HIV/AIDS Nedir? Belirtileri ve Bulaşma Yolları

- HIV/AIDS Nedir?
- HIV/AIDS Neden Olur?
- HIV Belirtileri Nelerdir?
- AIDS Belirtileri Nelerdir?
- HIV Nasıl Bulaşır?
- HIV Hangi Durumlarda Bulaşmaz?
- HIV/AIDS Nasıl Teşhis Edilir?
- HIV Testi Ne Zaman Yapılmalı?
- Şüpheli Temas Sonrası Ne Yapılmalı?
- HIV/AIDS Tedavisi Nasıl Yapılır?
- Belirlenemeyen Virüs Yükü Ne Anlama Gelir?
- HIV Enfeksiyonundan Nasıl Korunulur?
- HIV ile Yaşarken Nelere Dikkat Edilmeli?
- HIV/AIDS Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
HIV/AIDS Nedir?
HIV/AIDS, insan bağışıklık yetmezliği virüsü olan HIV'i ve bu virüsün yol açtığı enfeksiyonun ileri evresi olan AIDS'i birlikte ifade eder. HIV bir virüsün adıdır. AIDS ise edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromunun kısaltmasıdır. HIV tanısı almak, kişinin AIDS evresinde olduğu anlamına gelmez.
HIV, bağışıklık sisteminin savunma yanıtını düzenleyen CD4 adlı hücrelerin içinde çoğalır. Tedavi edilmediğinde bu hücrelerin sayısı azalır ve vücudun bazı enfeksiyonlarla mücadele etmesi zorlaşır. Tedaviyle virüsün çoğalması baskılanarak bağışıklık sistemi korunabilir.
HIV ile yaşayan bir kişi uzun süre kendini sağlıklı hissedebilir. Görünüş, günlük enerji düzeyi veya herhangi bir belirtinin bulunmaması HIV durumunu göstermez. Enfeksiyonun varlığı, uygun zamanda yapılan testlerle belirlenir.
Son 72 saat içinde HIV bulaşma ihtimali olan bir temas yaşandıysa belirtileri veya test zamanını beklemeden acil servise ya da enfeksiyon hastalıkları birimine başvurulmalıdır. Temas sonrası koruyucu tedavinin etkili olabilmesi için mümkün olan en kısa sürede başlanması gerekir.
HIV/AIDS Neden Olur?
HIV/AIDS'in temel nedeni HIV enfeksiyonudur. Virüs, başlıca korunmasız cinsel temas, ortak enjeksiyon ekipmanları veya anneden bebeğe geçiş yoluyla vücuda ulaşır. AIDS ise enfeksiyonun kontrol altına alınamaması sonucunda bağışıklık sisteminin ileri derecede zayıflamasıyla gelişir.
Tedavi alınmadığında veya tedavi virüsü yeterince baskılayamadığında CD4 hücrelerinin sayısı zamanla azalır. Vücut, normalde kontrol altında tutabildiği enfeksiyonlarla mücadele etmekte zorlanır. Belirtilerin hafif olması ya da hiç görülmemesi, virüsün bağışıklık sistemini etkilemediği anlamına gelmez.
AIDS evresine ilerlemeye zemin hazırlayan başlıca durumlar şunlardır:
- HIV enfeksiyonunun uzun süre tanı almadan ve tedavisiz kalması
- Tedaviye erişimde veya tedaviyi sürdürmede yaşanan kesintiler
- Tedaviye direnç gelişmesi nedeniyle virüsün yeterince baskılanamaması
Her HIV enfeksiyonu mutlaka AIDS'e dönüşmez. Düzenli ve etkili tedavi, virüsün çoğalmasını baskılayarak bu ilerlemeyi önlemeye yardımcı olur. Tedaviye başlanması için kişinin kendini hasta hissetmesi veya bağışıklığının belirgin biçimde zayıflaması beklenmez.
HIV Belirtileri Nelerdir?
HIV enfeksiyonunun erken döneminde en sık ateş, boğaz ağrısı, halsizlik, döküntü ve lenf bezlerinde büyüme görülür. Belirtiler genellikle enfeksiyondan sonraki 2–4 hafta içinde başlar. Ancak bazı kişiler bu dönemi hiçbir belirti yaşamadan geçirir.
Erken dönemde görülebilen başlıca HIV belirtileri şunlardır:
- Ateş ve titreme
- Boğaz ağrısı
- Kas ağrıları ve belirgin yorgunluk
- Ciltte döküntü
- Boyun, koltuk altı veya kasıkta lenf bezlerinin büyümesi
- Gece terlemesi
- Ağız içinde yaralar
Şikayetler birkaç gün veya birkaç hafta sürebilir. Ateş, döküntü ya da lenf bezi şişmesi pek çok farklı enfeksiyonda da görülür. Bir belirti listesini kendinizle karşılaştırarak HIV tanısı koymak veya enfeksiyonu dışlamak mümkün değildir.
Erken belirtiler geçtikten sonra HIV yıllarca belirti vermeyebilir. Özellikle yakın zamanda bulaşma ihtimali olan bir temas yaşandıysa, şikayetlerin düzelmesini testten vazgeçme nedeni olarak görmemek gerekir. Test takvimi belirtilerin varlığına değil, temas tarihine ve kullanılacak yönteme göre belirlenir.
AIDS Belirtileri Nelerdir?
AIDS evresinde en sık açıklanamayan kilo kaybı, uzayan ateş, gece terlemesi, uzun süren ishal ve tekrarlayan enfeksiyonlar görülür. Bağışıklık sistemi ciddi biçimde zayıfladığı için, normalde kontrol altında tutulabilen mikroorganizmalar hastalığa yol açabilir.
İleri evrede değerlendirilmesi gereken başlıca belirtiler şunlardır:
- İstemeden ve belirgin biçimde kilo kaybetme
- Uzun süren ateş ve yoğun gece terlemesi
- Süreğen ishal
- Ağızda tekrarlayan beyaz plaklar ve yutma güçlüğü
- Kalıcı öksürük, nefes darlığı veya sık tekrarlayan enfeksiyonlar
- Belirgin güçsüzlük ve günlük işleri yapmakta zorlanma
AIDS tanısı bu şikayetlerin sayısına göre konmaz. HIV testleri, CD4 hücre sayısı ve eşlik eden hastalıklar birlikte değerlendirilir. Şiddetli nefes darlığı veya yeni gelişen bilinç değişikliği gibi belirtilerde acil tıbbi yardım alınmalıdır.
HIV Nasıl Bulaşır?
HIV, virüs içeren kanın veya belirli vücut sıvılarının başka bir kişinin mukozasına, hasarlı dokusuna ya da doğrudan kan dolaşımına ulaşmasıyla bulaşır. Mukoza, ağız ve genital bölge gibi alanları kaplayan hassas dokudur. Sağlam cilde temas tek başına bulaşma yolu değildir.
Kan, meni, boşalma öncesi sıvı, vajinal ve rektal sıvılar ile anne sütü HIV bulaşında rol oynar.
Başlıca bulaşma yolları şunlardır:
- Etkili korunma olmadan gerçekleşen anal veya vajinal cinsel temas
- Kanla kirlenmiş iğne, enjektör ve enjeksiyon ekipmanlarının ortak kullanımı
- HIV içeren kanın açık yaraya veya mukozaya teması
- Gebelik, doğum veya emzirme sırasında anneden bebeğe geçiş
- Uygun tarama yapılmamış kan ve kan ürünlerinin kullanımı
Cinsel temasta bulaşma olasılığı, temasın türü, kullanılan korunma yöntemi ve HIV ile yaşayan kişinin virüs yüküyle ilişkilidir. Tedaviyle virüs yükü belirlenemeyen düzeyde tutulan kişiler HIV'i cinsel yolla bulaştırmaz. Dolayısıyla yalnızca kişinin HIV tanısını bilmek, bir temasın riskini değerlendirmeye yetmez.
Eşlik eden bazı cinsel yolla bulaşan hastalıklar, mukozada yara veya iltihap oluşturarak HIV bulaşma olasılığını artırır. Korunma ve test planı yapılırken yalnızca HIV değil, diğer enfeksiyonlar da değerlendirilir.
HIV Hangi Durumlarda Bulaşmaz?
HIV, aynı evde yaşamak, tokalaşmak, sarılmak veya birlikte çalışmakla bulaşmaz. Ortak tabak, çatal, bardak, tuvalet ya da havuz kullanmak da bulaşma yolu değildir. Tükürük, ter ve gözyaşı günlük temas sırasında HIV bulaştırmaz.
Öksürme, hapşırma ve sivrisinek ısırığıyla HIV geçmez. Kan teması içermeyen öpüşme de bulaşma yolu değildir. HIV ile yaşayan birinin hazırladığı yemeği yemek veya eşyalarına dokunmak nedeniyle test yaptırmak gerekmez.
Gündelik temas ile kanın açık yaraya ya da mukozaya ulaşması birbirinden farklı durumlardır. Kanla temas olmuşsa değerlendirme, temasın nerede ve nasıl gerçekleştiğine göre yapılır. HIV tanısı, kişinin sosyal yaşamdan uzak tutulmasını gerektirmez.
HIV/AIDS Nasıl Teşhis Edilir?
HIV/AIDS tanısında önce HIV enfeksiyonunun varlığı araştırılır. Bunun için virüse karşı oluşan antikorları, virüse ait antijenleri veya virüsün genetik materyalini saptayan testler kullanılır. İlk tarama sonucunun reaktif çıkması, tek başına kesin tanı değildir. Sonucun doğrulama testleriyle değerlendirilmesi gerekir.
Tanıda kullanılan temel test grupları şunlardır:
- HIV'e karşı oluşan antikorları araştıran antikor testleri
- Antikorlarla birlikte p24 antijenini araştıran kombinasyon testleri
- Virüsün genetik materyalini araştıran nükleik asit testleri
Anti-HIV testi, HIV taramasıyla ilgili sık kullanılan bir ifadedir. Ancak sonuç raporunda hangi testin yapıldığına bakılmalıdır. Antikor arayan bir test ile antijen ve antikoru birlikte araştıran bir testin enfeksiyonu saptama zamanı aynı değildir.
HIV tanısı doğrulandıktan sonra kanda virüs miktarı ve CD4 hücre sayısı ölçülür. Virüs yükü tedavinin etkisini, CD4 sayısı ise bağışıklık sisteminin durumunu izlemeye yardımcı olur. AIDS evresinin değerlendirilmesinde ayrıca belirli enfeksiyon ve hastalıkların bulunup bulunmadığı araştırılır.
HIV Testi Ne Zaman Yapılmalı?
HIV testi için doğru zaman, kullanılan testin türüne ve son olası temas tarihine bağlıdır. Bulaşma ile testin enfeksiyonu saptayabildiği zaman arasındaki süreye 'pencere dönemi' denir. Hiçbir test HIV'i temastan hemen sonra güvenilir biçimde göstermez.
Aşağıdaki süreler HIV için koruyucu veya tedavi edici ilaç kullanılmayan durumları ifade eder.
HIV testlerinin enfeksiyonu genellikle saptayabildiği süreler şunlardır:
- Damardan alınan kanla yapılan antijen/antikor testlerinde 18–45 gün
- Parmak ucundan yapılan hızlı antijen/antikor testlerinde 18–90 gün
- Yalnızca antikor araştıran testlerde 23–90 gün
- Nükleik asit testlerinde yaklaşık 10–33 gün
Verilen aralıklar, başvuru yapmak için beklenmesi gereken süreler değildir. Erken dönemde yapılan negatif bir testin tekrarlanması gerekebilir. Tekrar zamanı, kullanılan yöntem, yeni bir temas yaşanıp yaşanmadığı ve PEP veya PrEP kullanımı dikkate alınarak belirlenir.
ELISA testi adı tek başına testin pencere dönemini açıklamaz. Kullanılan testin antikor mu, antijen ve antikoru birlikte mi araştırdığı öğrenilmelidir. Sonuç raporunun bu bilgilerle birlikte değerlendirilmesi, gereksiz beklemeyi ve erken negatif sonuca dayanarak yanlış güven duymayı önler.
Olası temasın hemen ardından yapılan test, önceden var olan bir enfeksiyonu değerlendirmek için istenebilir. Aynı test o günkü temastan bulaş olup olmadığını henüz göstermez. Koruyucu tedaviye ihtiyaç varsa testin sonuçlanması beklenmeden hekim tarafından gerekli plan yapılır.
Şüpheli Temas Sonrası Ne Yapılmalı?
HIV bulaşma ihtimali olan bir temasın ardından en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kondomun yırtılması, ortak enjektör kullanımı veya kanla kirlenmiş iğnenin batması gibi durumlarda temas sonrası koruyucu tedavi, yani PEP açısından değerlendirme yapılır.
PEP gerekiyorsa mümkün olan en kısa sürede ve en geç 72 saat içinde başlanır. Genellikle 28 gün sürdürülür. İlk başvuruda temasın zamanı ve türü, kaynağın HIV durumu ve mevcut sağlık bilgileri değerlendirilerek tedavinin uygunluğuna karar verilir.
Başvuru sırasında izlenecek temel adımlar şunlardır:
- Temasın ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini sağlık çalışanına anlatmak
- Başlangıç testleri ve PEP gerekliliği için değerlendirilmek
- Verilen tedaviyi ve kontrol takvimini uygulamak
- Takip süresince yeni temaslardan korunmak
72 saat geçmiş olsa da test ve takip planı için başvurulmalıdır. PEP, devam eden temas riskine karşı sürekli kullanılan bir yöntem değildir. Tekrarlayan risk söz konusuysa temas öncesi korunma yaklaşımı olan PrEP ayrıca değerlendirilir.
HIV/AIDS Tedavisi Nasıl Yapılır?
HIV/AIDS tedavisinin temelini, virüsün çoğalmasını baskılayan antiretroviral tedavi oluşturur. ART olarak kısaltılan bu tedavi, tanı doğrulandıktan sonra mümkün olan en kısa sürede planlanır. Amaç virüs yükünü düşürmek, bağışıklık sistemini korumak ve HIV'e bağlı hastalıkları önlemektir.
Tedavi ve takip sürecinin temel adımları şunlardır:
- Kişinin diğer hastalıklarına ve kullandığı ilaçlara uygun tedavi planının hazırlanması
- Tedavinin önerilen düzende sürdürülmesi
- Virüs yükü ve CD4 hücre sayısının belirli aralıklarla kontrol edilmesi
- Yan etkilerin ve ilaç etkileşimlerinin değerlendirilmesi
- Eşlik eden enfeksiyonların tedavisi ve gerekli koruyucu önlemlerin planlanması
Mevcut tedaviler HIV'i vücuttan tamamen temizlemez. Virüs baskılandığında kişinin kendini iyi hissetmesi, tedavinin bırakılabileceği anlamına gelmez. Hekim önerisi olmadan ara verilmesi, virüsün yeniden çoğalmasına ve tedavinin etkisinin azalmasına yol açabilir.
AIDS evresinde tanı alan kişilerde de HIV tedavisi uygulanır. Eşlik eden enfeksiyonlar ayrıca ele alınır ve tedavilerin başlama zamanı buna göre düzenlenir. Takip, enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanı tarafından yürütülür.
Belirlenemeyen Virüs Yükü Ne Anlama Gelir?
Belirlenemeyen virüs yükü, kandaki HIV miktarının kullanılan testin saptama sınırının altına düşmesidir. Tedaviyle bu düzeye ulaşan ve düzeyi sürdüren kişi, HIV'i cinsel yolla bulaştırmaz. Bu durum, Belirlenemeyen = Bulaştırmayan veya B=B olarak ifade edilir.
B=B, tedaviye devam etmeyi ve düzenli virüs yükü ölçümlerini gerektirir. Tek bir eski test sonucuna bakılarak mevcut durum hakkında karar verilmez. Virüsün kanda belirlenememesi, HIV enfeksiyonunun tamamen ortadan kalktığı anlamına da gelmez.
Cinsel yolla bulaş için geçerli olan B=B bilgisi, ortak iğne kullanımı veya emzirme için aynı şekilde yorumlanmamalıdır. Ayrıca HIV tedavisi diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonları önlemez. Korunma planı bu farklılıklar dikkate alınarak yapılır.
HIV Enfeksiyonundan Nasıl Korunulur?
HIV'den korunmada kondomun doğru kullanılması, enjeksiyon ekipmanlarının paylaşılmaması ve gerektiğinde koruyucu tedavilerden yararlanılması birlikte değerlendirilir. Kişinin HIV durumunu bilmesi, kendisine uygun korunma ve takip planının yapılmasını sağlar.
Temel korunma yöntemleri şunlardır:
- Cinsel temasta kondomun baştan sona doğru kullanılması
- İğne, enjektör ve enjeksiyon ekipmanlarının paylaşılmaması
- Kanla temas riski olan işlemlerde steril malzeme kullanılması
- Devam eden bulaşma riski için PrEP uygunluğunun değerlendirilmesi
- Olası temas sonrasında gecikmeden PEP değerlendirmesi yapılması
- HIV ile yaşayan kişilerde tedavinin ve düzenli kontrollerin sürdürülmesi
PrEP, HIV enfeksiyonu bulunmayan ve devam eden bulaşma riski olan kişiler için temas öncesi koruyucu tedavidir. Başlamadan önce HIV testi ve sağlık değerlendirmesi yapılır. Kullanım sırasında da düzenli takip gerekir. PrEP, diğer cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardan korunmanın yerini tutmaz.
Gebelik planlayan veya gebe olan kişilerde HIV testi ve gerektiğinde tedavi, bebeğe geçişin önlenmesinde temel rol oynar. Doğum ve bebeğin beslenme planı, annenin tedavisi ve virüs yükü dikkate alınarak ilgili uzmanlarla birlikte hazırlanır.
HIV ile Yaşarken Nelere Dikkat Edilmeli?
HIV ile yaşamda temel hedef, tedaviyi günlük hayatın sürdürülebilir bir parçası haline getirmektir. Kontrollerin aksatılmaması ve tedaviyi kullanmayı zorlaştıran sorunların sağlık ekibiyle paylaşılması bu süreci destekler. Yeni bir ilaç veya takviye başlanmadan önce etkileşim açısından değerlendirme yapılmalıdır.
Takip yalnızca HIV ölçümlerinden oluşmaz. Diğer enfeksiyonlar, genel sağlık durumu ve aşı ihtiyacı da değerlendirilir. Örneğin hepatit B açısından bağışıklık durumu kontrol edilerek uygun kişiler için aşılama planlanır.
Tanı sonrasında kaygı veya sosyal çevreden uzaklaşma yaşanıyorsa psikolojik destek alınabilir. HIV ile yaşayan kişiler eğitim, iş ve sosyal yaşamlarını sürdürebilir. Günlük temasın bulaşma yolu olmadığını bilmek, hem kişinin hem de yakınlarının gereksiz endişelerini azaltır.
HIV/AIDS Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
HIV Pozitif Olmak AIDS Olduğu Anlamına Gelir mi?
Doğrulanmış HIV pozitifliği, HIV enfeksiyonunun bulunduğunu gösterir. AIDS ise enfeksiyonun ileri evresidir ve bağışıklık sistemi ile belirli hastalıklar üzerinden değerlendirilir. Erken tanı ve etkili tedaviyle AIDS evresine ilerleme önlenebilir.
Kadınlarda ve Erkeklerde HIV Belirtileri Farklı mıdır?
Erken HIV enfeksiyonunda ateş, boğaz ağrısı, döküntü ve halsizlik gibi temel belirtiler kadınlarda ve erkeklerde benzerdir. Yalnızca cinsiyete özgü bir belirtiye bakılarak HIV tanısı konmaz. Test gerekliliği, temas öyküsü ve kullanılan korunma yöntemleriyle birlikte değerlendirilir.
HIV Ciltteki Lekelerden Anlaşılır mı?
HIV, ciltteki bir lekenin veya döküntünün görünümünden anlaşılamaz. Benzer değişiklikler alerjilerde ve pek çok enfeksiyonda da görülür. Döküntünün fotoğrafına bakmak ya da kaşıntı olup olmadığını değerlendirmek HIV testinin yerini tutmaz.
HIV Normal Kan Tahlilinde Belli Olur mu?
Hemogram ve rutin biyokimya testleri HIV tanısı koymaz. Kan hücrelerinde veya başka değerlerde değişiklik olması HIV'e özgü değildir. HIV durumunu öğrenmek için bu enfeksiyonu araştıran testlerden birinin özellikle istenmesi gerekir.
Oral Yolla Cinsel Temasta HIV Bulaşır mı?
Oral cinsel temasta HIV bulaşma riski çok düşüktür. Ağızda açık yara, kanayan diş eti veya genital bölgede yara bulunması değerlendirmeyi etkiler. Oral temasla başka cinsel enfeksiyonlar da bulaşabildiğinden, korunma ve test ihtiyacı temasın ayrıntılarına göre ele alınmalıdır.
Partnerimin HIV Testi Negatifse Benim de Negatif Olduğum Söylenebilir mi?
Bir kişinin test sonucu yalnızca kendi HIV durumu hakkında bilgi verir. Partnerin negatif olması diğer kişinin de negatif olduğunu göstermez. Ayrıca testin pencere döneminde yapılıp yapılmadığı önemlidir. Gerekli testler her kişi için ayrı değerlendirilir.
HIV ile Yaşayan Kişiler Çocuk Sahibi Olabilir mi?
HIV ile yaşayan kişiler uzman takibiyle çocuk sahibi olabilir. Gebelik öncesi planlama, etkili tedavi ve gebelik boyunca izlem, bebeğe geçiş riskini önemli ölçüde azaltır. Doğum sonrası bebeğin koruyucu tedavisi, testleri ve beslenmesi için de ayrı bir plan yapılır.
HIV/AIDS Tamamen İyileşir mi?
HIV'i vücuttan tamamen temizleyen, rutin kullanımda bir tedavi bulunmamaktadır. Buna karşılık düzenli antiretroviral tedaviyle enfeksiyon kontrol altında tutulur ve uzun, sağlıklı bir yaşam sürdürülebilir. AIDS evresinde de uygun tedaviyle bağışıklık işlevlerinde düzelme sağlanabilir.
HIV Aşısı Var mı?
HIV'den korunmak veya HIV'i tedavi etmek için rutin kullanıma sunulmuş bir aşı bulunmamaktadır. Aşı araştırmaları sürmektedir. PrEP ve PEP aşı değildir, hekim değerlendirmesiyle kullanılan koruyucu tedavi yaklaşımlarıdır.
HIV Testi İçin Hangi Bölüme Başvurulur?
HIV testi ve takip için enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji bölümüne başvurulabilir. Türkiye'deki Gönüllü Danışmanlık ve Test Merkezlerinde de danışmanlık ve test hizmeti verilmektedir. Son 72 saatte olası bulaşma riski yaşandıysa randevu beklemek yerine acil değerlendirme alınmalıdır.
Acıbadem Tıbbi Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır.
Güncelleme Tarihi: 09 Ekim 2026
Yayınlama Tarihi: 02 Temmuz 2025
İlgili Tıbbi Birimler
Bilgi talepleriniz için bize ulaşabilirsiniz.
Size yardımcı olmak için hazırız. Formu doldurun, 24 saat içerisinde dönüş yapalım.
Bize Ulaşın
Nasıl yardımcı olabiliriz?
Ad
Soyad
Telefon
Mesajınız
Sık Görüntülenenler
Sanal Anjiyo
Anemi
Bel Fıtığı
Baş Ağrısı
Baş Dönmesi
Sinüzit
Anksiyete
El Ayak Ağız Hastalığı
Zatürre (Pnömoni)
İdrar Yolu Enfeksiyonu
Sırt Ağrısı
Hemoroid (Basur)
Boyun Fıtığı
Mide Yanması
Mide Kanaması
Egzama
Şeker Hastalığı
Sedef Hastalığı
Soğuk Algınlığı
Apandisit
Grip
Uyuz Hastalığı
Ödem
Hamilelik (Gebelik) Belirtileri
Kanser İçerikleri
Böbrek Kanseri
Ağız Kanseri
Tiroid Kanseri
Karaciğer Kanseri
Mide Kanseri
Pankreas Kanseri
Rektum Kanseri
Safra Kesesi Kanseri
Safra Yolu Kanseri
Akciğer Kanseri
Vulva Kanseri
Dil Kanseri
Gırtlak Kanseri
Rahim Kanseri
Lenf Kanseri (Lenfoma)
Prostat Kanseri
Cilt (Deri) Kanseri
Göz Kanseri
Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri
Yumurtalık (Over) Kanseri
Meme Kanseri
Kolon (Kalın Bağırsak) Kanseri
Kemik İliği Kanseri
Tükürük Bezi Kanseri
Dudak Kanseri
Mesane Kanseri
Penis Kanseri
Testis Kanseri
Multipl Miyelom
Yardım ister misiniz?Bizimle iletişime geçin.
Hastane Hizmetleri
Sağlık Rehberi
© Acıbadem Healthcare Group. All rights reserved.









