Daha iyi bir deneyim için konum izni vermelisiniz.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Karbon Peeling

Glokom, göz içi basıncının artması sonucu optik sinirin zarar görmesiyle oluşan ciddi bir göz hastalığıdır. Genellikle belirti vermeden ilerleyen glokom, zamanında fark edilmezse kalıcı görme kaybına neden olabilir.

Glokom hastası olanlarda ileri evrelerde görme alanında daralma, bulanık görme, baş ağrısı ve göz çevresinde ağrı gibi belirtiler görülebilir. Aile öyküsü, yaş, diyabet ve kortizon kullanımı gibi faktörler hastalığın gelişiminde etkili olabilir. Düzenli göz kontrolleri sayesinde erken teşhis mümkündür.

İçindekiler

Glokom Nedir?

Glokom , göz içi basıncının (intraoküler basınç) yükselmesiyle optik sinire zarar veren ve görme kaybına yol açabilen kronik, ilerleyici bir göz tansiyonu hastalığıdır. Genellikle yavaş geliştiği için uzun süre belirti vermeyebilir ve bu nedenle "sessiz hırsız" olarak adlandırılır.

Glokom, göz sıvısının (aköz hümör) üretimi ve drenajı arasındaki dengenin bozulması sonucu ortaya çıkar. Bu dengesizlik göz içi basıncını artırır ve optik sinirin hasar görmesine yol açar. Optik sinir, görme sinyallerini beyine ilettiği için bu sinirin zedelenmesi kalıcı görme kaybına ve gece körlüğü gibi sorunlara neden olabilir.

Hastalığın en yaygın türü açık açılı glokomdur . Yavaş ilerler ve genellikle belirti vermez. Diğer bir türü olan kapalı açılı glokom , ani göz ağrısı, baş ağrısı, bulanık görme ve mide bulantısı gibi belirtilerle kendini gösterebilir ve acil müdahale gerektirir. Bazı glokom türleri doğuştan ya da başka göz hastalıklarına bağlı olarak da gelişebilir.

Yakın çekimde, orta yaşlı bir kadının iki gözünü ve çevresindeki yüz detaylarını gösteren görsel; göz irisi, göz kapağı ve kırışıklıklar net şekilde görünmektedir, biyometrik tanıma ve göz analizi uygulamaları için uygundur.

Glokomun Belirtileri Nelerdir?

Glokom, genellikle sinsi ilerleyen ve erken evrede belirti vermeyen bir göz hastalığıdır. Ancak ilerledikçe bazı belirtiler ortaya çıkabilir. Glokom belirtileri arasında baş ağrısı, göz ağrısı, bulanık görme, ışıkların etrafında hareler görme, sabahları gözde rahatsızlık hissi, görme alanında daralma gibi semptomlar yer alır. Ani ve şiddetli glokom türlerinde mide bulantısı, kusma ve ani görme kaybı da görülebilir.

Glokomun belirtileri şunlardır:

  • Gözde veya çevresinde ağrı hissi
  • Bulanık ya da dalgalı görme
  • Işıkların etrafında renkli halkalar (hareler) görme
  • Görme alanının daralması (tünel görme)
  • Baş ağrısı, özellikle sabahları
  • Işık hassasiyeti
  • Ani görme kaybı (akut glokomda)
  • Mide bulantısı ve kusma (akut atak durumlarında)

Görme Alanında Daralma

Glokomun en karakteristik belirtilerinden biri görme alanında yavaş yavaş oluşan daralmadır . Bu durum genellikle kişinin çevresel görme yetisini kaybetmesiyle başlar. Başta fark edilmez çünkü merkezi görüş korunur, ancak zamanla kişi nesneleri yanlardan göremez hale gelir. Bu, "tünel görüşü" olarak da adlandırılır.

Gözde Ağrı

Özellikle dar açılı glokomda, göz içinde ani basınç artışına bağlı olarak şiddetli göz ağrısı ortaya çıkabilir. Bu ağrı genellikle tek taraflıdır ve bazen başın o tarafına da yayılabilir. Gözdeki ağrı, hastalığın ciddi ve acil bir durum haline geldiğini gösterebilir.

Gözlüklerini çıkarmış, gözünü ovuşturan ve yüzünde rahatsızlık ifadesi bulunan kel bir adam, deniz manzaralı açık bir alanda duruyor. Göz ağrısı veya ışığa hassasiyet gibi bir göz rahatsızlığı yaşıyor olabilir.

Baş Ağrısı

Glokoma bağlı baş ağrıları genellikle göz çevresinde hissedilir ve tek taraflı olabilir. Bu ağrılar gözdeki basınç artışıyla ilişkili olup, migren ya da sinüzit ile karıştırılabilir. Baş ağrısının gözde ağrı ile birlikte olması dikkat edilmesi gereken bir işarettir.

Bulanık Görme

Ani basınç artışları veya ileri evrelerdeki görme siniri hasarı, geçici ya da kalıcı bulanık görmeye neden olabilir. Bu belirti sabahları daha belirgin olabilir çünkü uyku sırasında göz içi basınç yükselebilir. Bulanık görme , glokom dışında birçok hastalıkla ilişkili olabileceği için önemsenmelidir.

Işıkların Etrafında Hale Görme

Glokomu olan kişiler, ışık kaynaklarının etrafında renkli halkalar veya haleler görebilir. Bu durum özellikle geceleri araç kullanırken fark edilir. Hale görme, korneadaki ödem nedeniyle ışığın dağılmasıyla oluşur ve genellikle göz içi basıncının çok yükseldiği durumlarda ortaya çıkar.

Mide Bulantısı ve Kusma

Akut glokom atağında sadece göz ve baş ağrısı değil, mide bulantısı ve kusma da görülebilir. Bu sistemik belirtiler genellikle göz tansiyonunun ani ve ciddi yükselmesine vücudun verdiği tepkilerdir. Bu belirtiler göz rahatsızlığıyla birlikte ortaya çıkarsa derhal tıbbi yardım alınmalıdır.

Glokomun Türleri Nelerdir?

Glokom hastalığı, farklı nedenlere ve belirtilere göre sınıflandırılan çeşitli türlerde ortaya çıkabilir. Glokom türlerinin her biri, gelişim süreci, belirtileri ve tedavi yaklaşımları açısından birbirinden farklılık gösterir.

Glokom hastalığı temelde göz içi sıvısının (aköz hümör) dışa akış yolunda oluşan sorunlara ve bu durumun optik sinir üzerindeki etkilerine göre sınıflandırılır. Sınıflandırmada en belirleyici kriter, göz içi sıvısının boşaldığı açı yapısının açık mı kapalı mı olduğudur.

Ayrıca hastalığın başlangıç yaşı, göz içi basıncının düzeyi, ilerleyiş hızı ve altta yatan nedenler de glokom türlerinin belirlenmesinde rol oynar. Bu bağlamda glokom; açık açılı, kapalı açılı, normal basınçlı, konjenital ve ikincil gibi alt türlere ayrılarak hem tanı hem de tedavi açısından daha spesifik bir yaklaşım sunulabilir.

Glokomun türleri şu şekildedir:

  • Açık açılı glokom
  • Kapalı açılı glokom
  • Normal basınçlı glokom
  • Konjenital (doğuştan) glokom
  • İkincil glokom

Açık Açılı Glokom

Açık açılı glokom, en sık görülen glokom türüdür ve genellikle sinsi ilerler. Göz içi sıvısının drenaj sistemi zamanla tıkanır ancak bu süreç yavaş ilerlediği için hasta başlangıçta herhangi bir belirti fark etmez. Görme alanı daralması ancak ileri aşamalarda ortaya çıkar. Düzenli göz muayeneleri bu türün erken teşhisi için kritik önemdedir.

Kapalı Açılı Glokom

Kapalı açılı glokom, göz içi sıvısının aniden boşalamaması sonucu göz içi basıncının hızla yükseldiği bir durumdur. Şiddetli baş ve göz ağrısı, ani bulanık görme, mide bulantısı ve gözde kızarıklık gibi belirtilerle ortaya çıkar. Bu, acil müdahale gerektiren ciddi bir göz hastalığıdır ve tedavi edilmediğinde hızla kalıcı görme kaybına yol açabilir.

Normal Basınçlı Glokom

Normal basınçlı glokomda göz içi basıncı normal sınırlarda olmasına rağmen optik sinir hasarı gelişir. Bu hastalıkta sinir dokusu daha hassastır ve dolaşım problemleriyle ilişkilidir. Genetik yatkınlık önemli bir risk faktörüdür. Tanı koymak güçtür çünkü göz içi basıncı ölçümleri yanıltıcı olabilir; bu yüzden kapsamlı göz tetkikleri gerekir.

Konjenital (Doğuştan) Glokom

Konjenital glokom, doğumdan itibaren mevcut olan veya bebeklik döneminde ortaya çıkan nadir fakat ciddi bir glokom türüdür. Gözde büyüme, aşırı yaşarma, ışığa duyarlılık ve göz bulanıklığı gibi belirtilerle fark edilir. Genellikle cerrahi müdahale gerektirir. Erken teşhis edilmezse çocuğun görme gelişimi kalıcı şekilde zarar görebilir.

İkincil Glokom

İkincil glokom, başka bir hastalık veya dış etken nedeniyle gelişen glokom türüdür. Göz travmaları, üveit (göz içi iltihap), diyabet, tümörler veya uzun süreli kortizon kullanımı gibi faktörler bu duruma yol açabilir. Nedene yönelik tedavi ile birlikte göz içi basıncının düşürülmesi hedeflenir. Bu tür hem açık hem kapalı açılı olabilir.

Glokomun Nedenleri Nelerdir?

Glokom genellikle göz içi basıncının artması , yani göz tansiyonu nedeniyle ortaya çıkar. Bu nedenle glokom, halk arasında "göz tansiyonu" olarak da adlandırılır. Ancak her glokom türü göz tansiyonu ile doğrudan ilişkili olmayabilir.

Göz sıvısının (aköz hümör) üretimi ve drenajı arasındaki dengesizlik, optik sinir hasarına yol açabilir. Bunun dışında yaş, genetik yatkınlık, bazı sistemik hastalıklar ve ilaç kullanımı da glokoma zemin hazırlayabilir.

Glokomun başlıca nedenleri şunlardır:

  • Göz içi basıncının yükselmesi
  • Ailede glokom öyküsü bulunması
  • İleri yaş (özellikle 40 yaş üzeri risk artar)
  • Şeker hastalığı (diyabet)
  • Hipertansiyon
  • Uzun süreli kortizon/ steroid kullanımı
  • Göz travmaları
  • Göz içi iltihaplar (üveit gibi)
  • Yüksek miyopi veya hipermetropi
  • Damar tıkanıklıkları ve kan akımı bozuklukları

Göz içi sıvısının (aköz hümör) üretimi ve drenajı arasındaki dengesizlik, glokomun en yaygın nedenidir. Bu sıvı göz içinde sürekli üretilir ve normalde gözün ön bölümünden dışarı atılır. Bu akış bozulduğunda sıvı birikir ve göz içi basıncı yükselir. Bu yüksek basınç zamanla optik sinire zarar verir.

Yaşlanma , glokom gelişiminde önemli bir risk faktörüdür. Özellikle 60 yaşın üzerindeki bireylerde daha sık görülür. Genetik faktörler de belirgin bir rol oynar; ailesinde glokom öyküsü olan kişilerde hastalığın görülme riski artar. Irk da etkili olabilir; örneğin Afrika kökenli bireylerde daha sık rastlanır.

Bazı sistemik hastalıklar da glokoma yol açabilir. Özellikle diyabet , yüksek tansiyon ve hipotiroidi gibi durumlar, göz içi basıncı üzerinde dolaylı etkiler yapabilir. Ayrıca migren, dolaşım bozuklukları ve uyku apnesi de glokom gelişimini tetikleyebilir.

Travmalar, göz ameliyatları ya da bazı ilaçların (özellikle kortikosteroidler) uzun süreli kullanımı da glokoma neden olabilir. Göz yaralanmaları, gözün iç yapılarında bozulmalara yol açarak sıvı drenajını engelleyebilir. Bu tür sekonder glokomlar, genellikle belirli bir tetikleyiciye bağlı olarak gelişir.

Sonuç olarak, glokom çok faktörlü bir hastalıktır ve oluşumunda hem yapısal hem çevresel hem de genetik etkenler rol oynar. Düzenli göz kontrolleri ile erken tanı konulması, bu nedenlerin yol açabileceği kalıcı hasarların önüne geçilmesini sağlar.

Glokom Kimlerde Sık Görülür?

Glokom, genellikle 40 yaş üstü bireylerde daha sık görülür. Bununla birlikte ailesinde glokom öyküsü olanlar, yüksek göz tansiyonu bulunanlar, diyabet hastaları, miyoplar, uzun süreli kortizon kullananlar, göz yaralanması geçirmiş kişiler ve siyah ırka mensup bireylerde glokom riski artar. Ayrıca yaş ilerledikçe risk daha da yükselir.

Glokom açısından risk altında olan gruplar:

  • 40 yaş üstü bireyler
  • Ailesinde glokom öyküsü bulunanlar
  • Yüksek göz içi basıncına sahip olanlar
  • Diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalığı olanlar
  • Orta veya yüksek derecede miyop kişiler
  • Kortikosteroid ilaçları uzun süre kullananlar
  • Geçmişte göz travması geçirmiş olanlar
  • Afrika kökenli bireyler ve bazı etnik gruplar
  • Sigara kullananlar ve sağlıksız yaşam sürenler

Glokom Nasıl Teşhis Edilir?

Glokomun teşhis edilmesi süreci, göziçi basıncının ölçülmesiyle başlasa da bu test tek başına yeterli değildir. Tanı koymak için çeşitli testler ve görüntüleme yöntemleri kullanılır. Bu yöntemler arasında tonometri, görme alanı testi, optik sinir başı değerlendirmesi, pakimetri ve OCT (optik koherens tomografi) gibi teknikler yer alır.

Glokom tanı yöntemleri şunlardır:

  • Tonometri : Göz içi basıncını ölçmek için kullanılır. Yüksek basınç glokom belirtisi olabilir.
  • Görme alanı testi (Perimetri) : Görme kaybı olup olmadığını ve bunun yayılımını değerlendirir.
  • Oftalmoskopi : Göz dibine bakılarak optik sinir başı incelenir, çukurlaşma gibi hasar belirtileri değerlendirilir.
  • Pakimetri : Kornea kalınlığı ölçülür. Kalınlık, göz içi basıncı yorumlamasında önemli rol oynar.
  • OCT (Optik Koherens Tomografi) : Optik sinir ve retina sinir lifi tabakasının detaylı yapısını gösterir, erken glokom bulgularını tespit etmeye yardımcı olur.
  • Gonyoskopi : Göz içindeki sıvının dışa akış açısının açık ya da kapalı olup olmadığını belirler.

Glokom Nasıl Tedavi Edilir?

Glokom tedavisinde amaç, göz içi basıncını kontrol altına alarak sinir hasarını önlemektir. Bu amaçla ilaçlar, lazer uygulamaları ve cerrahi yöntemler kullanılır. Tedavi seçimi, hastalığın tipi, evresi ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir.

Glokom tedavi yöntemleri şunlardır:

  • Göz damlaları: En yaygın kullanılan ilk tedavi seçeneğidir. Göz içi sıvı üretimini azaltarak veya sıvının dışa akışını artırarak basıncı düşürür.
  • Ağızdan alınan ilaçlar: Göz damlaları yeterli gelmediğinde geçici olarak kullanılır. Sistemik yan etkilere neden olabilir.
  • Lazer tedavileri:
    • Lazer trabeküloplasti: Açık açılı glokomda, sıvı drenajını artırmak için uygulanır.
    • Lazer iridotomi: Dar açılı glokomda iris üzerinde küçük bir delik açılarak sıvının geçişi sağlanır.
  • Mikroinvaziv glokom cerrahileri (MIGS): Daha az riskli, daha hızlı iyileşen cerrahi tekniklerdir. Hafif ve orta dereceli glokomlarda kullanılır.
  • Klasik cerrahi yöntemler:
    • Trabekülektomi: Göz içi sıvısının dışa akmasını sağlayan bir kanal oluşturulur.
    • Tüp implantasyonu: Sıvının dışa akmasını sağlayan tüpler yerleştirilir, genellikle ileri evrelerde tercih edilir.
  • Yaşam tarzı ve takip: Tedaviye ek olarak düzenli takip, sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durma ve düzenli göz kontrolleri de önemlidir.

Glokom tedavisi, hastalığın türüne ve ilerleme düzeyine göre farklı yöntemleri içerir. Tedavinin temel hedefi, göz içi basıncını düşürerek görme sinirine verilen zararı durdurmak ya da yavaşlatmaktır. Erken teşhis edilen vakalarda basit tedavi yöntemleri yeterli olabilirken, ileri olgularda daha agresif yaklaşımlar gerekebilir.

İlk basamak tedavi genellikle ilaçlarla başlar. Göz damlaları , göz içi sıvısının üretimini azaltarak veya sıvının drenajını artırarak göz içi basıncını kontrol altına almayı amaçlar. Bu damlalar düzenli kullanılmadığında etkisiz kalabilir, bu yüzden hasta uyumu oldukça önemlidir. Bazı durumlarda ağızdan alınan ilaçlar da eklenebilir.

Lazer tedavisi , ilaç tedavisine yanıt vermeyen ya da ilaç kullanımında zorlanan hastalarda etkili olabilir. Özellikle açık açılı glokomda uygulanan lazer trabeküloplasti, sıvı drenaj kanallarını daha geçirgen hale getirerek basıncı düşürür. Lazer tedavisi genellikle kısa süreli bir işlemdir ve ayaktan uygulanabilir.

İlerlemiş glokom vakalarında veya diğer tedavilere rağmen kontrol altına alınamayan durumlarda cerrahi yöntemler gündeme gelir. Trabekülektomi ve tüp implantları gibi cerrahiler, göz içi basıncını kalıcı olarak düşürmeye yönelik yapılır. Cerrahinin başarı oranı yüksek olsa da ortaya başka sorunlar çıkma riski de barındırır.

Glokom tedavisinde takip çok önemlidir. Tedavi başladıktan sonra düzenli göz kontrolleriyle basınç seviyesi ve görme siniri durumu izlenmelidir. Tedavi kişiye özeldir ve hastanın yaşı, yaşam tarzı ve diğer sağlık durumları dikkate alınarak planlanır. Tedavinin yaşam boyu sürmesi gerekebilir.

Glokom Nasıl Ölçülür?

Glokomun tespiti için göz tansiyonu ölçümü büyük önem taşır. Bu ölçüm, genellikle ağrısız ve kısa süren yöntemlerle gerçekleştirilir. Göz tansiyonunu ölçmek için hava püskürtme (non-kontakt tonometri), aplanasyon tonometri, dijital tonometreler ve Schiötz tonometresi gibi çeşitli yöntemler kullanılır.

Göz damlası ile uyuşturma sonrası yapılan bazı testlerde göz yüzeyine hafifçe temas edilirken bazı testlerde ise göze temas olmadan sadece hava sıkılır.

Glokom ölçüm yöntemleri şunlardır:

  • Aplanasyon Tonometresi (Goldmann Tonometresi): En yaygın kullanılan yöntemdir, korneaya temas ederek ölçüm yapılır. Öncesinde anestezik damla damlatılır.
  • Non-kontakt (Hava Püskürtme) Tonometresi: Göze temas etmeden, hava üfleyerek yapılan hızlı ve pratik bir ölçüm şeklidir.
  • El Tipi Tonometre (Tono-Pen): Özellikle muayene masasında oturamayan hastalarda kullanılır, küçük bir cihazla doğrudan ölçüm yapılır.
  • Schiötz Tonometresi: Eski bir yöntemdir, göze küçük bir ağırlıkla baskı yapılarak ölçüm gerçekleştirilir.
  • Rebound Tonometri (iCare): Anestezi gerekmeden yapılan, çocuklarda ve evde kullanım için de uygun bir yöntemdir.

Glokom Nasıl Önlenir?

Göz tansiyonunun önlenmesi ya da erken dönemde fark edilmesi için düzenli göz kontrolleri, risk faktörlerinin takibi, sağlıklı yaşam alışkanlıkları, bazı ilaçlardan kaçınma ve göz travmalarından korunma oldukça önemlidir. Ayrıca aile öyküsü olanlar, ileri yaş, diyabet, yüksek tansiyon gibi risk faktörlerine sahip olanların daha dikkatli olması gerekir.

Glokomdan korunmak için şu önlemleri alabilirsiniz:

  • Düzenli göz muayenesi veya check up yaptırın , özellikle 40 yaşından sonra her 1-2 yılda bir göz doktoruna görünün.
  • Ailede glokom öyküsü varsa göz tansiyonunuzu sık kontrol ettirin.
  • Sağlıklı beslenin ve düzenli egzersiz yaparak kan dolaşımını destekleyin.
  • Sigara ve alkol kullanımından uzak durun , çünkü bu maddeler göz sağlığını olumsuz etkileyebilir.
  • Göz yaralanmalarından korunmak için spor yaparken veya riskli işlerde koruyucu gözlük kullanın.
  • Bazı kortizon içeren ilaçları uzun süreli kullanmadan önce mutlaka doktora danışın.
  • Diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıkları düzenli kontrol altında tutun.
  • Bilgisayar veya telefon ekranına uzun süre bakarken sık sık gözlerinizi dinlendirin.

Glokom Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Göz Damlalarının Ne Sıklıkla Kullanılması Gerekir?

Göz damlaları doktorun önerdiği dozda, genellikle günde 2 ila 4 kez düzenli aralıklarla kullanılmalıdır.

Göz Damlaları Günde Kaç Kez Damlatılmalı?

Göz damlasının türüne göre değişmekle birlikte genellikle sabah, öğlen ve akşam olmak üzere günde 3 kez uygulanır.

Göz Damlaları Hangi Aralıklarla Kullanılır?

Tedavi edici damlalar genelde 6-8 saatte bir; suni gözyaşları ise ihtiyaç duyuldukça kullanılabilir.

Göz Damlaları Sürekli Kullanılmalı mı?

Göz damlaları kalıcı değil, doktorun belirlediği süre boyunca, tedavi tamamlanana kadar kullanılmalıdır.

Glokom Tamamen İyileşir mi?

Göz tansiyonu tamamen iyileşmez, ancak erken tanı ve tedaviyle kontrol altına alınabilir.

Glokom Tedaviyle Geçer mi?

Tedaviyle göz tansiyonu kontrol altına alınabilir ama genellikle kalıcı olarak geçmez.

Glokom Kalıcı Hasar Bırakır mı?

Tedavi edilmezse kalıcı görme kaybına yol açabilir, erken müdahale önemlidir.

Glokom Ameliyatla Düzelir mi?

Ameliyatla göz içi basıncı düşürülebilir, ancak hastalık tamamen ortadan kalkmaz.

İdeal Göz Tansiyonu Kaç Olmalı?

İdeal göz tansiyonunun çoğunlukla ortalama 10 ve 20 mmHg aralığında olması beklenir.

Evde Göz Tansiyonu Nasıl Düşürülür?

Göz Tansiyonu Nasıl Düşer? Sorusunun cevabı olarak göz tansiyonunun düşürülmesi için doktorunuzun önerdiği reçeteli ilaç ve göz damlalarının yanı sıra sağlıklı beslenme ve egzersiz gibi disiplinler edinerek göz tansiyonunun kontrol altına alınmasına katkı sağlanabilir.

Göz Tansiyonu Nasıl Ölçülür?

Göz tansiyonu ‘tonometri’ adı verilen bir test ile ölçülür. Bu cihaz göz içi basıncının ölçümünde kullanılır. Ayrıca göz tansiyonunun ölçümüne yardımcı olan diğer testler ise pakimetri, optik koherens tomografi (OCT) perimetridir.

Göz Tansiyonu Neden Yükselir?

Göz tansiyonu, göz içi basıncın yükselmesi ile oluşur. Göz tansiyonunun oluşmasında ilerleyen yaş, genetik yatkınlık, şeker hastalığı, miyop, tütün kullanımı ve daha önce geçirilen göz hasarı gibi etkenler önemli rol oynar.

Göz Tansiyonu Nasıl Anlaşılır?

Işık hassasiyeti, bulanık görme, gözde ağrı hissedilmesi, görüş alanının kısıtlanması, baş ağrısı ve mide bulantısı gibi belirtiler görülüyorsa bu durum göz tansiyonuna işaret ediyor olabilir. Belirtilerin görülmesi halinde bir göz hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir. Belirtiler doğrultusunda yapılan göz tansiyonu testleri sonucunda teşhis konulabilir.

Göz Tansiyonu Siyah Nokta Yapar Mı?

Göz tansiyonu hastalığı olan bireylerde siyah nokta oluşumu görülmez.

Göz Tansiyonu Testi Var Mı?

Göz tansiyonu tanısı için kullanılan testler bulunur.

Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır. Güncellenme Tarihi: 4 Eylül 2025 Perşembe Yayımlanma Tarihi: 27 Mayıs 2025 Salı
Bu içeriği ortalama 10 dakikada okuyabilirsiniz.

Tıbbi Birimler

Bize Ulaşın

Bilgi talepleriniz için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.

Acıbadem Sağlık Grubu olarak size daha iyi ve kaliteli bir hizmet sunabilmemiz için istek, öneri, teşekkür ve şikayetlerinizi aşağıdaki formu doldurarak ya da 444 55 44 numaralı telefondan tarafımıza ulaşarak bildirebilirsiniz.

Devamı
Devamı
Güvenlik Kodu

KİŞİSEL VERİLERİN ELDE EDİLMESİ VE İŞLENMESİ HAKKINDA AYDINLATMA METNİ

Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. ile EK-1’de listelenen hâkim ve bağlı şirketleri (her biri ayrı ayrı “Şirket”, hepsi birlikte “Şirketler” olarak anılacaktır.) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) ve ilgili mevzuat kapsamında Veri Sorumlusu sıfatıyla, elde edilen genel nitelikli ve/veya özel nitelikli kişisel verileriniz (sağlık verileri dâhil ancak bununla sınırlı olmamak üzere) (“Kişisel Veri”), aşağıda açıklanan çerçevede ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Uzaktan Sağlık Hizmetlerinin Sunumu Hakkında Yönetmelik, Özel Hastaneler Yönetmeliği, Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve sair mevzuata uygun olarak işlenebilecektir.

I. Kişisel Veri’lerin Elde Edilmesi, İşlenmesi ve İşleme Amaçları

Kişisel Veri’leriniz sağlanmakta olan kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amaçlarıyla ve Şirket’in faaliyet konularına uygun düşecek şekilde sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik (internet sitesi, mobil uygulamalarımız, çağrı merkezi gibi) kanallar aracılığıyla elde edilmektedir. Kişisel Veri’leriniz, Şirket tarafından aşağıda yer alanlar dâhil ve bunlarla sınırlı olmaksızın, faaliyet konusuna uygun olduğu ölçüde, bu maddede belirtilen amaçlar ile bağlantılı ve ölçülü şekilde işlenebilmektedir:

Elde edilen her türlü Kişisel Veri, Kanun’un 5. ve 6. maddelerinde belirtilen Kişisel Veri işleme şartları uyarınca; aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

Uzaktan sağlık hizmeti almanız halinde bu kapsamda elektronik ortam (internet sitemiz ve/veya mobil uygulamamız) aracılığıyla elde edilen Kişisel Veri’leriniz, yukarıda belirtilen Kişisel Veri işleme amaçlarına ek olarak aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

İlgili mevzuat uyarınca elde edilen ve işlenen Kişisel Veri’leriniz, tarafımıza ait fiziki arşivler ve/veya bilişim sistemlerine nakledilerek, hem dijital ortamda hem de fiziki ortamda muhafaza altında tutulabilecektir.

II. Kişisel Verilerin Aktarılması

Kişisel Veri’ileriniz, Kanun ve sair mevzuat kapsamında ve yukarıda yer verilen amaçlarla ilgili Şirket tarafından,  (i) özel sigorta şirketleri, (ii) T.C. Sağlık Bakanlığı ve bağlı alt birimleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, T.C. İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ve sair kolluk kuvvetleri, T.C. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Eczacılar Birliği, Mahkemeler ve her türlü yargı makamı, (iii) yetki vermiş olduğunuz temsilcileriniz ve avukatlar, (iv) vergi ve finans danışmanları ve denetçiler de dâhil olmak üzere danışmanlık aldığımız üçüncü kişiler, (v) düzenleyici ve denetleyici kurumlar ve resmi merciler, (vi) sağlık hizmetlerimizi geliştirmek veya yürütmek üzere işbirliği yaptığımız iş ortaklarımız ve EK-1’de yer alan Şirketlerle paylaşılabilecektir ve (vii) sosyal medya hesaplarımız veya ilgili mesaj uygulamaları üzerinden mesaj paylaşımı yapmanız veya internet sitelerimiz üzerinden canlı destek almanız halinde paylaşacağınız bilgileriniz ve beyan ettiklerinizle sınırlı olarak Kişisel Veri’leriniz ilgili sosyal medya hesabının veya mesaj uygulamasının sahibi yurtiçinde ya da yurtdışında mukim diğer veri sorumlusu gerçek ve/veya tüzel kişiler tarafından işlenebilecektir.

III. Kişisel Veri Elde Etmenin Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel Veri’leriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda yer verilen amaçlar ve Şirket’in faaliyet konusuna dâhil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda Şirket’in akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir. İşbu kişisel verilerinizin toplanmasının hukuki sebebi;

Kanun’un 6. maddesi 3. fıkrasında da belirtildiği üzere sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.

IV. Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Haklarınız

Kişisel Veri’lerinizin korunmasına yönelik haklarınız Kanun’un 11. maddesi ve ilgili mevzuatlar uyarınca aşağıda belirtilen haklara sahipsiniz:

Mezkûr haklarınızdan birini ya da birkaçını kullanmanız halinde ilgili bilgi tarafınıza, açık ve anlaşılabilir bir şekilde yazılı olarak ya da elektronik ortamda, tarafınızca sağlanan iletişim bilgileri yoluyla, bildirilir.

V. Veri Güvenliği

Şirketler, Kişisel Veri’lerinizi bilgi güvenliği standartları ve prosedürleri gereğince alınması gereken tüm teknik ve idari güvenlik kontrollerine tam uygunlukla korumaktadır. Söz konusu güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak muhtemel riske uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

VI. Şikâyet ve İletişim

Kişisel Veri’leriniz teknik ve idari imkânlar dâhilinde titizlikle korunmakta ve gerekli güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak olası risklere uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

Kanun kapsamındaki taleplerinizi, https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/images/Ac%C4%B1badem_Veri_Sahibi_Basvuru_Formu.pdf internet adresindeki “Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Tic. A.Ş. Veri Sahibi Başvuru Formu” nu doldurarak;

i. Atatürk Mahallesi, Feza Sokak, No:3 İç Kapı No:8 K:12 Ataşehir, İstanbuladresine kargo ile ıslak imzanızı taşıyan bir dilekçe ile “Kurumsal Sekretarya” departmanı dikkatine Zarfına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Kapsamında Bilgi Talebi” yazarak,

ii. Noter kanalıyla,

iii. acibademsaglik@hs02.kep.tr adresine güvenli elektronik ya da mobil imzalı olarak, kayıtlı elektronik posta adresi veya sistemimizde kayıtlı elektronik e-posta adresiniz aracılığıyla,

iv. Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.’ne hitaben yazdığınız dosyayı güvenli e-imza ile imzalayarak kisiselveri@acibadem.com adresine e-posta’nın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Bilgi Talebi” yazarak veya

v. Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun belirleyeceği diğer yöntemlerle iletebilirsiniz.

EK-1: Şirket’lerin listesi;

 

YUKARI
İçindekiler x""