Yazı İçeriği
Diyabet ve tansiyon hastaları dikkat Kolesterol genç bile olsanız tedavi edilmeli Hareketsizlik kalp krizine böyle götürür Kalp damar sağlığını koruma Kalp sağlığı için 4 beslenme kuralı Depresyon kalp krizini tetikleyebilir

Kalp krizi neden olur?

Bazı kronik hastalıklar kalp krizini tetikler. Sağlıklı yaşam alışkanlığı olmayan kişiler daha büyük risk altındadır. Kalp krizi ve kalp krizini tetikleyen hastalıklarla ilgili önemli bilgiler...


Diyabet ve tansiyon hastaları dikkat

Diyabet ve yüksek tansiyon kalp krizini belirgin olarak artırır. Diyabet eşittir kalp hastalığı denilebilir. Diyabet hastalarının kalp açısından mutlaka kontrol edilmesi gerekir. Tansiyon kontrolü de büyük önem taşır. Böbrek yetersizliği olanlarda, felç geçirmiş kişilerde kalp hastalığı daha çabuk gelişir. Bu hastalıkları geçiren kişilerin daha dikkatli olması gerekir.

Kolesterol genç bile olsanız tedavi edilmeli

Kolesterol hakkında çok fazla tartışma söz konusudur. Ancak şu bilinmeli ki kolesterolle ilgili çok sayıda bilimsel yayın bulunur. Kolesterol yüksekliğiyle sadece kalp hastalığının değil, damar hastalıkları ve felç arasında da ilişki mevcuttur. Kişide yüksek kolesterol varsa onunla mutlaka mücadele edilmesi gerekir. Özellikle ailesinde yüksek kolesterol olan kişiler genç bile olsalar tedavi edilmelidir. Türkiye’de gereksiz kullanılan çok fazla kolesterol ilacı olduğu için kişiler önemsiz kabul ediyor ancak bu sırada gerçekten risk altındaki kişiler tedaviyi bırakıyor.

Hareketsizlik kalp krizine böyle götürür

Kalp krizinde büyük risk; hareketsiz yaşamdır. Dünyadaki ölümlerin yüzde 6’sı hareketsizlikten kaynaklanır. Peki, hareket etmek neden önemli? Çünkü hareket edildiğinde tansiyon ve diyabet kontrol altına alınır, insülin direnci düşer, damarların üzerinde koruyucu bir etki olur, vücut zinde kalır, kilo kontrolü sağlanır, çarpıntı sıklığı azalır. Haftanın en az 4 günü, 20 dakika egzersiz yapmak gerekir. İdeal kiloya ulaşmak ve korumak da büyük önem taşır. Kilo, insülin direncini yükseltir, tansiyon ve diyabetin erken yaşta ortaya çıkmasına neden olur. Damarların üzerindeki elastik yapıyı bozar. Bunlar da kişilerde kalp hastalıklarına eğilimi artırır.

Kalp damar sağlığını koruma

Koruyucu tedavi kalp damar hastalıklarını ve bunlarla ilişkili ölüm, sakatlık, yeti kaybı gibi negatif etkileri bireysel ve toplumsal bazda en aza indirgemek için koordine edilen bir eylem planıdır. Koruyucu tedavinin temel taşlarını epidemiyoloji ve kanıta dayalı tıp oluşturur. Kalp damar hastalıklarından korunma stratejisi ideal olarak doğumda hatta doğum öncesinde başlar ve yaşam boyu devam eder. Korunma bilinen kalp damar hastalığı olmayan sağlıklı bireyler için ‘birincil’, kanıtlanmış hastalar içinse ‘ikincil’ olarak adlandırılır. Toplumsal bazda korunma halkın genelini hedefleyen, yaşam tarzı ve zararlı alışkanlıkları toplum düzeyinde değiştirmeye çalışan stratejilerle olur. Tütün yasağı, gıda içeriklerindeki tuz miktarının yasal olarak düzenlenmesi bunun örnekleri arasında yer alır.

Kalp sağlığı için 4 beslenme kuralı

Alkol: Alkol yüksek oranda kalori içerir. Bir gram alkoldeki kalori oranı bir gram yağdaki kalori miktarı ile eşit. Ayrıca tansiyon değerlerini yükseltir ve aşırı alkol tüketimi kalp büyümesine neden olabilir.

Yağlar: Trans yağlardan zengin hazır gıdalardan, katı yağdan ve her türlü kızartmadan uzak durmak gerekir. Tereyağı da aşırıya kaçmamak kaydıyla tadımlık yenilebilir. Belirli miktarda hayvansal yağın, özellikle omega 3 içeren somon gibi yağlı balıklardan alınması önerilir.

Tuz: Türkiye’de 50 yaş üzerindeki her iki kişiden biri yüksek tansiyon hastası. Yüksek tansiyonla temel mücadelede tuz kısıtlaması yapılır.

Su: Su tüketimi özellikle kış döneminde çok ihmal edilir. Günde minimum 1-1,5 litre su içmek gerekir. Susuz kalan vücutta kan dolaşımı yavaşlayacağı için bu hastalarda göğüs ağrıları veya nefes darlığı oluşabilir.

Depresyon kalp krizini tetikleyebilir

Kalp sağlığında psikoloji de çok önemlidir. Yalnızlık hissi yaşayan kişilerde kalp krizi riski artabilir. Depresyon, kalp krizi riskini ciddi şekilde artırır. Bir araştırmaya göre, kalp hastalarının yüzde 40’ı depresyonda. Depresyon, hastaların ilaç tedavisini aksatır, beslenmesini bozar, sosyal hayatını etkiler. Depresyonla mücadelede hastalara yalnızca antidepresan vermek yeterli bir tedavi değildir. Mutlaka sosyal çevreden ve ağır vakalarda psikiyatriden destek alınması gerekir.