Daha iyi bir deneyim için konum izni vermelisiniz.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?

Büyük damar hastalıkları, genellikle aort ve beyin damarları gibi vücudun en büyük damarlarını etkileyen ciddi sağlık sorunlarıdır. En sık görülen türleri arasında aort anevrizması, aort diseksiyonu ve karotis arter hastalığı yer alır. Bu hastalıklar, damar duvarının zayıflaması veya tıkanması sonucu kan akışının bozulmasına neden olur.

Belirtiler genellikle hastalığın türüne bağlı olarak değişir; göğüs veya karın ağrısı, ani baş dönmesi, bilinç kaybı, felç ve nefes darlığı sık görülen şikayetlerdir. Tanı için genellikle ultrason, BT anjiyografi ve MR gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır. Tedavi ise hastalığın ciddiyetine bağlı olarak ilaç tedavisi, cerrahi müdahale veya endovasküler girişimler şeklinde planlanır. Erken teşhis, hayati riskleri azaltmak açısından oldukça önemlidir.

İçindekiler

Büyük Damar Hastalığı Nedir?

Büyük damar hastalığı , kalbi besleyen koroner arterler, beyin damarları ve bacaklardaki ana arterler gibi büyük çaplı damarları etkileyen aterosklerotik bir damar hastalığıdır. Bu durum genellikle damar duvarlarında plak birikimiyle başlar ve kalp krizi, felç veya periferik arter hastalığı gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir.

Büyük damar hastalıkları (makrovasküler hastalıklar), vücudun ana kan taşıyıcıları olan geniş çaplı arterleri, yani aortayı, kalbi besleyen koroner arterleri, beyne kan götüren karotis ve vertebral arterleri ve kollara/bacaklara kan taşıyan periferik arterleri etkileyen aterosklerotik (damar sertliği) süreçler sonucu ortaya çıkan bir grup kardiyovasküler durumu tanımlar.

Bu hastalıkların temelinde, arter duvarlarının iç yüzeyinde zamanla yağ, kolesterol, kalsiyum ve diğer hücresel atıkların birikerek "plak" adı verilen yapıları oluşturması yatar.

Bu plaklar damarları giderek daraltır (stenoz), sertleştirir ve kan akışını engellerken, bazen de yırtılarak ani pıhtı oluşumuna (tromboz) ve tam tıkanıklığa yol açabilirler.

Etkilenen damar bölgesine göre bu durum, kalpte koroner arter hastalığı (anjina, kalp krizi), beyinde serebrovasküler hastalık (inme, geçici iskemik atak) veya bacaklar gibi uzuvlarda periferik arter hastalığı (yürümekle artan ağrı - kladikasyo, kritik bacak iskemisi) şeklinde klinik olarak kendini gösterir ve aynı zamanda aort anevrizması (damar duvarının zayıflayıp balonlaşması) gibi durumları da içerebilir.

Bu hastalıklar, diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, sigara kullanımı ve obezite gibi risk faktörleriyle yakından ilişkili olup, dünya genelinde en önemli ölüm ve sakatlık nedenleri arasında yer almaktadır.

Büyük damar hastalıkları şu şekilde sıralanabilir:

  • Koroner Arter Hastalığı (KAH) : Kalbi besleyen damarların daralması veya tıkanması.
  • İnme (Serebrovasküler Hastalık) : Beyne giden büyük damarların tıkanması veya yırtılması.
  • Periferik Arter Hastalığı (PAH) : Bacaklar gibi uzuvlara kan taşıyan damarların daralması.
  • Aort Anevrizması : Aortun genişlemesi veya yırtılması.
  • Karotis Arter Hastalığı : Beyne giden boyun damarlarında daralma.

Abdominal Aort Anevrizmaları

Aort damarının duvar yapısında gelişen bozulma sonucu, karın bölgesi seviyesinde normal çapının 1.5 katından daha geniş olması durumuna deniyor. İleri yaştaki erkeklerde daha sık görülüyor. Genel olarak toplumda 10 binde 2-3 oranında rastlanıyor. Görülme oranı 50 yaşın üzerindekilerde yüzde 3, 65 yaşın üzerindekilerde ise yüzde 5-6 seviyelerine ulaşabiliyor.

Abdominal Aort Anevrizmalarının Belirtileri Neler?

Abdominal aort anevrizmaları sıklıkla şikayete yol açmıyor ve sessiz seyrediyor. Bu tip kişilerin hastalığı çoğunlukla başka nedenlerden dolayı yapılan tetkiklerde saptanıyor. Hastaların yaklaşık yüzde 25’inde devamlı veya geçici karın ağrısı olabiliyor. Ağrı hafif veya şiddetli hissedilebiliyor.

Bazen, ağrı bel bölgesinde de olabiliyor. Şiddetli ağrılar veya ilerleyen ağrılarda (özellikle de bel bölgesinde lokalize olanlar) aort damarının yırtılması (rüptür) söz konusu olabileceği için acilen inceleme yapılması gerekiyor.

Risk Faktörleri Neler?

Sigara içenler, ailesinde anevrizma olanlar, ileri yaştakiler, kalp damar tıkanıklığı, yüksek kolesterolü, kronik akciğer hastalığı ile hipertansiyonu olanlar ve uzun boylular abdominal aort anevrizması gelişimi için risk grubunda.

Tanı Yöntemleri Neler?

Hastanın şikayetlerine göre yapılan değerlendirme ve muayene sonrasında, ultrasonografiyle kısa sürede tanı konulabiliyor. Anevrizmanın kritik boyutlara ulaşmadığı durumlarda, ultrasonografi takip amacıyla da kullanılabiliyor.

Çapı 4 cm.’den küçük olan anevrizmalar 6 ayda bir ultrason takibiyle kontrol edilebiliyor. Ancak anevrizmanın kesin ölçümleri ve lokalizasyonu için bilgisayarlı tomografik anjiyografi (BTA), özellikle rüptür şüphesi olanlarda acil tedaviyi yönlendirmesi açısından önemli ve gerekli.

Kimler Tedavi Edilmeli?

Öncelikle aort anevrizması teşhis edilmiş kişilerde anevrizma için risk oluşturan faktörlerin gözden geçirilmesi gerekiyor. Özellikle tansiyonun kontrol altında tutulması, sigaranın bırakılması çok önemli.

Eğer anevrizmanın çapı 4-5 cm. üzerinde ise acil müdahale gerekiyor. Ancak rüptür (aort damarının yırtılması) gelişmiş hastalarda anevrizma çapı ne olursa olsun acil tedavi şart!

Abdominal Aort Anevrizma Tedavi Yöntemleri

Açık Cerrahi Yöntem

Bu yöntemde anevrizmanın olduğu bölgede karın duvarı yaklaşık 15-20 cm. kesi ile açılıyor. İşlem sıklıkla genel anestezi altında yapılıyor. Anevrizmanın olduğu aort damarına sentetik materyalden oluşan greft ile bypass uygulanıyor. İşlem sonrası hastanın yaklaşık 1 gün yoğun bakımda, 1 hafta da hastanede yatarak tedavi görmesi gerekiyor.

Endoskopik Yöntem

Bu yöntemde gerçekleştirilen tedavi, temel olarak açık cerrahi yöntemle aynı. Ancak işlem geniş bir kesi yerine karın bölgesinden yapılan küçük kesiler içinden gönderilen endoskopik cihazlarla yapılıyor. Açık cerrahi yönteme göre daha küçük kesiler ile yapılıyor.

Endovasküler Yöntemle Anevrizma Onarımı (EVAR)

Bu yöntem kateter tekniklerinin uygulanabildiği ve ameliyathane şartlarının olduğu ortamlarda yapılabiliyor. Anevrizmanın olduğu aort bölgesi, kasıklardan kateter ile ilerletilen stentle tamir ediliyor. İşlem lokal anesteziyle yapılabiliyor.

Endovasküler yöntem, öncelikle açık cerrahi yöntem için yüksek riskli olan hastalara uygun görülüyor. Bu yöntem her hastaya uygulanamıyor. Anevrizmanın endovasküler yöntemle tedavi edilebilmesi için damar yapısının uygun olması gerekiyor.

Aort Damarı Tıkanıklıkları

Bu tıkanıklıklar yürürken bacaklarda hissedilen ağrıyla kendini belli ediyor. Aortoiliak damar bölgesi, aterosklerotik damar tıkanıklıklarının en sık rastlandığı bölgelerden biri.

Risk Faktörleri Neler?

Genel olarak ateroskleroz için söz konusu olan risk faktörleri, aortoiliak damar hastalığı için de geçerli. Bu risk faktörleri; sigara içilmesi, kolesterol yüksekliği, diyabet hastalığı, hipertansiyon ve fazla kilolardır.

Aort Damarı Tıkanıklıklarının Belirtileri Neler?

Buradaki damar tıkanıklıklarında en sık karşılaşılan şikayetler; yürürken kalça, uyluk ve baldırda hissedilen ağrı, seksüel disfonksiyon, istirahat ağrısı, duyu veya motor fonksiyon kaybı, ileri aşamalarda ise doku kaybı olarak sıralanıyor.

Tanı Yöntemleri Neler?

Bu tip hastalıklarda tanı, doppler ultrasonografi ve BTA anjiyografi ile konuyor.

Aort Damarı Tıkanıklıkları Tedavi Yöntemleri

Tedavisinde ise açık cerrahi yöntem ile sentetik greft bypass, endoskopik yöntem ile greft bypass ve endovasküler teknik kullanılıyor.

Torakal Aort Anevrizmaları

Torakal aort anevrizması, vücudun ana atardamarı olan aortun göğüs boşluğu (toraks) içerisinde seyreden bölümünün duvar yapısındaki zayıflama nedeniyle anormal bir şekilde genişleyip balonlaşması durumunu ifade eder; bu genişleme genellikle damarın normal çapının %50'sinden fazla olması olarak tanımlanır.

Sıklıkla ateroskleroz (damar sertliği) ve kontrolsüz yüksek tansiyon gibi yaygın kardiyovasküler risk faktörlerine bağlı olarak gelişse de, Marfan sendromu veya Ehlers-Danlos sendromu gibi genetik bağ dokusu hastalıkları, aortit (aort duvarının iltihabı), enfeksiyonlar veya göğüs travmaları da torakal aort anevrizması oluşumuna yol açabilir.

Bu anevrizmalar genellikle yavaş büyüdükleri ve çevre dokulara belirgin baskı yapmadıkları sürece semptom vermezler (asemptomatik kalırlar) ve sıklıkla başka bir nedenle yapılan göğüs röntgeni, bilgisayarlı tomografi (BT) veya manyetik rezonans (MR) görüntülemesi sırasında tesadüfen saptanırlar.

Ancak anevrizma büyüdükçe veya yerleşimine bağlı olarak yemek borusu, soluk borusu veya ses tellerine giden sinirlere baskı yapmaya başladığında göğüs ağrısı, sırt ağrısı (özellikle kürek kemikleri arasında), öksürük, nefes darlığı, yutma güçlüğü veya ses kısıklığı gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Torakal aort anevrizmalarının en korkulan komplikasyonları, anevrizma duvarının yırtılması (rüptür) veya aort duvar katmanlarının birbirinden ayrılması (aort diseksiyonu) olup, her ikisi de ani ve şiddetli ağrı ile karakterize, hayati tehlike taşıyan ve acil cerrahi müdahale gerektiren durumlardır.

Bu nedenle tanı konulan anevrizmaların boyutu, büyüme hızı ve hastanın genel durumu dikkate alınarak düzenli takip ve risk faktörlerinin kontrolü (özellikle tansiyon regülasyonu) veya belirli bir çapa ulaştığında ya da hızlı büyüdüğünde açık cerrahi ya da endovasküler yöntemlerle (TEVAR - torakal endovasküler aort onarımı) onarımı planlanır.

Risk Faktörleri Neler?

65 yaş ve üzeri hastalarda, yaş ilerledikçe hastalığa daha sık rastlanıyor. Bunun yanında aort diseksiyonu, ailede anevrizma oluşu, bağ dokusu hastalıkları (Marfan Sendromu), travma, iltihabi hastalıklar torakal anevrizma gelişimini tetikleyebiliyor.

Torakal Aort Anevrizmaları Belirtileri Neler?

Torakal aort anevrizmaları genelde şikayete yol açmıyor ve sessiz seyrediyor. Geniş anevrizmalarda göğüs, sırt ve karın ağrısı olabiliyor. Şikayetler kalp krizine benzeyebiliyor. Ayrıca ses kısıklığı, yutma güçlüğü, öksürük veya kusma ile kanama meydana gelebiliyor. Ani başlayan veya giderek şiddetlenen damar rüptürü (aort damarının yırtılması) gibi acil bir durumun habercisi olabiliyor.

Tanı Yöntemleri Neler?

Hastanın şikayetlerine göre yapılan değerlendirme ve muayene sonrasında bilgisayarlı tomografik anjiyografi (BTA) ile tanı konabiliyor, özellikle rüptür (aort damarının yırtılması) şüphesi olanlarda acil tedaviyi yönlendirmesi açısından BTA’nın acilen planlanması gerekiyor.

Kimler Tedavi Edilmeli?

Anevrizma çapı 5 cm.’den büyük hastalarda rüptür riski yüksek olduğu için müdahale gerekebiliyor. Ayrıca anevrizma çapı ne olursa olsun, rüptür gelişmiş hastalarda da acil tedaviye ihtiyaç duyuluyor.

Torakal Aort Anevrizma Tedavi Yöntemleri

Açık Cerrahi Yöntem

Kalp damar hastalıklarının en yüksek riskli operasyonlarından biri olan torakal anevrizmalarda, anevrizmanın olduğu bölgede göğüs yan duvarı ve eğer anevrizma karın bölgesine de ulaşıyorsa karın duvarı, anevrizmanın lokalizasyonuna göre yaklaşık 25-30 cm. kesi ile açılıyor. İşlem genel anestezi altında yapılıyor. nevrizmanın olduğu aort damarına sentetik materyalden oluşan greft ile bypass yapılıyor. İşlem sonrası yoğun bakım ve hastanede yatış süreleri, uygulanan tekniğe göre değişiyor.

Torakal Endovasküler Yöntemle Anevrizma Onarımı (TEVAR)

Bu yöntem kateter tekniklerinin uygulanabildiği ve ameliyathane şartlarının olduğu ortamlarda yapılabiliyor. Anevrizmanın olduğu aort bölgesi, kasıklardan kateter ile ilerletilen stentle tamir ediliyor. İşlem lokal anestezi ile yapılabiliyor.

Endovasküler yöntem öncelikle açık cerrahi yöntem için yüksek riskli olan hastalara uygun görülüyor. Ayrıca hızlı ve pratik uygulanabilirliği açısından, acil cerrahinin gerektiği rüptüre anevrizmalarda da sıklıkla yapılıyor.

Hybrid Prosedürler

Torakal anevrizmalar beyin, kollar ve bazı organları besleyen damarları içerebiliyor. Bu tip durumlarda basit greft ile bypass veya TEVAR işlemi, bu organların beslenmesinin korunması için yeterli olmayabiliyor veya bu organların damarlarının korunması sağlanmadan bu teknikler uygulanamayabiliyor.

Bu tip anevrizmalarda öncelikle bu organ damarlarının bypass yöntemi ile kanlanması sağlanarak, asıl cerrahi veya TEVAR yöntemine geçilebiliyor. Bu tip kombine tedavilerin uygulanmasına ‘hybrid’ yöntem deniyor.

Diseksiyon

Kalpten çıkan en büyük damar olan aortun, uzun süreli yüksek basınca maruz kalması sonucu iç cidarından başlayarak yırtılması ve duvar katlarının birbirinden ayrılması olayına ‘aort diseksiyonu’ adı veriliyor.

Diseksiyonlarda duvar tam kat yırtılmıyor, ancak sorun hızlı bir şekilde tam kat yırtılmaya ilerleyebileceği için son derece acil bir durum ve hayati tehlike söz konusu. Aort damarındaki yırtılmanın yerine göre klinik seyir farklılıklar gösterebiliyor. Hastanın, hemen teşhis konularak saatler içerisinde ameliyata alınması gerekiyor ve yırtılmış olan aort kısmı, yapay damarla değiştirilerek tamir ediliyor.

Aort diseksiyonu her yıl ortalama bir milyon kişiden 5-6’sında görülüyor.

Risk Faktörleri Neler?

Çoğu hastada bu duruma hipertansiyon neden oluyor. Aort anevrizması, bağ dokusu hastalıkları (Marfan Sendromu), aort stenozu, aort koarktasyonu gibi hastalıklar ve aort damarıyla ilişkili tıbbi işlemler sonucunda da gelişebiliyor.

Diseksiyon Belirtileri Neler?

Sıklıkla ani başlayan, bıçak saplanır şeklinde tarif edilen şiddetli göğüs ve sırt ağrısı oluyor. Beraberinde terleme, soğukluk, bulantı ve kusma gibi şikayetler de görülebiliyor.

Diseksiyon aynı zamanda organ ve ekstremite beslenmesini bozabileceği gibi, herhangi bir organdaki fonksiyon bozukluğu veya ağrı şikayeti de (örneğin bacak ağrısı) ilk belirtilerden olabiliyor.

Tanı Yöntemleri Neler?

Hastanın şikayetlerine göre yapılan değerlendirme ve muayene sonrasında ekokardiyografi ile aort damarının başlangıç seviyelerindeki diseksiyon tanınabiliyor. Ancak diseksiyondan şüphelenilen her durumda kesin tanı için acil bilgisayarlı tomografik anjiyografi (BTA) yapılması gerekiyor.

Kimler Tedavi Edilmeli?

Diseksiyon, acil tedavi gerektiren bir durum. Aort damarının başlangıç seviyesinde gelişen diseksiyonların acilen operasyona alınması gerekiyor. Daha alt seviyedeki lokalize diseksiyonlarda, öncelikle tansiyon kontrolü yapılmalı.

Diseksiyon Tedavi Yöntemleri

Açık Cerrahi Yöntem

Aort damarının başlangıç bölümünden başlayan diseksiyonlarda göğüs kemiği açılarak, kalp akciğer makinesi desteği altında operasyon yapılıyor. Diseksiyonun geliştiği aort damar segmenti, suni greft ile değiştiriliyor.

Eğer diseksiyon beyni besleyen damarları da içine alacak şekilde ilerlemişse, kol ve bacak damarları kullanılarak kalp akciğer makinesi desteğine başlanması gerekebiliyor. Bazı durumlarda tüm vücut soğutularak kan dolaşımı tamamen durduruluyor. İşlem sonrası yoğun bakım ve hastanede kalış süreleri, uygulanan teknik ve hastalığın ağırlığına göre değişiyor.

Endovasküler Yöntemle Anevrizma Onarımı (TEVAR)

Bu yöntem başlangıç ve beyni besleyen dalların çıktığı kısımları içermeyen diseksiyonlarda uygulanıyor. Kateter tekniklerinin uygulanabildiği ve ameliyathane şartlarının olduğu ortamlarda yapılabiliyor.

Endovasküler tedavi yönteminde anevrizmanın olduğu aort bölgesi, kasıklardan kateter ile ilerletilen stentle tamir ediliyor. İşlem lokal anestezi ile yapılabiliyor.

Endovasküler yöntem öncelikle açık cerrahi yöntem için yüksek riskli olan hastalara uygun görülüyor.

Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır. Güncellenme Tarihi: 16 Nisan 2025 Çarşamba Yayımlanma Tarihi: 26 Haziran 2019 Çarşamba
Bu içeriği ortalama 10 dakikada okuyabilirsiniz.

Bize Ulaşın

Bilgi talepleriniz için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.

Acıbadem Sağlık Grubu olarak size daha iyi ve kaliteli bir hizmet sunabilmemiz için istek, öneri, teşekkür ve şikayetlerinizi aşağıdaki formu doldurarak ya da 444 55 44 numaralı telefondan tarafımıza ulaşarak bildirebilirsiniz.

Devamı
Devamı
Güvenlik Kodu

KİŞİSEL VERİLERİN ELDE EDİLMESİ VE İŞLENMESİ HAKKINDA AYDINLATMA METNİ

Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. ile EK-1’de listelenen hâkim ve bağlı şirketleri (her biri ayrı ayrı “Şirket”, hepsi birlikte “Şirketler” olarak anılacaktır.) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) ve ilgili mevzuat kapsamında Veri Sorumlusu sıfatıyla, elde edilen genel nitelikli ve/veya özel nitelikli kişisel verileriniz (sağlık verileri dâhil ancak bununla sınırlı olmamak üzere) (“Kişisel Veri”), aşağıda açıklanan çerçevede ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik, Özel Hastaneler Yönetmeliği, Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve sair mevzuata uygun olarak işlenebilecektir.

I. Kişisel Veri’lerin Elde Edilmesi, İşlenmesi ve İşleme Amaçları

Kişisel Veri’leriniz sağlanmakta olan kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amaçlarıyla ve Şirket’in faaliyet konularına uygun düşecek şekilde sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik (internet sitesi, mobil uygulamalarımız, çağrı merkezi gibi) kanallar aracılığıyla elde edilmektedir. Kişisel Veri’leriniz, Şirket tarafından aşağıda yer alanlar dâhil ve bunlarla sınırlı olmaksızın, faaliyet konusuna uygun olduğu ölçüde, bu maddede belirtilen amaçlar ile bağlantılı ve ölçülü şekilde işlenebilmektedir:

Elde edilen her türlü Kişisel Veri, Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde belirtilen Kişisel Veri işleme şartları uyarınca; aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

Uzaktan sağlık hizmeti almanız halinde bu kapsamda elektronik ortam (internet sitemiz ve/veya mobil uygulamamız) aracılığıyla elde edilen Kişisel Veri’leriniz, yukarıda belirtilen Kişisel Veri işleme amaçlarına ek olarak aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

İlgili mevzuat uyarınca elde edilen ve işlenen Kişisel Veri’leriniz, tarafımıza ait fiziki arşivler ve/veya bilişim sistemlerine nakledilerek, hem dijital ortamda hem de fiziki ortamda muhafaza altında tutulabilecektir.

II. Kişisel Verilerin Aktarılması

Kişisel Veri’ileriniz, Kanun ve sair mevzuat kapsamında ve yukarıda yer verilen amaçlarla ilgili Şirket tarafından,  (i) özel sigorta şirketleri, (ii) T.C. Sağlık Bakanlığı ve bağlı alt birimleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ve sair kolluk kuvvetleri, T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Eczacılar Birliği, Mahkemeler ve her türlü yargı makamı, (iii) yetki vermiş olduğunuz temsilcileriniz ve avukatlar, (iv) vergi ve finans danışmanları ve denetçiler de dâhil olmak üzere danışmanlık aldığımız üçüncü kişiler, (v) düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve resmi merciler, (vi) sağlık hizmetlerimizi geliştirmek veya yürütmek üzere işbirliği yaptığımız iş ortaklarımız ve EK-1’de yer alan Şirketlerle paylaşılabilecektir ve (vii) sosyal medya hesaplarımız veya ilgili mesaj uygulamaları üzerinden mesaj paylaşımı yapmanız veya internet sitelerimiz üzerinden canlı destek almanız halinde paylaşacağınız bilgileriniz ve beyan ettiklerinizle sınırlı olarak Kişisel Veri’leriniz ilgili sosyal medya hesabının veya mesaj uygulamasının sahibi yurtiçinde ya da yurtdışında mukim diğer veri sorumlusu gerçek ve/veya tüzel kişiler tarafından işlenebilecektir.

III. Kişisel Veri Elde Etmenin Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel Veri’leriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda yer verilen amaçlar ve Şirket’in faaliyet konusuna dâhil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda Şirket’in akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir. İşbu kişisel verilerinizin toplanmasının hukuki sebebi;

Kanun’un 6. maddesi 3. fıkrasında da belirtildiği üzere sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.

IV. Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Haklarınız

Kişisel Veri’lerinizin korunmasına yönelik haklarınız Kanun’un 11. maddesi ve ilgili mevzuatlar uyarınca aşağıda belirtilen haklara sahipsiniz:

Mezkûr haklarınızdan birini ya da birkaçını kullanmanız halinde ilgili bilgi tarafınıza, açık ve anlaşılabilir bir şekilde yazılı olarak ya da elektronik ortamda, tarafınızca sağlanan iletişim bilgileri yoluyla, bildirilir.

V. Veri Güvenliği

Şirketler, Kişisel Veri’lerinizi bilgi güvenliği standartları ve prosedürleri gereğince alınması gereken tüm teknik ve idari güvenlik kontrollerine tam uygunlukla korumaktadır. Söz konusu güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak muhtemel riske uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

VI. Şikâyet ve İletişim

Kişisel Veri’leriniz teknik ve idari imkânlar dâhilinde titizlikle korunmakta ve gerekli güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak olası risklere uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

Kanun kapsamındaki taleplerinizi, https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/images/Ac%C4%B1badem_Veri_Sahibi_Basvuru_Formu.pdf internet adresindeki “Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Tic. A.Ş. Veri Sahibi Başvuru Formu” nu doldurarak;

i. Atatürk Mahallesi, Feza Sokak, No:3 İç Kapı No:8 K:12 Ataşehir, İstanbuladresine kargo ile ıslak imzanızı taşıyan bir dilekçe ile “Kurumsal Sekretarya” departmanı dikkatine Zarfına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Bilgi Talebi” yazarak,

ii. Noter kanalıyla,

iii. acibademsaglik@hs02.kep.tr adresine güvenli elektronik ya da mobil imzalı olarak, kayıtlı elektronik posta adresi veya sistemimizde kayıtlı elektronik e-posta adresiniz aracılığıyla,

iv. Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.’ne hitaben yazdığınız dosyayı güvenli e-imza ile imzalayarak kisiselveri@acibadem.com adresine e-posta’nın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Bilgi Talebi” yazarak veya

v. Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun belirleyeceği diğer yöntemlerle iletebilirsiniz.

EK-1: Şirket’lerin listesi;

 

YUKARI
İçindekiler x""