda kalp damar hastalığına yakalanma riski 4 kat, tip 1 diyabette ise 10 kat artıyor. Şeker hastalığı olanlar en az kalp damar hastalığı olanlar kadar risk taşıyor. Özellikle kalp krizi ve felç geçirme olasılığının yanında ani ölüm riskleri de yükseliyor.

Bu nedenle diyabet hastalarının gizli kalp damar hastalığı ve gizli kalp krizi geçirme olasılığı yüksek olduğu için yılda en az bir kez kardiyolojik muayeneden geçmeleri ve mevcut risk faktörlerinin daha şiddetli tedavi edilmesi çok önemli.

Örneğin tansiyonu 140 mmHg olan normal bireye tansiyon ilacı önerilmezken, diyabet hastasında mutlaka ilaç başlanmalı. Yine kötü kolesterolü (LDL) 120 mg/dl olan normal bireye hiçbir öneride bulunulmazken, şeker hastasının değerini 100’ün altına çekmek için ilaç tedavisine başlanıyor.

Genetik Miras

Bir diğer risk faktörü ise genler. 1. dereceden erkek akrabalarında kalp damar hastalığı bulunan kişiler risk altında sayılıyor. Böyle bir risk bulunan kişilerin günlük yaşamda beslenmeden egzersize kadar kalp sağlığını etkileyen bir dizi faktör konusunda dikkatli olması ve gerekiyorsa değişiklik yapması gerekiyor.

Beslenmede Akdeniz diyetinin benimsenmesi, özellikle doymuş yağlardan kaçınılması öneriliyor. Egzersiz yapılması da büyük önem taşıyor. Uzmanlar haftada en az 3-4 gün, günde en az 20-30 dakika yürüyüş yapılması gerektiğini söylüyor.

Kilo

Kilo sorunu ve göbek tipi yağlanması olanlarda kalp hastalığına zemin hazırlayan diyabet, tansiyon, kolesterol yüksekliği oluşum riski artıyor. Bu nedenle kilonun normal sınırlarda tutulması büyük önem taşıyor.

Kadınlarda bel çevresinin 88 cm., erkeklerde 102 cm. üzeri olması göbek tipi yağlanma olduğunu gösteriyor. Eğer bu ölçülerin üzerinde iseniz, diyetisyene başvurmanız öneriliyor.

Belirtiler

Kalp damar hastalıkları, vücudumuzdaki tüm organlara (Örn: kalp, beyin, böbrek vb.) kan götüren yapılar olan damarların daralması, tıkanması veya kireçlenmesi (ateroskleroz) sonucu oluşan hastalıklardır.

Kalp damar hastalığı belirtileri kadınlarda ve erkeklerde farklılık gösterebilir, örneğin erkeklerde göğüs ağrısı daha sık gelişirken kadınlarda nefes darlığı, ani aşırı halsizlik ve bulantı daha çok görülür.

Kalp Damar Hastalığı Belirtileri Sırası Şunlardır

  • Göğüs ağrısı (Angina Pektoris)
  • Nefes darlığı
  • Çarpıntı
  • Bayılma
  • Tıkalı olan damarın beslediği organ ile ilgili belirtiler (Örneğin bacak damar tıkanıklığında bacakta ağrı, soğuma, uyuşukluk ve güçsüzlük)

Göğüs Ağrısı (Angina Pektoris)

Kalp damar hastalığının en önemli belirtisidir. Sıklıkla egzersiz, stres, ağır yemek, soğuk hava gibi faktörlerin ardından gelişen göğüs kafesinin ortasında hissedilen baskı, ağırlık, sıkışma, yanma hissi olarak tanımlanır.

Çene, boyun, her iki kol, sırtta sol kürek kemiğinin altına, karın üst kesimine, el bileklerine yayılabilir. Eşlik eden soğuk terleme, bulantı, kusma, renkte sararma gibi bulgular da olabilir. Göğüs ağrısı zaman zaman istirahat halinde de gelişebilir. Bazen kalp ağrısı hazımsızlık olarak da hissedilebilir

Nefes Darlığı

Genellikle yürüme ve koşma sırasında hızlı soluma ve buna rağmen rahat nefes alamama duygusu (hava açlığı) olarak kendini belli ediyor. Göğüs ağrısı şikayetlerinde olduğu gibi, nefes darlığı da dinlenme halinde gelebiliyor ve bu durum ciddi bir kalp hastalığının habercisi olabiliyor.

Ancak bazı akciğer hastalıkları da (astım, amfizem gibi) benzer belirtilere yol açabiliyor ve gerçek sebebin kalpten mi, yoksa akciğerden mi kaynaklandığının anlaşılması çok zorlaşıyor.

Bu gibi durumlarda bir kalp uzmanının ileri incelemeler yaptırıp (hatta bazen akciğer uzmanı ile birlikte çalışarak) hastanın gerçek sorununu saptaması gerekebiliyor.

Kalp Çarpıntısı

Kalp hızının aniden çok yükselmesi (dakikada 100-300 arası atım gibi) veya çok düşmesi (dakikada 30-40 atım gibi) sonucunda veya düzensiz kalp atışlarına bağlı olarak kalbin olduğu yerde hissedilen çarpıntı duygusudur.

Senkop (Bayılma)

Genellikle ayakta dururken birdenbire bilinç kaybına uğranması, yere yığılma ve kısa bir süre sonra kendine gelme halidir. Son derece ciddi bir kalp hastalığının belirtisi olabileceği gibi, diğer çok sayıdaki daha az ciddi sebeplerden de kaynaklanabiliyor.

Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır. Güncellenme Tarihi: 04 Ekim 2019 Yayımlanma Tarihi: 26 Şubat 2019

Tıbbi Birimler

Medikal Teknolojiler

Kalp Hastalıkları biriminde yer alan tüm medikal teknolojik cihazlarımızı görüntülemektesiniz.

KİŞİSEL VERİLERİN ELDE EDİLMESİ VE İŞLENMESİ İLE İLGİLİ BİLGİLENDİRME FORMU

Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. (“Acıbadem”) ve Acıbadem’in hakim ve bağlı şirketleri (hepsi birlikte “Acıbadem Grubu” olarak anılacaktır.) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) ve ilgili mevzuat kapsamında Veri Sorumlusu sıfatıyla, kişisel verileriniz, aşağıda açıklanan çerçevede ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve sair mevzuata uygun olarak işlenebilecektir.

1. Kişisel Verilerin elde Edilmesi, İşlenmesi ve İşleme Amaçları

Kişisel verileriniz Acıbadem Grubu tarafından sağlanmakta olan kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amaçlarıyla ve Acıbadem Grubu şirketlerinin faaliyet konularına uygun düşecek şekilde; sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, çağrı merkezi, internet sitesi, sözlü, yazılı ve benzeri kanallar aracılığıyla elde edilmektedir. Sağlık verileriniz başta olmak üzere özel nitelikli kişisel verileriniz ve genel nitelikli kişisel verileriniz, Grup tarafından aşağıda yer alanlar dâhil ve bunlarla sınırlı olmaksızın bu maddede belirtilen amaçlar ile bağlantılı, sınırlı ve ölçülü şekilde işlenebilmektedir:

Acıbadem Grubu tarafından elde edilen her türlü kişisel veriniz (Özel nitelikli kişisel veriler de dahil fakat bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

İlgili mevzuat uyarınca elde edilen ve işlenen Kişisel Verileriniz, Acıbadem veya Acıbadem Grubu’na ait fiziki arşivler ve/veya bilişim sistemlerine nakledilerek, hem dijital ortamda hem de fiziki ortamda muhafaza altında tutulabilecektir.

2. Kişisel Verilerin Aktarılması

Kişisel verileriniz, Kanun ve sair mevzuat kapsamında ve yukarıda yer verilen amaçlarla Acıbadem ve Acıbadem Grubu tarafından Acıbadem Grubu’na dahil olan şirketler ile, Özel sigorta şirketleri, Sağlık bakanlığı ve bağlı alt birimleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, Emniyet Genel Müdürlüğü ve sair kolluk kuvvetleri, Nüfus Genel Müdürlüğü, Türkiye Eczacılar Birliği, Mahkemeler ve her türlü yargı makamı, merkezi ve sair üçüncü kişiler, yetki vermiş olduğunuz temsilcileriniz, avukatlar, vergi ve finans danışmanları ve denetçiler de dâhil olmak üzere danışmanlık aldığımız üçüncü kişiler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, resmi merciler dâhil sağlık hizmetlerini yukarıda belirtilen amaçlarla geliştirmek veya yürütmek üzere işbirliği yaptığımız iş ortaklarımız ve diğer üçüncü kişiler ile paylaşılabilecektir.

3. Kişisel Veri Elde Etmenin Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda yer verilen amaçlar ve Acıbadem’in faaliyet konusuna dahil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda Acıbadem’in akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir. İşbu kişiler verilerinizin toplanmasının hukuki sebebi;

Ayrıca, Kanun’un 6. maddesi 3. fıkrasında da belirtildiği üzere sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.

4. Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Haklarınız

Kanun ve ilgili mevzuatlar uyarınca;

Mezkûr haklarınızdan birini ya da birkaçını kullanmanız halinde ilgili bilgi tarafınıza, açık ve anlaşılabilir bir şekilde yazılı olarak ya da elektronik ortamda, tarafınızca sağlanan iletişim bilgileri yoluyla, bildirilir.

5. Veri Güvenliği

Acıbadem, kişisel verilerinizi bilgi güvenliği standartları ve prosedürleri gereğince alınması gereken tüm teknik ve idari güvenlik kontrollerine tam uygunlukla korumaktadır. Söz konusu güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak muhtemel riske uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

6. Şikayet ve İletişim

Kişisel verileriniz teknik ve idari imkânlar dâhilinde titizlikle korunmakta ve gerekli güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak olası risklere uygun bir düzeyde sağlanmaktadır. Kanun kapsamındaki taleplerinizi, “https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/hastaverilerinkorunmasi.html” web adresindeki “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uyarınca Başvuru Formu” nu doldurarak;

Kanun kapsamındaki taleplerinizi, https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/hastaverilerinkorunmasi.html web adresindeki “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uyarınca Başvuru Formu” nu doldurarak ve formda belirtilen usullerle tarafımıza iletmenizi rica ederiz.

ALT MENÜ
Size nasıl yardımcı olabiliriz?