Yazı İçeriği
İntraoperatif nöromonitörizasyon ile vücudun elektriksel potansiyeli kaydediliyor Cerrahı anında uyarıyor; 'dur' diyor! Eskiden sinir dokularını tanımak mümkün değildi!

Intraoperatif nöromonitorizasyon yöntemi nedir?

Kritik omurga ve beyin tümörü ameliyatlarına bağlı gelişebilecek felç riskini aza indiren, ameliyat sonrası yaşam kalitesinin düşmesini engelleyen, hatta kişinin kısa bir süre içerisinde ev ve iş hayatına kaldığı yerden devam edebilmesini amaçlayan ‘intraoperatif nöromonitörizasyon’ hastalara umut ışığı oluyor. İşte son yıllarda giderek daha yaygın hale gelen bu yöntem hakkında bilmeniz gerekenler...

Gerek teknolojideki hızlı ilerleme gerekse cerrahların başarısı, eskiden 'felç kalma riski yüksek' denilen pek çok ameliyatın sorunsuz geçmesini mümkün kılıyor. Özellikle kritik beyin tümörü, omurilik ve omurga ameliyatlarına bağlı gelişebilecek felç riskine meydan okuyan intraoperatif nöromonitörizasyon yöntemi ülkemizde de önde gelen sayılı merkezlerde başarıyla uygulanıyor.


İntraoperatif nöromonitörizasyon ile vücudun elektriksel potansiyeli kaydediliyor

İntraoperatif nöromonitörizasyon yöntemi ile ameliyat esnasında vücudumuzun elektriksel potansiyellerini kaydederek cerraha sinir yollarının sağlamlığı ve nerede yer aldıkları hakkında bilgi verebiliyoruz. Karşısına çıkan dokunun bir sinir dokusu olup olmadığını söyleyebiliyoruz. Sinir dokularına hasar verme ihtimali varsa bunu erken tanıyor ve cerrahı uyarıyoruz. Dolayısıyla cerrah erken dönemde cerrahi planını değiştirebiliyor. Bu sayede, sinir sisteminin kalıcı şekilde hasar görme riskini aza indiriyoruz.

İntraoperatif nöromonitörizasyon yöntemi sayesinde geçmişte 'siz bu ameliyatı olursunuz ama felçli çıkabilirsiniz' söylemi en az seviyeye iniyor. Cerrahlarımız uyarıları dikkate aldıklarında biliyorlar ki, artık çok az hastaları felçli çıkıyor veya çıkan hasarlar genellikle çok ağır olmuyor ve bir süre sonra düzeliyor. Cerrahın deneyimi ve tecrübesine yöntemin avantajları da eklenince çok başarılı sonuçlar alınıyor.

Cerrahı anında uyarıyor; 'dur' diyor!

Ameliyatta hastanın başına, kollarına ve bacaklarına elektrotlar bağlanıyor, bu sayede ameliyat sırasında sinir sisteminde oluşabilecek hasarların tespit ediliyor ve cerrah anında uyarılabiliyor. Ameliyat boyunca hastaya suni olarak uyarı veriyor ve elektrotlarla kaydediyoruz. Cerraha güvenle ‘her şey yolunda’ diyebiliyoruz. Ama bir manipülasyon örneğin omurilikten parça çıkar, beyinden tümör çıkar ve benim sinyallerim kayboluyorsa cerraha anında ‘birkaç saniye içinde yaptığınız manevra şöyle bir etki yarattı’ diyebiliyoruz. Cerrah bir dokuyu kesmek istiyor, o dokunun sinir dokusu mu yoksa yağ dokusu mu olduğunu anında tespit edebiliyoruz ve ‘bu sinir dokusu’ diyebiliyoruz.

Uzayan yaşam süresi dolayısıyla kaliteli yaşam günümüzde daha da ön plana çıkarken, en çok omurga, omurilik ve beyin tümörü cerrahisinde uygulanan bu yöntem sayesinde hastanın ameliyat sonrası yaşam kalitesinin yüksek tutulması hedefleniyor. Örneğin hasta yürüyebiliyor, konuşabiliyor, yutkunabiliyor, küçük ve büyük abdestini tutup sorunsuz yapabiliyor.

Eskiden sinir dokularını tanımak mümkün değildi!

Yöntem gelişmiş ülkelerde sayılı merkezlerde son 15-20 yıldır uygulanıyor. Ülkemizde ise geçmişi son birkaç yıla uzanıyor. Bu yöntem uygulanmadığında kritik ameliyatlar esnasında önemli sinir dokularını tanımakta güçlük çekilebileceğinden, kişinin beslenmesi, konuşması, yürümesi etkilenebiliyor, mesela; yüze giden sinirden gelişmiş bir tümör çıkarıldığında, yüzünün o tarafı felç kalabiliyor.