Daha iyi bir deneyim için konum izni vermelisiniz.
MENU

Genel Tanıtım

Crohn hastalığı ve ülseratif kolit, mide-bağırsak kanalının kronik ve tekrarlayıcı hastalıklarıdır. Genel olarak inflamatuar bağırsak hastalıkları olarak adlandırılırlar.

Acıbadem’de Crohn ve ülseratif kolit hastalarına çok yönlü yaklaşım prensibiyle gastroenteroloji, radyoloji, patoloji ve genel cerrahi uzmanları ile hemşirelerden oluşan bir ekiple ayaktan ve yatarak tanı ve tedavi hizmeti sunulmaktadır.

Crohn ve Kolit Tanı Tedavi Hizmetleri

Crohn hastalığı sindirim kanalının iltihaplanma ve ülserler (yaralar) ile karekterize kronik bir hastalıktır. Ağızdan anüse kadar sindirim sisteminin herhangi bir yerini tutabilirse de en sık ince bağırsağın son bölümü ve kalın bağırsakta hastalığa neden olmaktadır. Uzun süreli, müzmin ancak tedavisi mümkün bir hastalıktır.

Crohn Hastalığı Tanısı Nasıl Konulur?

Hastalığın tanısı, hastanın öyküsü, fizik muayene, laboratuvar bulguları ile ince ve kalın bağırsakların görüntülenmesi eşliğinde konulabilir. Dışkı ve kanın laboratuvarda değerlendirilmesi önemlidir. Kalın bağırsaklar ve ince bağırsağın son bölümü kolonoskopi adı verilen optik ve esnek bir aletle ayrıntılı olarak görüntülenebilir. Mide-bağırsak kanalının iç yüzeyi ağrıya duyarlı olmadığı için hasta hiçbir şey hissetmeden sorunlu görünen bölgelerden parça alınabilir. Alınan parçaların patolojik açıdan mikroskop ile değerlendirilmesi hastalığa tanı konmasını sağlar. Ayrıca ince bağırsağın radyolojik incelemeleri ile karın bölgesinin bilgisayarlı tomografisi ve manyetik reznonans görüntülemesi de (MR) tanıya yardımcı olan tetkiklerdir.

Crohn Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?

Crohn hastalığının tedavisi hastalığın şiddetine ve hastalığın tutulum yerine (ince bağırsak, kalın bağırsak, makat vb.) göre belirlenir. Genellikle ağızdan alınan ilaçlar ve makattan verilen lavmanlar ile tedaviye başlanılır.

Ülseratif Kolit

Ülseratif kolit, kalın bağırsağın iç yüzünü döşeyen tabakada gelişen iltihabi bir bağırsak hastalığıdır. Lezyonlar, yani yaralar, tipik olarak hastaların %95’inde bağırsağın son bölümü olan rektumdan başlar ve kalın bağırsağın başlangıcına doğru yayılır. Ülseratif kolitin belirtileri ve belirtilerin şiddeti, yaranın oluştuğu bölgeye göre değişebilmektedir.

Ülseratif Kolit Tanısı Nasıl Konur?

Ülseratif kolit zaman zaman şiddetlenebilen zaman zaman da sessiz seyreden bir hastalıktır. Hastalığın belirtileri ve belirtilerin şiddeti ise, yaranın oluştuğu bölgeye göre değişmektedir. Kalın bağırsaktan kanamayla birlikte görülen ishal ya da kabızlık ve bunlara eşlik eden karın ağrısı, ülseratif kolit olabileceği şüphesini doğurmaktadır. Tanı koyma sürecinde dışkı tahlili, kolonoskopi, bağırsak mukozası biyopsisi, bağırsak filmi tetkikleri yapılmaktadır.

Ülseratif Kolit Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?

Ülseratif kolitte de Crohn hastalığında olduğu gibi, ilk tedavi seçeneği genellikle ilaç tedavisidir. Ancak bunların yan etkisi olan ilaçlar olduğu, uzun süre kullanılmaması ve özellikle gençlerde ilaç tedavisinin planlanması gerektiğinin unutulmaması gerekir. İlaç tedavisi uygulanan hastalarda, uzun bir süre sonunda olumlu sonuç alınamazsa cerrahi tedavi seçeneği değerlendirilmektedir.

Crohn ve Kolit Nedir?

İnflamatuar Bağırsak Hastalıkları

İnflamatuar bağırsak hastalıkları denince akla crohn hastalığı ve ülseratif kolit geliyor. Ancak bunlar birbirinden hem yakınmalar hem de bağırsak tutulumları açısından farklılık gösteren iki hastalık.

Ülseratif kolit, kalın bağırsakla sınırlı kalıp, arada sağlam bağırsak iç yüzeyi bırakmaksızın yaygın şekilde bir tutulum gösterirken, crohn hastalığı ağızdan anüse kadar tüm sindirim sistemi iç yüzeyini tutabiliyor. Her iki hastalık da, ani alevlenme ve iyileşme dönemleriyle seyrediyor. Bu hastalıklar birçok sindirim sistemi dışı yakınmalara da sebep oldukları için sistemik yani tüm vücudu ilgilendiren hastalıklar olarak kabul ediliyor.

Kalın Bağırsak Hastalığı: Ülseratif Kolit

Ülseratif kolit, en basit şekilde, “kalın bağırsağın iç yüzünü döşeyen tabakanın ödemli, ülserli ve iltihaplı hastalığı” olarak tanımlanıyor. Lezyon, yani yaralar, tipik olarak yüzde 95 olguda bağırsağın son bölümü olan rektumdan başlıyor ve kalın bağırsağın başlangıcına doğru yayılıyor. Tutulum devamlılık gösterdiğinden, hastalığın başladığı ve bittiği yer arasında sağlam bölge bulunmuyor. Hastalar arasında, yüzde 80 olguda sadece rektum veya “rektosigmoid bölge” yani kalın bağırsağın sol kısmında tutulum görülüyor.

Ülseratif kolit, bağırsağın tutulum yerine göre farklı isimler de alıyor. Sadece rektumun tutulması “ülseratif proktit”, sadece rektum ve sigmoid kolon tutulmasıysa “distal tutulumlu ülseratif kolit” olarak adlandırılıyor. Hastalık, dalak köşesine kadar olan bölge tutulursa ”sol kolon tutulumlu”, çekuma (kalın bağırsağın sol yarısı) kadar olan tüm kalın bağırsak tutulursa “pankolit veya yaygın tutulumlu ülseratif kolit” şeklinde tanımlanıyor.

Ülseratif Kolit Belirtileri Nelerdir?

Ülseratif kolit zaman zaman şiddetlenebilen, zaman zaman da sessiz seyreden bir hastalık. Ülseratif kolitin belirtileri ve belirtilerin şiddeti, yaranın oluştuğu bölgeye göre değişiyor.

Genellikle hastalık şiddetlendiği zaman, hastalarda kramp şeklinde karın ağrıları görülüyor. İshal de yine sık görülen belirtilerden. İshalle birlikte kanama da olabiliyor. Ayrıca dışkıyla birlikte sümüksü bir akıntı olması, hastalığın önemli bulgularından sayılıyor.

İltihap şiddetlendikçe ateş, bulantı, kusma, ağrı, halsizlik artabiliyor. Rektum bölgesinde iltihap bulunan hastalar sık sık dışkılama ihtiyacı hissedebiliyorlar.

Kanamanın sık görüldüğü bir hastalık olduğu için kronik kan kaybı sonucu kansızlık ortaya çıkabiliyor. Ayrıca bağırsaklardan demirin ve B12 vitaminin emiliminin bozulması da kansızlığa yol açan nedenlerin arasında sayılıyor.

Yaşlı hastalarda kabızlık da görülebiliyor.

İştah azalması da yine ülseratif kolit hastalığının bulguları arasında.

Tüm Sistemi Etkileyebiliyor 

Crohn hastalığı en basit şekilde, “yemek borusu, mide, ince ve kalın bağırsaklardaki bir veya birkaç bölümü tutabilen, tutulan bölümde kalınlaşma ve ülserlere yol açan bir inflamatuar bağırsak hastalığı” olarak tanımlanıyor. crohn hastalığı adını 1932 yılında onu ilk olarak tanımlayan Dr. Burril Crohn’dan alıyor.

Crohn hastalığı tipik olarak, ince bağırsağın son kısmı veya kalın bağırsağı tutsa da, ağızdan anüse kadar, genellikle parçalı tarzda, tüm sindirim sistemini etkileyebiliyor. Hastalık nedeniyle, anüs bölgesinde “fissür” adı verilen çatlaklar ve “fistül” olarak isimlendirilen iltihap akan delikler de sıklıkla görülebiliyor. Hastalık, iyileşmeler ve alevlenmelerle seyrediyor.

Alevlenme döneminde, genellikle daha önce tutulmamış bağırsak bölümlerinin tutulumu gözleniyor. Bazen tutuluma yakın bölgelerdeki lenf bezleri de hastalıktan etkilenebiliyor. Hastalıklı bölgeler birkaç santimetre uzunlukta olabileceği gibi bir metreyi aşan uzunlukta da olabiliyor. Tutuluma bağlı gelişen kalınlaşmalar, hastalığın olduğu bölgede bağırsak kanalının darlaşmasına yol açabiliyor.

Crohn Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Crohn hastalığı tutulan bölgeye göre hastalarda çok değişik bulgulara yol açabiliyor. En sık gözlenen belirtiler, karın ağrısı ve ishal.

Karın ağrısı genellikle yemek sonrasında, göbek çevresi veya göbek altı bölgesinde hissediliyor. Bağırsakta ciddi derecede daralmanın oluştuğu hastalarda karında şişkinlik, ağrı, kusma, kabızlık görülebiliyor.

Kalın bağırsağın tutulduğu hastalarda dışkıyla kan gelmesi de sıklıkla rastlanan bir bulgu.

Crohn hastalığı’nın aktif döneminde, hastalar yorgunluk, halsizlik hissederken ateşleri yükselebiliyor, istemsiz kilo kaybediyorlar. İştahsızlık, kilo kaybı, çocuklarda gelişme geriliği ve açıklanamayan ateş diğer görülebilecek belirtiler.

Anal bölge tutulumunda anüs çevresinde çatlak, iltihaplı akıntı yapan fistüller, apseler hastalığın diğer bulgularından. Bazen bu şikâyetler karın ağrısı ve ishal olmadan da görülebiliyor.

Ülseratif kolit ve crohn hastalıklarına nelerin yol açtığı tam olarak bilinmiyor; ancak, genetik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülüyor.

Ailesinde ülseratif kolit veya crohn hastası bulunan bir çocukta bu hastalığın görülme ihtimali, sağlıklı ailelerin çocuklarına göre daha fazla. Çevresel faktörler arasındaysa sigara ve alkol tüketiminin - özellikle ülseratif kolitte- oldukça etkili olduğu tahmin ediliyor. Gıdalarla alınan çeşitli maddeler, bakteri, bakteri toksinleri, virüsler, hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayabiliyor. Ayrıca aspirin, antibiyotik, bazı ağrı kesiciler ve doğum kontrol hapları hastalığın daha da şiddetlenmesine yol açabiliyor.

Stres hastalığın bazen şiddetlenmesine neden olsa da crohn hastalığı ile ülseratif kolit oluşumuna sıkıntı ve üzüntünün neden olduğunu gösterecek kesin veriler bulunmuyor. Ancak doğal olarak sıkıntılı, depresif bir kişinin hastalığın bulgularıyla başa çıkabilmesi daha zor; hastalığın yarattığı düşkünlük hali, sık sık tuvalete gitme gereksinimi ve karın ağrıları da kişinin kendini daha sıkıntılı, dayanıksız hissetmesine yol açabiliyor. Bu sebeple stres ve üzüntü hastalığın nedeni değil, sonucu gibi görülüyor.

Henüz bu hastalıkların oluşumuna dair, sorumlu hiçbir gıda maddesi veya mikroorganizma tespit edilmemiş. Ancak bazı enfeksiyonların, kalın bağırsakta bağışıklık sistemi hücrelerinin aşırı reaksiyon göstermesine sebep olarak ülseratif kolitin meydana gelmesinde etkili olduğu düşünüyor. Ayrıca kirli su ya da çiğ sebze ve meyve ile oluşan bazı bağırsak enfeksiyonlarında ülseratif kolitli hastadaki şikâyetlere benzer belirtiler olabiliyor.

Crohn ve kolit Tedavi Yöntemleri

Crohn ve Kolit teşhis yöntemi ve tekniklerinin başlıcalarını şu şekilde sıralamak mümkün:

Endoskopik İşlemler

  • Kolonoskopi
  • Gastroduoendoskopi
  • Enteroskopi
  • Kapsül endoskopisi

Radyolojik Tetkikler

  • Röntgen
  • MRI
  • CT
  • Sanal Kolonoskopi

Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığında Teşhis ve Tedavi

Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı, diğer pek çok hastalıkla karışabilen belirtileri nedeniyle, yıllarca gizli kalabilen hastalıklar arasında. İşte bu nedenle, doğru ve kesin bir teşhisin gerçekleştirilmesi, vakit kaybedilmeden tedavi sürecine başlanması çok büyük önem taşıyor.

Ülseratif Kolitte Teşhis 

Kesin tanının konması için öncelikle bölüme başvuran hastaların şikâyetleri dinleniyor. Hikâyesinde kalın bağırsaktan kanamayla birlikte görülen ishal ya da kabızlık ve bunlara eşlik eden karın ağrısı, ülseratif kolit olabileceği şüphesini doğuruyor. Ardından da yapılacak tetkikler belirleniyor. Bu tetkikleri şu şekilde sıralamak mümkün:

  • Dışkı tahlili
  • Kolonoskopi
  • Bağırsak mukozası biyopsisi
  • Bağırsak filmi

Crohn Hastalığında Teşhis 

Crohn hastalığında da hastanın hikâyesinin ayrıntılı bir şekilde dinlenmesi büyük önem taşıyor. Çünkü gastroenteroloji uzmanı hastaya yapılacak tetkikleri buna göre planlıyor. Her tetkik her hastaya uygulanmıyor. crohn hastalığı’na kesin tanı konması için genellikle aşağıdaki yöntemlerden faydalanılıyor:

  • Kan tatlili
  • Dışkı tahlili
  • Mide, ince ve kalın bağırsak filmleri
  • Kolonoskopi ve Gastroduodenoskopi
  • BT ve MR görüntüleri

Crohn ve Kolit Hastalıklarında Tedavi 

İnflamatuar bağırsak hastalıklarında, hastaya göre planlanmış bir tedavi gerçekleştirilmesi gerekiyor. Bu nedenle de, tedavinin bir gastroenteroloji uzmanı tarafından takip edilmesi şart.

Gerektiğinde ilaç değişikliklerinin yapılması ve kullanılan ilaçların tüm özelliklerini bilinmesi büyük önem taşıyor.

Ayrıca cerrahi tedavinin gerekli olup olmadığı, ne zaman ve nasıl yapılması gerektiği de gastroenterolog ve inflamatuar bağırsak hastalıkları konusunda uzmanlaşmış cerrah tarafından birlikte değerlendirilerek verilmesi gereken kararlardan.

Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığında İlaç Tedavisi 

Ülseratif kolit ve crohn hastalığı gibi inflamatuar bağırsak hastalıklarında, ilk tedavi seçeneği genellikle ilaç tedavisi oluyor. Ancak bunların yan etkisi olan ilaçlar olduğu, uzun süre kullanılmaması ve özellikle gençlerde ilaç tedavisinin titizlikle planlanması gerektiğinin unutulmaması gerekiyor.

İlaç tedavisi uygulanan hastalarda, uzun bir süre sonunda olumlu sonuç alınamazsa cerrahi tedavi seçeneği değerlendiriliyor.

Ülseratif Kolit ve Crohn Hastalığında Cerrahi Tedavi 

Cerrahi tedavi kararının, hastayı takip eden gastroenteroloji uzmanı ve bu alanda deneyimli bir cerrah tarafından işbirliği içinde verilmesi gerekiyor.

Ülseratif kolit hastalığında, kalın bağırsağın tümünün ya da büyük kısmının ameliyatla çıkarılması gerekebiliyor.

Crohn hastalığında, anüs çevresindeki apse, fistül gibi rahatsızlıklarda, bu bölgeye yönelik lokal bazı girişimler yapılabilirken, bazı hastalarda iltihabi bağırsak bölümünün çıkarılıp, açıkta kalan bağırsak uçlarının uç uca birleştirilmesi gibi daha büyük operasyonlar da gerekebiliyor.

Her iki hastalıkta da ameliyat ancak çok gerekli durumlarda yapılıyor.

Crohn ve Kolitin Belirtileri

Ülseratif Kolitte

  • Kramp şeklinde karın ağrıları
  • İshal ve ishalle birlikte kanama
  • Dışkıyla birlikte sümüksü akıntı
  • Sık dışkılama ihtiyacı
  • Kansızlık
  • İleri yaştaki bazı hastalarda kabızlık
  • İştahsızlık

Crohn Hastalığında

  • Karın ağrısı, karında şişlik
  • İshal ya da kabızlık
  • Dışkıyla kan gelmesi
  • Yorgunluk, halsizlik
  • İştahsızlık
  • Kilo kaybı
  • Ateş
  • Anüste çatlak, apseler ve akıntılar

Crohn ve Kolitin Diğer Organlara Etkileri

İnflamatuar Bağırsak Hastalıklarının Diğer Sistemlerle İlişkisi

Ülseratif kolit ve crohn hastalığı aslında temel olarak sindirim sistemini ilgilendiren hastalıklar. Ancak bu hastalıklarla bağlantısı olan iskelet, eklem, cilt, göz ve damar gibi sistem ve organlarda da bunlara bağlı bazı bulgular ortaya çıkabiliyor. Bu bulgular Ekstraintestinal Belirtiler (EİB) olarak tanımlanıyor.

Bu bulgular hastalığın aktif haliyle ilişkili olabileceği gibi bu durumdan tamamen bağımsız da ortaya çıkabiliyor. Hatta, örneğin hastalıklı bölgenin ortadan kaldırılması bile bu bulguları etkilemeyebiliyor.

Ülseratif kolit ve crohn hastalığının diğer sistem ve organlara olan etkilerini aşağıdaki gibi özetlemek mümkün:

Gözler

İnflamatuar bağırsak hastalığında gözlerle ilgili şikâyetlere hastaların yüzde 5 ile 8’inde rastlanıyor. Hastalar, genellikle gözde yabancı cisim hissi, ağrı, ışığa duyarlılık, görme azalması şikâyetleriyle doktora başvuruyorlar. Gözün dış tabakasının iltihaplanması veya göz merceğini kaplayan tabakada iltihaplanma, gözle ilgili başlıca rahatsızlıklar arasında sayılıyor.

Cilt

Ciltte en sık görülen problem, özellikle diz altlarındaki bölgelerde ağrılı kırmızı şişlikler oluyor. Bunları cilt yüzeyinden kabarık, duyarlı, kırmızı renkte, birkaç cm boyutunda, günler içinde rengi solan, kahverengiye dönerek kaybolan cilt lezyonu olarak tanımlamak mümkün.

Nadiren ayak bileği yakınında ülserler, yani yaralar da oluşabiliyor. Bu, çocuklarda en sık görülen şikâyetlerin başında geliyor ve hastalığın aktifliğiyle yakından ilişkili. Cilt sorunları genellikle eklem bulguları ile birliktelik gösteriyor.

Ayrıca ciltte “pyoderma gangrenosum” olarak tanımlanan ve ülseratif kolitte crohn hastalığına göre çok daha sık olarak görülen bazı yaralara da rastlanabiliyor. Bu yaralar travmaya açık bölgelerde, alt bacak, yüz, dudak ve ağızda daha sık gelişiyor.

Eklemler

İnflamatuar bağırsak hastalıklarında diğer sistemlerle ilgili belirtilerin ilk sırasında eklem sorunları ve artrit geliyor. En sık diz, dirsek, ayak bileği, kalça tutuluyor. Birden fazla eklem de sorundan etkilenebiliyor ve tutulan eklemler ağrılı bir görünüm sergiliyor.

Eklem şikâyetleri genellikle genç erişkinlerde görülüyor. Artrit şikâyetlerinin hastanın cinsiyet ve yaşıyla bir ilgisi bulunmasa da, hastalığın aktif olma durumuyla yakından ilişkisi bulunuyor. “Çomak parmak” ya da diğer adıyla “Clubbing” de, crohn hastalığıyla daha fazla birliktelik gösteren bir eklem sorunu olarak ortaya çıkıyor.

Kendisini el ve ayak parmaklarının uç bölgelerinde oluşan ağrısız bir şekil bozukluğu olarak gösteriyor.

Ağız

İnflamatuar bağırsak hastalıklarında ağızda sıklıkla normal kişilerde de ortaya çıkan beyaz renkli küçük yaralar, yani aftlar görülebiliyor. Bunlar en sık rastlanan bulguların başında geliyor; dilde, yumuşak damakta, yanak mukozasında görülüyor. Crohn hastalığında aftlara daha sık rastlandığını belirtmekte de fayda var.

İdrar Yolları

İdrar yolları sorunları arasında ilk sırada idrar yolu taşları, idrar yolu tıkanıklıkları ve fistül oluşumu geliyor. Böbrek taşı crohn hastalığında yüzde 6 - 18 gibi yüksek sıklıkta, özellikle “İleal Hastalığı” olan ya da bu bölgesi ameliyatla alınmış olgularda daha sık görülüyor. Ülseratif kolit olgularındaysa böbrek taşına rastlanma sıklığı yaklaşık yüzde 2 ile 3 arasında değişiyor.

Hamilelikte Crohn & Kolit

İnflamatuar Bağırsak Hastaları (İBH) Çocuk Sahibi Olabilir Mi?

Evet, inflamatuar bağırsak hastaları yani “İBH” olan kişiler bebek sahibi olabilir. Ancak bebek sahibi olmak isteyen İBH hastaları, bu kararı hastalığın aktif olmadığı dönemlerde almalılar. Tabii, her ne kadar hastalığın aktif olduğu dönemlerde doğurganlığın azaldığı bilinse de hamile kalmak mümkün. Ancak böyle bir durumda oluşan plansız hamileliklerin hekim kontrolü altında olmasına dikkat edilmeli.

BH hastalarının kullandığı ilaçlara bağlı olarak; hastalık kişide pasif duruma geçebilir. Fakat bu süreçte kullanılan ilaçların plansız bir hamilelikte zarar verici yan etkileri de olabilir. Bu nedenle İBH hastalığı tedavisinde hamile kalmak isteyen kişiler ya da plansız bir hamilelik ile karşılaşanların doktor tavsiyeleri doğrultusunda hareket etmeleri gerekir.

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı Doğurganlığı Ne Derece Etkiler?

Ülseratif kolitli kadınlar, genellikle sağlıklı kadınlar kadar doğurgandır. crohn hastalığında ise, kadın doğurganlığı hakkındaki soruların yanıtı bu kadar net değildir. Ülseratif kolitli hastanın tedavi gereği kalın barsağının hepsinin alınarak, ince barsağının da anal kanala bir cep şeklinde boşluk yaratılarak bağlandığı, total kolestomi ve ileo-anal poş ameliyatı olarak adlandırılan operasyon geçirdiği dönemde, karında büyük ameliyat yapıldığı için doğurganlığında geçici bir azalma görülebilir ama bu azalma genellikle geçicidir.

Haftalar veya aylar içerisinde doğurganlık normale döner. crohn hastalığında ise hastalığın aktif dönemlerinde ve büyük ameliyatlardan sonra doğurganlıkta sıklıkla azalma gözlenir. Her iki hastalıkta da aktif dönemlerinde görülebilen aşırı ve hızlı kilo kaybı amenoreye (adet görememe) sebep olabilir.

Hastalıkların çok şiddetli olduğu dönemlerde, hamileliğin en uygun koşullar sağlanana dek ertelenmesi önerilir, varsa ameliyat yaralarının iyileşmesi ve hastalığın aktif dönemden çıkması beklenir. Ayrıca unutulmamalıdır ki İBH hastalarındaki doğurganlıktaki azalma her zaman İBH’ye bağlı olmayabilir bu sebeple diğer olası sebepler de araştırılmalıdır.

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı Hamilelik Sürecinde Bebeğin Sağlığını Nasıl Etkiler?

İBH hastalığı olan kadınların yaklaşık % 85’inin hamileliklerinin genellikle normal olduğunu gösterilmiştir. Crohn hastası veya ülseratif kolitli kadınların bebeklerinin sadece yaklaşık % 1’inde doğumsal anormallikler görülür.

Gebeliğin düşükle sonlanma riski de genelde artmamıştır. Bu oranlar, sağlıklı kadınlarda görülen oranlarla benzerdir. Gerçekte hamilelik ile ilgili veya bebeğin sağlığını etkileyen problemler veya komplikasyonlar, vakaların yaklaşık % 15’ inde görülür. 

Ancak, gebelik, artmış hastalık aktivitesi döneminde meydana gelir ise kürtaj oranları, prematüre doğumlar ve diğer hamilelik sorunları önemli derecede artar. Mümkün olan durumlarda hamilelik başlangıcından önce aktif hastalık mümkünse tedavi edilmelidir. Örneğin, yakın gelecekte ameliyatın gerekli olduğu biliniyor ise operasyon hamile kalmadan önce yapılmalıdır.

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı Olan Kişilerin Hamilelik Öncesi Herhangi Bir Tetkik Yaptırması Gerekir Mi?

Planlı bir hamilelikten önce İBH hastasının tıbbi geçmişi, şu andaki durumu, hastalığın aktivitesini belirlemek için gerekli olan laboratuvar testleri ve beslenmesindeki olası yetersizlikler hakkında gebeliğini takip eden doktoru ile yapılacak detaylı bir görüşme, son derece akıllıcadır.

Karın bölgesinin ve barsağın tecrübeli bir doktor tarafında yapılan ultrason muayenesi de değerli bilgiler sağlayabilir. Bazı hastalarda ise barsağın endoskopik ve radyolojik araştırmaları da dahil olmak üzere daha kapsamlı merkezlerde testlerin yapılması ve muayene olunması gerekebilir.

Hamileliğin ilk aylarında folik asit alınması, gelişmekte olan bebeğe fayda sağlayacağından İBH olan ve olmayan tüm kadınlara tavsiye edilebilir. Ancak, folik asit alımı ve metabolizmasının sülfasalazin veya sülfapiridin tedavisi sırasında azalması olasıdır.

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı Sebebi ile Cerrahi Tedavi Görmüş Hasta Hamile Kalabilir Mi?

İnflamatuvar bağırsak hastalığının tedavisi için geçirilen ameliyatlar genellikle hamileliğin gidişinde olumsuz bir etki yaratmaz. Kolektomi (kalın barsağının alınması) veya bir ileostomi yaratılması da dahil olmak üzere büyük bağırsak ameliyatlarından sonra dahi hamilelik komplikasyonsuz seyrini tamamlayabilir.

Ancak önemli olan nokta, operasyon ile hamile kalma zamanı arasında, ameliyat yaralarının iyileşmesi için yeterli miktarda sürenin geçmiş olmasıdır ve önemli bir hastalık aktivitesinin bulunmamasıdır. Büyük karın ameliyatları sonrası, gebe kalmak için, genellikle 1 yıl beklenmesi önerilir. Nadiren, gebelik sırasında var olan ileostomi ile ilişkili komplikasyonlar (örn: tıkanma, prolapsus, kanama) da görülebilir.

Bazı vakalarda da hamilelik sırasında ameliyat yapılması gerekebilir ancak bu durum oldukça nadirdir ve operasyon geçirenlerin çok azında da gebelik erken doğum veya düşük ile sonuçlanabilir. Diğer yandan, ülseratif kolitleri ilaç tedavisine cevap vermeyen hastalarda total kolektomi (kalın barsağın tamamen çıkarılması) de dahil olmak üzere yapılan büyük ameliyatlardan sonra bile komplikasyonsuz hamilelikler belgelendirilmiştir.

Hamilelik İnflamatuar Bağırsak Hastalığının Seyrini Nasıl Etkiler?

Çoğunlukla, hamilelik İBH aktivitesini veya remisyonunun sürdürülmesini etkilemez. Ancak bazı vakalarda İBH’de dramatik bir iyileşme veya tam tersi semptomlarında kötüleşme görülebilir. Hamileliğin başlangıcında artmış bir hastalık aktivitesi mevcut ise hastaların üçte birinde bu artmış aktivite hamilelik boyunca hemen hemen sabit kalır.

Hastalığın alevlenmesi, hastaların hamileliklerinin ilk üç ayında ve lohusalıkta daha sık görülür. Hem Crohn hem de ülseratif kolit hastalığında, hamilelik sırasında gözlenebilen alevlenme oranı, hamile olmayan İBH hastalarının normal gidişlerindeki aktivasyon riski oranı ile benzerdir.

Hamilelik süresince gelişen hastalık atakları, genellikle tedaviye olumlu yanıt verir. İlaçlar, hastalık aktivitesinin azalmasını sağlayabilir ve bu durum hamileliğin kalan süresi boyunca sürdürülebilir. Ayrıca unutulmamalıdır ki, hamilelik sırasında inflamatuvar bağırsak hastalıklarının semptomlarının kötüleşmesi, otomatik olarak bunun daha sonraki hamileliklerde de tekrarlanacağını göstermez.

Hem crohn hastalığı, hem de ülseratif kolit hamilelik sırasında ilk semptomlarını gösterebilir. Genelde bu hastalarda inflamatuvar bağırsak hastalıklarının seyri, hamile olmayan hastalardan daha ciddi değildir; ancak ortaya çıkan yakınmalar ve ilaç kullanılması gerekliliği hamile kişiyi ve ailesini tedirgin eder. Bu konuda gebe ve yakınları detaylıca bilgilendirilmelidir.

Hamilelik Boyunca İnflamatuar Bağırsak Hastalığı Tedavisinde Kullanılan İlaçlar Bebeğe Zarar Verir Mi?

Her hamile gebelikte ilaç almaktan çekinir ve çekinmesi de doğaldır. Ancak İBH hastalarında hastalığın aktif olması, ilaç yan etkilerinden daha çok bebeğe zarar verebileceğinden hamilelik sırasında ilaç kullanımını gerekebilir.

Ancak, her olgu için tedavi bireysel olarak, gerekli olması durumunda uygun uzmanlar ile konsültasyon sonrasında verilmelidir ve sadece gerekli olan ilaç verilmelidir. Sağlıklı kişilerde dahi hamileliklerin sadece % 85’i herhangi bir komplikasyon olmadan sürdürüldüğü bilgisi her hamile İBH hastasına anlatılmalıdır.

Uygun bir şekilde tedavi edilmez ise inflamatuvar bağırsak hastalıkları hem bebeğe hem de anneye ilaç tedavisinden daha çok zarar verdiği de unutulmamalıdır. Özetle, ilaç tedavisi gebede gerekliyse verilmelidir.

İnflamatuar Bağırsak Hastaları Hamilelik Sürecinde İlaç Tedavilerini Kesmeliler Mi?

Azatiopürin (imuran gibi) ve 6-merkaptopürin gibi bağışıklığı baskılayan ilaçların yanetkileri olması sebebi ile planlanan gebelikten 3 ay öncesinde kesilmesi önerilir. Bu tip ilaçların kesilmesi ile hastalığın aktive olacağı şüphesi taşıyan hastalarda ise ilacın kesilip kesilmemesi her hastaya özel, takip eden hekimi ile görüşülerek risk-fayda ilişkisi konuşularak karar verilmesi gereken önemli bir konudur ve ayrıca bu ilaçlardan birisini kullanan hasta bilmeden de hamile kalmış olabilir bu gibi durumlarda da gebelik yakında takip edilmelidir.

İnflamatuvar bağırsak hastalığının tedavisi için genellikle verilen çeşitli kortizonların alışılmış dozları, güncel bilgiler temel alındığında bebek için artmış bir risk taşımazlar ve İBH hastası bu ilaçlar ile remisyonda kalmışssa, hamilelik gerçekleştiğinde de bu ilaçların kesilmesi gerekmemektedir.5-ASA türü ilaçların aspirinden bağımsız olarak kanama riskini artırmadığı bilindiğinden doğumdan önce kanama riski sebebi ile kesilmesi de gerekmemektedir.

Hamilelikte bazı ilaçların kullanımı tavsiye edilmez ve genellikle hastalara ilacı bıraktıktan en az üç ay sonra hamile kalmaları önerilir. Diğer yandan hamilelikleri sırasında bu ilaçları kullanan annelerin pek çoğu sağlıklı bebekler dünyaya getirmiştir, dolayısıyla güncel kanıtlar bu ilaçları kullanmış alan annelerde hamileliğin sonlandırılması için kesin bir endikasyonu desteklememektedir.

İnflamatuar Bağırsak Hastaları Emzirme Döneminde İlaç Kullanılabilir Mi?

Kortizon türü ilaçların İBH tedavisi için verilen dozlarının fetüste herhangi bir anomali riskini artırmadığı veya düşüklere neden olmadığı kabul edilir. Ancak teorik olarak bu ilaçların çok yüksek dozlarının gebeliğin son döneminde kullanılmasının, yenidoğan adrenal bezinde kortikosteroid yapımını baskılayarak apati ve azalmış aktivite ile birlikte düşük kortikosteroid seviyelerine neden olacağı söylenebilir, bu durum yenidoğanı takip eden hekime bildirilmelidir.

Hekim uyarılmalıdır ve bu nedenle bu yenidoğanlar uzman bir doktor tarafından takip edilmelidir. Kortizon anne sütü ile bebeğe geçtiği için aynı durum emzirme dönemi için de geçerlidir. Her iki durumda da kortizon alımı kesildikten sonra herhangi bir komplikasyon kalmaksızın düzelme sağlanır.

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı Olan Annede Hamileliği Sonlandırmak Gerekebilir Mi?

Annede inflamatuvar bağırsak hastalığı olması nedeni ile hamileliğin sonlandırılması çok nadiren görülen veya hiçbir zaman gerekli olmayan bir durumdur. Hamileliğin sonlandırılması yerine annenin inflamatuvar bağırsak hastalığı uygun bir şekilde tedavi edilmeli ve ilave olarak doktorları tarafından kapsamlı bakıma alınmalıdır.

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı Tanısında Kullanılan Yöntemlerden Hangileri Hamilelikte Kullanılabilir?

İster hamileliğin takibi, ister İBH açısından karından yapılan ultrason muayenesi anneye veya bebeğe kesinlikle zararlı değildir. Gerekli durumlarda ve kesin endikasyonu varsa gebeliğin 2. trimesterinde yapılan ( uzman bir doktor tarafından yapılması kaydıyla ve mümkünse hafif sedasyon altında) gastroduodenoskopi veya kolonoskopi (rektoskopi, sigmoidoskopi ve hatta ileo-kolonoskopi) muayeneleri hamile kadınlarda güvenli bir şekilde uygulanabilir.

İlk trimester ve son trimesterde ise risk-yarar dengesine bakılarak işlemin yapılmasına karar verilebilir. Ancak bu yöntemler, en uygun tedavi şeklini belirlemek amacı ile kesinlikle gerekli olduklarında kullanılmalıdır. Muhtemelen zararlı olmayan manyetik rezonans görüntüleme (MRI) de bazı vakalarda gerek duyulduğunda tercih edilebilinir. Radyasyona maruz kalmayı gerektiren tanı prosedürleri ise (tomografi, direkt röntgen filmleri) doğum sonrasına ertelenmeli ve ancak acil durumlar için düşünülmelidir.)

Doğum Sırasında İnflamatuar Bağırsak Hastalığı ile İlgili Olarak Dikkat Edilmesi Gereken Konular Var Mı?

İBH olan gebelerde genellikle normal vajinal doğum tercih edilir. Ancak geçirilmiş karın ameliyatları nedeniyle veya makat çevresinde ve kalça bölgesinde yaygın fistül veya öncesinden açılmış ileostomi varlığında doğum uzmanı ile ortak karara varılarak sezeryan tercih edilebilir.

İnflamatuar Bağırsak Hastalığı Varlığında, Hamilelikte Dikkat Edilmesi Gereken Bir Diyet Var Mı?

Gebe olmayan İBH hastalarında genellikle özel bir diyet uygulanması gerekmez. Hastalara tabii ki dengeli beslenme için yapılan genel tavsiyelere uymaları söylenir. İBH hastaları hamilelik sırasında da yeterli kalori, vitamin ve mineralleri almalıdır.

İlgi Alanları

DAHA FAZLA GÖRÜNTÜLE

Hastaneler

Sıralama Türü:

Doktorlar

Fulya Hastanesi 'nde Crohn ve Kolit Tedavisi biriminde görevli doktor listemiz aşağıda yer almaktadır:

Sıkça Sorulan Sorular

  • Ülseratif kolit ve Cronh hastalığının nedenleri nelerdir?

    Ülseratif kolit ve crohn hastalıklarına nelerin yol açtığı tam olarak bilinmiyor; ancak, genetik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülüyor. Ailesinde ülseratif kolit veya crohn hastası bulunan bir çocukta bu hastalığın görülme ihtimali, sağlıklı ailelerin çocuklarına göre daha fazla.

    Çevresel faktörler arasındaysa sigara ve alkol tüketiminin - özellikle ülseratif kolitte- oldukça etkili olduğu tahmin ediliyor. Gıdalarla alınan çeşitli maddeler, bakteri, bakteri toksinleri, virüsler, hastalığın ortaya çıkmasında rol oynayabiliyor. Ayrıca aspirin, antibiyotik, bazı ağrı kesiciler ve doğum kontrol hapları hastalığın daha da şiddetlenmesine yol açabiliyor.

    Stres hastalığın bazen şiddetlenmesine neden olsa da crohn hastalığı ile ülseratif kolit oluşumuna sıkıntı ve üzüntünün neden olduğunu gösterecek kesin veriler bulunmuyor. Ancak doğal olarak sıkıntılı, depresif bir kişinin hastalığın bulgularıyla başa çıkabilmesi daha zor; hastalığın yarattığı düşkünlük hali, sık sık tuvalete gitme gereksinimi ve karın ağrıları da kişinin kendini daha sıkıntılı, dayanıksız hissetmesine yol açabiliyor. Bu sebeple stres ve üzüntü hastalığın nedeni değil, sonucu gibi görülüyor.

    Henüz bu hastalıkların oluşumuna dair, sorumlu hiçbir gıda maddesi veya mikroorganizma tespit edilmemiş. Ancak bazı enfeksiyonların, kalın bağırsakta bağışıklık sistemi hücrelerinin aşırı reaksiyon göstermesine sebep olarak ülseratif kolitin meydana gelmesinde etkili olduğu düşünüyor. Ayrıca kirli su ya da çiğ sebze ve meyve ile oluşan bazı bağırsak enfeksiyonlarında ülseratif kolitli hastadaki şikâyetlere benzer belirtiler olabiliyor.

  • Ülseratif kolit ve crohn hastalıkları bulaşıcı mıdır?

    Hayır. Ülseratif kolit ve crohn hastalığı enfeksiyon hastalığı değildir ve bulaşıcı özellik taşımaz. Hastaların, hastalığını çevresindeki insanlara bulaştırma ihtimali yoktur. Ancak bu hastalarda da bulaşıcı bakteriyel bağırsak enfeksiyonlarının görülme sıklığı, sağlıklı kişilere göre daha fazladır.

  • Ülseratif kolit ve crohn hastalığı, hastanın çocuğuna geçer mi?

    Ülseratif kolit, anne - babadan çocuklarına geçen bir hastalık değil ve bir hastanın çocuğunda ülseratif kolit olması oldukça düşük bir olasılık. Ancak crohnlu hastanın birinci derece yakınlarında crohn hastalığı veya ülseratif kolit açısından az da olsa risk artışı söz konusu olabiliyor. Bu riskler çok az olduğundan, hastalıkların varlığı çocuk sahibi olunması için herhangi bir engel oluşturmuyor.

  • Ülseratif kolit ve crohn hastalığı hamile kalmaya engel midir? Hamilelik hastalığı nasıl etkiliyor ve anne adayları bu dönemde ilaçlarına devam edebiliyor mu?

    İnflamatuar bağırsak hastalığı (İBH) olan hastalar, bu kararı hastalığın aktif olmadığı dönemde almalılar. Hastalığın aktif dönemlerinde doğurganlığın azaldığı bilinse de yine de hamile kalmak mümkün. Ancak bu süreçte plansız bir hamilelik gelişmesi, hekim kontrollerinin önemini daha da artırıyor. Çünkü hamilelik sırasında çıkabilecek olası komplikasyonlar ve gerekli tedaviler açısından sürekli hekim kontrolünde olmak gerekiyor. Bazı hastalarda da kullanılan ilaçlara bağlı olarak hastalık pasif durumda olabiliyor. Ancak ilaç kullanan hastalarda gelişen plansız hamilelikte, bu ilaçların bir kısmının zarar verebilme ihtimali söz konusu. Bu nedenle ilaç kullanan hasta, hamile kalma isteğini İBH tedavisini sürdüren doktorla görüşmeli; planlamasını doktorun önerileri doğrultusunda yapmalıdır.

  • Ülseratif kolit ve crohn hastalığı, hastanın aile yaşamını etkiliyor mu?

    Ülseratif kolit ve crohn hastalığı, erken çocukluk çağından 80 yaşına kadar herhangi bir yaşta başlayabiliyor. Ancak genellikle ilk kez 20 ve 40 yaşları arasında ortaya çıkıyor. Bu yaşlarsa kişinin meslek edinme, evlenme, ev kurma, çocuklarını yetiştirme çabalarını yoğun olarak yaşadığı yaşlar. Bu dönemde kişinin sağlığının iyi olması büyük önem taşıyan bir olgu. Kronik ve tekrarlayıcı özelliği olan tüm hastalıklarda olduğu gibi, bu hastalıkta da hastanın eşinin ve ailesinin hastaya karşı sevgi dolu ve anlayışlı olması, hastalığın yarattığı zorlukları göğüslemesinde yardımcı oluyor.

  • Fiziksel aktivite veya iş hayatı hastalığı nasıl etkiliyor?

    Fiziksel aktivite ve iş hayatı hastalıkları kötü yönde etkilemese de hastalığın alevlenme dönemlerinde veya cerrahi tedavi gereksinimleri sırasında hastaneye yatmak veya bir süre yatak istirahati yapmak gerekebiliyor. Bu dönemler dışında hastalar, spor da dahil olmak üzere normal fiziksel aktivitelerini ve iş hayatını rahatça sürdürebiliyor.

  • Ülseratif kolit ve crohn hastalarında bağırsak kanseri gelişme riski var mı?

    Ülseratif kolit, kanserden tamamen farklı, iltihabi bir bağırsak hastalığı. Ancak ülseratif kolit hastalarında kalın bağırsak kanseri gelişme riski, sağlıklı bireylere göre daha yüksek. Bağırsak bölgesinin tutulan kısmı ne kadar fazla ve hastalığı süresi ne kadar uzunsa risk de o kadar fazlalaşıyor. Bu yüzden hastaların doktor kontrolü altında bulunmaları gerekiyor. Hastalık ortaya çıktıktan 8-10 yıl sonra hastaların yılda bir kere kolonoskopik inceleme yaptırması öneriliyor. Crohn hastalarında ise düşük bir ihtimal olsa da ince veya kalın bağırsakta kanser gelişme riski bulunuyor. Uzmanlar, hastanın kontrollerinde bu riski göz önüne alarak ek araştırmalar yapabiliyor.

  • Beslenme ne kadar etkili?

    İnflamatuar bağırsak hastalarında, iştahın azalması, bağırsaklarda emilimin bozulması ve ishal gibi nedenlerle, sıvı, besinler, vitaminler ve minerallerin eksikliği söz konusu olabiliyor. Bu nedenle hastaların iyi beslenmesi ve tedavileri süresince bu durumun da göz önünde tutulması da önem taşıyor. Bazı besinler de bazı hastalarda çeşitli sorunlara yol açabiliyor ve hastanın rahatsızlık yaratan gıdalardan kaçınması uygun olabiliyor. Ancak yine de her iki hastalığın da diyetle kesin bir ilişkisi bulunduğunu söylemek mümkün değil.

Acıbadem Web ve Yayın Kurulu tarafından hazırlanmıştır. Güncellenme Tarihi: 11 Temmuz 2019 Yayınlanma Tarihi: 26 Haziran 2019

İletişim

Güvenlik Kodu

KİŞİSEL VERİLERİN ELDE EDİLMESİ VE İŞLENMESİ İLE İLGİLİ BİLGİLENDİRME FORMU

Acıbadem Sağlık Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. (“Acıbadem”) ve Acıbadem’in hakim ve bağlı şirketleri (hepsi birlikte “Acıbadem Grubu” olarak anılacaktır.) tarafından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“Kanun”) ve ilgili mevzuat kapsamında Veri Sorumlusu sıfatıyla, kişisel verileriniz, aşağıda açıklanan çerçevede ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, Özel Hastaneler Yönetmeliği ve Sağlık Bakanlığı düzenlemeleri ve sair mevzuata uygun olarak işlenebilecektir.

1. Kişisel Verilerin elde Edilmesi, İşlenmesi ve İşleme Amaçları

Kişisel verileriniz Acıbadem Grubu tarafından sağlanmakta olan kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amaçlarıyla ve Acıbadem Grubu şirketlerinin faaliyet konularına uygun düşecek şekilde; sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, çağrı merkezi, internet sitesi, sözlü, yazılı ve benzeri kanallar aracılığıyla elde edilmektedir. Sağlık verileriniz başta olmak üzere özel nitelikli kişisel verileriniz ve genel nitelikli kişisel verileriniz, Grup tarafından aşağıda yer alanlar dâhil ve bunlarla sınırlı olmaksızın bu maddede belirtilen amaçlar ile bağlantılı, sınırlı ve ölçülü şekilde işlenebilmektedir:

Acıbadem Grubu tarafından elde edilen her türlü kişisel veriniz (Özel nitelikli kişisel veriler de dahil fakat bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) aşağıdaki amaçlar ile işlenebilecektir:

İlgili mevzuat uyarınca elde edilen ve işlenen Kişisel Verileriniz, Acıbadem veya Acıbadem Grubu’na ait fiziki arşivler ve/veya bilişim sistemlerine nakledilerek, hem dijital ortamda hem de fiziki ortamda muhafaza altında tutulabilecektir.

2. Kişisel Verilerin Aktarılması

Kişisel verileriniz, Kanun ve sair mevzuat kapsamında ve yukarıda yer verilen amaçlarla Acıbadem ve Acıbadem Grubu tarafından Acıbadem Grubu’na dahil olan şirketler ile, Özel sigorta şirketleri, Sağlık bakanlığı ve bağlı alt birimleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, Emniyet Genel Müdürlüğü ve sair kolluk kuvvetleri, Nüfus Genel Müdürlüğü, Türkiye Eczacılar Birliği, Mahkemeler ve her türlü yargı makamı, merkezi ve sair üçüncü kişiler, yetki vermiş olduğunuz temsilcileriniz, avukatlar, vergi ve finans danışmanları ve denetçiler de dâhil olmak üzere danışmanlık aldığımız üçüncü kişiler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar, resmi merciler dâhil sağlık hizmetlerini yukarıda belirtilen amaçlarla geliştirmek veya yürütmek üzere işbirliği yaptığımız iş ortaklarımız ve diğer üçüncü kişiler ile paylaşılabilecektir.

3. Kişisel Veri Elde Etmenin Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, her türlü sözlü, yazılı, görsel ya da elektronik ortamda, yukarıda yer verilen amaçlar ve Acıbadem’in faaliyet konusuna dahil her türlü işin yasal çerçevede yürütülebilmesi ve bu kapsamda Acıbadem’in akdi ve kanuni yükümlülüklerini tam ve gereği gibi ifa edebilmesi için toplanmakta ve işlenmektedir. İşbu kişiler verilerinizin toplanmasının hukuki sebebi;

Ayrıca, Kanun’un 6. maddesi 3. fıkrasında da belirtildiği üzere sağlık ve cinsel hayata ilişkin kişisel veriler ise ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbı teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilir.

4. Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Haklarınız

Kanun ve ilgili mevzuatlar uyarınca;

Mezkûr haklarınızdan birini ya da birkaçını kullanmanız halinde ilgili bilgi tarafınıza, açık ve anlaşılabilir bir şekilde yazılı olarak ya da elektronik ortamda, tarafınızca sağlanan iletişim bilgileri yoluyla, bildirilir.

5. Veri Güvenliği

Acıbadem, kişisel verilerinizi bilgi güvenliği standartları ve prosedürleri gereğince alınması gereken tüm teknik ve idari güvenlik kontrollerine tam uygunlukla korumaktadır. Söz konusu güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak muhtemel riske uygun bir düzeyde sağlanmaktadır.

6. Şikayet ve İletişim

Kişisel verileriniz teknik ve idari imkânlar dâhilinde titizlikle korunmakta ve gerekli güvenlik tedbirleri, teknolojik imkânlar da göz önünde bulundurularak olası risklere uygun bir düzeyde sağlanmaktadır. Kanun kapsamındaki taleplerinizi, “https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/hastaverilerinkorunmasi.html” web adresindeki “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uyarınca Başvuru Formu” nu doldurarak;

Kanun kapsamındaki taleplerinizi, https://www.acibadem.com.tr/acibademonline/hastaverilerinkorunmasi.html web adresindeki “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Uyarınca Başvuru Formu” nu doldurarak ve formda belirtilen usullerle tarafımıza iletmenizi rica ederiz.

Daha iyi bir deneyim için konum izni vermelisiniz.
ALT MENÜ
Size nasıl yardımcı olabiliriz?