Daha iyi bir deneyim için konum izni vermelisiniz.
Size nasıl yardımcı olabiliriz?
Tiroid kanseri, boynun ön kısmında bulunan tiroid bezinde oluşan malign bir tümördür. Başlangıçta belirgin semptomlar göstermeyen bu kanser türü, ilerledikçe boyunda şişlik, ses kısıklığı, yutma ve nefes alma güçlüğü gibi belirtilerle ortaya çıkar. Papiller, foliküler, medüller ve anaplastik olmak üzere çeşitli tipleri vardır. Erken teşhis ve uygun tedavi yöntemleri ile tedavi edilme oranı yüksektir.
İçindekiler

Tiroid kanseri boynun ön kısmında bulunan tiroid bezinde oluşan malign bir tümördür. Tiroid bezi, metabolizmayı düzenleyen hormonları üretir. Genellikle sessiz ilerleyen ve başlangıçta belirgin semptomlar göstermeyen tiroid kanseri, ilerlemeye devam ettikçe boyunda şişlik, ses kısıklığı, yutma ve nefes alma güçlüğü gibi belirtiler gösterir. Çeşitli tipleri olan tiroid kanseri, papiller, foliküler, medüller ve anaplastik olarak sınıflandırılır. Erken teşhis ve uygun tedavi yöntemleriyle tedavi edilebilme oranı yüksektir.

Tiroid kanserleri genellikle boyunda bir kitle veya tiroid bezi içinde bir nodül olarak ortaya çıkar. Nodüller, hücrelerin kümelenerek oluşturduğu ve bezelye tanesinden ceviz büyüklüğüne kadar değişebilen oluşumlardır. Bu nodüller, iki ana kategoriye ayrılır: soğuk nodüller ve sıcak nodüller. Soğuk nodüller hormon salgılamazken, sıcak nodüller aktif olarak hormon üretir. Nodüllerin türü ve davranışı, tiroid kanserinin teşhis ve tedavi sürecinde önemli bir rol oynar.

Ciddiye alınması gereken tipi, sıcak değil soğuk olanıdır. Çünkü bunlarda yaklaşık yüzde 15 kanserleşme ihtimali bulunuyor. Bu yüzden özellikle soğuk nodülü olanların vakit kaybetmeden iğneyle tiroid biyopsisi olması gerekiyor. Biyopsi yapılmasının nedeni ise nodülde kanser olup olmadığının saptanabilmesidir.

Tiroid Kanseri Risk Faktörleri

Tiroid bezi, vücudumuzda hormon üretimi ve metabolizma düzenlemesinde kritik bir rol oynar. Tiroid bezi ile ilgili gelişen üç ana hastalık guatr, tiroid iltihaplanması (tiroidit) ve tiroid kanseridir. Bu hastalıklar arasında en yaygın olanı ise tiroid nodülleridir.

Türkiye'de özellikle iyot yetersizliği olan bölgelerde guatr sıklığı oldukça yüksektir. Guatr, tiroid bezinin büyümesiyle karakterize edilir ve bu büyüme, tiroid bezinde bir veya birden fazla nodülün oluşmasıyla daha belirgin hale gelir. Tıp dilinde bu duruma "Nodüler Guatr" denir. İyot eksikliği, nodüler guatrın en önemli nedenlerinden biridir, çünkü iyot, tiroid hormonlarının üretiminde temel bir bileşendir. İyot eksikliği, tiroid bezinin hormon üretmek için daha fazla çalışmasına neden olur ve bu durum bezin büyümesine yol açar.

Hastalıkta cinsiyet farklılığı da önemli bir risk faktörüdür. Kadınlar, erkeklere oranla tiroid hastalıklarına ve özellikle tiroid nodüllerine karşı beş kat daha fazla risk altındadır. Bu durum, hormonal farklılıklar ve bağışıklık sistemi ile ilgili faktörlerden kaynaklanabilir. Özellikle kadınlarda hormonal değişikliklerin yoğun olduğu dönemlerde, tiroid hastalıklarının görülme sıklığı artar.

Tiroid kanseri risk faktörleri arasında aile öyküsü de önemli bir yer tutar. Ailede tiroid kanseri öyküsü olan bireylerin, bu hastalığa yakalanma riski daha yüksektir. Genetik yatkınlık, tiroid kanseri gelişiminde etkili olabilir. Ayrıca, radyasyon maruziyeti de tiroid kanseri riskini artıran önemli bir faktördür. Özellikle çocukluk döneminde baş ve boyun bölgesine radyasyon tedavisi uygulanmış bireylerde, ilerleyen yaşlarda tiroid kanseri gelişme riski artar.

Beslenme alışkanlıkları ve çevresel faktörler de tiroid kanseri riskini etkileyebilir. İyot eksikliği, tiroid bezi hastalıklarının yanı sıra tiroid kanseri riskini de artırabilir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları ve iyot açısından zengin besinlerin tüketimi, tiroid sağlığını korumada önemli bir rol oynar.

Belirtiler

Guatrrahatsızlığı boyunda şişlik, yutkunma güçlüğü, nefes almada zorluk, sinirlilik, yorgunluk, kilo artışı, saçlarda zayıflık ve cilt kuruluğu gibi belirtilerle kendini gösterir. Guatr çok büyüdüğünde, dışarıdan bakıldığında bile fark edilebilir hale gelir.

Tiroid bezinin hormon dengesinin bozulması, metabolizmayı ciddi şekilde etkiler. Bu durum, tüm organ sistemlerini, kan kolesterol seviyesini, osteoporoz gelişimini ve cinsel yaşantıyı da olumsuz etkiler.

Tanı Yöntemleri

Küçük guatrlarda teşhis elle muayenenin ardından, kanda T3, T4, TSH seviyeleri ve tiroid sintigrafisi testleri yapılabiliyor. Tiroid bezinin büyümesi hassas bünyeli kişilerde boğazda yumru şeklinde büyümelere neden olabiliyor.

Bu durum, nodülleşme olarak tanımlanıyor. Tedavi edilmeyen guatr hastalarının ileriki yıllarında, nodülleşme açığa çıkabiliyor. Nodüllerde kanser oranı, yüzde 5’tir. Ancak tiroid kanserine yakalanan hastaların yüzde 95’i normal yaşantılarını sürdürebiliyorlar.

Eğer kişi guatrdan şüpheleniyorsa öncelikle endokrinoloji yani hormon hastalıkları uzmanına başvurmalı. Hastalık çoğu zaman bir ekip çalışmasını gerektiriyor. Çünkü muayeneden sonra radyologların yapacağı ultrasonografik incelemenin ardından, bir iğne biyopsisi ile parça alınması ve yorumlanması ihtiyacı doğabiliyor.

Tiroid nodüllerinin teşhisinde kullanılan ‘ince iğne aspirasyon biyopsisi’ sonucunda şüpheli olan ve kanser teşhisi konmuş hastalar ameliyat ediliyor. Ameliyat; takip sırasında, iyi huylu olduğu bilinen nodülü boynunda rahatsızlık verecek kadar büyüyen hastalara öneriliyor.

Tedavi Yöntemleri

Tiroid kanseri tedavisinde ilk aşama genellikle cerrahi müdahaledir. Bu işlem sırasında tiroid bezinin bir kısmı veya tamamı çıkarılır. Total tiroidektomi, tiroid bezinin tamamen çıkarılması anlamına gelir ve yaygın olarak tercih edilir. Eğer kanser lenf düğümlerine yayılmışsa, boyundaki lenf düğümleri de alınabilir. Cerrahiden sonra hastaların çoğu, hormon replasman tedavisine ihtiyaç duyar, çünkü vücudun tiroid hormonlarını üretme kapasitesi azalır.

Cerrahi müdahaleye ek olarak, radyoaktif iyot tedavisi de sıkça kullanılır. Bu tedavi, tiroid kanseri hücrelerini yok etmek için kullanılır ve genellikle ameliyat sonrası kalan kanser hücrelerini hedef alır. Ayrıca, radyoterapi ve kemoterapi gibi yöntemler de ileri evre tiroid kanserlerinde veya diğer tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen vakalarda kullanılabilir. Yeni gelişen immünoterapi ve hedefe yönelik tedaviler de, özellikle anaplastik tiroid kanseri gibi agresif kanser türlerinde umut verici sonuçlar göstermektedir.

Papiller Tip

Tiroid kanserlerinin yüzde 80’i, papiller tiptir. Bu tipteki kanserler genellikle 20-50 yaş arasında ortaya çıkıyor. Kadınlarda görülme oranı erkeklere göre 3 kat daha fazla. 14 yaşından küçük çocuklarda en sık görülen tiroid kanseri tipidir. Genellikle uzun yıllar (bazen 30 yıl) hiç büyümeden 1 cm’nin altında kalarak belirti vermeyebiliyorlar.

Başka bir sebeple örneğin guatr veya hipertiroidi nedeniyle bezin ameliyatla çıkartıldığı durumlarda tesadüfen bulunma oranları çok yüksektir.

Tiroid kanserleri Türkiye’de sık rastlanan kanserlerden biridir. Son yıllarda check-up programları sırasında ultrasonografi aletleri ile tetkik sırasında saptanma oranları sıklaşmıştır.

Tiroid kanserleri cerrahi yöntemle tedavi edilebiliyor. Tiroid bezi tamamen çıkarılıyor (total tiroidektomi). Hastada ameliyat sonrası, eğer 10 mm’den küçük bir “mikrokanser” varsa, tiroid hormonu verilmesinden başka bir tedavi uygulanmıyor.

Kanserin lenf bezlerine yayılması, kanserin tiroidi çevreleyen kapsüle gelmesi ve kanser çapının 10’mm den büyük olması durumlarında ameliyattan 6 hafta sonra radyoaktif iyot tedavisi uygulanıyor.

Bu tedavi, hastalığın gerek lokal olarak boyunda, gerek uzak metastaz şeklinde geri gelmesi olasılığını azaltıyor. Hastaların boynunda lenf bezi tutulumu olduğu takdirde; tiroid ile birlikte lenf bezlerinin de bir blok halinde çıkartılması gerekiyor.

Eğer bu durumdan ameliyat öncesi şüpheleniliyorsa, lenf düğümü hiçbir şekilde cerrahi olarak çıkartılmıyor. Bu aşamada, gerekiyorsa iğne biyopsisi ile tanı konuyor, doku bütünlüğü bozulmadan hastanın tiroid bezi, lenf bezleriyle birlikte çıkarılıyor. İşte bu ameliyata total tiroidektomi+modifiye radikal veya fonksiyonel boyun lenf disseksiyonu ameliyatı adı veriliyor.

Hastaların takibi TSH değerleri ve tiroglobulin değerleri ile yapılıyor. TSH hastanın aldığı hormon miktarını gösterirken Tiroglobulin değerinin “0” civarında bulunması hastalığın tedavi edilmiş olduğunu gösteriyor. Ancak bazı hallerde tiroglobulin değeri yükselmeden de hastalığın geri gelmesi mümkündür. Hastaların yüzde 90’ından fazlası tedavinin ardından yaşamlarını sağlıklı bir şekilde sürdürülebiliyor.

Folliküler Tip

Folliküler tip grubundaki hastalar daha çok 40–60 yaş arası kadınlardan oluşur. Tiroid kanserlerinin yüzde 10’u folliküler tiptedir. Folliküler kanserler, tiroid kanserleri içinde tanısı en zor konan gruptur. Zira bu grupta gerek ameliyat öncesi yapılmış olan ince iğne biyopsisinde, gerek ameliyat sırasında yapılan dondurarak hızlı incelemede (frozen section) lezyonun bir kanser olup olmadığını anlamak mümkün değildir. Çünkü bu türde kanser olup olmadığını anlamak için; normal yapıdaki hücrelerden oluşan bu kitleyi çevreleyen kapsülün, herhangi bir yerinde, hücrelerin, bu kapsülü delip dışarı çıkıp çıkmadığının görülmesi gerekiyor. Kapsülün bu şekilde bir istilası durumunda folliküler kanser, kapsülün sağlam kalması halinde iyi huylu folliküler tümör tanısı konuyor.

Tedavileri papiller tipte olduğu gibi, total tiroidektomi ve istila yapmış kanser durumunda ise tümör büyüklüğü ne olursa olsun ameliyat sonrası radyoaktif iyot tedavisidir. Hastaların yüzde 80’i tedavinin ardından sağlıklı yaşamlarını sürdürebiliyorlar.

Medüller Tip

Genetik geçiş gösteren ailevi tipleri 1-20 yaş arasında görülürken, ailevi olmayanlar 40 yaşından sonra ve genellikle lenf metastazı yapmış olarak ortaya çıkıyor. Tiroid kanserlerinin yüzde 5’ini oluşturuyorlar.

Tedavisi: Total tiroidektomi (tiroidin tamamen çıkarılması) ve tümörün olduğu tarafa lenf disseksiyonu yapılması şeklindedir. Bu tipte ameliyat sonrası radyoaktif iyot kullanılmıyor çünkü tümörün çıktığı hücre, diğer tiroid hücrelerinden farklı olduğundan iyot tutamıyor. Takiplerinde kanda kalsitonin değeri ölçülüyor. Hastaların yüzde 60’ı tedavi ardından sağlıklı yaşamlarını sürdürüyorlar.

Anaplastik Tip

Bu tip, tiroid kanserlerinin yaklaşık yüzde 5’ini oluşturuyor. Genellikle 60 yaş sonrasında ve uzun yıllar tedavisiz kalmış papiller veya folliküler kanserlerin birden biyolojik davranışlarını değiştirerek hızla büyümeye başlaması ile oluşuyor. Bu durumda cerrahi yöntemler uygulanamıyor. Ancak hastayı rahatlatma amacıyla radyoterapi tedavisi yapılabiliyor.

Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır. Güncellenme Tarihi: 12 Haziran 2024 Çarşamba Yayımlanma Tarihi: 21 Şubat 2019 Perşembe

Tıbbi Birimler

Medikal Teknolojiler

Tiroid Kanseri biriminde yer alan tüm medikal teknolojik cihazlarımızı görüntülemektesiniz.

Bize Ulaşın

Bilgi talepleriniz için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.

Acıbadem Sağlık Grubu olarak size daha iyi ve kaliteli bir hizmet sunabilmemiz için istek, öneri, teşekkür ve şikayetlerinizi aşağıdaki formu doldurarak ya da 444 55 44 numaralı telefondan tarafımıza ulaşarak bildirebilirsiniz.

Devamı
Devamı
Güvenlik Kodu

KİŞİSEL VERİLERİN ELDE EDİLMESİ VE İŞLENMESİ İLE İLGİLİ BİLGİLENDİRME FORMU

Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. (“Acıbadem”) ve Acıbadem’in hakim ve bağlı şirketleri (hepsi birlikte “Acıbadem Grubu” olarak anılacaktır.) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) ve ilgili mevzuat kapsamında Veri Sorumlusu sıfatıyla, kişisel verileriniz, aşağıda açıklanan çerçevede ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve sair mevzuata uygun olarak işlenebilecektir.

1. Kişisel Verilerin elde Edilmesi, İşlenmesi ve İşleme Amaçları

Kişisel verileriniz Acıbadem Grubu tarafından sağlanmakta olan kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amaçlarıyla ve Acıbadem Grubu şirketlerinin faaliyet konularına uygun düşecek şekilde; sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, çağrı merkezi, internet sitesi, sözlü, yazılı ve benzeri kanallar aracılığıyla elde edilmektedir. Sağlık verileriniz başta olmak üzere özel nitelikli kişisel verileriniz ve genel nitelikli kişisel verileriniz, Grup tarafından aşağıda yer alanlar dâhil ve bunlarla sınırlı olmaksızın bu maddede belirtilen amaçlar ile bağlantılı, sınırlı ve ölçülü şekilde işlenebilmektedir:

Acıbadem Grubu tarafından elde edilen her türlü kişisel veriniz (Özel nitelikli kişisel veriler de dahil fakat bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

İlgili mevzuat uyarınca elde edilen ve işlenen Kişisel Verileriniz, Acıbadem veya Acıbadem Grubu’na ait fiziki arşivler ve/veya bilişim sistemlerine nakledilerek, hem dijital ortamda hem de fiziki ortamda muhafaza altında tutulabilecektir.

2. Kişisel Verilerin Aktarılması

Kişisel verileriniz, Kanun ve sair mevzuat kapsamında ve yukarıda yer verilen amaçlarla Acıbadem ve Acıbadem Grubu tarafından Acıbadem Grubu’na dahil olan şirketler ile, Özel sigorta şirketleri, Sağlık bakanlığı ve bağlı alt birimleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, Emniyet Genel Müdürlüğü ve sair kolluk kuvvetleri, Nüfus Genel Müdürlüğü, Türkiye Eczacılar Birliği, Mahkemeler ve her türlü yargı makamı, merkezi ve sair üçüncü kişiler, yetki vermiş olduğunuz temsilcileriniz, avukatlar, vergi ve finans danışmanları ve denetçiler de dâhil olmak üzere danışmanlık aldığımız üçüncü kişiler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, resmi merciler dâhil sağlık hizmetlerini yukarıda belirtilen amaçlarla geliştirmek veya yürütmek üzere işbirliği yaptığımız iş ortaklarımız ve diğer üçüncü kişiler ile paylaşılabilecektir.

3. Kişisel Veri Elde Etmenin Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda yer verilen amaçlar ve Acıbadem’in faaliyet konusuna dahil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda Acıbadem’in akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir. İşbu kişiler verilerinizin toplanmasının hukuki sebebi;

Ayrıca, Kanun’un 6. maddesi 3. fıkrasında da belirtildiği üzere sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.

4. Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Haklarınız

Kanun ve ilgili mevzuatlar uyarınca;

Mezkûr haklarınızdan birini ya da birkaçını kullanmanız halinde ilgili bilgi tarafınıza, açık ve anlaşılabilir bir şekilde yazılı olarak ya da elektronik ortamda, tarafınızca sağlanan iletişim bilgileri yoluyla, bildirilir.

5. Veri Güvenliği

Acıbadem, kişisel verilerinizi bilgi güvenliği standartları ve prosedürleri gereğince alınması gereken tüm teknik ve idari güvenlik kontrollerine tam uygunlukla korumaktadır. Söz konusu güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak muhtemel riske uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

6. Şikayet ve İletişim

Kişisel verileriniz teknik ve idari imkânlar dâhilinde titizlikle korunmakta ve gerekli güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak olası risklere uygun bir düzeyde sağlanmaktadır. Kanun kapsamındaki taleplerinizi, “https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/hastaverilerinkorunmasi.html” web adresindeki “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uyarınca Başvuru Formu” nu doldurarak;

Kanun kapsamındaki taleplerinizi, https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/hastaverilerinkorunmasi.html web adresindeki “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uyarınca Başvuru Formu” nu doldurarak ve formda belirtilen usullerle tarafımıza iletmenizi rica ederiz.

YUKARI
İçindekiler
Size ulaşmamızı ister misiniz?