Daha iyi bir deneyim için konum izni vermelisiniz.
MENU

Genel Tanıtım

Skolyoz (Omurga Eğriliği) Nedir?

Omurgamız başımız ile bacaklar arasında uzanan ve vücut ağırlığımızın üçte ikisini taşıyan bir köprü gibidir. Omurgamız, omur denilen 23 tanesi hareketli toplam 33 kemikten oluşur.

Bu kemikler birbirlerine bağ dokusu, eklemler ve disk dediğimiz yastıkçıklarla bağlanır. Aynı zamanda hareketleri sağlayan ve omurların her birine bağlanan güçlü omurga çevresi kaslarımız vardır. Merkezi sinir sisteminin en önemli bölümlerinden biri olan omurilik de omurganın içinde yer alır. Omurga, omuriliği içinde barındırır ve korur.

Omurilik beyin ile kol, gövde ve bacaklar arasında irtibatı sağlayan ve beyinden bu bölgelere emir getiren ve götüren sinir dokusundan oluşur. Tıpkı bir elektrik kablosu gibi görev yaparak; el ve kollarımızın, ayak ve bacaklarımızın, duyu fonksiyonumuzun çalışmasını sağlar.

Omurga ayrıca nefes almamıza yardımcı olur, idrar ve dışkı fonksiyonlarını kontrol eder. Omurgamız bedenimizi döndürmemiz, başımızı çevirmemizi sağlar. İç organları korur. Sağlıklı bir omurga için dik durmak, ağır yük kaldırmamak ve doğru oturmak önemlidir.

Skolyozun Sıklığı

  • Skolyoz, toplumda yaklaşık %2 ila 4 oranında görülür.
  • Bunlardan çok büyük bir kısmı düşük dereceli eğriliklerdir. Kız çocuklarda erkek çocuklara göre yaklaşık 8-10 kat daha sık görülebilir.
  • Omurgasında eğriliği olan kişilerin ancak yüzde 10’unda skolyoz, tedavi gerektirecek dereceye ilerler.
  • Düzenli egzersiz yapma, sırt kaslarını güçlü tutma, kondisyonu artırma ve daha formda olma skolyoz takibinin ve tedavisinin hemen her basamağında yer alan vazgeçilmez öğelerdendir.

Skolyoz

Skolyoz Daha Çok Kimlerde Görülür?

Acıbadem Maslak Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay, Omurga Deformiteleri üzerine soruları yanıtlıyor.

Skolyozun Türleri

İdiopatik skolyoz (Nedeni bilinmeyen skolyoz)

En sık görülen skolyoz türü; sebebi tam olarak aydınlatılamayan ‘idiopatik’ skolyozdur. Omurgada yana doğru eğilme ‘S’ veya ‘C’ şekilli olabilir. Yana doğru eğilme dışında omurların kendi etraflarında dönmesi de en hafif formlar dahil olmak üzere tüm idiopatik skolyozlarda görülür. Omurlardaki bu dönme sırtta veya belde asimetrik çıkıntılar oluşmasına sebep olur.

Nöromusküler Skolyoz

İkinci en sık görülen skolyoz tipi nöromuskuler skolyozdur. Nöromusküler skolyozun temel nedenleri arasında kas veya sinir hastalıkları yer alabilmektedir. Sinir hastalıkları beyin ve omurilikten kaynaklanabilir; kas hastalıkları ise çocukluk ve daha ileriki dönemlerde görülebilir.

Nöromusküler skolyozda, idiyopatik skolyozun aksine solunum sıkıntısı ve duyu kusurlarına daha çok rastlanabilmektedir. Solunum problemleri, iletişim bozuklukları, duyu kusurları ve epileptik nöbetler gibi nedenlerden ötürü tedavi sürecinde skolyoz korsesi kullanılmayabilir.

Skolyozun bu türünde cerrahi müdahale için daha küçük yaşlar tercih edilebilir. Füzyon tedavisi uygulanabilir.

Skolyoz

Skolyoz Başka Hastalıklara Bağlı Oluşabilir Mi?

Acıbadem Maslak Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay, Omurga Deformiteleri üzerine soruları yanıtlıyor.

Konjenital Skolyoz

Üçüncü sıklıkla ise konjenital skolyoz görülür. Anne karnındaki çocuğun gelişimi sırasında ortaya çıkan omurga anomalilerine bağlı bir skolyoz türüdür. Konjenital skolyoz ilk yıllarda hızlı bir ilerleme gösterir. Bu sebeple erken dönemlerde ortaya çıkan konjenital skolyozun tedavi süreci küçük yaşlarda cerrahi müdahaleyi gerektirebilir.

Bunların dışında, nörofibromatozis, çeşitli romatizmal hastalıklar, osteogenezis imperfecta, marfan sendromu, Ehler Dsanlos gibi çeşitli bağ dokusu hastalıkları, omurga kırıkları, omurga enfeksiyonları, Morquio, Gaucher hastalığı gibi çeşitli metabolik hastalıklar ve bazı genetik sendromik hastalıklar skolyoza neden olabilir.

Doğuştan Skolyoz

Konjenital spinal deformite nedir?

Konjenital kelimesi, doğuştan itibaren var olduğu ve problemin anne karnında iken oluştuğunu ifade eder. Deformite ise yapısal şekil bozukluğudur. Yani konjenital spinal deformite terimi, anne rahminde iken oluşan ve yaşla birlikte ilerleyen omurga şekil bozukluklarını ifade eder.

Anne rahmindeki çocuğun omurga gelişimi, organlarının gelişimi ile birlikte ilk üç ayda tamamlanır. Bu süre içinde omurga yapısının anormal oluşması veya birleşik kalması sonucunda omurların büyümesi asimetrik olur ve sonuç olarak eğrilikler gelişir. Görülen şekil bozukluğunun tipi anormal omurun omurga kolonunun neresinde ve hangi yönüne doğru yerleştiğine bağlıdır.

Normal bir omurga arkadan bakınca düz iken yandan bakınca kıvrımlıdır. Bu kıvrımlar sırt bölgesinde hafif bir kamburluk (kifoz) ve bel bölgesinde bir çukurluk (lordoz) şeklindedir. Konjenital vakalarda asimetrik büyüme yana doğru ise skolyoz, öne doğru ise artmış kifoz oluşur.

Anormal Omuru Olan Kişilerde Omurga Eğriliği Nasıl Oluşur?

Omurganın eğrilmesine yol açan en önemli faktör anormal oluşmuş omurların asimetrik büyümesidir. Omurlarda anne karnında meydana gelen problemler oluşma kusurları ve ayrışma kusurları şeklinde görülebilir. Her iki kusurun bir arada görüldüğü daha karmaşık durumlar da mevcuttur.

Belirtilmesi gereken önemli bir nokta bu anormal omurgaların doğumda var olmasına rağmen ilk başta pek bir eğrilik görülmeyebileceğidir.

Eğrilik daha çok büyüme ile oluşur. Fakat büyümeye rağmen birçoğu bu şekilde etkilenmiş omurga, hiç eğrilmeyebilir ya da çok az eğrilebilir. Hatta birden çok anormal omur içeren omurgalarda bu anormallikler birbirini dengeleyecek şekilde dağılmışsa, sonuç eğriliğin artmasından ziyade gövde büyümesinin azalması olabilir.

Ergenlik çağındaki hızlı büyüme aşamasına kadar eğrilik çok yavaş artabilir. Omurların bir tarafının ayrışamaması ve yapışık kalması nedeniyle oluşan durumlarda, yapışık taraf büyüyemezken; serbest taraf büyümeye devam eder ve skolyoz oluşur.

Omurların iki tarafının da yapışık olduğu durumda bu bölgede büyüme az veya yoktur. Bunun sonucunda skolyoz gelişmez ancak bu bölge kısa kalabilir. Omurlar önden yapışık ise arkadan büyüme devam edeceği için kamburluk (kifoz) oluşur.

Omurlar arkadan yapışık ise arkadan büyüme devam edeceği için çukurluk (lordoz) oluşur. Yarım veya yetersiz oluşmuş omurlar ise omurganın bir tarafının diğerine göre daha fazla büyümesine sebep olarak eğrilik oluştururlar.

Konjenital Skolyoz Genetik Midir?

Doğuştan (Konjenital) skolyozun genelde kalıtsal olduğu düşünülmez. Fakat kalıtsal olabilecek başka durumlarla konjenital skolyoz kalıtsal bir hastalığa eşlik edebilir.

Bu nedenle, sadece konjenital skolyoz bulgusuna rastlanan ve başka bir genetik bozukluğu olmayan bir çocuğun, ailesinde benzer bulguya (Konjenital skolyoz) sahip başka bir kardeş olma ihtimalinde artış söz konusu değildir.

Konjenital skolyozun neden oluştuğu tam olarak açıklanamamaktadır. Embriyo ve fetusun gelişim aşamasında oluşan bir takım olaylardan dolayı bazı durumlar konjenital omurga deformiteleriyle birlikte daha sık görülebilirler.

Skolyoz

Skolyoz Daha Çok Kimlerde Görülür?

Acıbadem Maslak Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay, Omurga Deformiteleri üzerine soruları yanıtlıyor.

Bunlardan en sık rastlananları şunlardır:

  • Böbrek, mesane sistemi anormallikleri - %30
  • Omurilik anormallikleri - %15
  • Konjenital kalp problemleri - %12

Bu anormallikler fonksiyonel olarak önem taşıyabilir ya da taşımayabilir. Ayrıca, konjenital omurga deformiteleri çeşitli sendromlarla ilişkili olabilir (Klippel-Feil sendromu, VACTERL, Goldenhaar, Fetal Alkol Sendromu, vs.)

Konjenital Skolyoz ve Hasta İzleme Süreci

Skolyozun bu aşamasında "kontrollü gözlem" ismi verilen bir döneme girilir ve deformitenin nasıl davrandığı izlenir. Bu belirli zaman aralıklarıyla düzenli muayeneler ve röntgenlerle yapılır. Eğer eğriliğin artışı düzenli olarak devam ederse veya başka fonksiyonel problemler çıkarsa, uygun cerrahi girişim yapılmalıdır.

Konjenital Skolyoz ve Korse Tedavisi

Konjenital skolyoz ve idiyopatik skolyoz arasındaki en büyük farklardan birisi de korselerin konjenital deformitelerde etkili olmamasıdır. Bazen konjenital anormalliklerin sebep olduğu eğriliklerin altında veya üstünde vücut dengeyi sağlamak için ikinci bir eğrilik oluşturur.

Bu eğrilikler belli bir zaman sonra artış gösterebilir ve bazen konjenital eğrilikten daha ciddi boyutlara ulaşabilir. Korse bu hastalarda ikincil eğriliğin kontrolü veya ilerlemesinin geciktirilmesi için kullanılabilir.

Konjenital skolyozda anormal vertebranın asimetrik büyümesinin yavaşlatılması ya da yok edilmesi amaçlanır. Bunun için omurga füzyonu işlemi (omurganın dondurulması, hareketin ortadan kaldırılması) uygulanabilir.

Artmakta olan bir deformiteyi kontrol edebilmek için cerrahi işlemin çocuk küçükken yapılması gerekebilir. Ebeveynler anlaşılır biçimde erken füzyonun (füzyon yapılan bölümün büyümesi durdurulduğu için) gövde büyümesini engelleyebileceğinden korkarlar.

Bir yere kadar doğru olsa da, büyüme sona erdikten sonra çok ağır bir deformiteyi düzelterek gövde boyu geri kazanılamayabilir ve hastaların cerrahi tedavisini sırf bu endişeyle geciktirmek hasta için ileriki yaşlarda çok ciddi sorunlar ortaya çıkarabilir.

Konjenital skolyozu olan hastaya erken cerrahi gerektiğinde her yaşta yapılabilir, ancak genellikle hasta 1 yaşına gelinceye kadar ertelenebilmektedir. Bu yaştan sonra skolyoz için cerrahi işlem şart ise bekletilmeden yapılması tavsiye edilir. Erken cerrahi yapılsa da, eğer ilk cerrahi tam olarak eğriliği kontrol edemezse skolyoz için ek işlemlerin yapılması gerekebilir.

Skolyoz eğriliğini kontrol edebilmek için aktif olarak büyüyen çocuklarda hem önden, hem arkadan füzyon gerekebilir. Bu teknikler hem skolyoz hem de kifozda uygulanabilir. Spinal füzyonu sağlayabilmek için ya otogreft (kişinin kendisinin) ya da allogreft (başka birisinin) kemik, kemik benzerleri veya bu kaynaklardan birçoğunun birlikte kullanılması gerekebilir.

Bağlantılı diğer organ problemlerin tespit edilmesi durumunda bunların tedavisinin de ayrıca planlanması gerekir. Bu anomalilerden özellikle omurilikte bulunan anormalliklerin tedavisi omurga eğrilikleri ile beraber yapılmalıdır.

Omurilik anormalliklerinin bazılarının tedavisi gerekmezken, bazılarının da cerrahi müdahale ile eğrilik tedavisinden önce ya da eş zamanlı olarak tedavisi yapılır.

Konjenital Skolyoz ve Tedavi Seçenekleri

Kontrollü İzlem

Belirli aralıklarla yapılan fizik muayeneler ve çekilen röntgenlerle yapılır ve eğrilikte artış olmadığı sürece özel bir tedavi verilmeden iskelet sistemi olgunluğa erişene kadar devam eder (cerrahi tedaviden sonra da yapılmalıdır).

Cerrahi Tedavi

Günümüzde büyümekte olan bir çocuktaki konjenital spinal deformitenin tedavisi için uygulanan cerrahi tedavilerin çoğunluğunda omurga füzyonu yapmadan veya kısıtlı bir alana füzyon yaparak eğrilik kontrol altına alınmaya çalışılır.

Kısıtlı Füzyon Operasyonları

Hemivertebrektomi

Bazı durumlarda anormal omurun çıkartılması (hemivertebrektomi) ile eğrilik ortadan kaldırılabilir. Ameliyat sonrası 3 ila 6 ay arası gövde alçısı uygulanır.

Büyüyen Çubuklar ile Eğrilik Kontrolü

Çok küçük çocuklarda eğrilik uygun ise füzyon yapmadan eğriliğin üst ve altına konan vidalarla birleştirilen çubuklar aracılığı ile düzeltme sağlanabilir. Daha sonra 6 ayda bir yapılan periyodik uzatmalarla eğriliğin kontrolü erişkin yaşa kadar sağlanmaya çalışılır ve erişkin yaşta füzyon işlemi uygulanır.

Küçük çocuklarda böyle yapılmasının sebebi büyümenin korunarak gövdenin kısa kalmasının önlenmesi ve akciğer ile göğüs kafesinin normal boyutlarda büyümesinin sağlanmasıdır. Yakın zamanda uygulanmaya başlanan manyetik çubuklar sayesinde tekrarlanan ameliyatlara gerek kalmadan poliklinik şartlarında çubuklar uzatılabilir.

Göğüs Kafesini Genişletme Operasyonu (VEPTR)

Bazı konjenital skolyozlu hastalara eşlik eden kaburga anormallikleri ve yetersiz göğüs gelişimi gözlenmektedir. Bu çocuklarda göğüs kafesine yerleştirilen çubuklarla hem göğüs kafesi anormalliği düzeltilebilir hem de füzyon yapmadan eğriliğin kontrolü sağlanabilir. Bu hastalarda da 6 ayda bir periyodik uzatmalar yapılması gerekebilir.

Enstrümantasyon ve Füzyon, Osteotomiler

Tedavisi en güç olan konjenital skolyozlar ihmal edilmiş 70-80 derece üzerindeki eğriliklerdir. Bu eğriliklerde deforme omurganın çıkartılarak veya çıkartılmadan düzeltilmesi ve omurların titanyum çubuk ve vidalarla tespiti gerçekleştirilmektedir.

Küçük yaşta başlayan ve özellikle 10 yaş altında görülen skolyoz, büyük çocuk skolyozundan farklı özelliklere sahiptir. Küçük yaşta başlayan skolyoz genellikle ilerlemeye devam eder. Skolyozun ilerlemesini belirleyen en önemli faktör çocuğun fiziksel gelişim hızıdır.

Skolyozun cerrahi tedavisi, omurga büyümesinin durdurulması yani "füzyon" işlemidir. Büyüyen çocuklarda ise omurganın kısa kalmasını engellemek için omurganın sabitlenmesi, hareketin yok edilmesi ve büyümenin durdurulması diye tanımlanan "füzyon" işleminin yapılması önerilmez.

Bu cerrahi müdahale 5 yaşın altındaki çocuklara yapılırsa omurilik kanalının dar kalmasına, 8 yaşın altında yapılırsa akciğer gelişiminin bozulmasına, 10 yaşın altında yapılırsa göğüs kafesi gelişiminde bozulmalara neden olabilir. Göğüs kafesi yeterince büyüyemezse akciğer ve solunumla ilgili sorunlar ortaya çıkabilir. Özellikle 10 yaş altında uygulanacak füzyon işlemi gövdenin kısa kalmasına neden olabilir.

Ergenlik çağında; omurilik kanalı, akciğer, göğüs kafesi ve boy uzaması gibi gelişimlerin büyük ölçüde tamamlanmasından dolayı, füzyon işlemi çocuklarda yaşanabilecek sorunlara neden olmaz.

Küçük Yaş Skolyozu Tedavi Edilmezse Gelecekte Hangi Sağlık Sorunlarına Neden Olabilir?

  • Akciğer ve solunum problemleri
  • Kalp problemleri
  • Yeti kayıpları
  • Nadiren çok ileri deformitelerde omurilik basısı ve felç
  • Ciddi kozmetik ve psikolojik sorunlar

Küçük Yaşta Ortaya Çıkan Skolyozun Sebepleri Nelerdir?

Küçük yaşta ortaya çıkan skolyoz sebebi bilinmeyen (idiyopatik) skolyozun tipleri olan infantil (0-3 yaş) ve juvenil (3-10 yaş) skolyoz olabilir. Konjenital (Doğumsal) skolyoz erken yaşlarda belirtilerini gösterirken, hızla ilerler. Bazı sendromik hastalarda erken başlangıçlı skolyoz ortaya çıkabilir.

Diğer nedenler ise kas ve sinir hastalıklarına (nöromusküler) ve metabolik hastalıklara (mukopolisakkaridoz vb), bağ dokusu hastalıklarına (osteogenesis imperfekta vb.) bağlı skolyozlardır.

Küçük Yaşta Başlayan Skolyoz Neden Çok Önemli?

Küçük yaşta başlayan skolyozda iki önemli sorun ile karşılaşılabilir. Skolyozun ilerlemesini belirleyen en önemli faktör çocuğun fiziksel gelişimidir. Çocuğun büyüme hızı ile skolyozun ilerlemesi doğru orantılıdır. Bu tür omurga eğriliklerin bir diğer tedavi yöntemi olan korse tedavisi ile kontrolü zor olabilir.

Bu gibi nedenlerle küçük yaştaki hastalar için, skolyoz ameliyatının gerekliliği ergenlere göre daha yüksektir. İkinci farklılık ise; küçük yaş skolyozunun cerrahi tedavisinde omurganın büyümesi ve hareketinin durdurulması anlamına gelen füzyon cerrahisinin uygulanmasının yaratacağı olumsuzluklardır.

Skolyoz

Ağır Sırt Çantası Taşımak ve Kötü Pozisyonda Durmak, Skolyoz ve Kifoz'a Neden Olur Mu?

Acıbadem Maslak Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı, Prof. Dr. Ahmet Alanay, Omurga Deformiteleri üzerine soruları yanıtlıyor.

Küçük Yaşta Ortaya Çıkan Skolyozun Tedavi Süreci Nasıldır?

Küçük yaşta ortaya çıkan skolyozun tedavi seçenekleri çocuğun yaşına ve eğriliğin türüne ve yerine göre değişmekle birlikte genel olarak 3 başlık altında toplanabilir. Bunlar:

  • Gözlem
  • Korse tedavisi
  • Skolyoz ameliyatı

Skolyoz ve Gözlem Tedavisi

Omurga eğiriliğinin (skolyoz) derecesi 20 derecenin altında ise hasta doktor kontrolü altında gözlemlenir.

Skolyoz ve Korse Tedavisi

Skolyoz 20 derecenin üzerinde ise büyük çocuklarda olduğu gibi küçük yaş çocuklarında da korse tedavisine başvurulabilir. Ancak çok küçük çocuklarda (0-5 yaş) korse uygulamak zor olduğu için genel anestezi altında yapılan düzeltme, gövde alçıları tercih edilebilmektedir.

Omurga eğriliği 40 derece ve üzerindeki büyük çocuklarda korse tedavisi uygulanmayabilir. Küçük yaştaki çocuklar için ise durum biraz daha farklıdır. 

Küçük yaş skolyozunda korse tedavisi 60 dereceye kadar çıkabilmektedir. Burada amaç, omurga eğriliğinin ilerlemesini yavaşlatmaktır. 60 derece üzerindeki eğriliklerde ise skolyoz ameliyatı yöntemi tercih edilmektedir.

Skolyoz Ameliyatında "Uzatılabilen Çubuklar Sistemi" Nedir?

Çocuklarda korse yöntemi ile yapılan tedavi omurga eğriliğini durduramazsa, omurgaya yerleştirilen vida ve çubuk sistemleri ile füzyon işlemi uygulamadan eğrilik düzeltilmeye çalışılır. Bu tedavi yönteminin adına "uzatılabilen çubuklar sistemi" denir.

Ancak omurgadaki büyüme devam edecektir. Bu durumun oluşturduğu olumsuzlukları ortadan kaldırabilmek için düzenli olarak (6 ayda bir) yapılan skolyoz ameliyatlarıyla omurgadaki çubuklar uzatılarak, büyümeyle oluşan eğriliğin düzeltilmesi amaçlanır. Bazı sistemlerde ise çubuklar manyetik uzaktan kumanda cihazı kullanılarak 2-3 ayda bir poliklinik şartlarında uzatılabilmektedir.

"Uzatılabilen çubuklar sistemi" adlı tedavi yönteminin ideal olarak ergenlik sonuna kadar yürütülmesi gerekir. Kişideki büyümenin azaldığı veya durduğu zamana göre füzyon işlemine geçilebilir.

Küçük Yaşta Ortaya Çıkan Skolyozun Cerrahi Tedavisinde Füzyon Uygulanabilecek Durumlar Nelerdir?

Büyüyen çocuklarda görülen skolyoz tedavisinde uzatılabilen çubuklar sistemi her zaman uygun veya başarılı olmayabilir. Bu yöntemin başarılı olmadığı hastalarda eğriliğin ilerlemesine izin vererek füzyonu ertelemek çok kötü sonuçlara neden olabilir.

Bu durumda "kısa ve düzgün bir omurga, uzun ve eğri bir omurgaya" tercih edilir ve erken dönemde kaçınılmaz olarak füzyon işleminin uygulanması zorunlu olabilir.

Bunun dışında bazı durumlarda (Örn: Doğumsal skolyoz ve hemivertebra varlığında) çok kısa bir omurga bölgesine füzyon uygulanması ile tamamen düzelebilecek skolyozlarda, uzun ve zahmetli büyüyen çubuklar yerine kısa füzyon tercih edilebilir.

Bu durumda füzyon ancak kısıtlı bir alana yapılacağı için omurga ve göğüs kafesinin büyümesini ciddi bir şekilde etkileyemeyebilir.

Bazı istisnai durumlarda ise "hibrid" yöntem dediğimiz hem kısa segment füzyon hem de büyüyen çubuklar bir arada uygulanabilir.

Özet olarak küçük çocukluk döneminde ortaya çıkan skolyozda erken teşhis önemlidir ve çoğu zaman erken cerrahi müdahale gerekebilir.

Erken cerrahi müdahale, çoğu zaman büyümenin devamına izin verecek yöntemlerin uygulanmasıdır.

Büyüyen çocuklarda tedavi zor ve zahmetlidir ancak erken teşhis edilen vakalarda çoğu zaman başarılıdır.

Erişkin Skolyozu

Omurga eğriliğinin bir iç bükey tarafı, bir de dış bükey tarafı vardır. İç bükey tarafta sıkıştırıcı kuvvetler omurlar arası hareketleri sağlayan faset eklemleri üzerinde aşırı yüklenmelere neden olurken; bu baskı sinirlerin kanal içinde sıkışmasına neden olabilir.

Ayrıca omurga yapısındaki yıpranma nedeniyle eklemlerde gelişen fazla kemik oluşumları ya da yumuşak dokularda kalınlaşmalar da sinir sıkışmasını artırabilir.

Erişkin idiyopatik skolyoz

Kişide çocukluk yaşlarında ağrısız olarak başlayan; ancak belirtilerini (Ağrı, duruş bozukluğu vb.) ilerleyen yaşlarda gösterebilen bir rahatsızlıktır.(şekil-1)

Çocukluk çağında ortaya çıkabilen bu skolyoz türünün nedeni bilinemediği için idiyopatik skolyoz olarak da adlandırılmaktadır.

Erişkin idiyopatik skolyozda faset eklemlerde dejenerasyon nedeniyle şiddetli ağrı olabilir. Göğüs kafesinde oluşabilecek aşırı deformasyon nedeniyle solunum fonksiyonları etkilenebilir ve hastalarda çabuk yorulma ve solunum sıkıntıları ortaya çıkabilir.

Erişkin dejeneratif skolyoz

Erişkin dejeneratif skolyoz ise yaşlanma ile birlikte omurga yapısının eskimesi ve yıpranma sonucu oluşan skolyoz türüne denir. Genellikle 50 yaş üstü kişilerde ortaya çıkar. Yine bu yaşlarda ortaya çıkan osteoporoz, erişkin dejeneratif skolyozun nedenlerinden biri olabileceği gibi eğriliğin artmasına da neden olabilir. Osteoporoz, kemiklerdeki kalsiyumun azalmasıyla ortaya çıkan, halk arasında ise kemik erimesi olarak da bilinen bir hastalıktır. (şekil-2)

Dejeneratif Skolyoz En Sık Hangi Bölgelerde Görülür?

Yıpranma ile ortaya çıkan dejeneratif skolyoz omurganın boyun, sırt ve bel bölgelerinin herhangi birisinde görülebilir; ancak en çok görüldüğü bölge bel bölgesidir.

İleri derecede erişkin dejeneratif skolyozlu kişilerde omurganın sağlamlığı ve dengesi bozulabilir. Bu bozukluk ön ve arka planda omurgayla, gövdenin yana doğru yatmasına ve bel bölgesi anatomik açısının azalmasıyla gövdenin öne doğru yatmasına neden olabilir.

Bu dengesizlikler eğriliğin şiddetinin artmasına neden olabildiği gibi hastanın hareket kabiliyetlerini de etkileyerek, ağrıya neden olabilir.

Erişkin dejeneratif skolyozlu hastalarda sırt ağrısı, bel ağrısı ve sinir sıkışmasına bağlı sinirin dağılım alanı boyunca ağrı (radikülopati) ve sinirin beslediği kaslarda güç kaybı gözlenebilir. Bazı durumlar da omurganın aşırı deformasyonu ve yük altında kalması sonucu omurganın bir tanesi öne, arkaya veya yana doğru kayabilir.

Erişkin dejeneratif skolyoza ek olarak omurga yapısında ortaya çıkabilecek bu deformitelerde omurga kemiğinin öne kaymasına spondiloliztezis, arkaya doğru kaymasına retroliztezis ve yana doğru kaymasına ise lateral liztezis denir. Omurga yapısındaki kemik kaymaları ağrıya neden olabileceği gibi, sinir veya omurilik sıkışmasına bağlı olarak bacak ağrısına ve kas güçsüzlüğüne de neden olabilir.

Erişkin Skolyozunda Nasıl Bir Tedavi Uygulanmaktadır?

Erişkin skolyoz tedavisinde seçilecek yöntem için, ağrı ve eğrilik derecesi, eğriliğin ilerleyici olup olmamasına göre karar verilir. Genellikle hastaya uygulanacak ilk tedavi yöntemleri cerrahi olmayan tedavi yöntemleridir. Bir fizyoterapist eşliğinde fizik kondisyon arttıracak egzersizler, stabilizasyon, kuvvetlendirme ve germe egzersizleri kas spazmını çözüp ağrıyı azaltabilir. Ancak bu egzersizlerin ilerleyecek olan bir skolyozun ilerlemesini önlemede rolü olduğu tam olarak gösterilememiştir.

Skolyoz

Yaşlanmayla Ortaya Çıkan Erişkin Skolyozu'nun Tedavisi Ne Şekilde Olur?

Acıbadem Maslak Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay, Omurga Deformiteleri üzerine soruları yanıtlıyor.

Erişkin Skolyozunda Korse Tedavisi

Erişkin skolyozu hastalarında egzersiz ile birlikte korse tedavisi de uygulanabilir. Ancak korse tedavisi egzersiz ve fizik tedaviye yardımcı bir yöntem olarak, kısa vadeli bir süre için düşünülmelidir. Erişkin skolyozu görülen hastalarda uzun süreli korse tedavisi faydadan çok zarara neden olabilir.

Fizik tedavi ve egzersiz ile birlikte ağrıları olan hastalar için ağrı kesiciler de verilebilir. Ayrıca özellikle faset eklemlerdeki ya da sinir basısı sonucu olan irritasyon; tahrişi (inflamasyon) gidermek için non-steroidal anti-inflamatuar ilaçlar da tedaviye eklenebilir. Hastalarda ağrı kaynağı yıpranmış faset eklemler veya sinir basısı sonucu oluşan radiküler ağrı için ise bu hastalar için spinal enjeksiyonlar alternatif tedavi yöntemi olabilir.

Erişkin skolyozu olan hastalar için yukarıda saydığımız cerrahi olmayan tedavi yöntemleri tek tek veya birlikte uygulanabilir. Hangi tedavi türünün daha önce uygulanacağı veya daha etkin olduğuna ilişkin literatürde bir fikir birliği söz konusu değildir. Skolyozun türüne ve kişinin fiziksel durumuna göre doktorlar her hasta için farklı ve uygun olan yöntemi seçecektir.

Erişkin Skolyozunda Ameliyat Ne Zaman Gereklidir?

Erişkin skolyozunda eğriliğin derecesi ve yarattığı şekilsel bozukluk sorunlarından çok ağrı, fonksiyon ve denge kaybı daha ön plandadır. Ancak ağrısız olsa da ilerlediği net olarak tespit edilmiş skolyozların daha fazla ilerlemesini durdurmak için ameliyat gerekli olabilir.

Tüm cerrahi olmayan yöntemlere rağmen tedaviye yanıt vermeyen, bu süre içinde (6 hafta ile 6 ay arası) ağrıları artan ve yeti kaybı oluşan hastalar için skolyoz ameliyatı önemli bir alternatif yol olabilir. Hastalarda eğriliğin yanı sıra ciddi dar kanal veya sinir basısına bağlı idrar, dışkılama kontrol kaybı veya kaslarda güç kaybı var ise yine skolyoz ameliyatı ile tedavi yöntemi seçilebilir.

Erişkin skolyozu ameliyatı, çocuk ve genç yaştaki skolyoz ameliyatlarına göre daha zorludur. Kişiye yapılan cerrahi müdahale süresi ve skolyoz ameliyatı sayısı da daha çok olabilir. Öte yandan kalp, akciğer, diyabet ve osteoporoz hastalıkları da skolyoz ameliyatı için doktora bildirilmesi gereken önemli bilgiler arasındadır.

Erişkin Skolyozu Ameliyatında Nasıl Bir Tedavi Uygulanmaktadır?

Skolyoz ameliyatında amaçlanan, eğriliğin dengeyi sağlayacak kadar düzeltilerek omurların kaynaştırılması (füzyon) ve sinir basılarının ortadan kaldırılmasıdır (Dekompresyon). Bunların ne ölçüde ve genişlikte yapılması gerektiğine doktorunuz karar verecektir. Bazı hastalarda uzun, bazı hastalarda ise daha kısa bir füzyon ve dekompresyon gerekebilir.

Erişkin skolyoz ameliyatından sonra hasta, iyileştirme ve rehabilite süreci için 1 hafta ila 10 gün arası hastanede tutulur. Ameliyat sonrası hasta genellikle bir gece yoğun bakımda kalabilir. Skolyoz ameliyatı sonrası ilk gün hasta yatak kenarında oturtulur ve bacak egzersizleri yaptırılabilir. Aynı gün veya ertesi gün hasta hareket ettirilir (Hastanın ayağa kaldırılması, bir iki adım yürütülmesi gerekmektedir).

Hasta taburcu olduktan sonra kendisine bir egzersiz programı verilir. Hasta bu programı uygulamaya başlar. Doktorun düzenli aralıklarla yaptığı kontrollerle tedavinin sonuçları değerlendirilir. Tüm bu süreçte kişinin bir an önce normal yaşantısına dönmesi amaçlanmaktadır.

Skolyoz Dereceleri

Skolyoz tanısı omurga eğriliğinin derecesine bakılarak konur. Ayakta çekilen röntgen filminde ön-arka ve yandan görüntü alınır. Omurganın görüntüsüne göre eğrilik, bir açı olarak derece cinsinden ölçülür. Skolyoz derecesini ölçen açıya "cobb açısı" denir.

10 derecenin altındaki eğrilikler skolyoz değil, asimetri olarak tanımlanır. Skolyoz tanısı için eğriliğin 10 derece üzerinde olması gerekir.

Omurgadan birden fazla eğrilik varsa tek bir skolyoz derecesinden değil skolyoz derecelerinden bahsetmek gerekir.

Omurgada sık görülmeyen eğrilik varsa (ör. göğsün sol tarafındaki eğrilik) veya diğer belirtilerin varlığında MR ve diğer ek incelemeler kullanılır.

Skolyozun ölçümünde skolyometre isimli bir ölçer de kullanılır. Ancak eğrilik değil eğriye eşlik eden rotasyonun (dönmenin) derecesi belirlenir.

Skolyometre sonucu da derece ile ifade edilir ancak skolyoz derecesinden farklıdır. Filmde ölçülen derece eğikliği, skolyometre ile ölçülen derece ise dönüklüğü gösterir.

Skolyoz

Skolyoz İçin Ne Zaman Cerrahiye Başvurulur?

Acıbadem Maslak Hastanesi, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay, Omurga Deformiteleri üzerine soruları yanıtlıyor.

Skolyoz Derecesi ve Tedavi Yöntemi Seçimi

20 derecenin altındaki eğriliklerde hasta yakından izlenir. Aynı zamanda sırt ve bel egzersizleri ile yüzme önerilir. Herhangi bir girişim (korse tedavisi ya da cerrahi) yapılmaz.

Skolyoz derecesi 20-40 derece arasında ve büyüme potansiyeli olan kişilerde korse tedavisi tercih edilebilir. Skolyozun derecesi 40 dereceden fazlaysa ise skolyoz ameliyatı gündeme gelir.

Skolyozun ilerleme potansiyeli ve büyümenin durmuş olup olmadığı tedavi kararını etkiler. Örneğin 8 yaşında, 30 derece eğriliği olan çocuğun tedavisi ile 18 yaşında, 30 derece eğriliği olan gencin tedavisi farklıdır. Çocuk ne kadar küçük olursa, eğriliğin ilerleme potansiyeli o kadar yüksek seyreder

Büyüme çağındaki bir çocukta sırttaki eğrilik 40 derecenin üzerine çıkmışsa beldeki eğrilik 35 derecenin üzerine çıkmışsa bu çocuklarda mutlaka ameliyat önerilir.

Büyümesini tamamlamış kişilerde sırttaki eğrilik 50 derecenin üzerinde, beldeki eğrilik 40 derecenin üzerindeyse, büyüme durmuş olmasına rağmen zaman içinde bu eğriliklerin ilerlediği bilindiği için ameliyat önerilir.

Belirtiler

Yetişkinlerde yaşlandıkça meydana gelen aşınma ve yıpranma omurgadaki kemiklere ve eklemlere zarar verir. Aralarında oturan diskler bozulmaya başlar ve diskler eğilmeye başlar. Bu, durumda omurganızın eğrilmesine ve skolyoza neden olabilir.

Skolyoz,   belirli bir süre sonra kemiklere hasar vermeye başladığı için genellikle sırt ağrısı ilk belirtiler arasında yer alır. Omurga eğrileri arttıkça yakındaki sinirlere baskı uygulayabilir ve bu durum uyuşukluk gibi belirtilere neden olabilir. Bunun dışında skolyoz belirtileri ise;

  • Omuzlarda duruş bozukluğu
  • Bacaklarda uyuşma, halsizlik veya ağrı
  • Yürüme sorunu
  • Dik durmakta zorluk
  • Yorgunluk hissi
  • Nefes darlığı gibi belirtiler bulunmaktadır.

Doğuştan Skolyozun Belirtileri Nelerdir?

  • Yana doğru eğrilik, anormal kamburluk ya da anormal içe doğru eğrilik.
  • Sırtta cilt anormallikleri: Kıllanma artışı, gamzeler, renk değişiklikleri.
  • Anormal uzun kollar veya bacaklar.
  • Birbirine eşit olmayan omuzlar, bel ya da kalçalar.
  • Bacaklara göre gövdenin orantısız kısalığı.
  • Denge bozuklukları.
  • Kişi öne eğildiğinde fark edilen sırt çıkıntıları.

Küçük Yaşta Ortaya Çıkan Skolyozun Belirtileri Nelerdir?

  • Yana doğru eğrilik, anormal kamburluk ya da anormal içe doğru eğrilik
  • Sırtta cilt anormallikleri: Tüylenme artışı, gamzeler, renk değişiklikleri
  • Anormal kollar veya bacaklar
  • Birbirine eşit olmayan omuzlar, bel ya da kalçalar
  • Bacaklara göre gövdenin orantısız kısalığı
  • Denge bozuklukları
  • Kişi öne eğildiğinde fark edilen sırt çıkıntıları

Erişkin Skolyozunun Belirtileri Nelerdir?

Erişkin skolyozunda genellikle hasta, gövdesindeki deformiteyi ve denge bozukluklarını kendisi fark eder. Aynı zamanda boyda kısalma, giyeceklerin olmaması veya iyi durmaması gibi bulgular ile eğriliğin farkına varabilirler.

Ancak bel ağrısı ve yeti kaybı genellikle hastayı doktora götüren iki önemli şikayet olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzun süre oturduktan sonra ayağa kalkmakta zorlanma, yürümenin ilk adımlarında zorluk çekme, sırt, bel kaslarında spazm, yürüme mesafesinde yıllar içinde giderek azalma ve bacaklarda yorgunluk hissi başlıca şikayetler olarak görülebilir.

Ciddi sinir basısı olan hastalarda, bacaklarda kuvvet kaybı ve uyuşukluk hissine de rastlanabilir. Sırt bölgesi skolyozlarında hastalarda nefes almada zorlanma ve çabuk yorulma da görülebilir.

Tanı Yöntemleri

Hastaya skolyoz tanısı konulmadan önce doktor tarafından hastanın öyküsü alınır ve fizik muayenesi yapılır. Skolyoz hastalığına sahip kişilerde tanısının konulduğu yaş oldukça önemlidir.

Genellikle çocukluk döneminde başlayan skolyoz fizik muayene sonrasında kendini belli etmektedir. Fakat doktorun yeterli görmediği durumlarda hastadan tomografi, MR gibi tetkikler de istenebilir.

Konjenital Skolyoz ve tanı

Konjenital skolyoz tanısı öncelikle muayene ile konur. Özel röntgenler, Manyetik Rezonans (MR) ultrason ve başka testler gerekebilir. Bu araştırmaların sonuçları ilintili problemler hakkında bilgi verir ve deformitenin ileride nasıl davranacağına dair yol gösterici olabilir.

Erişkin Skolyozunda Tanı Koyma Süreci Nasıldır?

Hastanın şikayetleri ve skolyozun eğrilik derecesi tedavi kararını etkileyen önemli unsurlar arasındadır. Kişi doktora şikayetleri konusunda ayrıntılı bilgi vermelidir. Bu süreçten sonra doktor, hasta şikayetlerini değerlendirerek şu tetkikleri isteyebilir:

Direkt Radyografi

Ön, arka ve yan bel grafileri ile ayakta skolyoz grafileri.

MR

Eğer bacaklara vuran ağrıda; kuvvet kaybı, idrar ve dışkılama fonksiyonlarında değişiklik varsa, manyetik rezonans görüntüleme gerekli olabilir.

Bilgisayarlı Tomografi (BT) - MyeloBT

Doktor özellikle kemikle ilgili daha ayrıntılı görüntülemeyi gerekli görürse BT isteyebilir. Eğer skolyozun eğrilik derecesi yüksek ise, doktorunuz omurilik ve basıların MR ile iyi görüntülenemeyeceğini düşünüyorsa MyeloBT de isteyebilir.

Elektrotanısal Testler

Özellikle bacak (Radiküler) ağrısı olan hastalarda sinir basısının hangi seviyeden kaynaklandığını anlamak ve diyabet hastalığı olan hastalarda sinir hasarının omurgadan mı yoksa diyabet hastalığına mı bağlı olduğunu ortaya koyabilmek için bu testler istenebilir.

Tedavi Yöntemleri

Skolyoz tedavisi kişinin yaşına, durumuna ve skolyozun derecesine göre değişiklik gösterebilir. Çocuklarda klasik tedavi yöntemi olarak ameliyat kabul edilirken, erişkinlerde hastanın yaşına ve diğer hastalıklara bağlı olarak geçici korse veya fizik tedavi önerilebilir.

Doğuştan (konjenital) Skolyoz Tedavi Seçenekleri

Kontrollü İzlem:

Belirli aralıklarla yapılan fizik muayeneler ve çekilen röntgenlerle yapılır ve eğrilikte artış olmadığı sürece özel bir tedavi verilmeden iskelet sistemi olgunluğa erişene kadar devam eder (cerrahi tedaviden sonra da yapılmalıdır).

Cerrahi Tedavi:

Günümüzde büyümekte olan bir çocuktaki konjenital spinal deformitenin tedavisi için uygulanan cerrahi tedavilerin çoğunluğunda omurga füzyonu yapmadan veya kısıtlı bir alana füzyon yaparak eğrilik kontrol altına alınmaya çalışılır.

Küçük Yaşta Ortaya Çıkan Skolyozda Tedavi Seçenekleri

Küçük yaşta ortaya çıkan skolyozun tedavi seçenekleri çocuğun yaşına ve eğriliğin türüne ve yerine göre değişmekle birlikte genel olarak 3 başlık altında toplanabilir.

Bunlar: 

  • Gözlem
  • Korse tedavisi
  • Skolyoz ameliyatı

Skolyoz ve Korse Tedavisi

Skolyoz 20 derecenin üzerinde ise büyük çocuklarda olduğu gibi küçük yaş çocuklarında da korse tedavisine başvurulabilir. Ancak çok küçük çocuklarda (0-5 yaş) korse uygulamak zor olduğu için genel anestezi altında yapılan düzeltme, gövde alçıları tercih edilebilmektedir.

Omurga eğriliği 40 derece ve üzerindeki büyük çocuklarda korse tedavisi uygulanmayabilir. Küçük yaştaki çocuklar için ise durum biraz daha farklıdır.

Küçük yaş skolyozunda korse tedavisi 60 dereceye kadar çıkabilmektedir.Burada amaç, omurga eğriliğinin ilerlemesini yavaşlatmaktır. Altmış derece üzerindeki eğriliklerde ise skolyoz ameliyatı yöntemi tercih edilmektedir. 

Erişkin Dönemde Skolyoz Tedavi Seçenekleri

Erişkin skolyoz tedavisinde seçilecek yöntem için, ağrı ve eğrilik derecesi, eğriliğin ilerleyici olup olmamasına göre karar verilir. Genellikle hastaya uygulanacak ilk tedavi yöntemleri cerrahi olmayan tedavi yöntemleridir.

Bir fizyoterapist eşliğinde fizik kondisyon arttıracak egzersizler, stabilizasyon, kuvvetlendirme ve germe egzersizleri kas spazmını çözüp ağrıyı azaltabilir. Ancak bu egzersizlerin ilerleyecek olan bir skolyozun ilerlemesini önlemede rolü olduğu tam olarak gösterilememiştir.

Tüm cerrahi olmayan yöntemlere rağmen tedaviye yanıt vermeyen, bu süre içinde (6 hafta, 6 ay) ağrıları artan ve yeti kaybı oluşan hastalar için skolyoz ameliyatı önemli bir alternatif yol olabilir.Hastalarda eğriliğin yanı sıra ciddi dar kanal veya sinir basısına bağlı idrar, dışkı kontrol kaybı veya kaslarda güç kaybı var ise yine skolyoz ameliyatı ile tedavi yöntemi seçilebilir.

Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır. Güncellenme Tarihi: 28 Ağustos 2019 Yayımlanma Tarihi: 15 Mart 2019

Tıbbi Birimler

Medikal Teknolojiler

Maslak Hastanesi 'nde yer alan tüm medikal teknolojik cihazlarımızı görüntülemektesiniz.

KİŞİSEL VERİLERİN ELDE EDİLMESİ VE İŞLENMESİ İLE İLGİLİ BİLGİLENDİRME FORMU

Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. (“Acıbadem”) ve Acıbadem’in hakim ve bağlı şirketleri (hepsi birlikte “Acıbadem Grubu” olarak anılacaktır.) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) ve ilgili mevzuat kapsamında Veri Sorumlusu sıfatıyla, kişisel verileriniz, aşağıda açıklanan çerçevede ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve sair mevzuata uygun olarak işlenebilecektir.

1. Kişisel Verilerin elde Edilmesi, İşlenmesi ve İşleme Amaçları

Kişisel verileriniz Acıbadem Grubu tarafından sağlanmakta olan kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amaçlarıyla ve Acıbadem Grubu şirketlerinin faaliyet konularına uygun düşecek şekilde; sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, çağrı merkezi, internet sitesi, sözlü, yazılı ve benzeri kanallar aracılığıyla elde edilmektedir. Sağlık verileriniz başta olmak üzere özel nitelikli kişisel verileriniz ve genel nitelikli kişisel verileriniz, Grup tarafından aşağıda yer alanlar dâhil ve bunlarla sınırlı olmaksızın bu maddede belirtilen amaçlar ile bağlantılı, sınırlı ve ölçülü şekilde işlenebilmektedir:

Acıbadem Grubu tarafından elde edilen her türlü kişisel veriniz (Özel nitelikli kişisel veriler de dahil fakat bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

İlgili mevzuat uyarınca elde edilen ve işlenen Kişisel Verileriniz, Acıbadem veya Acıbadem Grubu’na ait fiziki arşivler ve/veya bilişim sistemlerine nakledilerek, hem dijital ortamda hem de fiziki ortamda muhafaza altında tutulabilecektir.

2. Kişisel Verilerin Aktarılması

Kişisel verileriniz, Kanun ve sair mevzuat kapsamında ve yukarıda yer verilen amaçlarla Acıbadem ve Acıbadem Grubu tarafından Acıbadem Grubu’na dahil olan şirketler ile, Özel sigorta şirketleri, Sağlık bakanlığı ve bağlı alt birimleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, Emniyet Genel Müdürlüğü ve sair kolluk kuvvetleri, Nüfus Genel Müdürlüğü, Türkiye Eczacılar Birliği, Mahkemeler ve her türlü yargı makamı, merkezi ve sair üçüncü kişiler, yetki vermiş olduğunuz temsilcileriniz, avukatlar, vergi ve finans danışmanları ve denetçiler de dâhil olmak üzere danışmanlık aldığımız üçüncü kişiler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, resmi merciler dâhil sağlık hizmetlerini yukarıda belirtilen amaçlarla geliştirmek veya yürütmek üzere işbirliği yaptığımız iş ortaklarımız ve diğer üçüncü kişiler ile paylaşılabilecektir.

3. Kişisel Veri Elde Etmenin Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda yer verilen amaçlar ve Acıbadem’in faaliyet konusuna dahil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda Acıbadem’in akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir. İşbu kişiler verilerinizin toplanmasının hukuki sebebi;

Ayrıca, Kanun’un 6. maddesi 3. fıkrasında da belirtildiği üzere sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.

4. Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Haklarınız

Kanun ve ilgili mevzuatlar uyarınca;

Mezkûr haklarınızdan birini ya da birkaçını kullanmanız halinde ilgili bilgi tarafınıza, açık ve anlaşılabilir bir şekilde yazılı olarak ya da elektronik ortamda, tarafınızca sağlanan iletişim bilgileri yoluyla, bildirilir.

5. Veri Güvenliği

Acıbadem, kişisel verilerinizi bilgi güvenliği standartları ve prosedürleri gereğince alınması gereken tüm teknik ve idari güvenlik kontrollerine tam uygunlukla korumaktadır. Söz konusu güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak muhtemel riske uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

6. Şikayet ve İletişim

Kişisel verileriniz teknik ve idari imkânlar dâhilinde titizlikle korunmakta ve gerekli güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak olası risklere uygun bir düzeyde sağlanmaktadır. Kanun kapsamındaki taleplerinizi, “https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/hastaverilerinkorunmasi.html” web adresindeki “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uyarınca Başvuru Formu” nu doldurarak;

Kanun kapsamındaki taleplerinizi, https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/hastaverilerinkorunmasi.html web adresindeki “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uyarınca Başvuru Formu” nu doldurarak ve formda belirtilen usullerle tarafımıza iletmenizi rica ederiz.

ALT MENÜ
Size nasıl yardımcı olabiliriz?