Yazı İçeriği
Neden kırmızı et çok tüketilmemeli? Vitamini doğal yollardan alın Sebze ve meyveleri sirkeli suda bekletin Daha çok proteine ihtiyaç duyuluyor Kemoterapiye tok gidin Kemoterapi alırken bu besinlere dikkat! Tedavideyken ne yemeli? Eşek sütü kansere iyi geliyor mu?

Kansere ‘dur’ demek için beslenme tüyoları

Hatalı beslenme alışkanlıkları, kansere zemin hazırlarken, kanserle mücadelede de engel oluşturabiliyor. Sebze-meyve tüketmeme, posasız ve kızartmayla beslenme, özellikle meme ve bağırsak kanserinin gelişiminde rol oynayabiliyor. Beslenme denilince akla ilk besinler gelse de aslında pişirme ve saklama yöntemleri de beslenmede büyük bir yere sahip. Kızartma yerine haşlama, ızgara gibi besin değerini koruyacak pişirme yöntemleri tercih edilmeli. Dengeli ve sağlıklı beslenme, kanser tedavisi sırasında kemoterapi, radyoterapi, ameliyatlar ve biyolojik tedavi gibi tedavi yöntemlerine bağlı gelişen birtakım yan etkilere karşı daha dayanıklılık sağlıyor. İşte hem kanserden korunmanın hem de kanser tedavisinde doğru beslenmenin kuralları...


Neden kırmızı et çok tüketilmemeli?

Kanserden korunmak için beslenmeyle ilgili yapılması gerekenler, aslında sağlıklı yaşam için yapılması gerekenlerle aynı. Bunun için başta kilo almamak, sağlıklı kiloyu sürdürebilmek için kalorisi düşük yiyecekler ve içecekler tercih etmek gerekiyor. Özellikle yağlı yiyeceklerden uzak durulmalı. Günde en az 5 porsiyon çeşitli renkte sebze ve meyve tüketilmeli. Alkol alınıyorsa fazlaya kaçmamalı. Kırmızı et tüketimi sınırlandırılırken, işlenmiş et ürünleri (sucuk, salam, sosis vs.) tüketilmemeli. Peki neden kırmızı et çok tüketilmemeli? Bazı kanser türlerinde, örneğin kalın bağırsak kanserine kırmızı et tüketimi fazla olan toplumlarda daha yüksek oranda rastlanmıştır. Kırmızı eti protein ve demir bakımından önemli bir besin olmakla birlikte, haftada birkaç öğün tüketmek yeterli.

Vitamini doğal yollardan alın

Kansere karşı doğru beslenmede vitaminlerin etkisi de merak konusu. D vitamini bazı kanser risklerini azaltabiliyor. A vitaminininse sigara içenlerde akciğer kanserini artırdığı biliniyor. Diğer vitaminlerin kanserle ilişkisi konusunda henüz bir kesin bir araştırma yok. Dengeli ve sağlıklı beslenen kişilerin, herhangi bir vitamin desteği almasına gerek yok.

Sebze ve meyveleri sirkeli suda bekletin

Özellikle tarım ilacı kalıntıları kanser gelişiminde rol oynayabiliyor ancak pratik hayatta bunlardan uzak durabilmek çok zor. İlaç kalıntılarını gıdalardan yüzeysel yıkamayla veya kabuklarını ayıklamayla uzaklaştırmak güç. Buna karşın mümkün olduğunca yerel manavlardan ve pazarlardan alışveriş yaparak, organik tarım ile yetiştirilmiş ürünleri tercih ederek ve gıdaları mümkünse sirkeli suda bekletip özenle yıkayarak önlem alabilirsiniz.

Daha çok proteine ihtiyaç duyuluyor

Kanserden kaçınmak için olduğu gibi, kanser tedavisi görürken de beslenmenin gücünden yararlanmak mümkün. Kanser tanısı konan kişide yaşam kaygısı nedeniyle iştahta bir azalma görülebiliyor veya ‘faydası olur’ ümidiyle daha önce hiç tüketilmeyen gıdalar yenmeye başlanıyor. Oysa beslenme konusunda kulaktan duyma bilgiler yerine, uzmandan bilgi alınması daha doğru. Ayrıca aileyle birlikte hep beraber yemek yemek, sofrada sevilen gıdalara ağırlık vermek, sohbet eşliğinde stresten uzak yemek yemek iştahı artırıyor. Kanser tedavisi sırasındaki beslenmenin, aslında sağlıklı beslenmeden bir farkı bulunmuyor. Yalnız kanser teşhisi konulan bir kişinin protein ihtiyacı normalden fazla olabiliyor. Bu nedenle süt, yoğurt, peynir, et ve benzeri ürünlerin tüketimi artırılmalı. Besleyici değeri olmayan yüksek şeker ve yağ içeren yiyeceklerden ise uzak durulmalı. Sebze ve meyve tüketimine özen gösterilmeli ve günde 2 litre civarında su içilmeli.

Kemoterapiye tok gidin

Kemoterapi alan kişilerde, bir süre sonra koku ve tat duyusunda bozulma geliştiğinden sıklıkla bulantı şikayeti ortaya çıkıyor. Bu nedenle kişilerin tedaviye giderken çok aç olmamaları önemli. Yanlarında kraker, bisküvi, tost gibi kolay tolere edilecek gıdalar götürmeleri ve tedaviyi takip eden ilk 2-6 saat çok fazla sıvı tüketmemeleri tavsiye ediliyor. Ayrıca nane, naneli şeker, zencefil gibi gıdalar bulantıyı bir miktar azaltabiliyor. Bir diğer yan etki ise kabızlık. Bunun için de meyve ve sebze tüketimi artırılmalı, bol su içilmeli ve günlük hareketler konusunda ısrarcı olunmalı.

Kemoterapi alırken bu besinlere dikkat!

İlaç-gıda etkileşimi, bazen yaşamı tehdit edici sonuçlara da neden olabilen önemli sorunlardan biri. Kişi veya yakınların bu konuda mutlaka tedaviyi planlayan doktordan bilgi alması gerekiyor. 2006 yılında yapılan bir çalışmanın, greyfurt, kan portakalı (kırmızı portakal) ve nar suyu tüketiminin kemoterapi ilaçları ile etkileşime girebildiğini gösteriyor. Kemoterapi tedavisi uygulanırken, ısırgan ve arı sütü, polen, propolis gibi ürünler alerji yapabileceğinden bunlardan uzak durulmalı. Bu ürünlerin, ilaçlarla etkileşime girerek etkilerini azaltabileceği gibi toksik etkilerini artırabileceği düşünülüyor.

Tedavideyken ne yemeli?

Kemoterapi tedavisi görürken, en çok merak edilen konuların başında kan değerlerinde düşme ve bağışıklık sisteminde zayıflama gibi durumlara karşı bazı besinleri tüketmenin işe yarayıp yaramayacağı geliyor. Kamuoyunda zaman zaman bal, pekmez, dalak, ciğer gibi besinlerin kanser tedavisi görenlerde faydalı olduğuna dair açıklamalar mevcut. Kırmızı et hariç, bu yiyeceklerin hiçbirinin bir yararı yok. Ancak kırmızı et, kanda demir kaynağı olarak bulunan kırmızı hücrelerin azalmasına karşı fayda sağlıyor.

Yine tartışıldığı gibi, şeker ve sütün kanser hücresine olumsuz doğrudan etkileri söz konusu değil. Kanser tedavisi sırasında süt ve süt ürünleri özellikle yararlı. Ancak yine de şeker ve şekerli gıdalar, besleyici değeri yüksek olan gıdaların yeterli oranda tüketilmesini engellediğinden aşırı tüketilmemeli.

Eşek sütü kansere iyi geliyor mu?

Eşek sütü, içeriği anne sütüne en çok benzeyen süt olma özelliğine sahip. Bu nedenle eşek sütü, başta kanser olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde alternatif tıp yöntemi olarak insanlara sunuluyor. Eşek sütü tüketenlerin bazıları, kansere iyi geldiği veya kemoterapinin yan etkilerini azalttığı gibi bir düşünceye sahip. Ancak buna dair hiçbir kanıt yok.