Daha iyi bir deneyim için konum izni vermelisiniz.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Diyabet, vücudun glukozu etkili bir şekilde kullanamaması sonucunda ortaya çıkan ve kan şekerinin yüksek seyrettiği bir metabolik hastalıktır. Acıbadem Sağlık Grubu, diyabet hastalığının tanı ve tedavisinde kapsamlı bir yaklaşım sunmaktadır. Endokrinologlar, iç hastalıkları hekimleri, diyabet hemşireleri ve diyetisyenlerden oluşan bir ekip, hastaları değerlendirir ve bireysel ihtiyaçlara uygun tedavi planları oluşturur.
İçindekiler

Diyabet (Şeker Hastalığı)

Şeker Hastalığı ya da tıptaki adıyla Diyabetus Mellitus , gündelik hayatta kısaca diyabet olarak adlandırılmaktadır. Diyabetin birkaç farklı türü bulunur. Tüm diyabet hastalarında ortak olan; kandaki glukozun (şeker) hücrelerin içine alınamamasıdır.

Acıbadem Sağlık Grubu hastane ve tıp merkezlerinde diyabet hastalığının tanı ve tedavisi için bütüncül bir yaklaşımla hizmet veriyor. Diyabet hastalığının yönetiminde k an şekeri kontrolü ve hastalığın komplikasyonlarına karşı önleyici tedavilerin yanı sıra, Diyabet Okulları aracılığıyla diyabet hastalarına diyabetle yaşam konusunda bilgi veriliyor ve eğitim çalışmaları yapılıyor.

Diyabet hastalığına bir takım ruhuyla yaklaşılan Acıbadem’de hastalar endokrinolog ve/veya iç hastalıkları hekimi, diyabet hemşiresi ve diyetisyenlerin oluşturduğu diyabet ekibi tarafından değerlendiriliyor; hastanın tıbbi durumuna ve yaşam tarzına uygun yaklaşımlarla tanı ve tedavi hizmeti sunuluyor.

Diyabet (Şeker Hastalığı) Nedir?

İnsan vücudunun enerji ihtiyacı; alınan besinlerdeki karbonhidrat, protein ve yağlardan sağlanır. Bu besin öğeleri sindirilirken glikoz adı verilen basit şekerler açığa çıkar. Glikoz vücudun tüm organları için en önemli besin kaynağıdır. Hücrelerin glikozun enerjisini kullanabilmesi için, glikozun hücre içine alınması gerekir. Glikozun hücre içine girmesini ve glikojen olarak depolanmasını sağlayan, pankreas bezi tarafından salgılanan insülin hormonudur.

Şeker hastalığı ya da diyabet (Diabetes Mellitus) , pankreasın vücut için yeterli miktarda insülin üretememesi ya da ürettiği insülinin vücut tarafından etkili bir şekilde kullanılamaması sonucunda ortaya çıkan, yüksek kan şekeri ile seyreden bir hastalıktır.

Diyabet tedavi edilmediğinde, küçük damar sistemi başta olmak üzere, vücudun çeşitli organ ve dokularına zarar verebilen, ömür boyu süren bir metabolizma hastalığıdır.

Diyabetli hasta sayısı tüm dünyada ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde giderek artmaktadır. Dünyada 425 milyon yetişkin diyabetli yaşamaktadır. Bu sayının 2040 yılında 642 milyona ulaşması bekleniyor.

Türkiye Diyabet, Hipertansiyon , Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans Çalışması (TURDEP-II) Türkiye’de diyabet ve obezite oranlarındaki artışın endişe verici boyutlarda olduğunu göstermiştir. Çalışmada 12 yılda diyabet sıklığının %90 artarak, %7, 7’den %13, 7’e çıkarken, obezite oranının %44 arttığı görülmüştür. Halen ülkemizde tanısı konmamış olanlarla birlikte 10 milyonun üzerinde diyabetli olduğu varsayılmaktadır.

Diyabet (Şeker Hastalığı) Belirtileri

Diyabet, insülin hormonun yeterince üretilememesi veya vücudun bu hormonu etkili kullanamaması durumunda gelişir. Ömür boyu sürebilen şeker hastalığı, erken tanımlanması durumunda kolaylıkla kontrol altına alınabilir. Bunun için öncelikle belirtilerinin takip edilip gerekli tanı ve tedavi yöntemlerinin doktor gözetiminde uygulanması gerekir. Diyabet (şeker hastalığının) belirtileri arasında;

  • Çok su içme, çok idrara çıkma (özellikle geceleri idrara çıkma)
  • Ağız kuruluğu
  • Aşırı acıkma hissi
  • Halsizlik ve bazen zayıflama
  • Görme sorunları
  • Dişeti hastalıkları
  • Ayaklarda yanma, karıncalanma hissi
  • Yaraların geç iyileşmesi, enfeksiyonlar (idrar yollarında, akciğerde)
  • Yüksek şeker koması (karın ağrısı, bulantı kusma, şuur bulanıklığı)
  • Cinsel işlev bozuklukları (iktidarsızlık) yer alır.

Tip 2 diyabet bazen hiç belirti vermeden tesadüfen yapılan kan şekeri ölçümü ile de teşhis edilebilir.

Diyabet (Şeker Hastalığı) Türleri Nelerdir?

Diyabet birkaç farklı türde görülebilir, 4 temel tipi bulunur. Bunlar; Tip 1 diyabet, Tip 2 diyabet, gestasyonel diyabet (gebelik diyabeti) ve özel diyabet formları dır. Diyabette vücut gerekli insülini üretemez ya da kullanamaz, böylece kandaki glikoz seviyesi yükselir. Tip 1 diyabette vücudun doğal olarak insülin üretimi azalır. Tip 2 diyabet ile Gestasyonel diyabette ise vücut insülinin etkisine karşı direnç geliştirir. Bu iki durumun sonucunda kan şekerinin yükselmesi (hiperglisemi) durumu gerçekleşir. Henüz bütünüyle ortaya çıkmamış şeker hastalığı türüne ise gizli şeker ya da pre-diyabet adı verilir.

Tip 1 Diyabet Nedir?

Tip 1 diyabet yani diabetes mellitus , vücudun kan şekerini kontrol etmek için yeterli miktarda insülin hormonu üretememesi durumudur. Bunun sonucunda da kandaki şeker (glikoz) seviyesi çok yüksek değerlere ulaşır. Kanda aşırı derecede yükselen glikozu kontrol altında tutmak için günlük insülin enjeksiyonlarına ihtiyaç duyulur. Tip 1 diyabet genellikle küçük yaşta ortaya çıkar. Vücudun kendi bağışıklık sisteminin pankreasın insülin üreten hücrelerine saldırmasından kaynaklanan otoimmün hastalıktır.

Tip 1 şeker hastalığı diyabetik ketoasidoza yani DKA 'ya neden olabilir. DKA, vücutta ciddi insülin eksikliği olduğunda ortaya çıkar. Enerji için şeker kullanamayan vücut, bunun yerine vücutta bulunan depolanmış yağdan faydalanmaya başlar. Depolanmış yağ vücut tarafından kullanılırken geriye ketonlar adı verilen kimyasallar bırakılır. Bu durum kontrol altına alınmazsa ketonlar kanda birikirler ve kanın asit değerini yükseltirler. Özellikle başta çocuklar olmak üzere Tip 1 şeker hastalığı olduğundan habersiz bireyler, DKA nedeniyle kötüleşmeden teşhis edilemeyebilirler. Bu nedenle DKA'nın belirtilerini ve semptomlarını hızlı bir şekilde tedavi edebilmek için tespit etmek önemlidir.

Tip 1 şeker hastalığının semptomları arasında başta planlanmamış kilo kaybı gelir. Eğer vücut yiyeceklerden enerji alamazsa, bunun yerine enerji için var olan kas ve yağları yakmaya başlayacaktır. Beslenme ve hareket tarzını değiştirmeden kilo vermeye başlamanın nedeni budur. Vücudun yağ yakarken ortaya çıkardığı ketonlar mide bulantısı ve kusma hissi oluşturabilir. Ketonlar kanda hayatı tehdit edebilecek tehlikeli seviyelere kadar yükselebilir.

Tip 2 Diyabet Nedir?

Tip 2 diyabet , kandaki şeker seviyesinin (glikoz) çok yüksek olmasına neden olan, oldukça yaygın bir durumdur. Vücut hücrelerinin normal olarak üretilen insüline karşı direnç kazanması, bu nedenle de kandaki şekerden faydalanamaması durumudur. Aşırı kilo, hareketsiz yaşam tarzı, stres, ailede şeker hastalığı görülmesi ve ilerleyen yaş Tip 2 diyabetin nedenleri arasındadır. Ancak Tip 2 diyabetin belirtileri insanları her zaman kötü hissettirmediği için kolaylıkla fark edilmeyebilir.

Normalde görülen aşırı susama, sık idrara çıkma ve yorgunluk gibi semptomların yanı sıra kalp ve sinirlerle ilgili ciddi sorunların ortaya çıkması ihtimalini arttırır. Tip 2 diyabet kişinin günlük yaşamını hayat boyu etkileyecek bir durumdur. Kontrol altına alınması için diyet değişikliği, ilaç kullanımı ve düzenli tıbbi kontroller gerektirebilir.

Tip 1 ve Tip 2 Diyabetin Başlıca Farkları Nelerdir?

Çocuklarda ve gençlik yıllarında ortaya çıkan Tip 1 diyabette, bağışıklık sistemindeki bozukluklar nedeniyle pankreasta insülin yapan hücreler tahrip olur. Vücutta yeterli insülin yapılamadığından bu hastalar, dışarıdan insülin alamaz ise diyabet koması (ketoasidoz) gelişir ve yaşamları tehlikeye girebilir. Bu hastalar zayıftır, hastalık belirtileri kısa süre içinde ortaya çıkar ve gelişir. Bu diyabet tipinin tüm diyabetlilere oranı %5-10’dur.

Halen en sık görülen diyabet formu olan ve orta-ileri yaş grubunda görülen Tip 2 diyabette ise kişilerin pankreasında insülin üretilmesine rağmen çeşitli dokularda, özellikle kas, yağ, karaciğer ve damarlarda şişmanlık ve hareketsizlik nedeniyle insülinin etkilerine karşı vücutta direnç oluşmuştur ve insülin etkisi yetersiz kalır. Sinsi başlayan ve bu nedenle geç fark edilen bu tip diyabette kalıtımın rolü büyüktür.

Başlangıçta sadece yaşam tarzı düzenlenerek dengeli ve sağlıklı beslenme ile fiziksel aktivitenin artırılması ve kilo fazlası olanların zayıflatılması ile hastalık kimi zaman kontrol altına alınabilir. Kan şekerini düşürmek ve hastalığın ilerleyişini durdurmak için şeker düşürücü ilaçlara ihtiyaç duyulur. Hastalığın doğal süreci, bazen de tedaviye uyumsuzluk nedeniyle zamanla geçici veya kalıcı sürelerle insülin kullanmak gerekebilir.

Gestasyonel Diyabet Nedir?

Gestasyonel diyabet yani hamilelikte şeker hastalığı (gebelik şekeri) , hamilelik öncesi yeterli insülin salgılayabilen pankreas hücrelerinin hamileliğin ilerlemesiyle birlikte yeterli insülin salgılayamamasından kaynaklanır.

Gestasyonel diyabet nedeniyle geçmişte şeker hastalığı belirtisi olmaması durumunda dahi hamilelik boyunca kan şekeri yükselebilir. Bu durum hamilelik bitiminde genellikle kendiliğinden düzelir. Ailesinde şeker hastası bulunanlar, 30 yaş üzerinde olanlar ve fazla kilolu olanlar hamilelikte şeker hastalığı riski taşırlar.

Şeker Hastalığı (Diyabet) Kimlerde Görülür?

Şeker hastalığı, tip 1 ve tip 2 olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır. Tip 1 diyabet, pankreas tarafından salgılanan insülin hormonunun eksik veya hiç salgılanamamasına bağlı olarak gelişir. Ömür boyu tedavi gerektiren tip 2 şeker hastalığı ise vücut hücrelerinde insüline direnç gelişmesi sonucunda oluşur. Kan şekeri zaman içerisinde yükselerek çeşitli organlara zarar verir.

Tip 1 diyabet, ağırlıklı olarak çocuklarda ve ergenlik çağındaki kişilerde görülür. Hastalığın bu türü, çocuklarda en sık görülen kronik rahatsızlıklar arasında yer alır. Bununla birlikte yetişkinlerde de tip 1 şeker hastalığı gelişebilir. Genetik ve çevresel faktörüler, hastalığın gelmesindeki başlıca nedenleri oluşturur.

Tip 2 diyabet, hastalığın yetişkinlerde gözlemlenen türüdür. Ancak farklı etkenlere bağlı olarak ergenlik çağındaki kişilerde tip 2 diyabete rastlanabilir. Tip 2 şeker hastalığının bilinen başlıca nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

Kişinin 45 yaş ve üzerinde olması

Obezite

Genetik yatkınlık

Hamilelikte diyabet veya belirli kilonun üzerinde bebek doğurmak

Düşük seviyede fiziksel aktivite

Glukoz toleransının bozulması

Irk/etnik grup

Yukarıda sıralanan etkenlere ek olarak Polikistik Over Sendromu, hamilelikte şeker hastalığı riskinin yükselmesine neden olabilir. Gebelikte (Gestasyonel) diyabet, kan şekerinin hamilelik döneminde annenin sağlığını olumsuz etkileyecek şekilde yükselmesidir. Şeker hastalığının bu türü, genelde geçicidir. Fakat bazı anne adayları, kan şekerlerindeki geçici yükselme dolayısıyla doğum sonrasında tip 2 diyabete yatkın hale gelebilir.

Diyabet (Şeker Hastalığı) Risk Faktörleri

Genetik Faktörler ve Aile Öyküsü: Tüm diyabet türleri için aile öyküsü önemlidir.

Pankreasa Bağlı Hastalıklar: İnsülin hormonu, pankreas tarafından salgılandığı için, pankreasta meydana gelen herhangi bir hastalık diyabet riskine neden olabilir. Bazı nadir hastalıklar pankreasa zarar verebileceğinden, diyabete sebep olabilirler.

Obezite: Tip 2 diyabetin ve gestasyonel diyabetin en önemli risk faktörlerinden biri obezitedir. Tip 2 diyabete sahip hastaların %80’i aşırı kiloludur. Bel yağlanmasına sebep olan insülin direnci aynı zamanda tip 2 diyabete de sebep olabilir. Bu durumda uygun bir diyetle kilo kontrolünü sağlamak, semptomları azaltır ve hastanın genel sağlık durumda iyileşme sağlayabilir.

İnsülin Direnci: Tip 2 diyabette; hücrelerin insüline karşı direnç oluşturması kandaki glikoz seviyesinin artışına neden olur.

Hareketsiz Yaşam: Hareketsiz yaşam, kilo kontrolünü zorlaştırabilir ve Tip 2 diyabet riski doğurur.

Polikistik Over Sendromu: Polikistik over sendromu kadınlarda Tip 2 diyabet riskini artırır.

Yaş: Tip 2 diyabette; yaşam şekli ve hastanın kilosu gibi yaşı da önemlidir. İlerleyen yaşlarla metabolizma yavaşlamaya başladığından Tip 2 diyabet riski dolaylı olarak artar.

Gestasyonel Diyabet: Hamilelikte şeker hastalığı yaşayan kadınların, hamilelik sonrası dönemde Tip 2 diyabet hastası olma riski yükselir. 4 kilonun üzerinde bebek doğurmak, hamilelik şekerine işaret edebilir.

Özellikle kilo fazlası olan 40 yaş üstü kişilerde, açlık kan şekeri ölçümü ile diyabet aranmalı, normal (açlık glukoz düzeyi 100 mg/dl’nin altında) ise 3 yılda bir tekrar edilmelidir.

İdeal kilosunun üzerinde olan kişiler, yukarıdaki risk ögelerini taşıyorsa, diyabetin araştırılmasına daha genç yaşlarda (30’lu yaşlarda) başlanmalı ve diyabet aranması, açlık kan glukoz düzeyleri normal bulunsa bile hekim öngördüğünde şeker yükleme testi (OGTT) yapılması gerekir.

Diyabet (Şeker Hastalığı) Tanısı

Diyabet tanısı için; açlık kan şekeri ölçümü, Oral Glukoz Tolerans Testi (OGTT) ve HbA1C testi sonuçlarına bakılır.

Açlık kan şekeri değeri, diyabet hastası olmayanlar için 70-100 mg/Dl arasında normal kabul edilir. Açlık kan şekerinin bu değerlerden yüksek olması durumunda (126 mg/DI ve üzeri) Oral Glukoz Tolerans Testi uygulanarak tokluk şekerinin değeri ölçülür. OGTT uygulaması, yemek yedikten sonraki 2 saatte yapılır. Yemeğin üzerinden geçen 2 saatin sonunda kan şekeri değeri 200 mg/DI ve üzerindeyse kişiye diyabet tanısı konur. OGTT değeri 200 mg/DI değilse ancak 140 mg/DI ve fazlasıysa kişiye gizli şeker tanısı konur. Diyabet tanısında HbA1C testi, geçmiş 3 aydaki ortalama kan glukoz düzeyiyle ilgili fikir verir.

Şeker Hastalığı (Diyabet) Tanısı Nasıl Konulur?

Diyabet belirtileri , hastalığın türüne göre farklılık gösterebilir. Tip 1 şeker hastalarında sık rastlanılan belirtiler şunlardır:
Bulantı ve kusma
Halsizlik ve yorgunluk
Karın ağrısı
Derin solunum
Nefeste asetonu andıran koku
Dalgınlık
Özellikle geceleri idrara sık çıkma
Ağız kuruluğu
Çok su içme
Ciltte kuruluk

Tip 2 diyabet ise aşağıda sıralanan belirtilerle varlığını belli edebilir.

Görme bozuklukları
Cilt yaralarının normalden geç iyileşmesi
Kaşıntı
Başta idrara yolları olmak üzere vücutta sıkça enfeksiyon gelişimi
Kadınlarda vajinal akıntı ve kaşınmaya dair yakınmalar
Ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma

Şeker hastalığı belirtileri gözlemlenen bir hastanın vakit kaybetmeden doktor kontrolünden geçmesinde fayda vardır. Kişinin diyabetli olup olmadığı, iki farklı yöntemden faydalanılarak belirlenebilir. Yani doktor görüşü doğrultusunda kişiye Açlık Kan Şekeri (AKŞ) Ölçümü veya Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT) yapılır.

Diyabeti olmayan bir kişinin kan şekeri düzeyi, açlık halinde 70 - 100 mg/dl’dir. Bu değer, tokluk halinde ise 140 mg/dl’nin üstüne çıkmaz. AKŞ ölçümü sonucunda 100-125 mg/dl aralığında bir değer elde edilirse gizli şeker (prediyabet) olasılığı değerlendirmeye alınabilir. Ölçüm sonucunun 126 mg/dl ve daha fazla olası durumunda diyabetin varlığından söz edilebilir.

Oral Glikoz Tolerans Testi’nde, glikozdan zengin sıvı alındıktan 2 saat sonraki kan şekeri değeri önemlidir. Söz konusu süre geçtikten sonra yapılan ölçümde 140 ila 199 mg/dl arası değer elde edilirse kişiye gizli şeker tanısı koyulur. 200 mg/dl ve üstü değerlerde ise tanı diyabet olarak yapılır.

Diyabet (Şeker Hastalığı) Tedavisi

Diyabet kronik bir hastalıktır ve kesin bir tedavisi yoktur. Hastalığın tedavisi, hastalığın olumsuz etkilerini önleyebilmek ve hastanın yaşam kalitesinin düşmesini engellemek içindir. Kan şekeri seviyesinin normal sınırlarda tutulabilmesi, hastalığın etkilerinin en aza indirgenmesi için önemlidir.

Hastanın diyabet hakkında bilgi edinmesinin, kendi kan şekerini kontrol etmesinin, doğru beslenmenin ve yeterli egzersizin uzun vadede ortaya çıkan komplikasyon riskinin azaltılması için önemi büyüktür. Bunların yanı sıra diyabetten kaynaklanan yüksek kardiyovasküler hastalık riskini azaltmak için sigara kullanılmaması ve tansiyon ile kolesterol seviyelerinin kontrol altında tutulması zorunludur.

Tip 2 diyabet tedavisi için antidiyabetik ilaç kullanımı ile Tip 1 diyabet tedavisi için insülin tedavisi şeker hastalığının ilaçla kontrol altına alınması için kullanılan yöntemlerdir.

Obezitesi bulunan şeker hastalarına uygulanan gastrik bypass ameliyatı sonucunda kan şekeri seviyeleri %80 ile %100 oranında normale döndürülebileceği görülmüş olsa da yaygın olarak başvurulan bir çözüm değildir.

Diyabetin Yol Açtığı Hastalıklar Nelerdir?

Diyabetin sebep olduğu başlıca hastalıklar şu şekildedir:
Diyabet yukarıda sayılan hastalıklara sebep olabilir, bu hastalıkların da komplikasyonları eklendiğinde hastanın yaşam kalitesini ve bedensel bütünlüğünü bozabilir. Hekim kontrolünde yapılan tedaviyle, diyabete ve sebep olduğu hastalıklara ilişkin komplikasyonlar önlenebilir ya da etkileri azaltılabilir. Kan şekeri, kan basıncı ve kan yağları kontrol altında olan kişilerde, kilo fazlası yok ise ve düzenli aralıklarla kontroller yapılıyorsa, bu sayılan komplikasyonların hiçbiri gelişmeyebilir.

Diyabetik Ketoasidoz Nedir?

DKA yani Diyabetik Ketoasidoz, tip 1 diyabette yaygın olarak görülür. Tip 2 diyabette de görülebilir. Diyabetus Melitus hastlarında ketoasidozun daha yaygın görülmesinin nedeni, tip 2 diyabet hastalarının insülin direncinin zamanla gelişmesidir.

Vücudun insülin üretememesi sonucunda, enerji ihtiyacını karşılamak için diğer maddelerin yıkımı gerçekleşir ve bunun neticesinde ketonlar açığa çıkar. Bu durum kandaki asit seviyesinin artmasına neden olan ciddi bir tıbbi durumdur. Ketoasidozun tipik ve erken belirtileri; mide bulantısı, kusma ve karın ağrısı olarak ifade edilebilir. Diyabetik ketoasidoz devam ederse hastanın bilinci bulanıklaşır, diyabet komasına girebilir.

Diyabetik ketoasidozun yaygın belirtileri şu şekildedir:
  • Yüksek kan şekeri değeri
  • Bilinçte bulanıklık, şuur kaybı
  • Ağız kuruluğu, su içme ihtiyacı
  • İdrarda şeker
  • Mide bulantısı, kusma
  • Karın ağrısı
  • Nefeste meyve kokusu
  • Halsizlik, bacaklarda uyuşma

Şeker Hastalığından Korunmak İçin Neler Yapılmalı?

Tip 1 diyabetin sebep olabileceği komplikasyonlardan korunmak için erken tanı önemlidir. Bu nedenle hastalığın varlığına yönelik belirtiler gözlemlendiğinde, vakit kaybedilmeden doktor kontrolüne başvurulması tavsiye edilir. Tip 2 diyabet ve komplikasyonlarından korunmak için uygulanabilecek öneriler ise şöyle sıralanabilir:

  • Tip 2 şeker hastalığı riskinden korunmak için yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterilmelidir. Bu kapsamda günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir.
  • Şeker gibi basit karbonhidratlar yerine tam tahıllı ürünler ve kuru baklagiller tercih edilmelidir. Basit karbonhidratlar, günlük alınan enerjinin %10’undan fazla olmamalıdır.
  • Günlük tüketilen tuz miktarı kontrol altında tutulmalıdır. Tüketim miktarı, günde 5 gramı aşmamalıdır.
  • Vücudun günlük enerji ihtiyacının %25 ila %30 aralığındaki kısmı yağlardan sağlanmalıdır. Ancak bu koşula uygun beslenme programı uygulanırken enerjinin doymuş yağ asitlerinden gelen oranı %10’un altında kalmalıdır.
  • Tip 2 şeker hastalığının belirtileri oluşmaması için hareketli yaşam tarzı benimsenmelidir. Haftanın en az 5 günü düzenli olarak tempolu yürüyüş gibi orta yoğunlukta aktiviteler yapılmalıdır. Söz konusu aktivitenin süresi en az 30 dakika olmalıdır.
  • Aşırı kilolu olanlar, doktor kontrolünde planlı fiziksel aktivite ve beslenme programlarına yönelmelidir.
  • Sigara kullanımı veya alkol tüketimi söz konusuysa bu tür alışkanlıklara kesin olarak son verilmelidir.
  • Riskleri minimum düzeye indirgeyebilmek için boya uygun vücut ağırlığı korunmalı ya da hedeflenmelidir.

Diyabette Nasıl Beslenmek Gerekir?

Diyabet hastalarının diyetleri hekimlerinin kontrolünde hastanın genel sağlık durumuna ve kilosuna bağlı olarak hazırlanabilir. Diyabette kaçınılması ve tercih edilmesi gereken besinler bulunur. 

Diyabetle birlikte vücudun ürettiği insülin miktarı azalabileceği ya da insülin kullanımında yetersizlik oluşabileceği için beslenme şekli ve yemek saatleri ayrı bir önem kazanır.

Diyabette tüketilen posa miktarının arttırılması gerekir. Posa yönünden zengin beslenmek; kan şekerinin hızlı yükselmesini önler, insülin ihtiyacını azaltır, tokluk hissi sağlar, bağırsakların çalışmasını düzenler ve kandaki yüksek yağ değerlerinin düşmesine olumlu etki sağlar. Posalı ürünler; bitkisel kaynaklıdır.

Vücudumuz için gerekli besin öğelerini temin etmek için her besin grubundan belirli oranlarda almak ve yiyeceklerimizi bir arada yemek önemlidir. Vitamin ve minerallerin yeterince alınması ancak karışık beslenme ile mümkündür. Ev halkı ile aynı tencereden yemek yemek, kendiniz için farklı yemek pişirmemek, size kendinizi iyi hissettirecek ve beslenme programına uyumunuzu kolaylaştıracaktır. Beslenme programınızı düzenli egzersizlerle desteklemeniz, kan şekeri ve yağlarınızı kontrol etmeniz için tek anahtardır. Bu desteği diyabet ekibinizden sağlamalısınız.

Karbonhidratlar

Diyabet, şeker hastalığı olarak da isimlendirildiği için çoğu kez diyabet hastalarının şeker yani karbonhidrat yememesi gerektiği gibi bir yanlış anlaşılma söz konudur. Oysa doğru karbonhidratları yemenin hiçbir sakıncası yoktur. Kompleks karbonhidratlar; kan şekeri düzeyinde ani oynamalara yol açmazlar. Bu nedenle diyabet hastaları için güvenle tüketilebilir. Kompleks karbonhidratlar; tam tahıllar, kuru baklagiller, esmer pirinç, yulaf, kinoa, tatlı patates gibi ürünlerdir ve diyabet hastalarının diyeti için uygundur. Diyabet beslenmesinde sakınılması gereken; işlenmiş tahıllar, beyaz un ve bu unla yapılmış ürünler, paketli ürünler (şekerleme, gofret, bisküvi), bal, lokum, reçel, hazır meyve suları gibi basit karbonhidratlardır.

Basit karbonhidratlar daha hızlı kana karışır ve kan şekerinde aşırı yükselmeye neden olur. Şeker ve şekerli gıdalar, rafine unlu ve yağlı hamur tatlıları veya hamur işleri, diyabetik tatlandırıcılarla yapılmış bile olsalar kan şekerinde ani oynamalara neden olur ve kilo kontrolünü zorlaştırır.

Sebzeler

Lif yönünden zengin sebzelerin tümü diyabet beslenmesi için uygundur. Sebzeleri pişirirken kızartmaktan kaçınmak, buharda pişirme ve ızgara gibi yöntemleri kullanmak gerekir. Sodyumu düşük, tuzsuz ya da az tuzla pişirilmiş tüm sebzeler diyete uygundur. Özellikle yeşil yapraklı sebzeler diyabet diyetinde önemli bir yer tutar. Turşu gibi çok tuz içeren ürünlerden, bazı peynirlerden, tereyağı ve margarin gibi doymuş yağlarla pişirilmiş sebzelerden kaçınılmalıdır.

Meyveler

Diyabet hastaları için taze meyvelerin çoğu, tavsiye edilen porsiyonlarda tüketildiği sürece uygundur. Şekerle tatlandırılmış meyveli reçeller, konserve meyveler diyabet hastalarına önerilmez. Meyve sularının taze sıkılmış olanları paketli ürünlere kıyasla daha çok tavsiye edilir.

Proteinler

Protein yönünden zengin besinler yaygın kanının aksine yalnızca hayvansal ürünler değildir. Fasülye, mercimek, nohut, soya, tohumlar, kuruyemişler ve tofu gibi bitki bazlı protein kaynakları diyabet hastalarının beslenmesi için uygundur. Bunların yanı sıra balık, yumurta ve tavuk şeker hastalarının diyetine uygundur. Hayvansal ürünleri tüketirken dikkat edilmesi gereken özellikle işlenmemiş ve kızartılmamış olmasıdır. İşlenmiş kırmızı etler, tavuk ve balıklar yüksek oranda sodyum ve yağ içerebilirler. Kızartılmış, tuzla kurutulmuş, yüksek oranda doymuş yağ içeren hayvansal ürünler diyabet hastalarına önerilmez. Süt ve süt ürünlerinin yağsız, az yağlı olanları ya da bitkisel sütler tercih edilmelidir.

Yağlar

Trans yağlar ve hayvansal yağlar sadece diyabet hastaları için değil, genel vücut sağlığı için zararlıdır. Zeytinyağı, fındık yağı, ayçiçek yağı gibi bitkisel yağlar tercih edilmeli; bu yağlar kızartılmadan tüketilmelidir. Avokado, kuruyemiş gibi yağ bakımından zengin bitkisel ürünler sağlıklı ve diyete uygundur. İşlenmiş ve paketli ürünlerin içeriğindeki yağlar bitkisel dahi olsa hekime danışılmalıdır.

İçecekler

İçine şeker ve tatlandırıcı eklenmiş her türlü gazlı içecek, kahve ve çay karışımları, enerji içecekleri ve alkol yalnızca diyabet hastalarının değil, vücut sağlığını korumak isteyen herkesin tüketiminden kaçınması gereken ürünlerdir. Bunlar yerine su, soda, taze sıkılmış meyve suları, tatlandırılmamış çaylar ve kahve tüketilebilir.

Şeker Hastalığı (Diyabet) Hakkında Sıkça Sorulan Sorular


Kan Şekeri Değer Aralığı Kaç Olmalıdır?

Kan şekeri değer aralığı, desilitre başına 70 ila 100 mg arasıdır. Hamilelerde ise üst sınır 95 mg/dl’dir. Açlık Kan Şekeri Ölçümü aracılığıyla ulaşılan değerin normal seviye aralığının altında veya üstünde olması kişide hipoglisemi, prediyabet, diyabet olabileceğine işaret edebilir.

Şeker Hastalığını Gösteren Semptomlar Nelerdir?

Şeker hastalığı belirtileri; normal fazla yemek yeme, doymama hissi, sık idrara çıkma, ağız kuruluğu, tatlılık hissi ve buna bağlı aşırı su içme isteği şeklinde sıralanabilir. Hastalığın türünün tip 1 ya da tip 2 olmasına ve kişisel özelliklere göre halsizlik, yorgunluk, cilt yaralarının normalden geç iyileşmesi, kadınlarda vajinal akıntı gibi birçok semptom gözlenebilir.

Obezite ve Diyabet Arasında Nasıl Bir İlişki Bulunur?

Fiziksel aktivitelere yeterince zaman ayrılmaması, yüksek yağ ve şeker oranına sahip besinlerin yoğun miktarda tüketimi obezitenin başlıca nedenleridir. Vücutta aşırı yağ birikimi sonucunda insülin salınımı azalmaya başlar. Hücrelerin, salınım seviyesi azalan insüline karşı direnç geliştirmesi sonucunda kan şekeri yükselir ve tip 2 diyabet riski artar.

Şeker Hastalığında İlaçsız Tedavi Mümkün müdür?

Şeker hastalığının ilaçsız tedavisi, yalnızca erken tanı konulması halinde mümkündür. Kilo kontrolünün sağlanarak tip 2 diyabetli kişiler için komplikasyon oluşma riski azalır. Ancak bu durumda bile hastalığın tamamen iyileşeceğini söyleyebilmek mümkün değildir.

Şeker Hastalığının Genetik Etkisi Olur mu?

Diyabet öyküsü olan bir aileden gelen kişilerde, hastalığın görülme ihtimali kesin değildir. Yine de aile üyelerinde görülen şeker hastalığı, risk seviyesinin yüksekliğine işaret edebilir.
Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır. Güncellenme Tarihi: 8 Mayıs 2024 Çarşamba Yayımlanma Tarihi: 16 Nisan 2020 Perşembe

Birimin Tüm İlgi Alanları

Hastaneler

Sıralama Türü:

Tıbbi Birimler

Doktorlar

Bize Ulaşın

Bilgi talepleriniz için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.

Acıbadem Sağlık Grubu olarak size daha iyi ve kaliteli bir hizmet sunabilmemiz için istek, öneri, teşekkür ve şikayetlerinizi aşağıdaki formu doldurarak ya da 444 55 44 numaralı telefondan tarafımıza ulaşarak bildirebilirsiniz.

Devamı
Devamı
Güvenlik Kodu

KİŞİSEL VERİLERİN ELDE EDİLMESİ VE İŞLENMESİ İLE İLGİLİ BİLGİLENDİRME FORMU

Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. (“Acıbadem”) ve Acıbadem’in hakim ve bağlı şirketleri (hepsi birlikte “Acıbadem Grubu” olarak anılacaktır.) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) ve ilgili mevzuat kapsamında Veri Sorumlusu sıfatıyla, kişisel verileriniz, aşağıda açıklanan çerçevede ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve sair mevzuata uygun olarak işlenebilecektir.

1. Kişisel Verilerin elde Edilmesi, İşlenmesi ve İşleme Amaçları

Kişisel verileriniz Acıbadem Grubu tarafından sağlanmakta olan kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amaçlarıyla ve Acıbadem Grubu şirketlerinin faaliyet konularına uygun düşecek şekilde; sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, çağrı merkezi, internet sitesi, sözlü, yazılı ve benzeri kanallar aracılığıyla elde edilmektedir. Sağlık verileriniz başta olmak üzere özel nitelikli kişisel verileriniz ve genel nitelikli kişisel verileriniz, Grup tarafından aşağıda yer alanlar dâhil ve bunlarla sınırlı olmaksızın bu maddede belirtilen amaçlar ile bağlantılı, sınırlı ve ölçülü şekilde işlenebilmektedir:

Acıbadem Grubu tarafından elde edilen her türlü kişisel veriniz (Özel nitelikli kişisel veriler de dahil fakat bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

İlgili mevzuat uyarınca elde edilen ve işlenen Kişisel Verileriniz, Acıbadem veya Acıbadem Grubu’na ait fiziki arşivler ve/veya bilişim sistemlerine nakledilerek, hem dijital ortamda hem de fiziki ortamda muhafaza altında tutulabilecektir.

2. Kişisel Verilerin Aktarılması

Kişisel verileriniz, Kanun ve sair mevzuat kapsamında ve yukarıda yer verilen amaçlarla Acıbadem ve Acıbadem Grubu tarafından Acıbadem Grubu’na dahil olan şirketler ile, Özel sigorta şirketleri, Sağlık bakanlığı ve bağlı alt birimleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, Emniyet Genel Müdürlüğü ve sair kolluk kuvvetleri, Nüfus Genel Müdürlüğü, Türkiye Eczacılar Birliği, Mahkemeler ve her türlü yargı makamı, merkezi ve sair üçüncü kişiler, yetki vermiş olduğunuz temsilcileriniz, avukatlar, vergi ve finans danışmanları ve denetçiler de dâhil olmak üzere danışmanlık aldığımız üçüncü kişiler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, resmi merciler dâhil sağlık hizmetlerini yukarıda belirtilen amaçlarla geliştirmek veya yürütmek üzere işbirliği yaptığımız iş ortaklarımız ve diğer üçüncü kişiler ile paylaşılabilecektir.

3. Kişisel Veri Elde Etmenin Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda yer verilen amaçlar ve Acıbadem’in faaliyet konusuna dahil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda Acıbadem’in akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir. İşbu kişiler verilerinizin toplanmasının hukuki sebebi;

Ayrıca, Kanun’un 6. maddesi 3. fıkrasında da belirtildiği üzere sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.

4. Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Haklarınız

Kanun ve ilgili mevzuatlar uyarınca;

Mezkûr haklarınızdan birini ya da birkaçını kullanmanız halinde ilgili bilgi tarafınıza, açık ve anlaşılabilir bir şekilde yazılı olarak ya da elektronik ortamda, tarafınızca sağlanan iletişim bilgileri yoluyla, bildirilir.

5. Veri Güvenliği

Acıbadem, kişisel verilerinizi bilgi güvenliği standartları ve prosedürleri gereğince alınması gereken tüm teknik ve idari güvenlik kontrollerine tam uygunlukla korumaktadır. Söz konusu güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak muhtemel riske uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

6. Şikayet ve İletişim

Kişisel verileriniz teknik ve idari imkânlar dâhilinde titizlikle korunmakta ve gerekli güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak olası risklere uygun bir düzeyde sağlanmaktadır. Kanun kapsamındaki taleplerinizi, “https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/hastaverilerinkorunmasi.html” web adresindeki “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uyarınca Başvuru Formu” nu doldurarak;

Kanun kapsamındaki taleplerinizi, https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/hastaverilerinkorunmasi.html web adresindeki “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uyarınca Başvuru Formu” nu doldurarak ve formda belirtilen usullerle tarafımıza iletmenizi rica ederiz.

YUKARI
İçindekiler
Size ulaşmamızı ister misiniz?