Arzu Karataş, sağlık sektörünün tam kalbinde yönetici olarak çalışıyor. Hemşire olarak başladığı kariyeri, hastane yöneticiliğine kadar uzandı. Yıllardır bir sağlık profesyoneli olarak meme kanserinde erken teşhisin ne kadar önemli olduğunu çok iyi biliyor ve kadınlara neler yapmaları gerektiğini anlatıyordu. Ama iş kendi kontrollerine gelince, sık sık erteledi. Bir gün meme kanseri olduğunu öğrendi ve hayata bakışı değişti.

Şimdi aynı hastalıkla baş etmek durumunda kalanlara destek olmak ve tüm kadınlardaki farkındalığı arttırmak için meme kanseri savaşçısı oldu. Arzu Karataş, teşhis sonrası yaşadıklarını anlattı.

40 yaşına girerken meme kanserinin kapısını çalmasıyla dünyası başına yıkıldı. "Hastalığı ne kadar iyi bilirseniz bilin, size ‘kansersin’ dendiğinde, o kadar doğal karşılayamıyorsunuz. Kanser, güçlü olacağınız bir alan değil! Tıbbi destek kadar, sosyal desteğe ihtiyacınız var. Yanınızda paylaşacağınız birileri olmalı” diyor. Arzu Karataş, şanslı olduğuna inanıyor çünkü onu hiç yalnız bırakmayan arkadaşları var.

"MEME KANSERİ TÜM ALGILARINIZI DEĞİŞTİRİYOR"

"Kapınızı çaldığında gücünüzün kaybolduğunu hissediyorsunuz, destek gerekiyor” diyor Arzu Karataş. Meme kanseri tanısı alan bir kadının duygularını böylesine açık ifade ediyor. Yıllardır teoride bilip de pratikte yapmadığı şeyi yapmış olsaydı bugün 'keşke' demeyeceğini çok iyi biliyor ve en çok da buna yanıyor, bunun acısını çekiyor! Dünyada her 8 kadından birinin hayatının bir döneminde başına gelen meme kanseri, onun da kapısını çaldı. Bu yıl 40. yaşını karşılamaya hazırlandığı günlerdi. Hem de öylesine bir tesadüfen anladı. Kolunun altında bir kitle tespit etti. Hemen ertesi gün doktora göründü, tetkikler başladı. O gece sabaha kadar uyumadı. Bir an daldı, o kısacık anda rüyasında 'meme kanseri değilsin' müjdesini aldı! Ama yalnızca bir rüyaydı; meme kanseriydi ve 4 evre olan kanserin 2. evresine girmişti bile. Üzüldü, ağladı. Bir kadının en güçsüz anlarını yaşadı. "O noktada dibe vurmaya çok meyillisiniz. Kaldı ki benim için çok daha zordu çünkü ben 22 senelik sağlık sektörü deneyimimde en zor durumdaki hastaları gördüm, onların çaresizliklerine tanık oldum zaman zaman… Meme kanseri teşhisi konunca çok korktum, özellikle kemoterapide, radyoterapide nelerle karşılaşacağımın bilinmezliği beni korkuttu. Bu gibi durumlarda hep en kötü senaryoları düşünüyorsunuz" diyor Karataş.

HER KANSER HASTASININ DESTEĞE İHTİYACI VAR

"Terzi kendi söküğünü dikemez" misali yıllardır hastanede yöneticilik yapsa da, yakın çevresine hep "Lütfen mamografi çektirin, mutlaka smear kontrolünüzü yaptırın" diye önerilerde bulunsa da, meme kanseri olmadan önce nice kanserli hastalarla sohbet etse de, ders almamakla eleştiriyor kendini "İhmal ettim. Hiç 10 dakikamı ayırıp da kendi kendimi meme muayenesi yapmadım. 40 yaşından sonra mamografi çektiririm diyordum hep. Çok tesadüfi şekilde koltuk altıma metastaz yaptıktan sonra fark ettim. 3 santimken yakaladım. Benim için en acı kısmı da o oldu aslında. Ben nasıl bunun farkında olmam, nasıl doktora görünmem, nasıl bu kadar bilinçsiz davrandım, bu kadar büyümesini bekledim" diyor. Şimdi başka kadınlara 'keşke' dedirtmemek için kendini meme kanserine karşı farkındalık yaratmaya adamış; "Hastalığın evresi tüm tedavi protokolünü ve yaşam kalitesini etkiliyor hem fiziksel hem ruhsal açıdan" diyor Arzu Karataş ve ekliyor: "Ama bu süreci atlatmamda en büyük desteğim; ailem, arkadaşlarım oldu ve olmaya devam ediyorlar. Onların verdiği moralle kendimi toparladım. İş hayatımdan tedavi sürecimde hiç kopmadım . Eskiden hafif makyaj yaparken artık çevremdeki insanların moralini bozmamak için makyajıma bile daha fazla önem veriyorum. Onlara iyi görünmek istiyorum”

BAŞKA KADINLARIN 'KEŞKE' DEMEMESİ İÇİN

Arzu Karataş bugün birçok 'keşke'yi birarada yaşıyor. 'Keşke böyle bir hata yapmasaydım, keşke 20'li yaşlarda elle muayenemi, keşke 35'imde mamografimi yaptırsaydım. Doktorlar hastalığımın 1,5-2 yıllık hikayesinin olduğunu söylüyor. Keşke bilinçli davransaydım ve erken teşhis sayesinde küçük bir kitleyi ameliyatla aldırarak hafif geçirseydim bütün bu ayları" diyor. Ama keşkelerin işe yaramadığını biliyor ve artık bu kelimeyi hayatından silmeye çalışıyor. Bundan sonraki hedefi, başka kadınların 'keşke' demesini önlemek! Karataş "Kanserin kapısını çaldığı kadınlarla hayat arkadaşı olmak istiyoruz. Çünkü birçok şeyi, bu hastalığı bizzat yaşamış kişilerden duymak istiyorsunuz. Başınıza neler gelebileceğini öğrenmek, destek almak istiyorsunuz. Bu, insanı çok rahatlatıyor. Ben geri dönüp baktığımda duymak istemediğim tek şey 'güçlü kadınsın' sözü. 'Sen güçlü kadınsın bunu yenersin!' Hayır, kanser güçlü kadın olacağınız alan değil. Kanser gerçekten destekle, beraberlikle aşabileceğiz, üstesinden geleceğiniz bir alan. Güçlü kadın demeyin, destek verin. O dönemi nasıl atlatacağını anlatın. Yanında olun, elini tutun ve o sürecin içinden onu çıkarın. Temel mesele bu. Ben de bu desteği vermek istiyorum" diyor.