Daha iyi bir deneyim için konum izni vermelisiniz.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Ankilozan spondilit, özellikle omurga ve sakroiliyak eklemleri etkileyen kronik, iltihaplı bir romatizmal hastalıktır. Genellikle 20-40 yaşları arasında başlar ve erkeklerde daha sık görülür. Hastalık, bel ve kalça bölgesinde sabahları artan, dinlenmekle kötüleşen ve hareketle azalan ağrı ve tutuklukla kendini gösterir.

Zamanla omurlar arasındaki esneklik kaybolabilir ve omurga hareketleri kısıtlanabilir. Ankilozan spondilitin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte genetik yatkınlık, özellikle HLA-B27 geninin varlığı, hastalıkla ilişkilendirilmiştir. Tedavide ağrıyı ve iltihabı azaltmak amacıyla nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar (NSAİİ), fizik tedavi ve egzersiz programları ile gerektiğinde biyolojik ajanlar kullanılabilir. Erken tanı, yaşam kalitesini artırmada ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmada büyük önem taşır.

İçindekiler

Ankilozan Spondilit Nedir?

Ankilozan spondilit (kısaca AS olarak da bilinir), öncelikli olarak omurgayı, özellikle de omurganın leğen kemiğiyle birleştiği sakroiliak eklemleri hedef alan, kronik (uzun süreli) ve ilerleyici bir inflamatuar (iltihaplı) romatizma çeşididir.

Spondiloartrit olarak sınıflandırılan bu hastalıkta, bağışıklık sisteminin anormal çalışması sonucu omurga eklemlerinde, omurlar arasındaki bağlarda ve tendonların kemiklere yapıştığı noktalarda (entezler) iltihaplanma meydana gelir.

Sürekli iltihaplanma süreci, zamanla şiddetli bel ve sırt ağrısına, özellikle sabahları veya uzun süreli hareketsizlik sonrası ortaya çıkan ve hareketle azalan belirgin tutukluğa neden olur.

Hastalık ilerledikçe, iltihaplanma omurların birbirine kaynamasına (ankiloz) yol açabilir, bu da omurganın esnekliğini kaybetmesine, duruş bozukluklarına ve ileri vakalarda "bambu omurga" olarak tanımlanan sertleşmiş bir yapıya dönüşmesine sebep olabilir.

Genellikle genç erişkinlik döneminde (çoğunlukla 45 yaş altı) başlayan ve erkeklerde biraz daha sık görülen AS, sadece omurgayı değil, aynı zamanda kalça, omuz gibi diğer büyük eklemleri, gözleri (üveit atakları), ve nadiren de olsa kalp ve akciğer gibi iç organları etkileyebilir; genetik yatkınlığın (özellikle HLA-B27 geninin varlığı) önemli bir risk faktörü olduğu bilinmektedir.

Ankilozan Spondilit Neden Olur?

Ankilozan spondilit hastalığının kesin nedeni tam olarak aydınlatılamamış olsa da, güncel bilimsel veriler hastalığın ortaya çıkışında genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşiminin rol oynadığını güçlü bir şekilde gösterir.

Hastalığın gelişimindeki en belirgin risk faktörü, HLA-B27 olarak bilinen spesifik bir genetik belirtecin varlığıdır. Ankilozan spondilit tanısı alan bireylerin yaklaşık %90'ı bu geni taşır. Ancak, HLA-B27 geni taşıyan herkesin AS geliştirmediği de önemli bir gerçektir.

Bu genin varlığı, hastalığa karşı belirgin bir yatkınlık oluşturmakla birlikte, tek başına hastalığın nedeni değildir. Bu genetik yatkınlığın, vücudun bağışıklık sisteminin kendi dokularına, özellikle de omurga ve sakroiliak eklemlerdeki yapılara karşı anormal bir iltihabi yanıt (otoimmün/otoinflamatuar reaksiyon) vermesine zemin hazırladığı düşünülür.

Bu genetik zemine sahip kişilerde hastalığı neyin tetiklediği konusunda ise kesin bir bilgi olmamakla birlikte, başta Klebsiella gibi bazı bağırsak bakterileri olmak üzere geçirilmiş enfeksiyonların, bağırsak mikrobiyotasındaki değişikliklerin veya fiziksel travma/mekanik stres gibi çevresel faktörlerin, bağışıklık sistemini yanlış uyararak hastalığın başlamasına veya alevlenmesine katkıda bulunabileceği yönünde hipotezler bulunmaktadır.

Dolayısıyla AS, genetik olarak yatkın bireylerde, henüz tam anlaşılamayan çevresel tetikleyicilerle başlayan, kontrolsüz bir bağışıklık sistemi yanıtı ve kronik iltihaplanma süreci olarak kabul edilmektedir.

Ankilozan spondilit nedenleri şunlardır:

  • Genetik yatkınlık
  • Bağışıklık sistemi anormallikleri
  • Çevresel faktörler
  • Diğer inflamatuar hastalıklar
  • Genetik yatkınlık

Ankilozan spondilitin en önemli nedenlerinden biri genetik yatkınlıktır. Yapılan araştırmalar, bu hastalığa sahip kişilerin büyük bir kısmında HLA-B27 adı verilen özel bir genin bulunduğunu göstermektedir. Bu genin varlığı, bağışıklık sisteminin yanlış bir şekilde kendi vücut dokularına saldırmasına neden olarak iltihaplanma sürecini başlatabilir.

Ancak, HLA-B27 taşıyan herkesin AS geliştirmemesi, tek başına bu genin yeterli olmadığını, başka genetik faktörlerin ve çevresel tetikleyicilerin de devreye girdiğini göstermektedir.

Bağışıklık Sistemi Anormallikleri

Ankilozan spondilit, otoimmün bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Otoimmün hastalıklarda bağışıklık sistemi, normalde vücudu enfeksiyonlara ve zararlı organizmalara karşı koruyan bir mekanizma olarak çalışırken, yanlışlıkla vücudun kendi sağlıklı dokularına saldırır.

AS'de bağışıklık sistemi özellikle omurga, sakroiliak eklemler (omurga ile leğen kemiği arasındaki eklemler) ve bazen de gözler ve bağırsaklar gibi bölgeleri hedef alarak kronik iltihaplanmaya neden olur.

Çevresel Faktörler

Çevresel faktörler, AS gelişimini tetikleyebilecek önemli etmenler arasında yer almaktadır. Özellikle bakteriyel enfeksiyonlar, bağışıklık sistemini tetikleyerek ankilozan spondilitin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.

Bazı araştırmalar, Klebsiella pneumoniae gibi belirli bağırsak bakterileri ile HLA-B27 taşıyan bireylerde AS gelişimi arasında bir bağlantı olabileceğini öne sürmektedir. Bu bakteriler, bağırsak mikrobiyotasını etkileyerek bağışıklık sistemini uyarabilir ve anormal bir inflamatuar yanıt başlatabilir.

Diğer İnflamatuar Hastalıklar

Ankilozan spondilit, genellikle başka kronik inflamatuar hastalıklarla birlikte görülebilir. Özellikle inflamatuar bağırsak hastalıkları (IBH) olan Crohn hastalığı ve ülseratif kolit, ankilozan spondilitin gelişiminde rol oynayabilir.

Bu hastalıklar, bağışıklık sisteminin aşırı tepki vermesine neden olarak hem bağırsakta hem de eklem bölgelerinde kronik iltihaplanmaya yol açabilir.

Ankilozan Spondilit İle Ortaya Çıkabilecek Riskli Durumlar

Şiddetli ankilozan spondilit vakalarında, vücudun hasar gören kemik yapılarını iyileştirme girişiminin bir parçası olarak yeni kemik dokusu oluşur. Bu yeni ortaya çıkan kemik dokusu omurlar arasındaki boşluğu kademeli olarak kaplar ve en sonunda omur bölümlerini doğal hareketi engelleyecek şekilde birleştirir.

Bireyin omurgasının bu kısımları sertleşir ve esnekliğini yitirir. Birleşim aynı zamanda bireyin göğüs kafesini sertleştirerek akciğer kapasitesini ve işlevini kısıtlayabilir.

Ankilozan spondilit sonucunda oluşabilecek üveit, ani başlayan ve hızlı gelişen göz ağrısına, kuvvetli ışığa karşı duyarlılığa ve aniden bulanık görmeye neden olabilir. Bu semptomları gösteren bireylerin bir an önce göz doktoruna başvurması gereklidir.

Bazı vakalarda bireylerin kemikleri, ankilozan spondilitin erken evrelerinde incelir. Zayıflamış omurlar parçalanır ve bireyin eğik duruşunu ağırlaştırabilir. Bu parçalanmaya sıkıştırma kırılması adı verilir. Meydana gelen omurga kırıkları, omuriliğe ve omurgadan geçen sinirlere baskı uygulayarak muhtemelen önemli derecede zarar verebilir.

Ankilozan spondilit, insan vücudundaki en büyük atardamar olan aort üzerinde sorunlara yol açabilir. İltihaplı aort, kalpteki aort kapakçığının şeklini bozacak ve işlevini bozacak kadar büyüme eğilimi gösterebilir.

Ankilozan Spondilit Belirtileri

Ankilozan spondilitin erken belirtileri ve semptomları arasında özellikle sabahları ve uzun süreli koltukta oturma gibi hareketsizlik dönemlerinden sonra bel ve kalça civarında hissedilen ağrı ve sertlik hisleridir.

Boyun ağrısı ve yorgunluk da yaygın belirtiler arasındadır. Hastalığın belirti ve semptomları zaman içerisinde düzensiz aralıklarla gerçekleşecek şekilde daha kötüleşebilir, ağırlaşabilir, hafifleyebilir veya bütünüyle durabilir.

Görülen ankilozan spondilit vakalarında, vücutta en çok etkilenen bölgeler arasında omurganın tabanı ile pelvis arasındaki eklem, sırtın alt kısmında yer alan omurlar, tendonların ve bağların özellikle omurgada, ancak bazen topukların arkası boyunca kemiklere bağlandığı yerler, göğüs kemiğini ile kaburgalar arasındaki kıkırdak doku ile kalça ve omuz eklemleri bulunur.

Ankilozan spondilit belirtileri şunlardır:

  • Kronik bel ve sırt ağrısı (özellikle sabahları ve uzun süre hareketsiz kalındığında)
  • Bel ve boyun bölgesinde sertlik
  • Omurga hareketlerinde kısıtlılık
  • Sakroiliak eklemlerde ağrı (leğen kemiği ile omurganın birleştiği bölgede)
  • Yorgunluk ve halsizlik
  • Göğüs kafesinde sertlik ve nefes alırken ağrı
  • Göz iltihabı (üveit), kızarıklık, ağrı ve bulanık görme
  • Kalp ve damar hastalıkları riski
  • Bağırsak hastalıklarıyla ilişkilendirilen mide ve bağırsak sorunları

Ankilozan Spondilit Nasıl Teşhis Edilir?

Doktorlar ankilozan spondilit hastalığının teşhisini gerçekleştirmek için öncelikle bir fizik muayene gerçekleştirirler. Doktor, fizik muayene sırasında, bireyin omurgasındaki hareket aralığını test etmek için bireyin farklı yönlere eğilmesini isteyebilir.

Buna ek olarak bireyin pelvisinin belirli kısımlarına bastırarak veya bacaklarını belirli bir konuma getirerek ağrıyı yeniden oluşturmaya çalışabilir. Doktor ayrıca bireyin solunum sırasında göğsünü şişirmekte zorluk çekip çekmediğini görmek için bireyden derin bir nefes almasını isteyebilir.

Görüntüleme testleri ankilozan spondilit hastalığının teşhisinde doktorlara yardımcı olabilir. Çekilecek röntgen filmleri bireyin eklemlerinde ve kemiklerindeki değişiklikleri doktorun kontrol etmesine izin verir. Ancak ankilozan spondilitin görünür belirtileri hastalığın erken dönemlerinde röntgen filmi üzerinde gözlemlenebilecek kadar belirgin olmayabilir.

Manyetik rezonans görüntüleme, yani MRG, kemiklerin ve yumuşak dokuların daha ayrıntılı görüntülerini sağlamak için radyo dalgaları ve güçlü bir manyetik alan kullanır. MRG taramaları, röntgen çekimine kıyasla daha pahalı olsa dahi hastalık sürecinin erken safhalarında ankilozan spondilit kanıtlarını ortaya çıkarabilir ve yavaşlatıcı tedavinin daha erken başlamasını sağlayabilir.

Ankilozan spondiliti tanımlamak için kullanılabilecek, hastalığa özel bir laboratuvar testi yoktur. Bazı kan testleri iltihap belirtilerini kontrol edebilse dahi, iltihaplanma birçok farklı sağlık sorunundan kaynaklandığı için tek başına ankilozan spondilit tanısı konulması için yeterli bir kanıt değildir.

Birey HLA-B27 geni için test edilebilir, ancak bu gene sahip olan çoğu insanda ankilozan spondilit hastalığı görülmez. Bununla birlikte bu gene sahip olmayan bireyler de ankilozan spondilit hastalığına yakalanabilir.

Ankilozan Spondilit Tedavisi

Ankilozan spondilit hastalığının tedavisinin amacı öncelikle hastalığın belirtileri arasında bulunan ağrılar ile sertlikleri gidermek, özellikle omurga deformitesini önlemek veya gelişmesini geciktirmektir.

Ankilozan spondilit tedavisi hastalık bireyin eklemlerinde geri dönüşü olmayan hasara neden olmadan önce başladığı zaman en başarılı sonuçları verir. Ankilozan spondilit tedavisinde tıp uzmanları tarafından en yaygın olarak non-steroid antiinflamatuvar ilaçlar kullanılır. Bu ilaç türleri bireyde görülen inflamasyonu, ağrıları ve sertliği hafifletebilir.

Bazı blokerler ilaçlar bireyin hissettiği ağrıyı, sertliği ve hassas veya şişmiş eklemleri hafifletmeye yardımcı olur. İlaçlar normal şartlarda deri altına enjekte edilir veya bireye intravenöz yolla yani damar içinden verilir. Bu ilaçlar mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalıdır.

Bazı ilaçlar önceden bulunan ve tedavi edilmemiş tüberkülozu yeniden aktif hale getirir ve bireyin farklı enfeksiyonlara yakalanmaya daha yatkın olmasına yol açabilir. Ayrıca bu ilaçların gastrointestinal kanamaya neden olma gibi yan etkileri vardır.

Bazı ilaçlar, normal şartlar altında başka enfeksiyon hastalığıtürleri olan psoriatik artrit ve romatoid artrit için onaylanmıştır. Ankilozan spondilitli insanlar için etkinliği konusunda yapılan araştırmalar halen sürmektedir.

İlaç tedavisinin yanı sıra fizik tedavi, tedavinin önemli bir parçasıdır ve bireyin hissettiği ağrının kesilmesinden, kaybolan güç ve esnekliğin geri kazanılmasına ya da daha az kaybedilmesine kadar kadar uzanan bir dizi fayda sağlayabilir.

Özellikle bireyin hareket aralığını geliştirme ve germe egzersizleri, eklemlerde esnekliği ve iyi duruşu korumaya yardımcı olabilir. Uygun uyku ve yürüme pozisyonları ile gün içinde gerçekleştirilecek karın ve sırt egzersizleri bireyin dik duruşunu korumasına yardımcı olabilir.

Ankilozan spondilitli çoğu insanın cerrahi müdahaleye ihtiyacı yoktur. Bununla birlikte, şiddetli ağrı veya eklem hasarı olan veya kalça eklemi değiştirilmeyi gerektirecek kadar hasar gören bireylerde doktor ameliyat yapılmasını tavsiye edebilir.

Ankilozan Spondilit İçin Yaşam Tarzı Değişiklikleri Ve Evde Bakım

Ankilozan spondilit hastalığına yakalanmış bireylerin doktorlarını düzenli ziyaret etmenin ve ilaçlarını düzenli bir şekilde reçetelerine uygun olarak kullanmalarının yanı sıra kendi durumlarına yardımcı olmak için atabileceği birkaç adım mevcuttur.

Bunların arasında en önemlisi aktif kalmaktır. Düzenli olarak yapılan egzersizler ağrıyı hafifletmeye, esnekliği korumaya ve duruşunu iyileştirmeye yardımcı olabilir.

Sert eklemlere ve gergin kaslara uygulanan ısı kompresleri, ağrı ve sertliği hafifletebilir. Isıtıcı pedler ya da sıcak havlular ile sıcak banyo ve duşlar bireye yardımcı olabilir. Bunun yanı sıra iltihaplı bölgelere konulabilecek buz torbaları, şişmeyi azaltmaya yardımcı olabilir.

Sigara kullanımının sonlandırılması gerekir. Sigara içen bireylerin bir an önce bırakması zorunludur. Sigara içmek sağlık için genel olarak kötü olsa dahi, ankilozan spondilitli kişilerde daha fazla temiz nefes almayı engelleyen ek sorunlara yol açar.

Duruşu düzeltmek önemlidir. Bir aynanın önünde ayakta durmak ve duruşu düzeltmek için pratik yapmak, bireyin ankilozan spondilit ile ilişkili sorunların gelişmesine engel olmasını sağlayabilir.

Ankilozan Spondilit Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Ankilozan Spondilit Tamamen İyileşir mi?

Ankilozan spondilit kronik ve ilerleyici bir hastalıktır, bu nedenle tamamen iyileşmesi mümkün değildir. Ancak erken teşhis ve düzenli tedavi ile belirtiler kontrol altına alınabilir ve hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir. Fizik tedavi, ilaç tedavisi ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları sayesinde hastalar günlük aktivitelerini sürdürebilir.

Ankilozan Spondilit Hangi Yaşlarda Başlar?

Genellikle 20-40 yaş aralığında başlar, ancak bazı vakalarda ergenlik döneminde de görülebilir. Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür ve belirtiler genellikle yavaş yavaş ortaya çıkar. Sabahları bel ve sırt bölgesinde sertlik ve ağrı, hastalığın erken belirtilerindendir.

Ankilozan Spondilit Kalıcı Sakatlığa Neden Olur mu?

Tedavi edilmezse omurların zamanla kaynaşması sonucu hareket kısıtlılığı ve duruş bozuklukları gelişebilir. Ancak düzenli tedavi ve egzersizle bu sürecin yavaşlatılması veya önlenmesi mümkündür. İleri vakalarda omurganın sertleşmesi nedeniyle kişinin hareket kabiliyeti kalıcı olarak etkilenebilir.

Ankilozan Spondilit Genetik midir?

Genetik yatkınlık, ankilozan spondilitin gelişiminde önemli bir rol oynar. Özellikle HLA-B27 genine sahip kişilerde hastalığın görülme riski daha yüksektir. Ancak bu gene sahip olan herkes ankilozan spondilit geliştirmez; çevresel faktörler de hastalığın ortaya çıkmasında etkili olabilir.

Ankilozan Spondilit Gözleri Etkileyebilir Mi?

Evet, ankilozan spondilit hastalarında üveit adı verilen göz iltihabı sıkça görülür. Üveit belirtileri arasında gözde kızarıklık, ağrı ve bulanık görme yer alır. Gözle ilgili belirtiler ortaya çıktığında hızlı bir şekilde doktora başvurmak gerekir, çünkü tedavi edilmezse görme kaybına yol açabilir.

Ankilozan Spondilit ve Beslenme Arasındaki İlişki Nedir?

Sağlıklı ve dengeli bir beslenme, iltihaplanmayı azaltarak hastalık belirtilerini hafifletebilir. Anti-inflamatuar özelliklere sahip sebze, meyve, omega-3 içeren balık ve tam tahıllı gıdalar tüketmek faydalı olabilir. Aşırı işlenmiş gıdalar, şekerli yiyecekler ve aşırı kırmızı et tüketimi iltihabı artırabileceği için dikkatli tüketilmelidir.

Ankilozan Spondilit Hastaları Nasıl Bir Yaşam Tarzı Benimsemelidir?

Düzenli egzersiz yapmak, omurganın esnekliğini korumaya ve ağrıyı azaltmaya yardımcı olur. Sigara ve alkol kullanımından kaçınmak, sağlıklı beslenmek ve ergonomik oturma-duruş alışkanlıkları geliştirmek hastalığın kontrolünü kolaylaştırır. Ayrıca, düzenli doktor kontrolleri ile hastalığın ilerlemesi takip edilmeli ve tedaviye uyum sağlanmalıdır.

Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır. Güncellenme Tarihi: 11 Nisan 2025 Cuma Yayımlanma Tarihi: 11 Nisan 2025 Cuma
Bu içeriği ortalama 10 dakikada okuyabilirsiniz.

Doktorlar

Ankilozan Spondilit ilgi alanı konusunda uzman doktor listemiz aşağıda yer almaktadır:

Tıbbi Birimler

Bize Ulaşın

Bilgi talepleriniz için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.

Acıbadem Sağlık Grubu olarak size daha iyi ve kaliteli bir hizmet sunabilmemiz için istek, öneri, teşekkür ve şikayetlerinizi aşağıdaki formu doldurarak ya da 444 55 44 numaralı telefondan tarafımıza ulaşarak bildirebilirsiniz.

Devamı
Devamı
Güvenlik Kodu

KİŞİSEL VERİLERİN ELDE EDİLMESİ VE İŞLENMESİ HAKKINDA AYDINLATMA METNİ

Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. ile EK-1’de listelenen hâkim ve bağlı şirketleri (her biri ayrı ayrı “Şirket”, hepsi birlikte “Şirketler” olarak anılacaktır.) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) ve ilgili mevzuat kapsamında Veri Sorumlusu sıfatıyla, elde edilen genel nitelikli ve/veya özel nitelikli kişisel verileriniz (sağlık verileri dâhil ancak bununla sınırlı olmamak üzere) (“Kişisel Veri”), aşağıda açıklanan çerçevede ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik, Özel Hastaneler Yönetmeliği, Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve sair mevzuata uygun olarak işlenebilecektir.

I. Kişisel Veri’lerin Elde Edilmesi, İşlenmesi ve İşleme Amaçları

Kişisel Veri’leriniz sağlanmakta olan kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amaçlarıyla ve Şirket’in faaliyet konularına uygun düşecek şekilde sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik (internet sitesi, mobil uygulamalarımız, çağrı merkezi gibi) kanallar aracılığıyla elde edilmektedir. Kişisel Veri’leriniz, Şirket tarafından aşağıda yer alanlar dâhil ve bunlarla sınırlı olmaksızın, faaliyet konusuna uygun olduğu ölçüde, bu maddede belirtilen amaçlar ile bağlantılı ve ölçülü şekilde işlenebilmektedir:

Elde edilen her türlü Kişisel Veri, Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde belirtilen Kişisel Veri işleme şartları uyarınca; aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

Uzaktan sağlık hizmeti almanız halinde bu kapsamda elektronik ortam (internet sitemiz ve/veya mobil uygulamamız) aracılığıyla elde edilen Kişisel Veri’leriniz, yukarıda belirtilen Kişisel Veri işleme amaçlarına ek olarak aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

İlgili mevzuat uyarınca elde edilen ve işlenen Kişisel Veri’leriniz, tarafımıza ait fiziki arşivler ve/veya bilişim sistemlerine nakledilerek, hem dijital ortamda hem de fiziki ortamda muhafaza altında tutulabilecektir.

II. Kişisel Verilerin Aktarılması

Kişisel Veri’ileriniz, Kanun ve sair mevzuat kapsamında ve yukarıda yer verilen amaçlarla ilgili Şirket tarafından,  (i) özel sigorta şirketleri, (ii) T.C. Sağlık Bakanlığı ve bağlı alt birimleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ve sair kolluk kuvvetleri, T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Eczacılar Birliği, Mahkemeler ve her türlü yargı makamı, (iii) yetki vermiş olduğunuz temsilcileriniz ve avukatlar, (iv) vergi ve finans danışmanları ve denetçiler de dâhil olmak üzere danışmanlık aldığımız üçüncü kişiler, (v) düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve resmi merciler, (vi) sağlık hizmetlerimizi geliştirmek veya yürütmek üzere işbirliği yaptığımız iş ortaklarımız ve EK-1’de yer alan Şirketlerle paylaşılabilecektir ve (vii) sosyal medya hesaplarımız veya ilgili mesaj uygulamaları üzerinden mesaj paylaşımı yapmanız veya internet sitelerimiz üzerinden canlı destek almanız halinde paylaşacağınız bilgileriniz ve beyan ettiklerinizle sınırlı olarak Kişisel Veri’leriniz ilgili sosyal medya hesabının veya mesaj uygulamasının sahibi yurtiçinde ya da yurtdışında mukim diğer veri sorumlusu gerçek ve/veya tüzel kişiler tarafından işlenebilecektir.

III. Kişisel Veri Elde Etmenin Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel Veri’leriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda yer verilen amaçlar ve Şirket’in faaliyet konusuna dâhil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda Şirket’in akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir. İşbu kişisel verilerinizin toplanmasının hukuki sebebi;

Kanun’un 6. maddesi 3. fıkrasında da belirtildiği üzere sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.

IV. Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Haklarınız

Kişisel Veri’lerinizin korunmasına yönelik haklarınız Kanun’un 11. maddesi ve ilgili mevzuatlar uyarınca aşağıda belirtilen haklara sahipsiniz:

Mezkûr haklarınızdan birini ya da birkaçını kullanmanız halinde ilgili bilgi tarafınıza, açık ve anlaşılabilir bir şekilde yazılı olarak ya da elektronik ortamda, tarafınızca sağlanan iletişim bilgileri yoluyla, bildirilir.

V. Veri Güvenliği

Şirketler, Kişisel Veri’lerinizi bilgi güvenliği standartları ve prosedürleri gereğince alınması gereken tüm teknik ve idari güvenlik kontrollerine tam uygunlukla korumaktadır. Söz konusu güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak muhtemel riske uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

VI. Şikâyet ve İletişim

Kişisel Veri’leriniz teknik ve idari imkânlar dâhilinde titizlikle korunmakta ve gerekli güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak olası risklere uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

Kanun kapsamındaki taleplerinizi, https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/images/Ac%C4%B1badem_Veri_Sahibi_Basvuru_Formu.pdf internet adresindeki “Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Tic. A.Ş. Veri Sahibi Başvuru Formu” nu doldurarak;

i. Atatürk Mahallesi, Feza Sokak, No:3 İç Kapı No:8 K:12 Ataşehir, İstanbuladresine kargo ile ıslak imzanızı taşıyan bir dilekçe ile “Kurumsal Sekretarya” departmanı dikkatine Zarfına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Bilgi Talebi” yazarak,

ii. Noter kanalıyla,

iii. acibademsaglik@hs02.kep.tr adresine güvenli elektronik ya da mobil imzalı olarak, kayıtlı elektronik posta adresi veya sistemimizde kayıtlı elektronik e-posta adresiniz aracılığıyla,

iv. Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.’ne hitaben yazdığınız dosyayı güvenli e-imza ile imzalayarak kisiselveri@acibadem.com adresine e-posta’nın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Bilgi Talebi” yazarak veya

v. Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun belirleyeceği diğer yöntemlerle iletebilirsiniz.

EK-1: Şirket’lerin listesi;

 

YUKARI
İçindekiler