Yazı İçeriği

Trahom Hastalığı Nedir?

Trahom, gözün konjonktiva (göz kapaklarının içini ve gözün beyaz kısmını kaplayan zar) ve kornea (gözün en önündeki saydam tabaka) katmanlarını etkileyen kronik bir göz enfeksiyonu olarak bilinir. Tıp dilinde kronik keratokonjonktivit olarak da adlandırılan hastalık, tekrarlayan enfeksiyon döngüleri ile meydana gelir. Her bir enfeksiyon atağı, göz kapaklarının iç yüzeyinde iltihaplanmaya ve zamanla yara dokusu (skar) oluşumuna yol açar.

Hastalığın en önemli özelliği, hasarın tek bir enfeksiyonla değil, yıllar boyunca süren tekrarlayan enfeksiyonlar sonucu birikerek ortaya çıkmasıdır. Çoğunlukla çocukluk çağında başlayan enfeksiyonlar, vücudun bağışıklık sistemi tarafından bir süreliğine temizlenebilse de özellikle endemik bölgelerde yeniden bulaşma riski oldukça yüksektir. Tekrarlayan iltihaplanma süreci, hastalığın körlükle sonuçlanan ileri evrelerine zemin hazırlar.

Trahom Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Trahom belirtileri, hastalığın evresine göre farklılık gösterir. Erken dönemde hafif ve geçici şikayetler görülürken ilerleyen evrelerde kalıcı ve ağrılı komplikasyonlar ortaya çıkar.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), hastalığın ilerleyişini beş farklı evrede sınıflandırır. Belirtilerin şiddetini ve tedavi ihtiyacını belirlemek adına evreler fayda sağlar. Körlüğe neden olan hastalıklar arasında yer alan trahom rahatsızlığında semptomları gözlemlemek önemlidir.

Gözde Kızarıklık ve İltihaplanma

Hastalığın ilk ve aktif evrelerinde en sık görülen belirti, gözlerdeki kızarıklık ve iltihaplanmadır. Bu durum, klasik bir konjonktivit (kırmızı göz hastalığı) tablosunu andırır.

Gözlerde sulanma, mukus veya iltihaplı akıntı ve göz kapaklarında şişlik gibi şikayetler eşlik edebilir. Konjonktivit benzeri semptom gösteren evre, hastalığın en bulaşıcı olduğu dönemdir ve çocuklar arasında yaygındır.

Gözlerde Kaşıntı ve Tahriş

Göz kuruluğu ile enfeksiyonun neden olduğu iltihaplanma, gözlerde sürekli bir kaşıntı ve tahriş hissine yol açar. Hastalar, gözlerinde yabancı bir cisim varmış gibi batma hissinden şikayet edebilirler.

Işığa karşı hassasiyet (fotofobi) ve genel bir rahatsızlık hissi de bu dönemde sıkça rastlanan belirtiler arasındadır. Oluşan şikayetler, yaşam kalitesini olumsuz etkileyerek günlük aktiviteleri zorlaştırabilir.

Foliküler Konjonktivit (Göz Kapağında Kabarcıklar)

Trahomun en ayırt edici bulgularından biri foliküler konjonktivit olarak bilinen durumdur. Bu evrede üst göz kapağının iç yüzeyi çevrildiğinde, içerisinde lenfosit adı verilen beyaz kan hücrelerinin toplandığı küçük, beyaz veya sarımsı kabarcıklar (foliküller) görülür.

WHO'nun sınıflandırmasına göre foliküllerden beş veya daha fazlasının bulunması, aktif trahom enfeksiyonunun bir göstergesidir. Kabarcıklar, vücudun enfeksiyona karşı verdiği yanıtın bir parçasıdır.

Trahom, tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilen ciddi bir göz enfeksiyonudur.

 

Kirpiklerin İçe Dönmesi (Trikiyazis)

Trahomun en ağrılı ve tehlikeli evresi, tekrarlayan enfeksiyonların neden olduğu yara dokusunun (skarlaşma) göz kapağında şekil bozukluğuna yol açmasıyla başlar. Göz kapağının içindeki skar dokusu, zamanla büzülerek göz kapağının kenarını içe doğru döndürür. Bu durum, kirpik içe dönmesi veya tıp dilindeki adıyla trikiyazis olarak tanımlanır.

İçe dönen kirpikler, her göz kırpma hareketinde kornea tabakasına sürtünerek ciddi bir tahrişe ve dayanılmaz göz ağrısı gibi sorunlara neden olur. Kirpik içe dönmesi (trikiyazis) erken fark edildiğinde gözlem gerektirir.

Görme Kaybı ve Körlük Riski

Trikiyazis evresi tedavi edilmediğinde kirpiklerin korneayı sürekli olarak çizmesi ve tahriş etmesi sonucu kornea üzerinde yaralar ile kalıcı lekeler oluşur. Zamanla kornea saydamlığını yitirir ve bulanıklaşır. Bu durum, ışığın göze girmesini engelleyerek geri döndürülemez görme kaybına ve nihayetinde körlüğe yol açar.

Trahom, önlenebilir körlük nedenleri arasında ilk sıralarda yer alır. Son evreye gelmeden müdahale edilmesi gerekir.

Trahom Hastalığının Nedenleri

Trahom, belirli risk faktörlerinin bir araya geldiği ortamlarda yayılan bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalığın temel nedeni bir bakteri olmakla birlikte bulaşma yolları ve risk grupları, çevresel ya da sosyoekonomik koşullarla yakından ilişkilidir.

Chlamydia Trachomatis Bakterisi

Trahom hastalığının etkeni, Chlamydia trachomatis adı verilen bir bakteridir. Bu bakteri, yalnızca konak hücre içinde yaşayabilen ve çoğalabilen bir mikroorganizmadır.

Chlamydia trachomatis bakterisi A, B, Ba ve C olarak adlandırılan alt tipleri, gözden göze bulaşarak trahoma neden olurken diğer alt tipleri ise cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara yol açabilir. Bu nedenle trahoma neden olan bakteri tipleri, diğer klamidya enfeksiyonlarından farklıdır.

Bulaşma Yolları (Doğrudan Temas, Ortak Kullanılan Eşyalar, Sinekler)

Trahom bulaşma yolları çoğu zaman yetersiz hijyen koşullarıyla bağlantılıdır. Hastalığın yayılmasında üç ana faktör rol oynar:

  • Doğrudan Temas: Enfekte bir kişinin göz veya burun akıntısıyla doğrudan temas etmek, bakterinin bulaşmasına neden olabilir. Yakın temas içinde yaşayan aile bireyleri ve çocuklar arasında bu durum daha yaygındır.
  • Ortak Kullanılan Eşyalar: Bakterinin bulaştığı havlu, yastık kılıfı, giysi veya mendil gibi kişisel eşyaların ortak kullanılması, enfeksiyonun kişiden kişiye geçişini kolaylaştırır.
  • Sinekler: Özellikle musca sorbens türü sinekler, enfekte kişilerin göz ve burun akıntılarına konduktan sonra bakteriyi başka insanların yüzüne taşıyarak taşıyıcı rolü oynar. Hastalığın sanitasyon ve hijyen koşullarının zayıf olduğu bölgelerde hızla yayılma sebeplerinden biridir.

Risk Altındaki Bölgeler ve Topluluklar

Trahom, küresel bir sağlık sorunu olmasına rağmen belirli coğrafyalarda ve topluluklarda yoğunlaşır. Hastalık çoğunlukla yoksulluğun, kalabalık yaşam koşullarının, temiz suya ve sanitasyon imkanlarına erişimin kısıtlı olduğu kırsal bölgelerde görülür. Afrika, Orta ve Güney Amerika, Asya, Avustralya, Orta Doğu'daki bazı endemik bölgeler yüksek risk altındadır.

Okul öncesi çocuklar, enfeksiyonun ana kaynağını oluşturur. Kadınlar ise çocuklarla daha yakın temas halinde oldukları için hastalığa ve neden olduğu körlüğe erkeklere oranla dört kata kadar daha fazla maruz kalabilir.

Trahom Nasıl Teşhis Edilir?

Trahomun teşhisi, genellikle klinik muayene bulgularına dayanır. Hastalığın yaygın görüldüğü bölgelerde laboratuvar testlerine her zaman erişim mümkün olmayabilir. Bu nedenle deneyimli bir sağlık personelinin yapacağı göz muayenesi, tanı için çoğu durum için yeterlidir.

Fizik Muayene ve Belirtiler

Teşhis sürecinin ilk adımı, hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve detaylı bir göz muayenesidir. Hekim büyüteç kullanarak göz kapaklarını, özellikle üst göz kapağının iç yüzeyini inceler. Muayene sırasında WHO'nun belirlediği foliküllerin (kabarcıkların) varlığı, iltihabın şiddeti, göz kapağında skar (yara izi) dokusu, kirpiklerin içe dönmesi ve korneanın bulanıklaşması gibi bulgular aranır.

Laboratuvar Testleri ve Kültür Testleri

Klinik bulguların belirsiz olduğu veya tanının doğrulanması gereken durumlarda laboratuvar testlerine başvurulabilir. Gözden alınan bir sürüntü örneği ile Chlamydia trachomatis bakterisinin varlığı araştırılır.

Polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) gibi nükleik asit amplifikasyon testleri (NAAT), bakteriyel DNA'yı tespit etmek için uygulanan yöntemlerdendir. Ancak bu testler nispeten gelişmiş bir sağlık altyapısı gerektirdiğinden trahomun yaygın olduğu bölgelerde rutin olarak kullanılamaz.

Göz Muayenesi ve Komplikasyonların Değerlendirilmesi

İleri evre trahom şüphesi olan hastalarda, komplikasyonların derecesini belirlemek için kapsamlı bir göz muayenesi yapılır. Yapılan muayenede göz kapağı deformasyonu boyutu, trikiyazisin şiddeti ve korneada oluşan hasar değerlendirilir.

Cerrahi müdahale gibi daha ileri tedavi yöntemlerinin gerekli olup olmadığına karar vermek için yapılan değerlendirmeler önemlidir. Ayrıca göz kuruluğu ve irritasyonu gibi eşlik eden sorunlar da muayenede tespit edilebilir.

Trahom, dünya genelinde önlenebilir körlüğün önde gelen nedenlerinden biridir.

 

Trahom Hastalığının Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Trahom tedavisi, hastalığın evresine göre planlanır. Temel olarak enfeksiyonu ortadan kaldırmaya ve kalıcı hasarı önlemeye yöneliktir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), trahomun küresel olarak ortadan kaldırılması için "SAFE" olarak adlandırılan bir strateji önerir. Tedavinin yanı sıra önleyici tedbirler de bu stratejiler arasında yer alır.

Antibiyotik Tedavisi (Azitromisin, Tetrasiklin)

Aktif enfeksiyonun tedavisinde antibiyotik tedavisi gereklidir. Bu amaçla en sık kullanılan ilaçlar şunlardır:

  • Azitromisin: Tek doz olarak ağızdan alınabiliyor olması, tedaviyi kolaylaştırır. Bu özelliği ile toplu ilaç dağıtımı programlarında yoğunluklu olarak tercih edilir. Yapılan dağıtımlarla, hastalığın yaygın olduğu bölgelerdeki bireylere antibiyotik verilerek enfeksiyon zincirinin kırılması hedeflenir.
  • Tetrasiklin: Göz merhemi formunda bulunur ve altı hafta boyunca günde iki kez uygulanması gerekir. Uzun süreli kullanım gerektirmesi nedeniyle tedaviye uyum zor olabilir, ancak etkili bir alternatiftir.

Cerrahi Müdahale (Kirpik İçe Dönmesinde Müdahale)

Hastalığın ileri evresi olan trikiyazis (kirpiklerin içe dönmesi) durumunda antibiyotikler tek başına yeterli olmaz. Bu aşamada korneanın daha fazla zarar görmesini ve körlüğü engellemek için cerrahi müdahalede bulunmak zorunludur.

Yaygın olarak uygulanan cerrahi yöntem, göz kapağı rotasyon ameliyatıdır. Operasyon sırasında göz kapağında bir kesi yapılarak kirpiklerin dışa doğru dönmesi ve korneayla temasının kesilmesi sağlanır.

SAFE Stratejisi (Cerrahi, Antibiyotik, Yüz Temizliği, Çevresel İyileştirme)

SAFE stratejisi (Surgery, Antibiotics, Facial cleanliness, Enviromental improvement), trahomla mücadelede küresel bir başarı standardı olarak kabul edilir ve dört temel bileşenden oluşur. Stratejinin adı, bileşenlerinin İngilizce baş harflerinden oluşur:

  • Surgery (Cerrahi): Körlüğe neden olan trikiyazis evresini tedavi etmek
  • Antibiotics (Antibiyotikler): Aktif enfeksiyonu temizlemek ve bulaşmayı azaltmak
  • Facial Cleanliness (Yüz Temizliği): Özellikle çocuklarda yüz ve el yıkama alışkanlığını teşvik ederek bulaşmayı önlemek
  • Environmental Improvement (Çevresel İyileştirme): Temiz suya erişimi artırmak ve sineklerin üreme alanlarını azaltmak için tuvalet kullanımı gibi sanitasyon koşullarını iyileştirmek

Trahomdan Korunmak için Nelere Dikkat Edilmelidir?

Trahom, büyük ölçüde hijyen ve çevre koşullarıyla ilişkili bir hastalık olduğu için korunma yöntemleri de bu alanlara odaklanır. Trahom korunma yolları, bireysel ve toplumsal düzeyde alınacak basit ama etkili önlemleri içerir. SAFE stratejisinin yüz temizliği ve çevresel iyileştirme bileşenlerini bu önlemler oluşturur.

Kişisel Hijyen Kurallarına Uymak

Trahomdan korunmanın temelinde kişisel temizlik bulunur. Enfeksiyonun yayılmasını engellemek için aşağıdaki kurallara uymak gerekir:

  • Yüz ve El Temizliği: Yüzü, elleri düzenli olarak sabun ve temiz suyla yıkamak göz ya da burun akıntılarıyla bulaşan bakterinin yayılmasını engeller.
  • Kişisel Eşyaların Ayrılması: Havlu, yastık kılıfı ve giysi gibi kişisel eşyaların ortak kullanılmaması gerekir. Her aile bireyinin kendine ait eşyaları olmalıdır.

Çevresel Temizliğin Sağlanması

Yaşanılan çevrenin temizliği ve sanitasyon koşullarının iyileştirilmesi, hastalığın ana bulaşma kaynaklarını ortadan kaldırır. Bu kapsamda yapılması gerekenler şunlardır:

  • Temiz Suya Erişim: Güvenli ve temiz su kaynaklarına erişimin sağlanması, kişisel hijyenin sürdürülebilirliği için gereklidir.
  • Atık Yönetimi ve Tuvalet Kullanımı: İnsan ve hayvan atıklarının uygun şekilde bertaraf edilmesi, tuvalet kullanımının yaygınlaştırılması, enfeksiyonu yayan sineklerin üreme alanlarını azaltır.

Eğitim ve Toplum Bilinci Oluşturma

Trahomla mücadelenin en önemli aşamalarından biri de toplumun hastalık hakkında bilgilendirilmesidir. Sağlık eğitimi programları aracılığıyla halka trahomun nedenleri, bulaşma yolları ve korunma yöntemleri anlatılmalıdır. Okullarda çocuklara verilecek hijyen eğitimi ve topluluk liderlerinin sürece dahil edilmesi davranış değişikliklerinin kalıcı hale gelmesine yardımcı olur.

Trahomun teşhisi, bir sağlık personelinin yapacağı detaylı göz muayenesine dayanır.

 

Sıkça Sorulan Sorular

Trahom Hastalığı Bulaşıcı mıdır?

Trahom, oldukça bulaşıcı bir bakteriyel enfeksiyondur. Enfekte kişilerin göz ve burun akıntılarıyla doğrudan ya da dolaylı temas (eller, giysiler, havlular) ve enfeksiyonu taşıyan sinekler aracılığıyla kişiden kişiye yayılır.

Trahom Hastalığının İlk Belirtisi Nedir?

Hastalığın ilk belirtileri hafif bir göz enfeksiyonunu andırır. Gözlerde kaşıntı, kızarıklık, sulanma, hafif akıntı ve göz kapaklarında şişlik gibi şikayetler, trahomun erken dönemdeki en yaygın bulgularıdır.

Trahom Hastalığı Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Tedavi edilmediği takdirde tekrarlayan enfeksiyonlar göz kapağının iç yüzeyinde kalıcı yara izlerine yol açar. Oluşan izler, kirpiklerin içe dönmesine (trikiyazis) neden olur ve sürekli korneayı çizen kirpikler, geri döndürülemez görme kaybı ve körlüğe sebebiyet verir.

Trahomun En Yaygın Görüldüğü Bölgeler Nerelerdir?

Trahom, temiz su ile sanitasyon imkanlarının yetersiz olduğu, yoksul ve kalabalık kırsal bölgelerde daha yaygındır. Afrika, Orta Doğu, Güney Asya, Latin Amerika ve Avustralya'daki bazı topluluklar hastalığın en sık görüldüğü yerlerdir.

Trahomun Tedavisinde Hangi Antibiyotik Kullanılır?

Trahomun aktif enfeksiyon evresinin tedavisinde en sık kullanılan antibiyotikler, ağızdan tek doz alınan azitromisin veya altı hafta boyunca kullanılan tetrasiklin göz merhemidir. Azitromisin, toplu tedavi programlarında kullanım kolaylığı sağlaması nedeniyle tercih edilir.

Trahom Hastalığı Tekrarlar mı?

Enfeksiyonun yaygın olduğu ve hijyen koşullarının yetersiz olduğu bölgelerde yaşayan kişilerde, tedavi sonrasında yeniden enfeksiyon kapma riski yüksektir. Ayrıca ileri evrede cerrahi müdahale görmüş hastalarda bile kirpiklerin içe dönmesi durumu zamanla nüksedebilir.

Trahom Hastalığından Tamamen Kurtulmak Mümkün müdür?

Erken evrede teşhis edilen bir trahom enfeksiyonu, antibiyotik tedavisi ile tamamen iyileştirilebilir. Hastalığın küresel olarak bir halk sağlığı sorunu olmaktan çıkarılması ise ancak cerrahi, antibiyotik, yüz temizliği ve çevresel iyileştirmeyi içeren SAFE stratejisinin uygulanmasıyla mümkündür.

Trahomun Aşısı Var mı?

Şu an için trahoma karşı geliştirilmiş ve yaygın kullanıma sunulmuş bir aşı mevcut değildir. Korunma önlemlerine dikkat edilmesi önem taşır.

Trahomdan Korunmak için Ne Yapılmalı?

Trahomdan korunmak için en etkili yöntem, kişisel ve çevresel hijyen kurallarına uymaktır. Elleri ve yüzü düzenli olarak temiz suyla yıkamak, kişisel eşyaları (havlu, giysi) paylaşmamak ve tuvalet kullanımı gibi sanitasyon koşullarını iyileştirmek, hastalığın yayılmasını büyük ölçüde engeller.

Trahom Hastalığı Görme Kaybına Neden Olur mu?

Trahom, dünya genelinde önlenebilir körlüğün en yaygın sebeplerinden biridir. Tedavi edilmediğinde hastalığın ilerleyen evreleri korneada kalıcı hasara yol açarak geri döndürülemez görme kaybına ve körlüğe sebep olabilir.