Kanser hastalığı, vücuttaki hücrelerin anormal ve kontrolsüz bir şekilde bölünerek vücut dokularını tahrip ettiği, metastaz yoluyla geliştiği organdan başka bir organa da sıçrayabilen ölümcül bir hastalıktır. Kanser için yaygın belirtiler, açıklanamayan kilo kaybı, uzun süren yorgunluk, bulantı, lenf bezlerinde şişlik, dışkılama ve idrar alışkanlıklarında değişiklik ve kan yanı sıra siğil gibi sebepsiz doku büyümeleridir. Genetik mutasyonlar, tütün kullanımı, çevresel toksinler ve sağlıksız yaşam tarzı kanserin başlıca nedenleridir. Kanser türleri evrelere göre sınıflandırılır ve tanı için görüntüleme, biyopsi ile genetik testler kullanılır. Tedavi seçenekleri arasında cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve immünoterapi yer alır. En sık görülen kanser türleri; akciğer, meme, prostat ve kolorektal kanserlerdir. Erken tanı, tedavi başarısını artırır.
Kanser Nedir?
Kanser, hücrelerin kontrolsüz bir şekilde bölünerek çevre dokulara yayılmasıyla oluşan bir hastalıktır. Kanserin temel nedeni, hücrelerin DNA'sında meydana gelen değişikliklerdir. Bu değişiklikler genetik yapıdaki bölümlerde, yani genlerde gerçekleşir ve genetik mutasyonlar olarak adlandırılır. Bu mutasyonlar, hücrelerin normal büyüme ve onarım mekanizmalarını bozarak anormal şekilde çoğalmalarına ve kanserli dokuların oluşmasına yol açar.
Kanser, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ve erken tanı konulmadığında ölümcül olabilen ciddi bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre, her yıl yaklaşık 10 milyon insan kanser nedeniyle hayatını kaybetmektedir.
Kanser Çeşitleri Nelerdir?
Kanser, geliştiği doku veya hücre türüne göre çeşitli kategorilere ayrılır. Karsinomlar, epitel hücrelerinde başlayan ve adenokarsinom, skuamöz hücreli karsinom gibi alt türlere ayrılan en yaygın kanser grubudur. Sarkomlar kemik, kas, yağ ve kıkırdak gibi bağ dokularında gelişir.
Lösemiler, kan ve kemik iliğini etkileyen ve genellikle anormal kan hücre üretimiyle tanımlanan kanser türleridir. Lenfomalar, lenfatik sistemin hücrelerinde başlar ve Hodgkin ile non-Hodgkin olmak üzere iki ana tipe ayrılır. Melanomlar, melanin üreten hücrelerden kaynaklanan cilt kanseri türüdür. Ayrıca, beyin ve omurilik tümörleri, nöroendokrin tümörler ve germ hücreli tümörler gibi diğer kanser türleri de bulunmaktadır.
Kanser türleri geliştiği doku veya hücre türüne göre şu şekildedir:
- Karsinomlar,
- Sarkomlar,
- Lösemiler,
- Lenfomalar,
- Melanomlar,
- Beyin ve omurilik tümörleri,
- Nöroendokrin tümörler,
- Germ hücreli tümörler.
Karsinomlar
Karsinomlar, epitel hücrelerinde gelişen ve en yaygın görülen kanser türleridir. Cilt, akciğer, meme, mide ve kolon gibi organları etkileyebilir. Alt türleri arasında adenokarsinom (salgı bezleri), skuamöz hücreli karsinom (yassı epitel hücreleri) ve bazal hücreli karsinom (cildin alt tabakası) bulunur.
Sarkomlar
Sarkomlar, bağ dokularında (kemik, kas, yağ, kıkırdak ve kan damarları gibi) oluşan nadir görülen kanser türleridir. Kemiklerde gelişen osteosarkom ve yağ dokusunda oluşan liposarkom gibi alt türleri bulunur ve genellikle daha genç yaş gruplarını etkiler.
Lösemiler
Lösemiler, kemik iliğinde başlayarak kan ve kemik iliğini etkileyen kanserlerdir. Anormal kan hücre üretimiyle karakterize edilen bu tür kanserler, akut veya kronik formlarda ortaya çıkar ve çocukluk çağı kanserlerinde yaygın olarak görülür.
Lenfomalar
Lenfomalar, lenfatik sistemdeki hücrelerde (lenfositler) başlayan kanser türleridir. İki ana gruba ayrılır: Hodgkin lenfoma, Reed-Sternberg hücrelerinin varlığı ile tanımlanırken, non-Hodgkin lenfoma daha geniş bir kanser grubunu ifade eder ve birçok alt tipi içerir.
Melanomlar
Melanomlar, cilde rengini veren melanin pigmentini üreten melanosit hücrelerinde başlar. Genellikle ciltteki benlerde veya lekelerde gelişen bu kanser türü, hızlı yayılma potansiyeline sahip olması nedeniyle en agresif cilt kanserlerinden biridir.
Beyin ve omurilik tümörleri
Bu tümörler merkezi sinir sisteminde gelişir ve gliomalar, meningiomlar gibi farklı türlere ayrılır. Beyin ve omurilik tümörleri, hem kanserli (malign) hem de kanserli olmayan (benign) olabilir ve ciddi nörolojik belirtilerle kendini gösterebilir.
Nöroendokrin tümörler
Hormon üreten nöroendokrin hücrelerde başlayan bu tümörler, farklı vücut bölgelerinde gelişebilir. Yavaş büyüyen türlerden agresif kanserlere kadar geniş bir yelpazede kendini gösterebilir ve salgıladıkları hormonlara bağlı olarak karmaşık semptomlar oluşturabilir.
Germ hücreli tümörler
Germ hücreli tümörler, testisler veya yumurtalıklarda gelişen kanser türleridir. Ancak bazen vücudun diğer bölgelerinde, özellikle karın ve göğüs boşluğunda da görülebilir. Genellikle genç yaş gruplarını etkiler ve tedaviye iyi yanıt verir.
Kanser Türleri Nelerdir?
En yaygın görülen kanser türleri akciğer, lösemi, prostat, lenf, meme kanseri, kolon ve rahim kanseridir. Ancak tür açısından kanserin çok fazla türü söz konusudur.
Kanser türleri şöyle sıralanabilir:
- Akciğer kanseri
- Lösemi
- Prostat kanseri
- Lenf kanseri
- Meme kanseri
- Kolon kanseri
- Rahim kanseri
- Mide kanseri
- Karaciğer kanseri
- Böbrek kanseri
- Tiroid kanseri
- Cilt kanseri
- Göz kanseri
- Testis kanseri
- Beyin tümörleri
- Yumurtalık kanseri
Kadınlarda yaygın olarak görülen kanser çeşitleri
Kadınlarda en sık görülen kanserler arasında meme kanseri, akciğer kanseri ve kolorektal kanser yer alır. Bu kanserlerin yaygınlaşmasında genetik yatkınlık, hormonal değişiklikler, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam gibi ortak risk faktörleri etkilidir. Ayrıca çevresel maruziyetler ve yaşam tarzı faktörleri bu tür kanserlerin görülme sıklığını artırmaktadır. Erken tanı, bu kanserlerin tedavi başarısını önemli ölçüde artıran en kritik unsurdur.
Erkeklerde yaygın olarak görülen kanser çeşitleri
Erkeklerde en sık görülen kanserler arasında prostat kanseri, akciğer kanseri, kolorektal kanser ve cilt kanseri (melanom) yer alır. Bu kanserlerin oluşumunda genetik yatkınlık, yaş, sigara kullanımı, güneşe maruz kalma, sağlıksız yaşam tarzı ve alkol tüketimi gibi faktörler ön plandadır. Erkeklerde de erken tanı ve düzenli sağlık kontrolleri, bu tür kanserlerde yaşam oranını artırmada büyük önem taşır.
Çocuklarda yaygın olarak görülen kanser çeşitleri
Çocuklarda en sık görülen kanserler arasında lösemi, beyin tümörleri ve lenfomalar yer alır. Çocukluk çağındaki kanserlerin gelişiminde genetik faktörler, bağışıklık sistemi bozuklukları ve çevresel etkiler rol oynar. Çocukluk kanserlerinin çoğu, hızla büyüyen ve bölünen hücrelerden kaynaklanır. Erken tanı ve modern tedavi yöntemleri, çocukluk çağı kanserlerinde hayatta kalma oranlarının giderek artmasını sağlamaktadır.
Kanser Evreleri Nelerdir?
Kanserin evreleri, hastalığın ne kadar ilerlediğini ve vücutta ne kadar yayıldığını belirlemek için kullanılır. Evreleme, genellikle kanser türüne göre değişiklik gösterebilse de, evreler temel olarak tümörün boyutu, lenf düğümlerine yayılımı ve diğer organlara metastaz yapıp yapmadığı gibi kriterlere dayanır.
Kanserde evreleme, kanserin vücutta ne kadar yayıldığını ve hastalığın ne aşamada olduğunu değerlendiren bir süreçtir. Bu süreç, tümörün bulunduğu bölgeyi ve büyüklüğünü, çevredeki lenf düğümlerine yayılıp yayılmadığını ve metastaz yapıp yapmadığını içerir. Evreleme, kanserin hangi aşamada olduğunu anlamak ve hastaya en uygun tedavi yöntemlerini seçmek için gereklidir. Her kanser türü için evreleme sistemi farklı olabilir; bazı kanserlerde evreleme daha net belirlenirken, diğerlerinde hastalığın yayılımı farklı kriterlere dayanarak değerlendirilir.
Erken evre kanser (1. Evre)
Erken evre kanser, kanserin bulunduğu organla sınırlı kaldığı ve henüz yayılım göstermediği aşamadır. Kanser belirtileri bu evrede genellikle hafif olabilir ve hastalar semptomları fark etmeyebilir. Ancak, düzenli taramalar sayesinde bu evrede kanser teşhis edilebilir.
Erken evrede teşhis edilen kanserlerde, cerrahi müdahale ile kanserli dokunun tamamen çıkarılması mümkün olabilir. Ayrıca, bu evrede uygulanan tedavi seçenekleri, kanserin geri gelme riskini önemli ölçüde azaltır. Erken teşhis ile kanser tedavisi şansı oldukça yüksektir.
Orta evre kanser (2. ve 3. Evre)
Orta evre kanser, kanserin daha ilerlediği ve sadece bulunduğu organla sınırlı kalmayıp çevre dokulara ve lenf düğümlerine yayılmaya başladığı aşamalardır. 2. evrede kanserli hücreler organın tamamını etkileyebilir ve lenf düğümlerine yakın bölgelere yayılmış olabilir.
3. evrede ise kanser, organın dışına çıkarak komşu dokulara ve lenf düğümlerine yayılabilir. Bu evrelerde kanserin tedavi edilmesi daha karmaşık hale gelir ve cerrahi müdahaleye ek olarak kemoterapi, radyoterapi gibi tedaviler uygulanır. Bu süreçte özellikle karın içi kanserlerde sıcak kemoterapi de tercih edilebilir. Tedavi süreci, kanserin türüne ve yayılımına göre değişir.
İleri evre kanser (4. Evre Kanser)
İleri evre kanser, kanserin diğer organlara metastaz yapmaya başladığı aşamadır. Bu evre, kanserin en ileri aşamasıdır ve genellikle tedavi edilemez bir duruma gelmiştir. Ancak, tedavi süreci hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak, semptomları hafifletmek ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla devam eder.
Kanser tedavisinde kemoterapi ve immünoterapi gibi yöntemler, ileri evre kanserde sıklıkla tercih edilir. İleri evre kanserlerde tedavi, hastanın yaşam süresini uzatmaya ve semptomları yönetmeye odaklanır. Metastatik kanserler, vücudun birçok bölgesini etkileyebilir ve bu da tedaviyi daha karmaşık hale getirir.

Kanser Neden Olur?
Kanser, sağlıklı hücrelerin düzenli bölünme mekanizmasının bozulması, mutasyona uğraması ve hücrelerin kontrolsüz ve anormal bir şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkar. Genetik faktör, sigara-alkol tüketimi, kanserojen maddelere maruz kalma ve stres gibi nedenleri vardır.
Hücrelerde meydana gelen bu kontrolsüz büyüme, zamanla tümör adı verilen kitlelerin oluşumuna yol açabilir.
Tümörler iyi huylu veya kötü huylu olabilir; iyi huylu tümörler genellikle yayılma göstermeden sınırlı kalırken, kötü huylu tümörler çevre dokulara zarar verip metastaz yaparak vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. Kanserin temel nedenlerinden biri, hücrelerin DNA'sında meydana gelen genetik değişikliklerdir. Bu değişiklikler, hücrelerin normal işleyişini bozarak kanserli yapıya dönüşmesine neden olur.
Kansere neden olan yaygın faktörler şunlardır:
- Genetik faktörler
- Aşırı sigara ve alkol tüketimi
- Sağlıksız beslenme alışkanlıkları (aşırı işlenmiş gıdalar, düşük lif alımı),
- Obezite ve fiziksel hareketsizlik,
- Zararlı güneş ışınlarına (UV radyasyonu) aşırı maruz kalma,
- Çevresel toksinler ve kimyasal maddeler (örneğin asbest, benzen),
- Hava kirliliği,
- Bazı viral enfeksiyonlar (HPV, Hepatit B veya C, Epstein-Barr virüsü),
- Radyasyon maruziyeti (tıbbi görüntüleme veya nükleer radyasyon),
- Bağışıklık sisteminin zayıflığı (örneğin HIV/AIDS).
Genetik faktörler
Genetik yatkınlık, kanser riskini artıran önemli faktörlerden biridir. Ailede kanser geçmişi olan bireyler, bazı kanser türlerine karşı daha fazla risk altındadır. Özellikle meme, yumurtalık ve kolon kanseri gibi bazı kanser türleri, genetik mutasyonlar nedeniyle nesilden nesile geçebilir.
BRCA1 ve BRCA2 gibi genlerdeki mutasyonlar, meme ve yumurtalık kanseri riskini önemli ölçüde artırabilir. Ancak, genetik faktörler kanserin tek nedeni değildir. Çoğu kanser vakası, çevresel etkenler ve yaşam tarzı ile birleştiğinde ortaya çıkar.
Çevresel etkenler
Çevresel faktörler de kanserin gelişiminde önemli bir rol oynar. Zararlı kimyasallar, sigara dumanı ve hava kirliliği gibi etkenlere uzun süreli maruziyet, kanser riskini artırabilir. Örneğin, asbest ve radon gazı gibi toksik maddelerle temas etmek akciğer kanseri riskini ciddi ölçüde artırır.
Mesleki maruziyetler, özellikle kimyasallarla çalışan bireylerde kansere yakalanma riskini artıran faktörlerdendir. Bu nedenle, çevresel faktörlerin kontrol edilmesi, kanser riskini azaltmada etkili olabilir.
Yaşam tarzı faktörleri
Sağlıksız bir yaşam tarzı, kanser riskini artıran en önemli etkenlerden biridir. Aşırı alkol tüketimi, sigara kullanımı, obezite ve düzensiz beslenme, kanser oluşumunu tetikleyebilir. Sigara, akciğer, gırtlak ve pankreas gibi birçok kanser türünün en büyük nedenlerinden biridir. Obezite ise rahim, meme, kolon ve böbrek kanserleri gibi birçok kanser türü ile ilişkilidir. Dengeli ve sağlıklı bir beslenme düzeni, kanser riskini önemli ölçüde azaltabilir.
Radyasyon
Radyasyona maruz kalmak, hücrelerin DNA’sına zarar vererek kanser riskini artırabilir. Özellikle güneşin zararlı ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre maruz kalan bireylerde cilt kanseri gelişme riski yüksektir. Güneş koruyucu kullanmadan uzun süre dışarıda kalmak, cilt kanserine yakalanma olasılığını artırır. Ayrıca, radyasyon tedavisi gören bireylerde de belirli kanser türlerinin riski artabilir.
Enfeksiyonlar
Bazı virüsler ve bakteriler, kanserin oluşumuna zemin hazırlayabilir. Örneğin, insan papilloma virüsü (HPV), rahim ağzı kanseri riskini artırırken, hepatit B ve hepatit C virüsleri karaciğer kanserine neden olabilir. Helikobakter pilori adı verilen bakteri ise mide kanseri riskini artıran bir enfeksiyondur. Bu nedenle, bu tür enfeksiyonların önlenmesi, kanser riskini azaltmada etkili olabilir.
Hormonlar ve bağışıklık sistemi zayıflığı
Bazı hormonlar, kanser hücrelerinin büyümesini tetikleyebilir. Özellikle östrojen hormonu, meme kanseri riskini artıran başlıca faktörlerden biridir. Ayrıca, bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde, vücudun kanser hücreleriyle savaşma yeteneği azalır. AIDS gibi bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklar veya bağışıklığı baskılayıcı tedaviler de kanser riskini artırabilir.
Kanser Belirtileri Nelerdir?
Kanserin en yaygın belirtileri, geçmeyen yorgunluk, ani kilo kaybı, iştahsızlık, vücut ağrıları, lenf bezlerinde şişlik, yaraların geç iyileşmesi, sebepsiz kanamalar, tokluk ve hazımsızlık, idrar veya dışkıda kandır. Belirtiler, hastalığın ilerleme düzeyine ve türüne göre değişiklik gösterebilir.
Kanser hastalarında sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:
- Sebebi bilinmeyen fazla kilo kaybı
- Kronikleşen yorgunluk ve halsizlik
- Vücut ağrıları
- Boyun, koltuk altı, kasık ve meme gibi bölgelerde lenf bezlerinde şişlik
- Bağırsak ve mesane alışkanlıklarında değişiklik (kronikleşen kabızlık, ishal)
- Dışkıda veya idrarda kan
- Öksürük
- Uzun süre iyileşmeyen yaralar
- Burun veya vajina gibi bölgelerde anormal, sebepsiz kanamalar
- Hazımsızlık
- Mide bulantısı ve kusma
- Sık enfeksiyon geçirme ve ateşlenme
- Ciltte kaşıntı
Kanser Tanısı Nasıl Konulur?
Kanser teşhisi, çeşitli testler ve görüntüleme teknikleri kullanılarak birkaç aşamalı bir süreçte gerçekleştirilir. Hastalığın türüne ve bulunduğu bölgeye bağlı olarak, doktorlar farklı yöntemler kullanabilir. Erken teşhis, kanserin tedavi edilebilirliğini artırır ve hastalığın yayılmadan önce tespit edilmesini sağlar.
Kanser teşhis sürecinde en sık kullanılan yöntemler arasında görüntüleme teknikleri, biyopsi ve kan testleri yer alır. Aynı zamanda, genetik testler de bazı kanser türlerinin tespitinde rol oynayabilir.
Başlıca kanser tanı testleri şunlardır:
- Fiziksel muayene,
- Kan testleri (örneğin, tümör belirteçleri),
- Görüntüleme yöntemleri (röntgen, ultrason, BT, MRI, PET taramaları),
- Biyopsi,
- Endoskopi,
- Genetik testler,
- Sitolojik inceleme (örneğin, Pap testi).
Yaygın olarak kullanılan görüntüleme teknikleri şunlardır:
- Röntgen: Genellikle kemik tümörlerini veya akciğer kanseri gibi bazı kanser türlerini tespit etmek için kullanılır. Röntgen, vücudun iç yapısını incelemek için düşük dozda radyasyon kullanır.
- Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR): MR, manyetik alanlar ve radyo dalgaları kullanarak vücudun ayrıntılı kesitsel görüntülerini oluşturur. Özellikle beyin, omurga ve yumuşak dokular üzerindeki tümörlerin tespitinde oldukça etkilidir.
- Bilgisayarlı Tomografi (BT) Tarama: BT, vücudun çapraz kesitli görüntülerini oluşturan bir X-ray cihazıdır. Kanserin bulunduğu yeri, yayılımını ve büyüklüğünü belirlemek için kullanılır.
- Ultrason: Ses dalgaları kullanarak iç organların görüntülenmesini sağlar. Genellikle karaciğer, böbrek ve tiroid kanserlerinin tespiti için kullanılır.
- Pozitron Emisyon Tomografisi (PET-CT): PET taraması, kanser hücrelerinin daha fazla enerji tüketmesinden dolayı, aktif kanserli dokuları tespit etmek için kullanılır. BT ile kombine edilerek, tümörlerin vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmadığı da belirlenebilir.
Bu görüntüleme yöntemleri, kanserli hücrelerin bulunup bulunmadığını ve kanserin yayılma durumunu anlamada önemli rol oynar. Ancak kesin tanı için genellikle biyopsi gerekir.
Biyopsi ve kan testleri ile tanı
Kanser teşhisinin en kesin yolu biyopsidir. Biyopsi, şüpheli dokudan küçük bir örnek alınarak laboratuvarda incelenmesi işlemidir. Mikroskop altında yapılan incelemeler, hücrelerin kanserli olup olmadığını ortaya koyar.
Farklı biyopsi yöntemleri mevcuttur:
- İğne biyopsisi: Şüpheli dokudan bir iğne yardımıyla küçük bir örnek alınır.
- Cerrahi biyopsi: Şüpheli dokunun bir kısmı veya tamamı cerrahi olarak çıkarılır ve incelenir.
Biyopsi sonuçları, kanserin tipini ve evresini belirlemede kritik bir rol oynar. Ayrıca, bazı kan testleri de kanserin varlığına işaret edebilir. Örneğin, tümör belirteçleri adı verilen CRP gibi bazı proteinler, kanserli hücrelerin varlığında kandaki seviyelerini artırabilir. PSA (prostat spesifik antijen) testi, prostat kanserinin teşhisinde yaygın olarak kullanılır.
Kanser genetik testleri
Bazı kanser türlerinin genetik kökenleri olabileceği için, genetik testler, belirli mutasyonları veya anormallikleri tespit etmek için kullanılabilir. Genetik testler, özellikle aile geçmişinde kanser bulunan bireyler için önemli bir tanı aracı olabilir. Bu testler, kanser riski taşıyan genetik mutasyonların (örneğin BRCA1 ve BRCA2 genleri) varlığını kontrol eder. Bu tür genetik mutasyonlar, meme ve yumurtalık kanseri gibi kanser türlerine yakalanma riskini artırabilir.
Genetik testler aynı zamanda, kanser tedavisinde kullanılacak kişiselleştirilmiş yaklaşımlar için de yol gösterici olabilir. Hedefe yönelik tedaviler, hastanın genetik yapısına göre planlanabilir ve daha etkili tedavi sonuçları sağlayabilir.
Kanserde erken tanının önemi
Erken tanı ve etkili tedavi, kanserin ilerlemesini durdurmada kritik bir rol oynar. Tıbbi araştırmalar sayesinde birçok kanser türünde hayatta kalma oranları artsa da, kanser, günümüzde halen küresel bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir. Kanserle ilişkili tüm hastalıklar, multidisipliner bir yaklaşımı benimseyen ve çeşitli alt uzmanlık alanlarıyla desteklenen kanser (onkoloji) bölümü tarafından ele alınır.
Kanser Tedavisi Nasıl Yapılır?
Kanser için başlıca tedavi yöntemleri kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi, hedefe yönelik tedavi, kök hücre tedavisi, akıllı ilaçlar ve palyatif bakımdır. Kanserin tedavi seçenekleri, kanseri iyileştirmeyi veya kontrol altına almayı amaçlar. Kanser tedavisinde kullanılan yöntemler genellikle birbiriyle kombinlenerek uygulanır.
Başlıca kanser tedavi seçenekleri şunlardır:
- Cerrahi tedavi
- Radyoterapi (ışın tedavisi)
- Kemoterapi
- Hedefe yönelik tedavi
- Bağışıklık terapisi (immünoterapi)
- Hormon terapisi
- Kök hücre nakli
- Destekleyici ve palyatif bakım
Cerrahi müdahale
Kanser tedavisinde cerrahi yöntem, kanserli dokunun cerrahi olarak çıkarılması işlemidir. Bu yöntem, genellikle erken evre kanserlerde kullanılır ve tümörün tamamen çıkarılması hedeflenir. Cerrah, kanserin yayıldığı dokuların yanı sıra sağlıklı dokunun bir kısmını da alarak kanserin yayılmasını önlemeye çalışır. Özellikle meme kanseri, cilt kanseri ve bağırsak kanseri gibi lokalize tümörlerde cerrahi müdahale başarılı sonuçlar verir.
Kemoterapi ve radyoterapi
Kemoterapi, kanser hücrelerini yok etmek veya büyümelerini engellemek amacıyla ilaçlarla uygulanan bir tedavi yöntemidir. Sistemik bir tedavi olarak, vücut genelinde kanser hücrelerini hedef alır ve genellikle diğer tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılır. Saç dökülmesi, mide bulantısı ve yorgunluk gibi yan etkiler kemoterapi sırasında yaygın olarak görülebilir, ancak bu etkiler kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.
Adjuvan tedavi
Adjuvan tedavi, cerrahi gibi ana tedavi yöntemlerinden sonra uygulanan bir destekleyici tedavi şeklidir. Amaç, ameliyatla çıkarılamayan veya geride kalan kanser hücrelerini yok etmektir. Kemoterapi, radyoterapi veya hormon tedavisi adjuvan tedavi olarak kullanılabilir.
Radyasyon terapisi
Radrasyon terapisi veya radyoterapi, kanser tedavisinde iyonizan radyasyon kullanılarak kanserli hücrelerin yok edilmesini veya büyümelerinin durdurulmasını sağlayan bir tedavi yöntemidir. Halk arasında "ışın tedavisi" olarak da bilinen bu yöntem, genellikle kanser hastalarının tedavi sürecinde önemli bir yer tutar. Radyoterapi uygulamaları, uzmanlık gerektiren ileri teknoloji cihazlarla radyasyon onkolojisi bölümlerinde gerçekleştirilir. Bu bölüm, kanserli dokulara hedeflenen dozda radyasyon vererek hem etkili bir tedavi sağlar hem de çevredeki sağlıklı dokuları korumayı amaçlar.
İmmünoterapi ve hedefe yönelik kanser tedavisi
İmmünoterapi, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserle savaşmasını sağlayan bir tedavi yöntemidir. Bağışıklık sistemi, kanser hücrelerini tanıyarak onlara saldırır. Hedefe yönelik tedaviler ise, kanser hücrelerinin genetik özelliklerine göre özel olarak tasarlanmış ilaçlarla yapılır. Bu tedaviler, kanser hücrelerindeki belirli molekülleri hedef alarak daha spesifik bir etki sağlar.
Kemik iliği nakli
Kemik iliği nakli, özellikle kan kanserleri gibi hastalıklarda kullanılan bir tedavi yöntemidir. Yüksek dozda kemoterapi veya radyoterapi ile hasar gören kemik iliğinin yerine sağlıklı kök hücrelerin nakledilmesini sağlar. Bu sayede vücut yeni, sağlıklı kan hücreleri üretebilir.
Hormon terapisi
Bazı kanser türleri hormonlara bağlı olarak büyür. Hormon terapisi, bu hormonların üretimini engelleyerek veya kanser hücreleri üzerindeki etkilerini bloke ederek çalışır. Özellikle meme kanseri ve prostat kanseri tedavisinde sıkça kullanılır.
Hedefe yönelik ilaç tedavisi
Hedefe yönelik ilaç tedavisi, kanser hücrelerinin spesifik genetik özelliklerini hedef alan bir tedavi şeklidir. Bu ilaçlar, kanser hücrelerinin büyüme ve bölünme süreçlerini engelleyerek hastalığın yayılmasını durdurmayı amaçlar.
Palyatif tedavi
Palyatif tedavi, kanseri iyileştirmeye yönelik değil, kanserin sebep olduğu semptomları hafifletmeye ve hastanın yaşam kalitesini artırmaya yönelik bir tedavidir. İleri evre kanser hastalarında ağrı, nefes darlığı ve diğer rahatsız edici belirtileri yönetmek için kullanılır. Palyatif tedavi, kanseri kontrol altına almak için uygulanan diğer tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılabilir.
Kanser hastaları ne yememeli?
Kanser hastalarına yasaklanan yiyecekler, tedavi sürecini olumsuz etkileyebilecek, bağışıklık sistemini zayıflatabilecek veya bazı ilaçlarla etkileşime girebilecek gıdalardır. Her hasta için öneriler bireyseldir ve mutlaka bir beslenme uzmanı veya hekimin yönlendirmesiyle değerlendirilmelidir.
Ancak genel olarak kaçınılması önerilen bazı yiyecek ve içecek grupları şunlardır:
- İşlenmiş et
- Kızartılmış ya da yanmış yiyecekler
- Rafine şeker
- Alkol
- Aşırı tuzlu yiyecekler
- Paketli gıdalar
- Bayat ve küflenmiş besinler
Kanser Hakkında Sık Sorulan Sorular
Kanser kaşıntısı nasıl olur?
Kanserli hücrelerin vücuda salgıladığı zararlı maddelere vücudun reaksiyon göstermesi sonucunda kanser kaşıntısı ortaya çıkar. Karaciğer, safra yolları ve Hodkin Lenfoma gibi kanser çeşitleri vücutta kaşıntı yapabilir. Kanser kaşıntısı, vücudun sabit bir noktasında ve geçmeyen kaşıntı olarak kendini gösterir. Vücutta herhangi bir deri hastalığı olmadan başlayan bu kaşıntı, özellikle geceleri artar. Kanser kaynaklı kaşıntı, genel olarak terleme, kilo kaybı ve halsizlikle birlikte görülür.
Kanser kaşıntıları şu nedenlerle ortaya çıkabilir:
- Paraneoplastik Sendromlar: Hodkin Lenfoma gibi kanser türlerinde, vücut kanserle savaşırken kaşıntıya neden olabilecek bazı maddeler salgılar, bu da kaşıntıya neden olabilir.
- Safra yolları tıkanıklığı: Karaciğer, pankreas ve safra yolları kanseri olan kişilerde safra akışı bozulması sonucu kanda biriken safra tuzları ciltte kaşıntıya neden olabilir.
- Cilt kanserleri ve cilt lezyonları: Bazı deri kanserleri kaşıntıya sebep olabilir. Lezyonların olduğu bölgede tahriş ve şişlik de görülebilir.
- İlaçlara bağlı kaşıntı: Kanser tedavisi sırasında, kemoterapi gibi yöntemler de kullanılan ilaçlar da vücutta yan etki olarak kaşıntıya neden olabilir.
Eğer kaşıntı 2 haftadan uzun sürüyorsa, yaşam kalitesini etkileyecek kadar şiddetliyse, ilaçlarla geçmiyorsa ve kaşıntıya neden olabilecek belirgin bir sebep bulunmuyorsa bir hekime başvurulmalıdır.
Kanser Hücresi ile Normal Hücreler Arasındaki Farklar Nelerdir?
Kanserin oluşum süreci, hücrelerin DNA’sında meydana gelen mutasyonlarla başlar. DNA’daki bu değişiklikler hücrelerin büyüme ve bölünme süreçlerini kontrol eden mekanizmalara zarar verir. Normal hücreler gerektiğinde bölünür ve yaşlandıklarında ölür. Ancak, kanser hücresi bu kontrolü kaybederek, sürekli çoğalmaya ve ölmeyen hücreler oluşturmaya başlar.
Bu anormal hücre büyümesi, vücudun çeşitli yerlerinde tümörlerin gelişmesine neden olabilir. Kanser, bir organı veya vücut sistemini etkileyerek hayati fonksiyonları bozabilir ve tedavi edilmezse ölüme yol açabilir.
Kanser hastalarında CRP yüksekliği kaç olur?
CRP değerinin 50-100 mg/L ve üzere değerlere çıktığı senaryolarda kanserden şüphe edilebilir. Ancak bu değer kanser tanısı için tek başına yeterli değildir. Detaylı tetkikler yapılmalıdır.
Kanser nasıl anlaşılır?
Kanserin işaret belirtileri arasında aşırı yorgunluk, tükenmişlik, lenf bezlerinde şişlik, yaraların geç iyileşmesi, mide bulantısı, kusma, baş ağrısı, kilo kaybı, sürekli öksürük ve nefes darlığı yer alır.
Kanserli yağ bezesi belirtileri nelerdir?
Belirtiler arasında ciltte renk değişikliği, bölgesel ağrı ve kitlenin hızlı büyümesi bulunabilir.
Kanserde sedimantasyon kaç olur?
Normal sedimantasyon hızı kadınlarda 20 mm/saatten, erkeklerde ise 15 mm/saatten azdır. Kanserli hastalarda bu oran 30 mm/saat veya daha fazla olabilir.
En sık görülen kanser türleri nelerdir?
En sık görülen kanser türleri; akciğer kanseri, meme kanseri, prostat kanseri, kolon ve rektum kanseri, cilt kanseri (melanom), mide kanseri, karaciğer kanseri ve pankreas kanseridir.
Kansere iyi gelen 10 yiyecek nedir?
Kanser iyi gelen yiyecekler arasında; brokoli, sarımsak, zerdeçal, yeşil çay, nar, domates, yaban mersini, ıspanak, badem ve somon balığı yer alır.
Kanserin ilk belirtileri nasıl anlaşılır?
Kanserin ilk belirtileri genellikle yorgunluk, açıklanamayan kilo kaybı, sürekli öksürük, ciltte değişiklikler ve anormal kitlelerdir.
Kan tahlilinde hangi değerler kanseri gösterir?
Kan tahlilinde kanser için dikkat edilen değerler arasında; tümör belirteçleri (CA-125, PSA, AFP), yüksek beyaz kan hücresi sayısı (lökosit artışı), düşük kırmızı kan hücresi sayısı (anemi), yüksek CRP ve sedimantasyon değerleri yer alır.
Kanser olup olmadığımızı nasıl anlarız?
Kanser olup olmadığınızı anlamak için düzenli sağlık kontrolleri, tarama testleri (mamografi, kolonoskopi) ve doktor muayenesi gereklidir. Şüpheli belirtiler (anormal kitleler, kronik yorgunluk, kilo kaybı) durumunda doktorunuz biyopsi veya görüntüleme testleriyle tanı koyabilir.
Kanser tedavisinde en çok kullanılan yöntemler nelerdir?
Kanser tedavisinde kullanılan en yaygın yöntemler; cerrahi müdahale, kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi, hormon tedavisi, hedefe yönelik tedavilerdir.
Kanser beyne sıçrar mı?
Evet, bazı kanser türleri beyne metastaz yapabilir. Özellikle akciğer, meme, böbrek ve melanom gibi kanser türleri beyne sıçrayabilir.
Kanser taraması nasıl yaptırılır?
Kanser taramaları genellikle belirli yaş grupları ve risk faktörlerine göre yapılır. Yaygın tarama testleri arasında mamografi (meme kanseri), kolonoskopi (kolon kanseri), PSA testi (prostat kanseri) ve düşük dozlu BT (akciğer kanseri) bulunur.
Beyaz kan düşüklüğü kanser mi?
Kan kanserleri (lösemi, lenfoma) beyaz kan hücrelerinde ciddi düşüşe yol açabilir, ancak başka nedenler de olabilir.
FDG tutulumu kanser midir?
Yüksek FDG tutulumu, genellikle kanser hücrelerinin yüksek metabolik aktivitesi nedeniyle görülür. Ancak her FDG tutulumu kanser anlamına gelmeyebilir, iltihaplı durumlar da benzer bir görüntü verebilir.
Kanserin ilk belirtisi nedir?
Kanserin ilk belirtisi genellikle geçmeyen bir yorgunluk, açıklanamayan kilo kaybı ya da vücutta fark edilen anormal bir kitle olabilir. Belirti, tümörün yerleştiği organa göre farklılık gösterir.
Kanserin en belirgin özelliği nedir?
Kanserin en belirgin özelliği, hücrelerin kontrolsüz şekilde bölünerek tümör oluşturmasıdır. Bu durum, zamanla çevre dokulara ve organlara yayılma eğilimi gösterir.
Kanser ilk nereye atar?
Kanser ilk olarak bulunduğu organa en yakın lenf bezlerine ya da kan dolaşımıyla akciğer, karaciğer gibi hayati organlara sıçrayabilir. Metastazın yönü ve hızı, kanserin türüne bağlıdır.
Hangi kanser belirti vermez?
Pankreas, karaciğer ve yumurtalık kanseri gibi bazı türler erken evrede belirti vermeyebilir. Bu kanserler genellikle ileri evrede tesadüfen fark edilir.
Hangi ağrılar kanser belirtisi olabilir?
Geçmeyen, sebebi bulunamayan ya da geceleri artan ağrılar kanser belirtisi olabilir. Özellikle kemik, sırt, karın ve baş ağrıları bu açıdan önemlidir.
Hangi kanser yorgunluk yapar?
Lösemi, lenfoma ve bazı sindirim sistemi kanserleri yoğun bir yorgunluk hissine neden olabilir. Bu yorgunluk dinlenmeyle geçmez ve günlük yaşamı zorlaştırır.
Kanserin vücuda verdiği 10 belirti nedir?
Kanser kilo kaybı, halsizlik, ciltte değişiklikler, şişlik, öksürük, ses kısıklığı, iyileşmeyen yaralar, yutma güçlüğü, sindirim sorunları ve anormal kanamalar gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Bu belirtiler uzun süre devam ediyorsa tıbbi değerlendirme gerekir.
Birimin Tüm İlgi Alanları
- Ağız Kanseri
- Akciğer Kanseri
- Anal (Makat) Kanseri
- Beyin Tümörü
- Böbrek Kanseri
- Dil Kanseri
- Dil Kökü Kanseri
- Endometrial Kanser
- Erkeklerde Meme Kanseri
- Gırtlak Kanseri
- İnce Bağırsak Kanseri
- Kanser Tedavisinde Beslenme
- Karaciğer Kanseri
- Kolon (Kalın Bağırsak) Kanseri
- Kolorektal Kanserler
- Lenf Kanseri (Lenfoma)
- Lösemi (Kan Kanseri)
- Meme Kanseri
- Mesane Kanseri
- Metastaz
- Mide Kanseri
- Noninvaziv Kanserler
- Omurga Tümörleri
- Omurilik Tümörleri
- Özofagus (Yemek Borusu) Kanseri
- Pankreas Kanseri
- Pankreas Tümörleri
- Penis Kanseri
- Prostat Kanseri
- Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri
- Rahim Kanseri
- Rektum Kanseri
- Safra Kesesi Kanseri
- Testis Kanseri
- Tiroid Kanseri
- Vulva Kanseri
- Yumurtalık (Over) Kanseri